Dergi
 
Blog
 
Evrim
 
Marksizm
 
Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > İnançlar ve Dinler > Kitaplı Dinler - Tarikatlar

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

İslamın Emevileşme Süreci / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski08-05-08, 15:53  #1
özedönüş
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,258
İslamın Emevileşme Süreci



1.Siyasal olarak Emevileşme Süreci


Hz. Muhammed vefat ettikten sonra 20 yıl geçmeden tartışmalar içeriden başlamıştır.İlk vefat esnasında sorun çıkarmak isteyenler olmuşsa da Hz.Ebu Bekir ve Hz.Ömer döneminde bir sorun çıkmamıştır.En yakın arkadaşlarının henüz yaşaması ve etkin olmaları sebebiyle kimsenin dine bir zarar verme teşebbüsü de olamazdı.Halife seçilirken bile yaşı 71 olan Hz.Osman’ın halife olması 30 yılık adil ve kurani anlayışın bozulmasını isteyenler için bir firsat oldu.Kendisi çok bilinçli olmasına rağmen aşırı yumuşak huyluluğu ve yaşının ileri olması bazı tavizlerin verilmesine sebep oldu.

İslamın ilk yıllarında müslüman tüm bilinçli sahabeler bulundukları yerlerin valilik görevlerinden alınarak yerlerine Emevi soyundan çoğu Müslümanlığı bile bilmeyenler getirildi.Halkın tüm isteklerine rağmen yönetim kimseyi dinlemedi.Mervan denen şahsın Halifenin Sekreteri olmasıyla sahip olduğu etkinlik sebebiyle Hz.Osman’ın ikinci altı yılını Mervan dönemi bile sayılabilir.Merkezi yönetiminin tüm hatalarına rağmen halifelik hukuku bilinmediğinden azledilme olayı düşünülmemiştir.Mervan’ın, Hz.Osman’ın haberi olmadan onun mührünü kullanarak merkezi yönetimin hatalarına karşı açık muhalefet edenlerin öldürülmelerini istemeleri bunların Medineyi basmalarına sebep olmuştur.Hz.Alinin tüm çabalarına rağmen Mervan tipliler yönetimde kalmış, neticede bir grup Hz.Osmanı şehid etmiştir.

Hz.Osman’ın şehadeti bir kısım için büyük bir fırsat olmuş .bunlar,onun kanını bahane ederek merkezi Halifeyi tanımamışlardır.Hz.Ali önce iç düzenin sağlanması gerektiğini sonradan katillerin hesabını sorulması gerektiğini söylemiştir.Ancak Hem Şam Valisi Muaviye ki bu Emevidir hem de Talha Zübeyr ve Hz.Aişe gibi bilinçli sahabelerden de bazıları karşı çıkmış Cemel denieln savaşında Hz.Alinin güçlü kanıtlarıyla vazgeçmişlerdir.

Ancak Muaviye Hz.Alinin haklı olduğunu gösteren nice kanıtlara rağmen vazgeçmemiş ve amacının İslami olmadığı net anlaşılmıştır.Amr.bin asın da etkisiyle yaşanan tüm olumsuzluklarda büyük etkileri olmuştur.Sıffında karşılaşan bu ordu da Muaviye kantlara rağmen savaşa devam edince yenilme sürecine girdi.Amr tam zaten yeniliyorken bir diplomasi dehasını da burada kullanmış ve mızraklara kuran sayfaları eklemeyi aralarında hakem olunmasını istemiştir.İlk başta düşünülmeyen bu durum tam yeniliyorken düşünülmüş Hz.Ali tarafından çoğu bedevi bazı saf müslümanlar Hz.Aliye rağmen buna kanınca kabul edilmiştir.Bir kısım ise Buna karşı çıkmış ve Hz.Ali Hakem olayını kabul etti diyerek ayrılmıştır.Çoğu bedevilerden oluşan kendileri dışında herkesi kafir gören bunlarla da hz.Ali mücadele etmek zorunda kalmıştır.Ancak bunlar fazla sorun olmadan ortadan kalkmıştır.Kalıntılarından biri olan ibni Mülcem ise H.zAliyi şehid etmiştir.

Emevi dahisi amr burada Muaviyenin hakemi olmuş, Alinin hakemi Ebu Musa ya tuzak kurmuştur.Antalaşmalarında her iki taraf ta azlolunacaktı.Amr Ebu Musaya sen ilk Müslümansın falan diyerek ilk Ebu Musanın karar vermesini istedi.Ebu Musa karara bağlı kalarak ikisini azletti.Emevi Amr ise Emevi Muaviyeyi seçerken Hz.Aliyi tek azletmiştir.hem karara bağlı kalmamış hem işi daha da körüklemiştir.Artık İsla alemi iki başlı bir yönetime sahip olmuştur.Merkez de olan ve herksein kabul ettiği Hz.Ali.Şamda olan ve çoğu İslamı iyi bilmediğinden duygusal olarak heyecanlanmaya açık ooan yerde de Muaviye...Hz.Osman’ın kanının mescide getirmiş ve öcü alınmadan işin bırakılmayacağını söylemiştir.

Hz.Alinin şehid edilmesiyle meydan artık Muaviye ye kalmıştır.Bundan sonra yönetimin tüm kadrolarında Emeviler hakimdir.Karşı çıkan herkes tektir ve bir kadrosu da yoktur.Bunun için Hz.Hüseyin,Abdullah bin Zübeyir,karşı çıkmışlarsa da başaramamışlardır.Biri nerdeyse tüm soyuyla feda olmaktadır hem de Hz.Muhammedin torunu oldukları halde...Diğeri kabede krunmak istemiş ancak emeviler Kabeyi mancınka tutarak hem onu şehit etmiş hem de Kabeyi basmıştır.Hutbelerde artık hz.Ali ve soyu sövülerek vaazlar okunmuş yaşları 80-90 olan bir kısım sahabe dayanmayarak karşı çıkmış karşı çıkanlar mescidin içinde asılmıştır.Medine dahi basılmış bazı kitaplara göre bazıların namusuna geçilmiştir.Ömer bin Abdülaziz dönemi tek ideal İslam uygulanmıştır ama hemen zehirlenmiş ve hükmü sadece 2 yıl sürmüştür.Diğerlerinin içinde kimi kuranı oka tutmuş kimileri sultan olduktan sonra kurana artık senle son görüşmemiz demiştir.

2.İnanç olarak Emevileşme süreci.

Hz.Osman döneminden başlar ve Hz.Ali döneminde had safhaya ulaşır.Hz.Ali sonrasında ise yerine oturur.Şimdi ele alalım

1.Ehliyet :Resmen Hz.Osman döneminde, fiilen Mervan döneminde Yöneticilikteki ehil olma prensibi göz göre göre yıkılmıştır.Hz.Peygamber- ehil olsa- burnu kesik ve siyah biri dahi olsa ona uyun derken bunlar bunu yıkmıştır.Rivayeti Muviyeye dayanan Halifelik Kureyştendir hadisini uydurmuşlardır.Vedaa haccında söylenen ve ele aldığımız ehliyeti öneren, sağlamlığı çok kişiye dayanan mütevatir hadis duruken, Muaviyeye dayanan ve tek yolla gelmiş bir rivayetin neden daha çok benimsendiğini anlamış olmalıyız.Yanı sıra Muaviyeden sonra Hz.Hüseyin başta olmak üzere bilinçli ve ilim sahibi daha iyi halifeliği uygulayacak çok insan varken keyifçi olduğu sabit oğlu yezidi kendisine veliaht tayin etmesi de bu prensibi yıkan en önemli bir etkendir.İslam bir yönetim biçimini önermemekle beraber yöneticilikte ehliyet diğerleri ile istişare anlamında şura ve tüm halk üzerinde adalet tavsiye edilirken,ehliyet zaten anlattığımız şeklinde yıkılırken hiçbir kararda Emevi Hanedanı dışında kimse ile danışılmamış ve Arap olmayanlara da Köleler anlamında Mevali denilerek adaletsizliğin katmerlisini uygulamışlardır.

2.Hadis Uydurmacılığı: HZ.Peygamberin Allah’ın hükümlerini bize anlatmada birinci olduğunu biliyoruz. Vahyin muhatabı olan Zat elbette onun gerçeklerini bizden daha iyi bilecektir. Ancak neyin nerde söyleneceğini ve söylendiğini iyi anlamak gerekir. Yaygın görüşe göre Rasulullah sözlerinin Kuranla karışmaması sebebiyle yazılmamasını istemiştir. Ancak söylediklerinin hazır olmayanlara ulaştırılmasını -başta veda Haccında olmak üzere –ise telkin etmiştir. Bu bağlamda Hadis olayının sözle nakledilmesi hedef edilmiş, diğer taraftan ise kendisine yalan isnat edeninde büyük bir vebal altına gireceğini belirtmiştir.
Hadis nebevi metodun sözlü kısmıdır ve Kuranın genel kuralları ile çelişmez. Öyle gözüken hadis olursa önce tarihselliği bağlamında düşünülüp yorumlanır, aksi takdirde hadis olmadığı anlaşılır.

Hadis tarihinin geneline girmeden söyleyecek olursak sözlü sünnetin yazıya geçirilişi düşünülen bir metod değildir.Çünkü Kuranda hükümler açıklanmış ve Efendimiz de var olan sorunları bizzat çözdüğünden yazılmamıştır.Kuranın yazıya geçirilmesi ,biraraya getirilmesi ve çoğaltılması olaylarında hadislerle ilgili bir gelişme görülmez.Bu yazılı olmamasının da bir sonucudur.
özedönüş is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski09-05-08, 14:21  #2
evaporit
 
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 877

sevgili özedönüş,

hakikaten islami tecrübe açısından en önemli kırılma noktasını ele aldığınız bu konu oluşturuyor...
benim de hep zihnimi işgal eden ve zaman zaman çok duygusal sonuçlara varabildiğim bir döneme tekabül ediyor..
İslami tecrübe bir zamanın önüne perde çekebilecek ki bu çok kalın bir perde, talihsiz olayların yaşandığı ve nesilden nesile aktarılarak bir kültür oluşturulduğunu görüyoruz...
Hem dediğiniz gibi siyasi alanda ve hem de bunun bir payanda noktası olan uydurma hadis alanında çok önemli bir sapmaya zemin hazırlanmıştır..
hukukun siyasileştiği, inanç yapısının deforme olmaya başladığı bu kırılma anı ile birlikte büyük bir değişim yaşanmıştır...
Belki bugün tartıştığımız çok konu üzerinde bu kalın perdenin gölgesidir hissettiğimiz...

lakin ben şu konuyu sizinle tartışmak ve görüşünüzü almak isterim..
bu değişim süreci başladığında Peygamberin yanında yetişmiş yürekli insanlar hakkı üstün tutmak için neden üzerlerine düşeni yapmakta tereddüt ettiler ?

Peygamberin nokta nokta inşaa ettiği islamlaşma süreci bu kadar bir sürede neden kendini emevileşme sürecine teslim etti ?

toplumdaki sosyolojik değişimin yeterince irdelendiği kanaatinde değilim bu konuda ...

bu konuyu önemseyişimin nedeni bir sonraki adımda ''İslamın protestanlaştırılması'' konusuna geçiş olacaktır... bu yüzden bu konuyu önemsememiz gerekir diye düşünmekteyim...

selam ve dua ile ...
evaporit is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski09-05-08, 15:44  #3
özedönüş
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,258

Alıntı:
lakin ben şu konuyu sizinle tartışmak ve görüşünüzü almak isterim..
bu değişim süreci başladığında Peygamberin yanında yetişmiş yürekli insanlar hakkı üstün tutmak için neden üzerlerine düşeni yapmakta tereddüt ettiler ?

Peygamberin nokta nokta inşaa ettiği islamlaşma süreci bu kadar bir sürede neden kendini emevileşme sürecine teslim etti ?


1.Bunun temelinde çoğunun feodal anlayıştan sıyrılamması neticesinde Hz.peygamberin haşimilerden olmasını bazıları Haşimiliğin egemenliği olarak anlamıştır.Mekkedeki kabilelerin çabul feodalizme yenik düşmeleri bundandı.

2.Medine Döneminde islamın hızla yayılması düşünce sürecinden geçmeden yığınların müslüman olmalarına sebep olmuştur.Kuran"Bunlar inandık derler,deki:hayır,inanmadınız,fakat müslüman olduk deyin" diyerek bunu açıklamaktadır.Hz.Muhammedin çekirdek kadrosu bu yığınların arasında zayıf duruma düşmüştür.

3.Yine bu yeni müslüman olanlar, dini tam öğrenememedikleri için bazıların dolduruşuna çabuk gelmişlerdir.Haricilik bu duygusal sıçrayış sonucu oluşmuş bir ekoldur.

4.Hz.Ali suikast sonucu ölmeyip meydanı Muaviyeye bırakmasaydı bu çöküş bu kadar erken başlamayacaktı.Çöküşün diğer milletler müslüman olmadanbaşlaması ise başka bir talihsizlik omuştur.

Şimdilik bu kadarını hatırlıyorum.Paylaşımınıza bağlı olarak başka seçeneker de aklıma gelebilir
özedönüş is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski09-05-08, 16:40  #4
doğançay
 
doğançay'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 3,348
Emevileşme Sünnileşme,Araplaşma ise Alevileşme/Şiileşme İranişeme midir?

Alıntı:
Sayın doğançay şöyle demiş:

Mesajı Göster
Sünni inancın Efsane Lideri,İmamı İmamı Hanefi Emeviler'in sonu ve Abbasilerin başı döneminde yaşamıştır.

Peygamber soyundan olduğu iddia edilen Ehl-i Beyt kesime gerek Emeviler ve gerekse Abbasiler döneminde yapılan haksızlıklara karşı çıkmış işkence görmüştür.
Döneminde öğretmenlerinin kimileriyle birebir anlaşamadığından onların dergahına girmeyi reddettiği gibi onu usta kabul eden öğrencileriyle kendisini aynı seviye de tutmuştur.

Sünniliği reddeden kimi kesimlerde esrarın ibadette masum bir nesne gibi kullanılmasına karşı çıkmış kimi Şii grupları İslam'dan uzak olarak nitelemiştir.Ta.. o dönemlerde haşhaşın aslında esrarın Ortadoğu Coğrafyasında ticari meta olarak kullanılması konusunda döneminin inananlarını aydınlatmağa çalışmış gayrı Müslim bilim insanlarıyla da bilgi alışverinde bulunmuştur.

Sünniler'le Şiiler arasındaki anlaşmazlığın kökeninde bu esrar ticaretinin Sünniler'in haşhaşı reddetmesi asıl dönüm noktalarından olmuştur.


Harun Reşid bu esrar ticaretine engel olmaya çalışan ilk yasaları çıkarmıştır.

İran Şiiliği'nin köktendinci biçime bürünmesiyle esrar kullanımı yasaklandıysa da kimi tarikatlarda hala neredeyse kutsal bir içim metası olarak kullanılmaktadır.

Aleviler de ise Şiiliğe yakınlık nedeniyle şarap ,sonraları yeni oluşturulan Cumhuriyet dönemi içki kültürü ile rakı görenek olarak kalmış.

Laikler ve Aleviler bunun son temsilcileri olmuşlardır.


İslamın Emevileşme sürecinin Türkiye'deki yansıması Sünniler'e kalmış ama Şiiliğe yakın İslamın Abbasileşme süreci ise Aleviler'e kalmıştır.

Süreç üstünkörü böyle işlemiştir.

Saygılar,
doğançay
.................

.................
__________________
Ezberciliğin raconu Batı'ya öykünmektir!
doğançay is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski09-05-08, 17:47  #5
evaporit
 
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 877

sevgili özedönüş,

söylediğin nedenleri kabul ediyorum...bu söylediklerin hakikaten bir siyasallaşma süreci olarak tarihimizdeki emevilik hareketinin çıkış noktasıdır...
ben bu noktada karşı bir islami duruşun neden ortaya çıkmadığını daha çok merak ediyorum...
özellikle medine muhasarasında yaşanan üzücü olayları hatırlıyorum...
3 gün boyunca yaşanan insanlık dışı vahşeti düşündükçe aklım ve hafsalam almıyor ...
peygamberin emanetinin daha sıcaklığı avuçlarında olan Medine ahalisinden bir tek kurşun rivayetine rastlamadım...
Muaviyenin sahabenin boynuna kılıç dayayıp oğlu yezide beyat alması karşısında islamın şerefini ve izzetini koruyacak bir tek şehadet haberi okuyamadım...
peygamberle her türlü eziyete ve işkenceye katlanan, ama zulüm karşısında eğilmeyen o yürekler sanki arkasını dönüp gitmiş de, yerine başka bir topluluk getirilmişti...
senin yorumun nedir bu konuda ?
evaporit is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski09-05-08, 18:09  #6
özedönüş
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,258

Aslında Hz.Aliden sonra Hz.peygamberin çekirdek kadrodan kimsenin kaldığı söylenemez.Varoaln bir kaç kişi var.80 yaşını aşkın olan bunlar da cami içerisinde asılıyorlar.80 yaş ve üstü insanlar ne yapabilirdi ki..Birde Hz.Alinin şehadetinden sonra büyük bir devlet terörü de olmuştur.Ne var ki kadrolaşarak karşı çıkma düşünülememiştir.

Yine Hz.Hüseyinle başlayan bazı kişisel başkaldırılar olmuştur ki Sayın Doğançayın örnek verdiği Ebu Hanife de bunlar arasındadır.

Bu dönem çok iyi okunmalıdır.Hatta Hz.Peygamberin cesedi yerde iken halifeliğin konuşulması bizi derinden düşündürmelidir.Prod.Dr.Ahmet Akbulutun "sahabe dönemi iktidar Kavgaları" kitabı okunmaya değer...
özedönüş is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski09-05-08, 18:23  #7
evaporit
 
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 877

aklımda hep islamın sivil bir hareket olarak kaldığı düşüncesi yer ediyor..
iktidar siyasi olarak ne zaman güçlendi ise, islam da o kadar kendisini merkezin dışına itmiştir... Ebu hanifenin görevi reddetmesi bunun gereği gibime geliyor...
Tasavvufun gelişmesi de bu dönemin ve bu siyasi gelişmenin eseridir diye düşünüyorum... Müslümanların kendilerini ve inançlarını korumak üzere direnişi seçmek yerine ''hiraya'' dönme fikri, sanki islamın ''sivil'' bir damarının olduğuna işaret ediyor...

müslümanların iktidardan ve siyasetten uzak kalmalarının bir diğer nedeni de, iktidarın muhteşem dönüştürücü gücü idi.. çünkü müslümanlar iktidarın ve siyasetin dönüştürmesi yerine Hira'da ''Erkam'ın evine dönüşün hesabını yapıyor olmalılardı...

Aynı hareketi Gandinin sivil itaatsizlik hareketinde de görüyorum...
Acaba islamın özünde bir sivil özün varlığı nedeniyle mi islamlaşma süreci saltanat sürecine teslim oldu ? diye düşünüyorum...
Yoksa sünni hukukçuların ''fitne'' eksenli içtihadlarının müslümanları itaatkar ve uysal birer koyun haline sokmalarından mı kaynaklandı ?
açıkçası belki hem senin ortaya koyduğun doğal tasfiye süreci ve hem de islamın dinamiklerinin budanmış olması birer etken olmuş olmalı...
evaporit is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski09-05-08, 18:35  #8
özedönüş
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,258

Ele aldığımız bu konu müslümanların kendileri ile hesaplaşması bağlamında çok önemli bir görev görmektedir.Bunun için konunun çok yönlü araştırılması gerektiğini düşünüyorum.O halde her bir gelişmeyi tam analiz ederek konunun sürdürülmesinin imkanı olduğunu düşünüyorum.

Sahabeler gerçekten neden bu kadar erken bir çözülme ile karşı karşıya kaldılar?

iyi niyetleri Emevilerin entrikaları tarafından sömürüdlüğü için mi?

Ama şu var ki ilmi çalışma ve ferdi ilmi heyecan 3 asır devam edebilmiştir.
özedönüş is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski09-05-08, 19:43  #9
evaporit
 
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 877

Atatürk'e isnat edilen güzel bir vecize vardı...
hani bir yabancı elçinin ziyareti esnasında servis yapan hizmetçiler kazara ellerindeki tepsiyi yere düşürüp etrafa saçarlar ya...
Atatürk de ''bu millete bir tek hizmetkarlığı öğretemedim..'' demiş ya..

hakikaten çok güzel bir alıntı değil mi ?

Müslümanların yabancısı oldukları bu politika ve siyaset işini pek öğrenemediklerini sanıyorum... bu yüzden müslümanları hep Ebu Zerr olarak hayal ediyorum...
Oysa Ömer tarihe düşülmüş bir Hukukçu Hakimdir... Osman ekonomist... Ali ise ilmin kapısı...unuttuğumuz ise yabancısı olduğumuz bu dünya...bizi içine her girdiğimizde alıyor ve acımasızca dönüştürüyor...
Ebu Zer eğer yalnız yaşamasaydı kent onu dönüştürürmüydü ? cebinden düşen o bir kaç dirhem nedeniyle mi Ashabı Suffa'dan o kimsenin cenaze namazına gitmediler ?
bunun için mi Ebu Zerr kendisine yapılan teklifleri reddetmişti ?

sanırım üzerinde konuşacağımız çok konu var...
ama en başta gelen konu sanırım peygamberin direniş öğretisini yeniden okumak olacaktır.. sivil itaatsizlik acaba ümmet olma bilinci ile buluşturulabilir mi ? bunu düşünmek gerkiyor...
evaporit is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski09-05-08, 21:17  #10
süpheci
 
süpheci'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,408

Sevgili özedönüs:


İslamda emevilesme sürecini gayet iyi anlatmıssınız: Bu sizin yazınız dahi, islam dininin semavi bir din olmayıp, dunyevi bir din olduguna delalet eder. Kısaca diger dinler gibi bir din.


Bu kanıya nerden vardıgımı seslendiriyor gibisiniz. Hemen söyliyeyim efendim. Muhahammed henüz vefat etmeden günler önce ashab ''asara mubassara'' varya, birbilerinie girdi. Muhammed'in vasiyet yazmasına izin bile vermediler. Muhammed'i o kadar üzdüler ki, bu dünyadan gözü arkada kalarak gitmesine neden oldular. Bütün entrikaların kaynagı Ebu bekr, ve Ömer idi. Ömer'in, o yüce peygambere, vasiyet yazdırma istegine karsılık/ ''aklı basında degil bunun ne vasiyeti yazdıracak'' demesi yokmu Muhammed'i kahr etti. Muhammed küstü, darıldı, kırıldı. Fatima bintul nebi bu olanlara o kadar üzüldü ki, yasaması bile imkansız hale geldi. Ebu bekr ve Ömere babası gibi küskün, dargın, kırgın olarak hayata veda etti.



Ebu bekr'in fatima bintul nebi ve zevcesi aris'unnebi olan Hz ali'ye yaptıklarını hitler yahudilere yapmadı, ama inanırlar bunları bilmez. Eger muhammed'in vasiyet yazmasına izin verselerdi, o vasiyette neler olacagını kendileri biliyordu zaten, üstelik yazıya dökülen vasiyet niteligindeki yazıda imha edildi.


Peki bütün bunlar neden oldu? E cünkü efendim Muhammed Allah elcisi felan degildi, mekke devletini Ebu sufyanın elinden alan bir liderdi sadece. E eshabta bunları biliyordu. Hele Muaviye! katibunnebi yokmu, pusuda bekliyordu, babasının devletini geri almak, kendi soyunda olanları katl eden Hz aliden intikam almak icin sabırsızlanıyordu.


Ebu bekr o kadar kötü bir insandı ki, Fatima bintul nebiye babasından kalan fedek bahcelerini vermeyerek, aclık icinde, sefalet icinde ömür sürmesine neden oldu, zaten fazlada yasamadı. Ebu bekr, fedek bahcelerini Fatima'ya vermeme kararını Muhammed'in hadisine dayandırdı, ''peygamberler miras bırakmaz'' hadisinin engel teskil ettigini söyleyerek... Ama aynı Ebu bekr, Peygamberin hic bir hadisi, önerisi olmadıgı halde Kurân'ı kitap haline getirdi. Gerci buna uzun süre dayandı ama, en sonunda cevrenin etkisine yenildi.


Peygamber vefat ettiginde, bedeni ortada kaldı Asara mubassara'' denen ashab birbirlerine o kadar siddetle davrandılar ki O yüce peygamberin bedeni unutuldu gitti. İste tam bu sırada Ebu bekr ve Ömer hic bir paygamber döneminde emsali bulunmayan entrikalara giristiler. Hz ali bunu görüyordu, Fatima bintul nebi bunu görüyordu, cünkü onlar ehli beytti. Onların her seyden haberleri vardı ama, karsı koymak icin gücleri yoktu.



Konu cok uzun devam ederiz belki, ama sunu söylemekte yarar var; muhammedin yasamı,amacı sadece bir arab devleti olusturmaktan baska bir sey degildi. Ölümünün ardından husule gelen olaylar bunun kanıtı. O ilim sehrinde terbiye gören sahabelerin neden birbilerine girip, neden birileri tarafında öldürüldüklerini acıklıyor. Sadece gücü ele gecirmek... Cünkü artık ortada bir islam devleti vardı.


Halifeler döneminde meydana gelen ve islam peygamberinin kemiklerini sızlatan olayların sebebi bu. Tarafsız tarihcilerin kitaplarını okursanız, o asara mubassara'' denen ashabın öncelikli olarak cehennemin dibine gönderileceklerine iman edersiniz. Kısaca konu cok uzun devam ederiz.


Ben sadece genel bir manzara cizdim. Ama suna emin olun, Muhammed'in yasamıda, yasam sonrasıda sadece siyasettir. Ve muhammed bu kadar basarılı olacagını dahi tahmin edemedi. Bunu nerden anlıyoruz? Cünkü muhammed, devlet yönetimi ile ilgili hic bir kural ve kaide gelistiremedi. Zaten ashabın ve inanırlarının bütün kavgalarınada bu kuralsızlıklar neden oldu, taki peygamber torunu Hüseyn katl edilip intikam alınana kadar. Tarihte hic bir siyasi tragedi kerbela kadar acı degildir.


Muhammed'i henüz ölmeden öldürenler, kendisinin cennet ile mücdeledigi kimselerdi. Muhammed dahi bu kadar kötü olabileceklerine inanmıyordu, cünkü artık kendisi ölüyordu ve öldü.


Geride yüzlerce yıl süren kavgalar, acılar, catısmalar, anlamsızlıklar bırakarak... Muhammed sadece siyasi bir liderdi. O asara mubassara'' ise, sadece cehenneme odun olacak kadar degerliydi devam ederiz in arade rabbi ve ene rabbukum.


saygılar.


Devam ederiz...
__________________
Bütün insanlar kardestir.
süpheci is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Nükleer santral ve enerji gündemi Antioksidan Türkiye Siyaseti 74 18-07-08 13:09
İslamın sembolü nedir? emintürk Türkiye Siyaseti 21 20-03-08 15:04
''Kanımız Aksa da Zafer İslam'ın''... Eğitmen Türkiye Siyaseti 15 09-02-08 15:07
Türkleştirme süreci devam etmeli Gelibolu Türkiye Siyaseti 10 16-10-07 14:24
Kıbrıs Çözüm süreci üzerine alternatif spekülasyonlar Antioksidan Dünya Siyaseti 81 02-10-05 20:17


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 23:11.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz