"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Şeriat Nedir? Ne Değildir?/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Diğer kategoriler dışındaki her şey |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 107
| Din tanrı ile birey arasındaki bir konu değildir. Dinin yapısı ve getirdiği yaptırımlar sonucunda, din toplumsal bir olgudur. Din maddi ve manevi dünyayı düzenleyen kanunlar getirdiği içindir ki tanrı ile birey arasında kalamaz. Din bir vicdani özgürlük değildir, ya içinde olup yaşarsınız (toplumun bütünü içinde), yada dışında kalırsınız. Din yada benzer inanç sistemleri kendini dayatır zorla bireye. Güncel deyimle mahalle baskısı ile başlar görünsede içinde tamamen o dinin temelini oluşturan kurallar bütününü tanımlayan şeriat yatar, tüm inanç sistemleri kendi bütünselliğinde ve inananları vasıtası ile koyduğu ilk kural olarak diğerini kendine dahil etmek kuralını en başa koyarak başlarken tanımlamaya şeriatı, bütünsel şekli ilede diğeri açısından bir dayatma unsuru olarak da varlığını sürdürür tüm coğrafyalarda. Şeriat nedir sorusu bu yüzden önem kazanır, günümüz okumayan ve sorgulamayan apolitize gençlik için, salt İran yada benzeri ülkelerdeki şekliyle, çağrışımlarla ifade edilen bir terimmiş gibi algılansada, şeriat tüm dinsel inanç sahiplerini bağlayan bir terimdir. Kendini salt en basit bir inanan olarak tanımlayandan, en radikal inanana kadar bağlayıcı bir kuraldır, bence öncellik kişinin kendini tanımladığı inanç kıvamında seyretmesi gerektiği yönünde olsada, malesef yaşamda bu şekilde seyretmez. Bir dinin şeriatı eğer ''öldürmeyeceksin'' diye bir kural koymuşsa bu tümünü kaplar reelde, ben şöyle inanırdım yok öyleydi böyleydi diye şahsi yada tarikat yorumları örnekteki tanrı emrini çiğnemek olurki buda tüm inançlarda dinden çıkmak yada benzeri yaklaşık şerri hükümler ile vuku bulur. Özetle bahsi edilen Tanrı/Tanrılar'ın kati emri olan Şeriattır ki bunun beşeri kanunlar gibi bir tabi olmamak lüksü yoktur. Ben özetle ve ülkemiz çoğunluğu doğrultusunda ki inançlar konuyu tartışmaya açmak istedim. Burda anılmayan Bahailik vb. gibi bir çok inanç sistemide kendi şeriatını içinde barındırır. Etimoloji ve Tanım Şeriat; Arapça kökenli bir sözcük olup; "yol, mezhep, metod, âdet, insanı bir ırmağa, su içilecek bir kaynağa ulaştıran yol" anlamına gelir. İslam dinindeki terimsel anlamı ise "ilâhî emir ve yasaklar toplamı", "İslam'ın kutsal kitabı Kur'an'ın âyetleri, İslam'ın peygamberi olan Muhammed'in söz ve fiilleri (sünnet/hadis) ve İslâm bilginlerinin görüş birliği içinde bulundukları hususlara dayanan ilâhî kanun"dur. Bu açıdan anlam olarak din terimine benzeyen şeriat teriminin din teriminden farklılığı kullanım şeklindedir. Zira şeriat, "dinin insan eylemlerine (amel) ilişkin hükümlerinin bütünü", "dinin dışa yansıyan görüntüsü ve dünya ile ilgili hükümlerinin tamamı", "İslam Hukuku" gibi anlamlar için kullanılmaktadır. Kısaca dini hükümlerin bütünü ve dinin dünyevi ve maddi yönü olarak tanımlanabilir. Şeriat sözcüğü şer sözcüğü ile aynı kökten gelmektedir. Bu sözcük beyan etmek anlamında olup, şeriat koymak manasında da kullanılır. Şeriat koyana "Şâri'"denir. İslam dininine göre tek şâri' yani şeriat koyucu (yani kural/hukuk koyucu) Allah'dır. Allah'a bundan dolayı "Şâri-i Hâkim" veya "Şâri-i Mübîn" denildiği de olur. Ayrıca, İslam dininde peygamberler Allah'ın hükümlerini yani şeriatını ortaya koydukları ve insanlara haber verdikleri nedeniyle şari olarak anılabilirler. Şeriat sözcüğünün çoğulu "şerâyi"dir. Şerîat kelimesi diğer kanunlar/dinler için de kullanılabilir. "Musa'nın şerîatı", "Zerdüşt şerîatı" gibi. Kelimenin terim anlamı Mekke'de belirlenen şu âyette görülür: "Sonra seni bu işte apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy. Hakkı bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma" (el-Câsiye, 45/18). İslam inancına göre son peygamber olarak kabul edilen Muhammed'den önce de birçok peygamber çıkmıştır, bu peygamberlerin çoğunun Allah tarafından yeni bir şeriat yani kanun bütünü ile gönderildiğine inanılır, Muhammed'in getirdiği şeriat'ta önceki şeriatların bir devamı ve tamamlayıcısı niteliğindedir İslamiyete göre. Bu Kur'an'ın şu ayetinde görülebilir: "Allah dini doğru tutmanız ve onda ayrılığa düşmemeniz hususunda Nuh'a tavsiye ettiği, sana vahyettiğimiz, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiyede bulunduğumuz dinle ilgili hususları size şerîat olarak koydu” (eş-Şûrâ, 42/13). İslamda Şeriat Üç Ana Bölüme ayrılır; Klasik İslam hukuku'nda fıkıh alimleri, şeriatı üç ana bölümde incelemiştir: İbadetler, muâmeleler ve ceza hukuku. İbadetler: İbadet İslam'da, genel olarak Allah'ın hoşnut ve razı olduğu her çeşit eylemi kapsamına alır. Özel anlamda ise, âyet ve hadislerde özel şekil ve şartları belirlenen ibadetlerin uygulanması kastedilir. Namaz, oruç, hac, zekât ve kurban İslam'daki ibadete örnek olarak verilebilir. Muameleler: İnsanlar arasında medenî, ticarî, ekonomik ve sosyal bütün ilişkileri, insanların devletle ve devletlerin de birbirleriyle münasebetleri bu bölümde yer alır. İslam dini doğumdan ölüme kadar evlenme, boşanma, nafaka, velâyet, vekâlet, vesâyet, miras, alış-veriş gibi toplum hayatının gereği olan tüm medenî muâmelelere ve hatta devletler hukukuna ait hükümler getirmiştir. Ceza hukuku: İslam şeriatının kullanımda olduğu bir İslam ülkesinde, İslam dininin emir ve yasaklarına uymayan ve/veya toplumsal düzeni bozmaya çalışan kimselere karşı verilecek bedeni, mali veya caydırıcı bazı cezai hükümleri kapsar. İslam Şeriatının Kaynakları İslam şeriatı klasik olarak temelde dört delile dayanır. Bunlar Şer'i deliller olarak da anılan: Kitap Kur'an, Sünnet, İcmâ' ve Kıyas'tır. Kur'an, (içerdiği hükümler) Sünnet, (İslam'ın peygamberi Muhammed'in söz ve fiilleri) İcmâ' (İslam bilginlerinin görüş birliği içinde bulundukları konular) Kıyas, (birbirine benzeyen meselelerin hükümlerinde de benzerlik bulunması) Fakat azınlıktaki bazı İslam hukuku bilginleri bu dört temel delilden İcmâ' ve Kıyas'ı kabul etmemişlerdir; örneğin Zahiri mezhebi gibi. Bir hükmün İslami nitelik taşıması bu kaynaklardan birisine dayanmasına bağlıdır. Şerîat hükümleri Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyastan başka fer'î deliller adı verilen maslahat (toplum yararı), örf ve adet, İslam'dan önceki şeriatlar (Şer'ü men kablena), Sahabe görüşleri (Sahabi kavli) gibi delillere dayanılarak müctehitlerce bir sistem halinde açıklanmıştır. İslam dininin en önemli İslam hukuku bilginlerinden olan; Ebû Hanîfe (ö. 767), Şâfiî (ö. 819), Mâlik b. Enes (ö.795) ve Ahmed b. Hanbel (ö. 855)'in temsil ettiği İslam hukuku (fıkıh) ekolleri şer'î hükümleri bir bütünlük içinde sistemleştirmişlerdir.(3) __________________
Hayale, düşe, doğa ötesine karnım tok Cine, periye, tanrıya, iblise karnım tok Adam gibi yaşadım şu dünyada diyebilsem bir gün Gerisine karnım tok (A.Behramoğlu) |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 107
| İslamiyette (genel çoğunluğu oluşturan sünni İslama göre demek daha doğru sanırım); 1- Şeriatı kulları için Allah koymuştur. 2- Şeriat, dini ve dünyevi hükümlerin tamamıdır. 3- Şeriat, "din" kelimesiyle eşanlamlıdır. 4- Şeriat kavramının içinde, imani hükümlerin yanında ahlaka, ibadete ve günlük hayattaki işlere dair hükümlerin hepsi vardır. 5- Genel anlamda, her peygamberin getirdiği ilahi kanunlarada şeriat denir. 6- şeriat kelimesiyle açıkça; Kur'ana, hadise ve icmaya dayanan hükümler kastedilmiş olur. Elmalılı hamdi'nin "hak dini Kur'an dili" adlı eserinde; 1-Şeriatı Allah koymuş ve kullarından sorumlu tutmuştur. 2-Allah şeriatı, kullarının ebedi hayata ve hakiki saadete ulaşmaları için gönderilmiştir diye açıklar. Bediüzzaman Said Nursi (Kürdi) şeriatı ikiye ayırarak şöyle ifade eder; 1- "küçük alem" olan insanın fiillerini ve işlerini düzenleyen ve Allah'ın "kelam" sıfatından gelen bildiğimiz şeriat. 2-"büyük insan" olan alemin hareketlerini ve durumlarını düzenleyen şeriat. Şeriat sadece Müslümanların kullandığı bir kavram değildir, Yahudiliktede vardır bu kavram, olmasıda doğaldır çünkü İslam iddia eder ardılı olduğunu Yahudiliğin. Yahudiliğe göre kısaca Şeriat nedir dersek; ''Şeriat Tanrı'nın Musa peygamber aracılığıyla İsrail halkına vermiş olduğu kanun veya yasaların tümüdür. Bu kanunların bazısı Yahudi halkının ibadet şekli, kurban sunuşları, kahinlerin hizmetiyle (Levililer kitabı) ilgilidir. Bazıları da on emir gibi bizzat Tanrıca verilmiş ahlaksal buyruklardır. Diğer yasalar pratik, sivil veya sosyal yaşamı içeren kanunlardır. Kölelere karşı tutum, mirasların dağılımı, mal mülk edinme, toprağı işlemek vs… gibi pratik yaşamda karşılaşılan sorunların çözümüyle ilgilidir.'' (1) İslamiyet'teki kadar katıdır yahudilikteki şeriat, sonradan oluşturulan bir çeşit kast sistemi ile yahudilik en katı şeriat hükümleri taşıyan bir inanç sistemdir, getirdiği kanunlar ile insan yaşamının doğumdan ölüme tüm anını belirler ve yönlendirir. Hıristiyanlık bu noktada diğer doğmatik dinlerden ayrılır hemen, kendi içinde laik devrimi yapmış olmanın verdiği güvenle. Gerçi Şeriat sistemi ile tapınan ve yaşayan Hıristiyan tarikatları vardır ama bunlar genele nazaran çok azınlıktadırlar. Hıristiyanlık şeriata şöyle bakar; ''Şeriat veya yasanın tümünü Tanrı'yı memnun eder derecede uygulamak veya izlemek olanaksızdır der Hıristiyan inancı. Örneğin bir kimse on emrin dokuzunu yapıp da birini çiğnerse hepsinde de suçlu sayılmaktaydı. (Galatyalılar 4; ve Romalılar 7'nci baplar) Pavlus'un da belirttiği gibi ‘Eğer şeriat ‘tamah etmeyeceksin' dememiş olsaydı biz tamahı veya tamahın günah olduğunu bilmeyecektik. Şeriat günahın varlığını ve yıkıcılığını belirgin kılar (Rom 7:7-14). Hıristiyanlıkta Tanrı şeriatı bir kural olmaktan çok yasakladığı şeyleri bildirmek adına kor inançlarına göre,İslamdaki gibi kesin kurallar yerine seçimi bir yerden sonra insana bırakır, tabii bu ruhban sınıfının kontrolündeki Katolik tarikatında çok daha sert uygulanmaktadır diğer hıristiyan tarikatlara istinaden. ‘İmandan gelen doğrulukla donatılalım diye, ruhsal yasa (şeriat) Mesih'in gelişine dek bizlere eğitmenlik yaptı. Ama şimdi iman geldiğine göre bundan böyle ruhsal yasanın eğitmenliği altında değiliz.' (Gal. 3:23) ‘ Mesih kutsal yasanın sonudur.' (Rom. 10:4). Bu demektir ki, şeriat kurtuluş veremez hıristiyan şeriatında. Ancak insana insanın günahlılığını ve kendi kendini kurtaramayacağını gösterip, Tanrı-İsa'ya, inayete ve kurtuluşa sevkeder dünyevi yaşamda. İşte Hıristiyan şeriatının başlıca amacı budur. İncil kurtuluşun kesinlikle şeriatle olmayıp, Tanrı-İsa'ya iman yoluyla inayetle olduğunu ilan eder. Pavlus'un belirttiği gibi : ‘İnsanın şeriat işlerinden değil, ancak Tanrı-İsa imanı ile salih sayılacağını bildiğimizden biz de Tanrı-İsa'ya iman ettik.' (Gal. 2:16; 3:11; Rom. 3:20; Elçi. 15:10-11). Mesih İnanlıları Mesih'in getirdiği yeni inayet düzenlenmesi altında bulunduklarından artık şeriat altında değillerdir (Gal. 3:23) . (2) Burda bahsedilen ve red edilen şeriat yahudi şeriatıdır, yerine ise hıristiyanlık kendi şeriatını koyar ilk önce. __________________
Hayale, düşe, doğa ötesine karnım tok Cine, periye, tanrıya, iblise karnım tok Adam gibi yaşadım şu dünyada diyebilsem bir gün Gerisine karnım tok (A.Behramoğlu) |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 107
| Kimilerince heteredoks bir inanç/din olan Alevilikte şeriat ise; Aleviliğin ahlak felsefesi özet olarak “Dört Kapı Kırk Makam” da toplanmıştır ve Alevi-Bektaşiliğin etik kurallarının esaslarını oluşturur. Dört Kapı ve bu kapıların onar makamı aşama aşama insanı kendisine, ailesine ve topluma yararlı olgun insan durumuna yükseltmektedir. Alevi-Bektaşi felsefesindeki anlamı üzerinde değişik yorumlar yapılmaktadır. Onun içeriği yani aşamalarının anlamı hiç şüphesiz Sufiliğin mistik ve gizemli havasını taşımakta olup, o yolu benimseyenlerin özel anlamlarına sahiptir. Anadolu’daki Alevilerin ser-çeşmesi, Hacı Bektaş Veli’ye göre insan Tanrı’ya belli aşamalardan yani dört kapı ve bunların kırk makamından geçerek ulaşır. Dört Kapı’nın Hak yolunda yürüyen bir insanın yaşamında geçirdiği manevi aşamalar olduğunu kabul edenler de vardır. Buna göre; 1. kapı Şeriat, (yasa) kendi öz benliğini kötülükten arıtmayan, gelişmemiş olgunlaşmamış insanın, din kuralları ve yasalar zoruyla eğitilmesi, kişilere ve topluma zarar verecek hareketlerine meydan verilmemesidir. Yel ehli hava ile özleştirilmiştir. 2. Kapı Tarikat, (yol) insanın kendi istek ve iradesiyle, hiçbir dış zorlama olmadan her türlü kötülüğü benliğinden kovabilmesi, elinden gelebilecek tüm iyilikleri hiç kimseden esirgememesi devresidir. Od/Ateş Alev ehli ateş ile özleştirilmiştir. 3. Kapı Marifet, (marifet beceri) duygu ve ilimde en yüce düzeye ulaşmak, tanrısal sırlara erişmektir. Su ehli, su ile özleştirilmiştir. 4. Kapı Hakikat, (gerçek, tanrı) Hakk’ı görmek, zaman ve mekan içinde tanrısal alemin gücü içinde erimektir. Turap/Toprak ehli toprakla özleştirilmiştir. Şeriat, anadan doğmak; Tarikat, ikrar vermek; Marifet nefsini bilmek; Hakikat, Hakk’ı özünde bulmak yollarıdır biçiminde anlatanlara da rastlanır. “Her kim ki şeriatın on makamından birisini dahi yerine getirememişse Tarikat makamına, Tarikatın on makamından birisi dahi eksik olsa Marifet makamına , Marifetin on makamından birisi dahi eksik olsa, Hakikat makamına eremez. Ol kişi dört kapı kırk makamı eksiksiz olarak yerine getirirse ancak sırrı Hakikat’a ulaşır”. HÜNKAR BEKTAŞ VELİ (4) Dinsel bir yaşam süren tüm siyasal sistemler, İnandıkları Tanrının yada tanrıların emirleri doğrultusunda ve zamanla oluşturulmuş bir Dinsel hukuk etrafında yaşarlar. Burda benim belirttiğim hususta bu doğrultudadır, bunun adıda dinsel literatürde Şeriattır. Şeriat; dini ve dünyevi hükümlerin tamamıdır. Hiç bir din yada tarikat yada dinsel inanç belli hükümler ve kurallar olmadan var olamaz. Bahsi geçen yasalar nelerdir tek tek saymanın doğru olacağını sanmıyorum ama kısaca yaşam ile ilgili yasalardır bunlar, bireylerin ve toplumun düzeni ve karşılıklı ilişkileri ile ilgilidir bu yasalar. Din ile ilgili yasalardır bunlar. Din ile ilgili kurallardır bunlar. Din Terminolojisinde bir terim olan Şeriatta bize salt Suudi Arabistanı çağrıştırmamalıdır. Örneğin; Kur'anda yazan ''Fitne ortadan kalkıp din yalnızca Allah'ın oluncaya kadar savaşın'' (Bakara-193) ayetini görmezlikten gelmek yada uymamak bir müslüman için Allahın emrine karşı gelmek yani şeriatına uymamaktır, gene şerri hükümlere göre bununda bir kaç yaptırımı vardır, aslında bu ayet başlı başına İslamı şeriatı özetler niteliktedir zaten. 1- Brüksel İncili (Avederanagan) Kilisesi (özetle) 2- Brüksel İncili (Avederanagan) Kilisesi (özetle) 3- Vikipedi (kısmen) 4- Alevilik.dk sitesi'nden özetle __________________
Hayale, düşe, doğa ötesine karnım tok Cine, periye, tanrıya, iblise karnım tok Adam gibi yaşadım şu dünyada diyebilsem bir gün Gerisine karnım tok (A.Behramoğlu) |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| İslamın sembolü nedir? | emintürk | Türkiye Siyaseti | 21 | 20-03-08 15:04 |
| Sosyalizm nedir? Ne değildir? | melnur | Siyasi İdeolojiler | 60 | 15-02-08 20:25 |
| Masonlar | mayın | Arşiv | 33 | 18-04-07 20:43 |
| Kader nedir ? | petricli | Arşiv | 140 | 02-12-06 16:59 |
| Allah nedir tanrı nedir? | Elenorin | Arşiv | 51 | 01-11-06 13:32 |