"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Miraç / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 3,253
| Gecenin bir vakti… Uyku içinde; uykudan uyandı…Ter içindeydi… Sıkıntıdaydı belli… Tanrı’nın Meleği başucunda beklemekteydi, yine… Doğruldu ve baktı ona… Endişe dolu düşüncelerle… Döndü karısına dokundu… Varlığını hissetmek istemişti…Bir güç ve belki de bir destek… Hiçbir şeyden habersiz uyuyordu… Korku… kaplamıştı yüreğini yine…Tarif edilemez… Melek bütün azameti ile aldı… Çekti, kendi içinden onu… Göğsü sıkışıyordu… İçsel bir sıkıntı… Belki bir serzeniş… Kime ve neye…Sesini çıkaramadı bile… Aklı mengenede sıkıştırılmış gibiydi adeta… Çok karışık bir duygu sağanağı vardı, zihninde… Ve ayırdında değildi; ne olup bittiğinin… Yatağına dönüp baktı ardından; Cebrail onu dışarı doğru çekerken… Kapıya çarpmıştı çıkarken ve fakat hissetmemişti… Garipsedi yalnızca bunu… Burak dedi Tanrı’nın görevlisi… Burak; bineğimiz bu… Üzerine binip göğe yükseldiler hızla, arşa… Yükseldikçe her şeyin küçüldüğünü görüyordu.. Ve uzaklaştığını, her şeyden… Kudüs’ün üzerine geldiler ve Melek gösterdi… Bak dedi…Bak!... Burası Kudüs… Çok korkuyordu, hala…Aynı hızla döndüler geldiler Mekke’ye, sonrasında… Yükselmeye devam ettiler… Ben; O ‘na gidiyordu… Bütün görkemiyle... Olağan üstülüğüyle… İçinden yansıyan tezahüre hayran kalıyordu dışarıda…Kendi bile bilmediği; hayalinin gerçekleşmesini yaşıyordu… O müthiş hayalinin… Zerre kuşku duymadığı inancının; imanının… Artık göğün ve bulutların üzerindeydiler ve onu yüce güce götürdüğünü anladı Muhammed, Cebrail’in… Yaratana… Dünyanın küçüldüğünü gördü gözleri ile… Şahit oldu denizlerin su birikintisi gibi olduğuna ve karalarında kaya parçaları gibi göründüğüne… Melek durdurdu bineği, bir bulutun üzerinde ve çekti aldı Tanrı elçisini üzerinden… Yere basıyor ancak hissetmiyor gibiydi, bir rüya olmalı bu dedi içinden bir rüya…Saygı ile eğilerek uzaklaştı yanından Cebrail… Kendine doğru gelen kalabalığı gördü, yaklaştıklarını, sevgi ile Muhammed… Kendinden öncekileri… Kendi’nden olan, kendi gibileri… Onlarca ve hatta yüzlercesini… Sarıldılar, sarmaştılar ona… Huzur kaplamıştı içini cennet olmalı diye geçirdi içinden evet cennet olmalı burası…Sormaya çekindi onlara… Teslimiyet… tam anlamı ile yaşadığı buydu… Ardından sessizce uzaklaştılar yanından, sonrasında döndü Tanrı’nın görevlisini aradı gözleri… Uzağındaydı… Seslendi ona … Gelemem dedi, Melek nefsim yok! Yakar kavurur… Git!… Dedi Muhammed’e git! içindeki ben’i O’nda bulacaksın git!... Rüyanın gerçek olduğunu göreceksin git!... Durma… Burak’a bindi ve içsel yolculuğuna devam etti, imanının sınırlarını zorlarcasına…Daha da yükseliyordu daha da… Belki de yedi kat göğün üzerine… Neden sonra fark etti kendi'nden başka hiçbir şey olmadığını beni yaratan ben’den başka bir şey olmadığını da… Kendi’liğinden durdu binek ve indi üzerinden… Bilincinin Tanrı arayışının sonuna gelmişti… Artık son noktasına… Zirvesine… Ve suretini gördü karşısında kendi aslının, aniden!…O an müthiş bir duygu kapladı içini… Hayranlık…Anlatılamaz, sözlerin ve tüm övgülerin üzerinde… Aklının üzerinde, bir güçle… Varlığın özü; varlığının karşısında duruyordu; Varlığına yansıyordu adeta… Bütün ihtişamıyla… İçindeki Tanrı dışına yansıyordu… Tanrı tezahürü olarak…Bilinçaltı bile dayanamamış ve geri durmuştu bu İçkin ve Aşkın Tanrı tecrübesinden….Bilinç ile Kollektif bilinçaltının arasından çekilmişti… Kendi ile yüzleşmekteydi adeta… Kendiliğinin; Farkındalığına ulaşmaktaydı…Saf farkındalık hali… Mucize ile… Ben’i yaratan ben ile… Özben ile… O’na kendi’ni anlattı saygı ile önünde secdeye kapanan bir ben ile… Nasıla ve nedene aldığı yanıtları yükledi gönlüne… O’ndan ayrı düşen ben ile… Uzaklaştı yanından… Korku, teslimiyet ve hayranlık beraberinde… Döndü geldiği hızla, yaşamına… Geri geldi yine… Kaldığı yerden devam etmek ümidiyle… Bir ermişin sahip olabileceği en büyük deneyim ile… Zirve deneyim ile… Mucize ile… Kapıyı gördü, çıkarken çarptığı kapıyı… Hala sallanmaktaydı… Bu kadar kısa mıydı? Tüm bu yaşananlar…Karısı uyuyordu hala… Ve hala geceydi…Yanında kendi’ni gördü irkildi… İçine girdi kendi kendi’nin…Yatağına uzandı ve sıcaklığını hissetti kalkıp gittiği döşeğinin… Henüz kalkmış ve geri dönmüş gibiydi… Zaman durmuştu sanki… Bir an dedi kendi kendi’ne…Bu yaşananlar; bir an olmalı… Zahir…Emsalsiz… Sabahın ilk ışıklarını gördü içeri süzülen…İnancı, imana ve nihayetinde bilmek ve idrak mertebesine ulaşmıştı bir kez daha… Ve şükretti Tanrı’ya… Verdiklerine… __________________
tek gerçek ben'im. oguzoglu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 14-05-08 12:48 . |
|
| #2 | ||
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 106
| Alıntı:
Kendi zerrelerimden fışkırabilir ancak en yüce güzellik.. Şahit olabileceğim en engin bende..'' Zaman kavramının, anlaşıldığı anlamla alnını çarptığı yüce gerçeğe ithafınıza teşekkürle.. Loresima Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 11-05-08 13:50 . | |
|
| #3 | ||
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 3,253
| Alıntı:
Kavramış ve vurgulamışsınız tek gerçeğin; ben duygusunda olduğunu; sevgili Loresima... En güzel ifade biçimiyle... Saygı ve sevgilerimle... __________________
tek gerçek ben'im. | |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 877
| sevgili oğuzoğlu, bu güzel anlatımı okuduğumda içimin ısındığını hissettim... teşekkür ediyorum.. bu güzel nazımı şimdi sorularımla dağıtmak ve nesir haline çevirmek istemiyorum... bırakalım böyle şiir tadında kalsın ...konu değiştikçe sorarım... Ama hiç olmazsa bir katkı da bulunmak isterim... Hani hep sorup dururlar ya, ''şu Tanrı kendini bize neden göstermiyor ''diye... aslında görebilsek o hep kendini gösterip duruyor da, bakamıyoruz ki ... Hani Tur'da Musa Rabbi ile sözleşmişti ... Rabbim bana kendini göster diye niyazda bulunmuştu.. Ama sonra onun tecellisine dayanamamıştı da secdeye kapanmıştı ya.. Demek ki, Muhammedin gözlerine değil de bu yüzden kalp gözüne davet vardı.... Peygamber de bu yüzden ''Namaz müminin Miracıdır'' demişti.. Ruhun öze doğru akıp gittiği ve ben'in O'nunla buluştuğu anı temsil ediyordu... Aynı muhammedin korunduğu gibi, müminlerin korunağı da secde hali idi... görebilmek ve hissedebilmek kalbin bir özelliğidir... eğer bu yoksa kalp sadece kan pompalamakla görevli bir et parçasıdır... Neden bu Allah kendini bize göstermiyor ? ve sadece peygamberlere kendini gösteriyor ? İşte kalp kan pompalamaktan vazgeçip görmeye ve hissetmeye başlarsa, dokunup söz söylemeye başlarsa, işta ancak o zaman ''gönül söyler, dil susar '' ve eğer gönül söylemeye başlarsa, Tanrı her an yanımızda ve bizimle olur... aksi takdirde laftan öte peynir yoktur... Yusufun yanında olup onu koruyan Rabbi, benim de yanımda ve beni de koruyor... Muhammedin yannda olup ona lutfeden rabbi benim de yanımda ve bana da hergün lutfediyor...bunu görüp ve eğer bunu biliyorsanız ve bundan eminseniz, Miracı bilebilirsiniz... selam ile.. |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 3,253
| Bu kadar güzel bir açılım ve bu kadar güzel bir yorum yapılabilir; Miraç Topiğime ancak... Örneklemeler ve tanımlamalarla birlikte... Katılımınızdan ve katkılarınızdan dolayı çok teşekkür ederim, sevgili evaporit... Saygılarımla... __________________
tek gerçek ben'im. |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 293
| Sayın oğuzoğlu; Miraç olayının içeriğine yönelik görüş belirtmeyeceğim. Fakat, anlatım tarzınızın insanı okumaya davet ettiğini belirtmek zorundayım. Yaptığım alıntıya gelince: Hikayede sözünü ettiğiniz karısı kimdir, açıklar mısınız? |
|
| #7 | ||
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 3,253
| Alıntı:
Sevgili bol; Katılımınızdan memnuniyet duymaktayım öncelikle, benim gönlüm herkese açıktır, açıkçası... Topiklerim de öğle... Saygımın ve demokrasi anlayışımın bir gereği olarak... Ayrıca anlatım tarzımın; davetkar oluşuna yönelik övgünüz için de çok teşekkür ederim... Sorunuza gelirsek, bunun yanıtını size ve değerli espri anlayışınıza bırakmaktayım... Saygı ve sevgilerimle... __________________
tek gerçek ben'im. | |
|
| #8 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,258
| Kanaatimce Mirac insanlık tarihinde çok önemli bir yere sahiptir.Öyleki islam bilginlerinin bir kısmı sadece ruhla gerçekleşene bir miracdan diğer kısmı ise hem beden hem de ruhla gerçekleştiğini söylerler.Mirac kelime olarak yükseğe çıkma denir.Bunun maddi veya manevi olması muhtevasına bağlı olarak değişir. Hz.Muhammedin sidreden sonra bile yolculuğa devam etmesi ancak sidre sonrası olayların artık biincimizin boyutlarını zorladığı kavramlarla açıklanması onu anlaşmasız hale getirmektdir.Zamasızlık ve Alllahla hem varolma hem deyokolma gibi şeylerin yaşandığı garabetlerin ürünü olan miracı iyice açıklamak için çok yönlü düşünmek gerekir. |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 239
| Sayın oğuzoğlu anlatım tarzınız oldukça etkileyici...Edebiyatın, müziğin, felsefenin, tasavvufun genel anlamda sanatın temel beslenme alanı ile kuralcı dinin beslenme alanının metafizik oluşu beni nevrotik bir ruh haline itiyor...Kuralcı dinin baskıcı yönünü elimine edeyim derken aynı kaynaktan beslenen sanatın felsefenin ve tasavvufun önünü kapatmak istemem...Çünkü bunlar insanı gerçek anlamda insan yapar...Gerçekliği olduğu gibi algılamak yavan bir insan profili ortaya çıkarır... Miraç meselesini değerlendirirken yaşadığım olay üzerinden yola çıkmak isterim...Bilincin 3 hali olduğu söylenir...Uyku hali, uyanıklık hali ve uyku-uyanıklık arası...Tayinim çıkmış kasabada yeni evime taşınmışım...Eşyalar henüz yerleşmemiş...Ertesi gün yerleşmeyi düşünüyorum...Naylon torbalar evin her tarafına dağılmış vaziyette...Gece yatmadan önce aklımdan naylon torbaları stabil hale getir gece yarısı hışırtılar çıkarıp seni ürkütmesin diyorum...Ortalıkta bunu duyan kimse yok..Bu öz telkinle yatağıma yatıyorum...Gece 4-5 saatleri civarı naylon torbalardan hışırtılar gelmeye başlıyor...Gözlerim açık herşeye şahitim...Ancak torbalardan herhangi bir harket yok...Kendi kendime daha önce bilimsel yayından okuduğum bilincin 3 aşaması aklıma geliyor..."Uyanmalısın şu an uyku ile uyanıklık arası geçiş aşamasındasın" Kendimi zorlayarak uyanıyorum sesler aniden kesiliyor... Bu tür deneyimlerde gözardı edilen noktalar daima vardır...Nedir bunlar? Örneğin uyandığımda başım duvara dayalı idi..Muhtemelen beynim ısı kaybetti beni uyandıracak bir yol olarak bilinçaltına en son yüklediğim korkuyu gündeme getirerek beni uyandırdı...Aksi takdirde ısı kaybedip zarar görecekti... Sayın oğuzoğlu sizin anlatım tarzınız kadar edebi değil tabi...Ben mevzuya Freudian açıdan bakarım...Şimdi Muhammedin Miraç deneyiminin mutlaka bilinç önyüklemesi vardır...Siz Miraç deneyimini edebileştirmişsiniz...Muhammed Kudüsten uçan attan meleklerden haberdar olmasaydı(bunun bilgisine sahip olmasaydı) uyku halinde bunları görebilir miydi... Karanlık odanın bir köşesinde duran nesnenin ne olduğuna dair farklı insanların farklı düşünceleri olacaktır...O nesnenin ne olduğu fikrini bizim bilinçaltı önyüklememiz belirleyecektir...Fareden korkuyorsak fare olarak algılarız, günler önce kaybettiğimiz kolyeyi bulma umudunda isek kolye olarak algılarız vs...Eğer veri yetersizse onu şekillendiren yine bizim aklımız olacaktır...Korkularımız , özlemlerimiz, acziyetimiz onu şekillendirecektir... Umarım doğru yerden yaklaşmışımdır... Saygılar... __________________
Dürüstlük hastalıktır... |
|
| #10 | ||
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 3,253
| Alıntı:
Özellikle ALLAH'ın zamandan ve mekandan münezzeh olduğunu vurgulamanız; Miraca ve yazıma ışık tutmuştur, sevgili özedönüş... Katılımınız ve değerli bilgi ve yorumlarınızın devamı dileğimle... Sevgi ve saygılarımla... __________________
tek gerçek ben'im. | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Miraç Kandilniz Mübarek Olsun | Günışığı | Arşiv | 24 | 12-08-07 23:40 |
| Miraç kandiliniz kutlu olsun | Yusufi | Arşiv | 11 | 12-08-07 16:16 |