"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Biz tıkınıyoruz, yoksullar aç kalıyor... / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Dünya'daki gelişmeler, Dış ilişkiler, Avrupa Birliği |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Onay bekleyen
Yazar Adayı Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 111
| Biz tıkınıyoruz, yoksullar aç kalıyor... Bugün, 800 milyon insan (çok yoksul oldukları için) sürekli yetersiz beslense de, aslında dünya insanlara ve hayvan sürülerine yetecek kadar gıda üretebiliyor. Ama zenginler et tüketimini azaltmazlarsa, nüfus arttıkça dünya çapında yapısal bir kıtlık baş gösterecek. 1950’den bu yana dünyadaki çiftlik hayvanlarının sayısı beş kat arttı: Çiftlik hayvanlarının sayısı insan nüfusunun üç katı. Hayvan sürüleri dünya tahılının yarısını tüketiyor ve sayıları katlanarak artıyor. Taraftarlarının, dünyayı besleyeceğini iddia ettikleri biyoteknolojinin, insan gıdası yerine büyük ölçüde hayvan yemi üretmesinin nedeni de bu.. Böylece çiftçiler hayvanlarını insan hayatının bağlı olduğu tahıllar yerine daha kârlı ürünlerle besliyor... On yıl gibi kısa bir süre içinde, dünya basit bir tercihle yüz yüze kalacak: Ekilebilir topraklardan elde edilen ürünlerle ya hayvanların karnını doyuracak ya da insanların. İkisi birden mümkün değil. Dünyayı bekleyen kriz, ürün yetiştirmede kullanılan fosfat gübrenin ve su kaynaklarının tüketilmesiyle daha da ivme kazanacak. Ziraat uzmanları David Pimental ile Robert Goodland’in araştırmasına göre, tükettiğimiz sığır etinin üretiminde kilo başına yaklaşık 100 bin litre su harcanıyor. Dünyanın dört bir yanındaki yeraltı su kaynakları büyük ölçüde hayvancıların kullanımından ötürü kuruyor.. Et yiyen biri olarak uzun süre veganlığın hayvanların acı çekmesine karşı çıkmak ya da sağlıklı beslenme modasına uymak için tutulan bir yol olduğunu düşündüm.. Ama yukarıda çizdiğim tabloyu göz önüne aldığımızda şurası belli oluyor ki veganlık, şu an belki de dünyanın en acil olarak çözülmesi gereken toplumsal adalet sorunu karşısında gösterilecek yegâne etik tepkidir... Hem Hayvan Sürülerini Hem de İnsanları Besleyemeyiz! Biz tıkınıyoruz, yoksullar aç kalıyor.. Ve insanlar, ah, benim insanlarım, yalanla besliyorlar sizi, halbuki açsınız, etle, ekmekle beslenmeğe muhtaçsınız. Ve beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya, göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan.. __________________
Ve insanlar, ah, benim insanlarım, yalanla besliyorlar sizi, halbuki açsınız, etle, ekmekle beslenmeğe muhtaçsınız. Ve beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya, göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan.. aysegul Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 01-06-06 18:07 . |
|
| #2 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,740
| Sn.aysegul; Yazılanlara katılmamak mümkün değil. Dünyada eşitlik ve adaletin daha çok uzun bir zaman sağlanamayacağı; birilerinin habire tıkınırken, çok büyük kesimin yoksullukla cebelleşeceğini,insanların açlık yüzünden ölmeye devam edecekleri bir dünyanın varolacağını söyleyebilmek...bir kehanet değil. Ama çözüm! Çözüm zenginlerin, beyaz masada yemek yiyenlerin, her öğünde bir parça et ya da bir adet zeytin yememeleri olmamalı diye düşünüyorum. Yenmeyen her zeytin tanesi vitrinde kalacak, her fleto da -belşki- mezbaha da bir büyük baş hayvanın kesilmemesi sonucunu doğuracaktır. Oysa çözüm yeryüzünde daha adil, daha eşitlikçi, daha akla yakın bir sistemin egemen olmasında yatmaktadır. Bu konu sitemizde çeşitli topiklerde de konuşulmuştur. Yeryüzü geleceğine sosyalizm egemen olmadıkça, yakındığımız hiç bir sorun bir çözüme kavuşmayacaktır. Bir ülkedeki bireysel çözüm çabaları ne ise, yeryüzündeki bir devletin sadece kendi ulusunu gözetyerek politika üretmesi de aynı şeydir. Çözüm kamyonlarla, uçaklarla buğday ve süt taşımak değildir. Çözüm köktenci bir adaletin yeryüzünde egemen olmasında yatmaktadır. |
|
| #3 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,610
| Dünya'da aç insan bırakmayacak teknik imkanlar potansiyel olarak var.. Ama buny engelleyen büyük bir engel de var. Bunun önemli nedenleri, kapitalizm gereksiz bir tüketim toplumu yaratması, teknik imkan ve araştırmaları tüm insanlığın öncelikleri yerine azınlığın önceliklerine ayırması, sınıfsal ayrımı korumak gayesi.. vs. vs. __________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. |
|
| #4 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806
| Sayın ayşegül ! Zenginler et tıkınıyor,hayvanlar tahıl ve su tüketiyor diye hayvancılığın içinemi edelim. Yarın birileri çıkıp otobil firmaları,uçak şirketleri kapitalist sermayenin,binmeyelim ve kullanmayalım desin. Bir başkası da bilgisayardan vazgeçelim çoğu ABD firması ve kapitalist Japonların desin. Yine bir başkası TV,telefon vs. kullanmayalım desin. Galiba en iyisi İran'da bulunan ilkel kabile yaşamına dönüp,edep yerlerimizi yaprakla örten yaşantıya dönmek.Özlemle savunduğunuz Anaerkil kömün yaşam hayatına dönsek galiba daha iyi olacak. Ben bu hayatı çok özlerim gibime geliyor.:-) |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2005 Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 690
| Ben 100 000 L su olayına takıldım. |
|
| #6 | ||
![]() Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 242
| Sayin aysegül, Ortada bir gercek var, ama bu gercege hani yönden baktigimiz bircok seyi degistirebilir. Bu yuzden dünya capinda olasi bir kitligin sebebini zenginlere baglamanizi acikcasi pek anlayamadim. Burdan da esitlik, adalet vs gibi konulara baglama yapilmis.. Alıntı:
Hatta bir baska calismasinda da fosil yakitlarinin yerine kullanilacak olan methanolun (ki kendisi zirai ürünlerden elde ediliyor) tarimsal üretimi sikbogaz edeceginden sikayetci..Neyse.. Sonuc olarak problem cok yüksek oranda artan nüfusun dogal bir gelisimidir. Eger bilimsel olarak zenginlerin et tüketimini azaltmasi yönünde bir sonuca varmak istiyorsaniz; artan popülasyonla zengin miktarinin hangi oranda arttigini ve buna ek olarak zenginlerin et tüketim davranisinda bir degisme olup olmadigi bilgisine ulasmaniz gerekir. Ortak paydamiz sadece böyle bir tehlike ile karsi karsiya gelebilecegimiz ve bu yüzden gerekli önlemlerin alinmasidir..(Bahsettiginiz bilimadamlari bir oneride bulunmuslar bile: http://www.sdearthtimes.com/et1101/et1101s9.html) Bir de ekleme yapmak gerekirse, bütün bunlar bilimsel birer senaryo olabilir Yani gecmis verilerin gelecekteki lineer projeksiyonlari olmayabilirler.. ki bu da ayri bir konu.. Saygilar | |
|
| #7 | |
Onay bekleyen
Yazar Adayı Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 111
| Bu başlığı dünya siyaseti bölümünde açmakla sanırım kafalarda bir algıda hazırlık sorunu oluşturmuşum..Elbette biliyorum ki, dünyada aç insanların varlığı kapitalizmin getirdiği sorunlara sarmallanarak büyüyor..Bu noktada elbette hemfikiriz..Hele ilkel kabile yaşamına dönme önerisine sadece gülerim.. Anlatmaya çalıştığım şey aslında şu: Bir kilogram hayvansal protein üretmek için 5 ila 10 kilogram bitkisel protein harcanıyor.. Sığırları örnek verirsek;1 kg sığır eti üretmek için önce %40 hazmolabilir protein içeren-örn.soya- bitkisel üründen 40 kilogram üretmek gerek..Sonra da bunu sığıra yedirmek.. Ve bir kilogram et üretmek için harcanan su miktarı, bir kilogram tahıl üretmek için harcanan miktarın yüz katı...Çünkü hayvanlar,bitkilerde olduğu gibi yağan yağmurla büyümüyor.. Biz 1 kg daha az et yemekle 40 kg soyayı yani insan için 16 kilogram bitkisel proteini tüketmemiş oluyoruz..Böylece gün geçtikçe azalan ekilebilir alanlardan elde edilen kıt kaynağı, bitkisel proteinden hayvansal protein üreten rant piyasasının elinden alıyoruz..Çünkü bu rant piyasası, ekilebilir alanlarda yapılan bitkisel üretimi; insan için değil, biz et yemeyi tercih ettiğimiz için daha fazla hayvan beslemek üzere yönlendiriyor.. Bu yüzden insanların bir kısmı et yerken diğer kısmı için insan yiyeceği olabilecek tahıl üretilmiyor.. Et yemek için kalan geçerli tek nedenimiz tadının güzel olması... Artık hiç kimse sağlıklı yaşamak için et yemenin şart olduğunu savunmuyor. Hatta, giderek artan sayıda sağlık uzmanı et ve süt ürünlerinin insan sağlığı açısından taşıdığı zararlara dikkat çekiyor. Ayrıca, hayvancılık ekolojik bir felaket... Çiftlik hayvanlarının sera gazları, kısıtlı ekilebilir arazilerde yapılan organik tarımın azalması bu bağlamda ele alınablir.. İşte bu yüzden diyorum, bazılarımız et yesin diye hem hayvanları, hem de aç insanları doyuracak kadar ekilebibilir arazimiz kalmadı... __________________
Ve insanlar, ah, benim insanlarım, yalanla besliyorlar sizi, halbuki açsınız, etle, ekmekle beslenmeğe muhtaçsınız. Ve beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya, göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan.. aysegul Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 02-06-06 17:17 . |
|
| #8 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806
| Sayın Ayşegül ! Alıntı:
Soya'dan yağ ve protein ürünleri elde edildikten sonra küspesi hayvanlara yem yapılır.Seker pancarında da durum aynıdır.Beslenen hayvanların sadece etinden değil bir çok ürününden faydalanılır.Bu ürünlerin de ne olduğunu ben yazmayayım.İlk okul öğrencisinden sorarsan o bile teferruatıyla anlatır.:-) Galiba insanlar için Tanrı'ya yalvarıp bir tufan daha yapmasını beklemek daha hayırlı gibime geliyor.:61 | |
|
| #9 | |
Onay bekleyen
Yazar Adayı Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 111
| Yanılıyorsunuz sayın Türesİn Benİm işim hayvan yemi yapmak.. Daha da ilginci hayvan yemi hammaddesi yapmak..Bu sektorde yıllardır çalısıyorum.. Endüstri haline gelmiş hayvancılık; hayvanı sizin sandığınız eski usullerle beslemiyor artık. Çünkü ekonomik değil.Kısa sürede daha cok et,cok sut,cok yumurta için; bır canlı olarak hayvan artık bu endüstrinin hammaddesi... Bir kesim hayvanı, günışığını artık neredeyse sadece mezbahaya götürülürken görebiliyor. Uzun, beton binalarda yüzlerce hayvan yan yana, hareketsizce duruyor. Özel işletmelerde daha yavru hayvanların yemi sütten doğrudan mısıra çevriliyor. Hayatları boyunca hiç otlayamıyorlar. Erkek danalar 200 kiloluk bir ağırlığa ulaşır ulaşmaz, ahırdaki bölmelerine zincirleniyor. Artık yoğun besi programı başlayabilir demektir. Bu kuvvet yemi, öğütülmüş soya, protein katkısı ve denizaşırı ürünlerle zenginleştirilmiş mısırdan oluşuyor. Mısır monokültürünün oldukça fazla azot gübresine ihtiyaç var, bu da erozyona yol açarak toprağ a zarar veriyor.. Çoğunlukla kendi insanını besleyemeyen 3.Dünya ülkelerinden ithal edilen soya, oralarda ara sıra DDT ile tatlandırılmış. Tüm yasaklara rağmen östrojen hormonları karaborsası yolunu buluyor. Seyyar veterinerler otoyol boyu hayvan doktorlarıda bu sürece yardı mcı oluyorlar. Farmakoloji ürünleri hayvanların etlerinde depoladıkları suya doğrudan etki ediyor; yani eti sünger gibi şişiriyor. Sığır yetiştiricileri, çoğunlukla, yem üreticileri tarafından endüstriyel yolla elde edilen bir hazır besin olan ve "sığır besisi" diye adlandırılan tahılı alıyorlar. Bunlar protein, madeni tuzlar, vitamin karışımları ve hayvan ilaçlarını da barındırıyor.. Video kameralar la hayvanın her günü kaydediliyor. Bekçiler monitör başında her gün hayvanın davranışlarını hızlı çekimde izliyorlar. Beslenmeleri otomatik servis bantları yardımıyla yapılıyor, dışkıları da bu yolla uzaklaştırılıyor. Hayvanlar tamamıyla sıkışmış durumdalar ve dolayısıyla gitgide daha da saldırganlaşıyorlar: Birbirlerini yaralamamaları için boynuzlarının kökünden yakılması gerekiyor. Kuyrukları da kesilmek zorunda, çünkü sığırlar çoğu zaman yamyamlıktan da geri kalmıyorlar. Kafeslerinin emirlerini kemirdiklerinden bunlar artık plastikten yapı lıyor. Derilerinin altına yerleştirilmiş, içi uyuşturucu madde dolu kapsüller, umutsuz hayvanları nihayet sakinleştiriyor… Ortamlarındaki soluk ışığın ve demir yönünden zayıf yemin tek bir amacı var: Eti açık pembe ve yumuşak, kansız yapmak… Ahırdaki bu ızdırap dolu, kısa yaşam nihayet günde binlerce sığırın can verdiği modern et fabrikalarının mezbahalarında son buluyor. Asılarak kanları akıtılıyor, otomatik olarak derileri yüzülüyor ve ticari mal boyutlarında parçalanıyorlar… Siz market ten aldığınız et ve süt ürünün köy çiftliklerinden geldiğini sanıyordunuz galiba..Sayın türesinin dedikleriyle ancak küçük bir aile besiciliği yapılır.. __________________
Ve insanlar, ah, benim insanlarım, yalanla besliyorlar sizi, halbuki açsınız, etle, ekmekle beslenmeğe muhtaçsınız. Ve beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya, göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan.. aysegul Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 02-06-06 17:10 . |
|
| #10 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806
| Sayın Ayşegül ! Hayvanların et dışındaki yan ürünlerinin ne olduğundan ve insanlara faydalımı faydasızmı onlardan da bahsederseniz bilgilenelim.Varsa mahsurları öğrenelim. Süt,tereyağ,yün,deri ve diğerleri. Ayrıca et yemeyen ve ete karşı olan,sadece bitkilerle beslenmeyi öğütleyen inançlar da var.Vejeteryanlar et ve et ürünlerine karşı devamlı karşı görüş üreten kişiler.Çoğunluğu hint felsefesini benimsemiştir.Ajite ederek anlattıklarınıza bakılırsa ya vejeteryan yada o inancı fazlasıyla benimsemiş biri de olabilirsiniz. Saygılarımla |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|