| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Bilindik Hikaye, Kapitalizm ve Sömürü Çarkı/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Tüm siyasal ideolojilerin özgürce incelenip tartışılabileceği bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,604
| ![]() En aşağıda tüm emekçiler.. Hepsi için çalışıp, hepsini doyuruyorlar. Kızıl Bayraklı, çekiçli sıkılı yumruklar ise sınıf bilincine varmış devrimci emekçiler.. Sömürü çarkına dur diyen! Bir üstünde burjuvalar.. (Sizin için yiyoruz diyorlar) Bir üstünde askerler.. (Size ateş ediyoruz diyorlar) Bir üstünde din adamları.. (Sizi afyonluyoruz diyorlar) Bir üstünde oligarşi.. (Sizi yönetiyoruz diyorlar) En üstte de para, kapitalizm.. Bu köhne düzeni de yıkacak ideolojiler her zaman var elbet. İster sosyalizm, ister komünizm, ister anarşizm olsun. __________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. küçükkarabalık Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 05-06-06 17:39 . |
|
| #2 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 801
| Kızıl bayraklı arkadaşalr da epey üst katlarda olmalılar. Sizin için devrim mücadelesi veriyoruz diyorlar. Ve diğerlerinin aksine yalan söylüyorlar. |
|
| #3 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,604
| Resimde de görüldüğü gibi en alttadır kızıl bayraklılar, devrimciler ve halk diye iki ayrı kesim yok, devrimci emekçi halkın ta kendisidir.. Onun için devrim yapılmaz, devrim olunur.. Devrimci, işçidir, köylüdür, emekçidir, öğrencidir.. __________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. küçükkarabalık Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 04-06-06 01:50 . |
|
| #4 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Eski sovyet rusyada kızıl bayraklılar en üstteydi.Para yine vardı ama kızıl bayraklarıyla üstünü örtmüşlerdi.Bu kesimin yiyecekleri kuyruğa girmeden istedikleri kadar kızıl kölelerce ayaklarına getiriliyordu. Onların altlarında KGB ajanları vardı.Bu düzeni eleştirenleri elekten geçirmekle meşguldüler. Ondan sonrada tiyatrocular,baleciler ve sporcular vardı,dünyayı dolaşarak ve gezerek güya oradaki pislikleri maskelemeye çalışıyorlardı.Uyanıklarda gittikleri ülkelere bin bir güçlükle iltica ediyorlardı. En alttakilerin durumu daha da rezillik içindeydi.Köle gibi çalışmak bir tarafta ve yiyecek almak için kuyruklarda beklemeler.Aldıkları yiyecek te iki patates,bir baş soğan,belki de su içine biraz süt katılmış içecek. |
|
| #5 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 158
| Şu durumda gene yukarda tariflenen sömürü çarkına karşı olmanız gerekiyordu. Çünkü sovyetlerin de kendine özgü bir çarkının olması şuanki çarkı haklı kılmaz. Eger ben onu da kabul etmiyorum diyorsanız kendinize özgü br karşı duruşunuzun olması gerekir.Sovyetçi olmak zorunda degilsiniz. "Tencere dibin kara seninki benden kara " mantıgıyla komünizm çürütülemez. Bakın sovyet iktisadi yapısını ve proleterya diktatörlüğünü en çok eleştiren gene komünist bir felsefe olan anarşizmdir.Ama anarşizm kalkıp ta "kaptalizmden başka çaremiz yok" demiyor. Komünizm demek sovyetler demek degildir .Komünizm demek her türlü sömürüye karşı durmak demektir. |
|
| #6 | ||
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: Konya
Mesajlar: 1,023
| Alıntı:
__________________
GERÇEKÇİ OL İMKANSIZI İSTE ERNESTO CHE GUAVERA | |
|
| #7 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Sayın Revolt ! Alıntı:
Akbaba'ya yediğinin leş olduğunu nasıl anlatamazsanız,kominizmde öyle bir şey.Galiba bende aynı hatayı işliyorum.O nedenle Sayın Dr. Che'yede katılıyorum.Sizlere davul çalmakta nafile. Defalarca denenmeye kalkınmış,pek çok ülkede çürük olduğu kanıtlanmış bir düşüncenin çürüklüğünü göremeyenlere zorla da gösterememki. Nasrettin Hocanın bir fıkrasını hatırladım." Anadan doğmamı yoksa sonradan olmamı körsün.Madem anadan doğmaydın beni niye uğraştırıyorsun,baştan söyleseydin ya " diyordu. | |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 201
| Ben değişik başlıklar altında söylediğim bazı şeyleri burada tekrarlamakta fayda görüyorum.Bu cümleler tartışmanın tüm taraflarını ilgilendiriyor sanırım: Ne yazık ki hepimiz herşeyi çok iyi anladığımızı ve bildiğimizi sanıyoruz.Özellikle politize olmuş insanlar bir akımın ya da ideolojinin etkisine girdiklerinde nedense Amerika'yı keşfettiklerini düşünüyorlar.Bu insanlara biraz ukalalık aşılıyor sanırım.oysaki hiçbirimiz herşeyi bilemeyiz.En azından bilim o derece gelişmemizi sağlayamadı. Hangi ideolojiden yana olurlarsa olsunlar insanların sloganlarla ve karşı tarafı aşağılayarak birşeyler kanıtlamaya çalışmalarını itici buluyorum.Bu durumda yapılan şey tartışma değil monolog oluyor çünkü.Sadece bizim toplumumuza özgü değil bu belki ama kabul edelim biz biraz uçlarda yaşamayı seviyoruz.Son söyleyeceğimizi en başta söyleyip işin içinden çıkmayı marifet sanıyoruz çoğu zaman. Düşünsenize hangi aklı başında toplum tuttuğu takımı sevdiği kızı ya da ideolojiyi umumi tuvaletlerin duvarlarında övmeye çalışır?Hep görürüm yolum düştüğünde: "Tek yol devrim" "Ya sev ya terket" "Şampiyon ...." ya da "Sana aşığım Nalan" "Senin için ölürüm Hatçem" vs vs... Bence biz sevmeyi de savunmayı da tartışmayı da pek bilmiyoruz.Karşı tarafın hiçbir fikrini değerlendirmeyeceksek (bakın kabul etmeyeceksek demiyorum !) hatta ne yazdığıyla ne söylediğiyle ilgilenmeyeceksek ve karşı tarafın da aynı durumda olduğunu biliyorsak neden polemiklere gireriz ki? Polemikten mi hoşlanıyoruz?Ne kadar "bilgili" olduğumuzu mu kanıtlamaya uğraşıyoruz?Savunduğumuz değerlerin reklamını mı yapıyoruz? Her fikrin muhakkak zayıf bir tarafı vardır bana göre.Ve her akımın da dünyaya kazandırdığı birşeyler vardır.Milliyetçilik devrimler çağında ilerici bir güç olarak uluslaşmayı sağlamış ve modern yaşamın kurucu unsurlarından olmuştur.Sosyalist arkadaşlar sınıf mücadelesi enternasyonalizm vs diyebilirler.Ama 1. ve 2. dünya savaşında her ülkenin işçi sınıfı kendi ulusunun ordusunda savaştı.Ve enternasyonal yıkıldı gitti.İspanya iç savaşında Yunan iç savaşında devrimcilere sevgili yoldaşlarının bir çoğundan yardım gelmedi hatta sınırlar kapatıldı.Demek ki belkide 100lerce yıl sürecek bir komünizm sürecini konuşmaya başlamadan önce toplumları nasıl bu durumdan çıkarabiliriz bunu konuşmak gerekiyor.Devrimciler daha doğrusu gerçek devrimciler hiçbir zaman halk için savaştıklarını falan iddia etmezler.Çünkü bir arkadaşımın da dediği gibi onlar zaten halktırlar.Ve "kurtuluş" en önce kendileri için istedikleri bir gelecektir.Bundan ötesi ülkemizin lümpen ve kendini beğenmiş sosyal demokratlarının boş teranelerinden başka bir şey değildir.Teoride hep çok ateşli hatta en solda olanlar onlardır.Ancak ne alanlarda ne de halkın içinde onları göremezsiniz. Milliyetçi olduğunu iddia etmek te bana göre gereksiz ve kendini beğenmiş bir davranıştır.Bir şeyi gerçekten seven insan devamlı olarak onu sevdiğini tekrarlama gereği duymaz.Siz hiç başkalarının yanında annenizi çok sevdiğinizi tekrarlar mısınız?Hayır bunu yapmazsınız.Çünkü böyle bir gereksinim yoktur herkesin ailesi kendine göre değerlidir.Ülkeyi sevmekte böyledir.Kimse bindiği dalı kesmek istemez.Eğer istiyorsa akli dengesi yerinde değildir.Sadece herkesin ülkesi için farklı ve kendine göre güzel hayalleri vardır.Ama bu birinin diğerinden daha vatansever olduğunu asla göstermez.O yüzden ya sev ya terket diye nara atanlar sadece birşeyler kanıtlama derdindedir bence.Çünkü bu tür bir sloganı ancak kendi fırsatı olmadığı için "terkedemeyenler" başkalarına söyler. Liberalizm de insanlığa katkılar sunmuştur.Bu sayede serbest ticaret,demokrasi gibi kavramlar öğrendi insanlık.Ama insanlık tarihine yaptığı bu katkı sütten çıkmış ak kaşık olduğunu göstermez.Zayıf yanları fazladır ve bana göre en zayıf yanı bireyi yüceltirken "birey" diye tanımladığı şeyi insan değil de "homoeconomicus" olarak algılamasıdır.Liberalizm de doğadaki evrimin yöntemlerini savunur.Zayıf olanın çekilmesi ve böylece güçlü olanlara daha fazla yer kalması.Ancak biz insanız ve doğayı dönüştürmekle övünen bir ırkız.Bu kadar maddeci bir yaklaşım bence insanlığın ideolojisi olamaz. Sosyalizmin işçi sınıfından devlet teorisine ekonomiden hukuka insanlığa kazandırdıkları saymakla bitmez.Bugün sosyal devlet dediğimiz şey sosyalizmin ve sosyalistlerin insanlığa bir armağanıdır.Eğer demokrasiden seçme seçilme hakkından sendikalardan çalışma saatlerinden bahsedebiliyorsak bunlarda devrimcilerin katkıları inkar edilemez.Bu ideoloji de insanlığa dair bir proje içerir ve kendi içinde tutarlıdır. Kuşkusuz sosyalizmde değişik dönemlerde yanlış uygulanmış kimi zaman reçeteleri yeterli olmamış buhranlar yaşamış ve bazen yükselen bazen de gerileyen bir ideoloji olmuştur.Ancak hepsine olduğu gibi bu ideolojiye de tamamen ak ya da kara dememiz mümkün değildir. Tarışıyorsak ve paylaşmak istiyorsak bence asgari müştereklerimizin ne olduğunu ortaya koymalıyız.Burada ne için bulunuyoruz?Bildiğimiz ve belki de başkalarının bilemeyebileceği özgün bir fikri ortaya koymak için mi yoksa bilindik şeyleri tekrarlamak için mi?Ben şahsen özellikle sosyalizm anlamında yapılan eleştirilerin de övgülerin de büyük çoğunluğunu okuduğuma inanıyorum.Her iki yaklaşımda olup ta benim bilmediğim bir şeyleri anlatacak bir üstad varsa kendisini dinlemekten şeref duyarım. Ancak burada tencere dibin kara seninki benden kara gibi ilmi(!) polemiklere gireceksek şahsen ben sessiz kalmayı tercih ederim.Çünkü bunların hepsini dinledik yeterince.Mesela komünizmi eleştirmek isteyen bir arkadaş "Komünizmin Kara Kitabından" paragraflar yazabilirdi.Ya da övmek isteyen biri "Kapitalden" alıntılar yapabilirdi.Ama sonunda ne olacağını zaten biliyoruz.Öyleyse tartışacaksak bunun yöntemi bilimsel olmalı en azından.Bilime kimsenin itirazı yoktur herhalde.Örneğin sosyalizmin ekonomik anlayışını beğenen bir arkadaş burada akademik kaynaklardan edindiği bilgileri kendi fikriyle birleştirip bize anlatabilir.Aynı şekilde buna itirazı olanlar da şu şu şu sebeplerden dolayı itiraz ediyorum diyebilir. Ama burada gördüğüm "tartışma" kısırdöngüye gidiyor diye düşünüyorum.Belki de sentez yapabilirdik gerçekten paylaşmak olsaydı amacımız mesela.Sonuçta bu ideolojiler kutsal kitap değil ve kuramcılar da Tanrı değiller.Yeniden yorumlanabilir değiştirilebilir ve geliştirilebilir.Ve hiç kuşkunuz olmasın böyle de olacaktır.Politika bilimi bu sayede ilerlemiştir.Birileri fikirleri yeniden yorumlamayı akıl ettiği için özgün fikirler ortaya koyabildiği için ilerleyebilmişizdir.Öyleyse şairin de dediği gibi "artık şarkı dinlemeyelim hep birlikte şarkı söyleyelim." Kimbilir belki de yeni dönemlere damga vuracak fikirlerin kuramcıları aranızda bir yerlerdedir.... |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|