| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Nikola Vaptsarov - Никола Вапцаров[ 1909 – 1942 ]/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Ustaların şiir, roman gibi edebi eserleri |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 531
| Никола Вапцаров [ 1909 – 1942 ] Nikola Vaptsarov "1909 yılında bulgaristan'ın Bansko kasabasında doğdu. Daha küçük yaşta edebiyata yöneldi. 1926'da babasının zoruyla Varna deniz-makine okuluna yazıldı. 1932'de orayı bitirip doğduğu yere döndü. Sofya Üniversitesi edebiyat koluna devam etmek istediyse de oraya girmeyi başaramadı ve bir kağıt fabrikasında çalışmak zorunda kaldı. Böylece işçi sınıfıyla ilişkileri ve siyasal eylemleri başladı. Bundan sonra bir çok işlere girip çıktı, bir değirmende teknisyenlik, bir demiryolu deposunda tesviyeci kalfalığı, lokomotif ateşçiliği yaptı. 1940'tan sonra da kendini bütünüyle siyasal hayata adadı. 1942'de alman istilacılarına karşı yıkıcı eylemlerinden dolayı polisce tutuklandı. Arkadaşlarını ele vermesi için aylarca işkence altında tutuldu. Sonra mahkeme edilip, ölüm cezasına çarptırıldı. 23 temmuz 1942'de kurşuna dizildi. Ömrü boyunca işçilerle yanyana yaşayan Vaptsarov, onların hayat deneylerini paylaştı, onların iç dünyasına ayna tuttu, onların gözleriyle baktı, onların sözleriyle seslenmeyi öğrendi, doğrudan doğruya onların adına konuştu. Şiirde halkının dilini kullandı, yığınlarla sarmaşdolaş olmanın en doğru yolu onca buydu. Onun tek amacı düşünce ve duygularını en anlaşılır biçimde halka iletmekti. Bunu da başardı, hem de son iki şiirini kanıyla yazarak. " Şairin kurşuna dizilmeden bir kaç saat önce karısına verdiği son şiiri: Kavga amansız ve katı. Kavga, dedikleri gibi destansı. Ben düştüm. Yerimi başkası alacak... o kadar. Burda, bir kişinin lafı mı olur? Kurşuna diziliş, dizildikten sonra kurtlar. O kadar yalın ve akla yatkın. Ama birlikte olacağız fırtınada, Halkım, çünkü sevdik seni. Nikola Vaptsarov __________________
"Memleketimizde birçok milyonerin, hatta milyarderin yetişmesine çalışacağız" M.K Atatürk |
|
| #2 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 531
| İNANÇ İşte, soluk alıyorum, Çalışıyorum, yaşıyorum, Ve şiirler yazıyorum (Elimden geldiğince). Hayatla ben bakışıyoruz kaş altından Ve savaşıyorum onunla, Gücümün yettiğince. Hayatla kavgalıyız, Ama sanma ki Nefret ediyorum hayattan Tersine, tam tersine! Sonunda bilsem öleceğim, Hayatı kaba, çelikten pençeleriyle Yine seveceğim! Yine seveceğim! Diyelim, boynuma Geçirip yağlı urganı Sordular bana: "Söyle, ister misin bir daha yaşamak?" Haykırırım hemen: "Çözün! Çözün! Çabuk çözün İlmeği canavarlar!" Hayat için herşeyi yapabilirim Uçabilirim gökyüzünde Bir deney uçağıyla İçine girebilirim patlayacak Bir roketin bir başıma Çok uzak Bir gezegeni arayabilirim boşlukta. Gönlüm yine de Titrer sevinçten Masmavi Göğü seyrederken. Gönlüm yine titrer sevinçten hala sağım diye, yaşıyorum. Ama diyelim ki, Aldınız Ne kadar diyelim Bir buğday tanesi kadar İnancımdan Haykırırım o zaman yüreğinden yaralı bir panter gibi Haykırırım acıdan Ne'm kalacak benim o zaman Soyulduktan sonra darmadağın olurum daha doğrusu açıkçası Soyulduktan sonra sıfıra inerim ben. Belki de siz mutlu günlere inancımı benim yıkmak istersiniz inancımı daha güzel daha anlamlı olacağına gelecekteki yaşamın! Söyleyin lütfen neyle saldıracaksınız? Kurşun? Hayır! Yararsız! Durun! Kurşununuz beş para etmez! İnancım zırhla kaplıdır göğsümde ve bu zırha işleyecek kurşun icat edilmemiştir henüz! İcat edilmemiştir! İNSAN ÜSTÜNE TÜRKÜ Bir bayanla tartışıyoruz Konumuz: “Zamanımızın insanı” Hanımda surat bir karış, anlıyorsunuz. Ayak diriyor, sinirleniyor Ağlıyor hatta. Lafa boğuyor beni Çamur atıyor Derken başlıyor Sözcük sözcük dolu yağmaya Bir dakika diyorum, bir dakika Dinleyin beni... O, gücenmiş sözümü kesiyor: - Oh, lütfen yeter! Tiksiniyorum insan denen şeyden Layık değil sizin övgünüze Bir yerde okumuştum Adamın biri baltayı kaptığı gibi Doğramış öz babasını Yıkanmış Sonra da Kiliseye gitmiş Ve...Hafiflemiş Dehşetle irkildim. Ağrıma gitmedi değil. Ben ki Tökezlerim Kurama gelince Kendi kendime düşündüm bir an En iyisi gözden geçirmek öyküyü Sakince Acele etmeden. Olay yeri Mugila köyü Baba üç beş kuruş koymuş Köşeye. Oğul anlamış durumu İç etmiş parayı Sonra öldürmüş babasını Aradan bir hafta, bir ay Geçmemiş Jandarma dayanmış kapıya ve...mahkeme. Mahkemede Gönlünü okşayacak değiller ya Adamı mahkum etmişler ölüme Alıp götürmüşler Caniyi Tıkmışlar deliğe İnsanlar arasına düşmüş orada Ve insan Olmuş Bilmem Mayası neden Nasıl yoğrulmuş Bilmem Ama yazgısını Kitaplardan değil Öğrenmiş bir türküden Ve anlatıp durmuş: “Bre bir hata ettik Boyladık Daracağını Bi ekmeksiz kal Sendeliyorsun Acıdan Ve bir yanlış adım sonun feci Bekle dur Kurbanlık koyun gibi Bir aşağı bir yukarı Gözlerin bıçakta Ah kötü Çok kötü Şu dünyanın düzeni: Başka türlü olabilirdi oysa.” İşte o zaman Başlarmış türküsüne Yavaştan Gözünün önünde Akıp giden hayat Ve sonra Dalarmış uykusuna Gülümseyerek... Ama koridorda Fısıltılar dolaşıyor Sonra sessizlik bir an Biri yavaşça açıyor kapıyı Birkaç kişi. Arkalarından gardiyan İçlerinden biri titrek bir sesle: “Haydi kalk” diyor. Berikiler boş gözlerle Nemli kurşuni duvarları Süzüyor. Anlamış o zaman Hayat onun için Bitmiştir artık Ve birden Fırlayıp terini silmiş Yabanıl bir boğa gibi Süzmüş çevresini Ama yavaş yavaş Kavramış Korkunun ecele faydası yok Ölecek Ve o an Ferahlamış yüreği - Gidelim mi demiş beriki - Tamam. Yürümüş. Arkasından Yürümüşler. Uğursuz bir ürpertiyle Söyleniyormuş asker: “Bi bitse şu iş... Yedi belaya çatmışsın kardeş.” Koridorda Dönüp dolaşıyor fısıltılar Karanlık sinmiş köşelere Sonra inmişler avluya Tanyeri Ağarıyormuş yavaş yavaş Ve tan yerine baktığında adam Görmüş Işık denizinde yıkanan yıldızı Ve geçmiş aklından bir an Şu Ağır Acımasız Kara Yazgısı “İşim bitik... Sallanacağım ipte Ama bununla Her şey bitmiyor işte Daha güzel bir hayat başlayacak Şarkılardan Ve ilkbahardan...” Hatırlamış o türküyü Ve aydınlanmış yüzü Gözleri alev alev Gülümsemiş sıcak Ve içten Arkasına dayanmış başlamış türküsüne Ne dersiniz Kompleks bir isteri mi Söz konusu burada Nasıl isterseniz öyle düşünün Lakin Dostum yanılıyorsunuz derim Adam sakin Dili sürçmeden Okumuş türküyü sonuna dek Ötekiler korkuyla Süzüyormuş onu Dehşetli bakışlar atarak Hapishane bile Titriyormuş dehşetle Karanlık ürküyle sıvışmış Sevinçle seslenmiş Gökteki yıldızlar: “Bravo insanoğluna!” Sonrası malum. İpi Geçirmişler boynuna ve Ölüm Hala o şarkı Hafif hafif Dökülüyor dudaklarından. Şimdi geldik çözüm noktasında Okurum ya sen dersin? Ağlamaya başladı zavallı hanım Kendinden geçip bastı feryadı: “Korkunç! Korkunç! Sanki Yaşamış gibi anlatıyorsunuz!”... Korkunç da ne demek?! Ama adam türkü söylüyormuş. Korkunç güzel değil mi bu? KORKMAYIN ÇOCUKLAR Çok çalışıyoruz, Sabahtan akşama kadar Ama ekmeğimiz az, Ekmeğimiz yetmiyor çocuklar. Yüzleriniz Kırış kırış ağlamaktan, Hele gözleriniz Sağır dilsiz Kocaman kocaman Üzgün gözleriniz… Korkuyla bakarlar Çığlık çığlığa: Ekmek! Ekmek! Ekmek! Dinleyin miniciklerim, Dinleyin, yavrularım benim, Bugün böyle, Böyleymiş dün de. Ve ben, yemeğim olmadığından, Elimden başka şey gelmediğinden, N’apayım İnançla Besleyeceğim sizi. Gün gelecek Çekip çevireceğiz yılları, Koşacağız beton bir kola Günlerin sularını. Bırakmayacağız onları, değil mi? Gem vurup sulara Diyeceğiz: “Böyle akacaksınız!” Ve öyle akacaklar! Ekmeğimiz olacak o zaman Ekmeğimiz olacak! Gözleriniz ışıyacak sevinçten, Yavrucuklarım benim. Benim ekmeğim mi var, Senin de olacak, Senin ekmeğin mi var, Bütün herkesin olacak. Ve hayat o zaman Öylesine güzel olacak, Günümüzün küfürleri Çok uzaklarda kalacak. Şarkılar söyleyeceğiz bir ağızdan, Şarkılar çalışırken bile, Sevinçli şarkılar, İnsanın onuruna. Olur da kocarım o gün Gözleyeceğim Penceremden Uzak yolları, Gözleyeceğim dönüşünüzü Dinç ve gürbüz Ve sessizce fısıldayacağım: “Ah dünya ne güzel!” Öyle de olacak! Bugünse ekmeğimiz kıt. Annelerimizin göğüsleri Kuru mu kuru. Ağlamak yararsız. Ağlamak gereksiz. Ama derinde, korkunç Bir ezinç yer eden. Sizin “bugün”ünüz Yanan acıdır için için Ama Korkmayın, çocuklar, Yarınlar İçin! Veda Şiiri Karıma Geleceğim bazen uykudayken sen Beklenmedik, uzak bir konuk gibi. Sokakta, bir başına koyma beni Kapıyı sürgeleme üstümden Usulca girecek, bir yere ilişeceğim Bir zaman, karanlıkta, bakacağım yüzüne. Ve yorgunluk göz kapaklarımı indirince Seni kucaklayacak, ve çıkıp gideceğim. Nikola Vaptsarov __________________
"Memleketimizde birçok milyonerin, hatta milyarderin yetişmesine çalışacağız" M.K Atatürk |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Resmi İdeolojiyle Hesaplaşma | kurtulush | Türkiye Siyaseti | 124 | 27-09-07 18:12 |
| Peygamber karikatürü krizi | petricli | Arşiv | 261 | 30-08-06 19:11 |
| Yeni oyunların çıkış tarihleri | petricli | Bilişim | 0 | 08-06-05 18:22 |