Dergi
 
Blog
 
Evrim
 
Marksizm
 
Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > İnançlar ve Dinler > Kitaplı Dinler - Tarikatlar

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Dil insanlar içindir, tanrının dile ihtiyacı yoktur / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski26-05-08, 10:18  #1
evaporit
 
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 877
Dil insanlar içindir, tanrının dile ihtiyacı yoktur



Allah'ın dili arapça değildir...almanca da, ingilizce de ve türkçe de değildir...
Yeryüzünde konuşulan diller insanlar için ve insanlar tarafından geliştirilmiş kullanılan kodlamalardır...
Dil mevcut durumun izah edilmesi ve aktarılması için kullanılan bir araçtır... Mesala ben bir olay gördüm... bu olayı kendi kendime anlatabilmem için onu cümlelere döküp de kendime okumam... olayı bir olgu olarak zihnime kaydederim... onu gazete haberi şekline dönüştürüpte saklamam... ama bu olayı bir başkasına aktaracaksam eğer o zaman gördüğüm, işittiğim ve tecrübe ettiğim bu olayı bir kodlama yardımı ile aktarabilirim... bu kodlama aktaracağım kişi ile aynı şifre ve deşifre kodlarına sahipsek anlaşılabilecektir...
Mesala ben gördüğüm olayı İngilizce kelimelerle size aktarırsam ve sizde almancaya sahipseniz bunu anlayamazsınız... karşılıklı anlaşamayız...

Peki insan-insan ilişkisinde kelimeler bir aktarım aracı ise Tanrı ile olan ilişkilerimizde hangi dili kullanacağız ?
Kuran Tanrı sözü ise, Tanrınn dili arapça mıdır ?
Tanrının dili arapça değildir... dil bizim için icad edilmiş bir araçtır... yani insanlar için...
Tanrının dile ihtiyacı yoktur... ama biz halimizi izah ve aktarabilmek için bir vasıtaya ihtiyacımız vardır... ama tanrı ile konuşmak ve ona aktarmak için dile gerek yoktur... o ne diyeceğinizi de ve ne demek istediğinizi de bilir..
'' o sinelerde gizlediğinizi de açığa vurduklarınızı en iyi bilendir...'' çünkü o bize şah damarımızdan daha yakındır...

Tanrı isaya da, musaya da ve muhammede de öğretti.. kendi dillerinde... çünkü bu insanlar için önemli idi.. insanların ne dediklerini bilmeleri ve ne olduğunu anlayabilmeleri için...
Hikmet anlama ve kavrama kabiliyeti idi...Allah da ''biz sana kitabı ve hikmeti verdik...'' demekte idi.. yani vahy bir olay ya da olgu idi...
Tanrı gecenin bir cüzünde nasıl kulunu alıp götürüyor ve ona mucizelerini gösteriyorsa, vahy de böyle bir şey olmalıdır...
Tanrı muhammede gösteriyor ve Cebrail de ona okuması için tekrar ettiriyordu...
Muhammed gördüklerini tekrar etmek için dilini depreştiriyor... Ama Allah ona dilini oynatmasına bile gerek olmayacağını söylüyor... Cebrail onu tekrar ederken Muhammed kalbine indirileni etrafındakilere söylüyordu... ama kendi kelimeleri ile..
Muhammedin vahyi insanlara kendi dillerinde aktarımı HİKMET iledir...
....
bazen bir arkadaşınızla birlikte bir film ya da maç izlersiniz... filmi izlerken aynı duyguları yaşarsınız... aynı tepkileri verirsiniz...filmin heyecanından konuşmazsınız...ama aynı şeyleri yaşamanın verdiği hazzı paylaştığınızı hissedersiniz ve bilirsiniz...
film bittikten sonra aynı kelimeleri kullanırsınız ayrı yerlerde ...''çok korktuk...''
''çok eğlenceli idi..'' , '' çok sürükleyici, çok çekişmeli idi...'' vs...
oysa film izlerken hiç bir kelime ya da gazete haberi ile iletişim kurmamıştınız... kelimelere gerek kalmamıştı çünkü... sevgililerin birbirleri ile konuşmalarına gerek olmadığı gibi...
Kelimeler yaşadıklarımızı, gördüklerimizi ve hissettiklerimizi anlatmak için kullanılırlar....
kelimeler olayların aynısını ifade etmekte yetersiz kalabilirler... çünkü olaylara karşılık gelen birebir kelimeyi bulmak nerede ise imkansız gibidir... bunda ki esas neden olayların zihnimizdeki yansımasıdır.. olayın zihnimizdeki etkisine göre biz karşılık bir kelime buluruz... bu ise çok zaman subjektif olabilmektedir..
.........
Tanrı yarattıklarının hiç birine benzemez.. onun bir dile ihtiyacı olmadığı gibi konuşmasnı da beklemeyiz.. ama konuşmaya ve bir dile ihtiyacı olan insandır..
Din ise insanlar-toplum-doğa ve tanrı arasındaki ilişkileri düzenlemek için var idi... ve bütün bu ilişkiler de bir iletişime-dile gereksinim duymaktadır...
dolayısı ile iletişime ihtiyacı olan insanların kendi aralarındaki bu sorunu çözmek için bir dil kullanmaları gerekirdi....
Tanrı insanlığa ve tarihe örneklik etmesi için Arap yarımadasından küçük bir topluluğu ve içlerinden de Muhammedi seçti... ona ayetlerini göstedi ve hikmeti öğretti... o da etrafındakilere aktardı... bütün bunlar kendi dillerinde oldu...
biz de Onu seyrettik ve onu okuduk.. Tıpkı ona gösterilen ve okutulan gibi... biz de ondaki yansımasını seyrettik ve okuduk..
kendi dilimize çevirdik ve şimdi aramızda gördüklerimizi, izlediklerimizi ve okuduklarımızı konuşup duruyoruz... kendi dilimizde ve kendi kelimelerimizle...
Ama tanrı ne konuşursak ve ne söylersek işitiyor, görüyor ve biliyor... hatta söylemesek bile...
evaporit is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski26-05-08, 10:31  #2
özedönüş
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,258

Bu başlık Allahın kelam sıfatını açıklayacak konumdadır.Bu konu Kuran Mahluk mudur tartışmasına kadar bizi götürecek önemli bir konudur.Bu konu ilk dönem insanları tarfaından öylesine tarytışılmıştır ki ünlü fıkıhçı Ahmed b.Hanbel kuran yaratılmıştır diyen mutezile yönetimine karşı çıkmış ve bu uğurda canını bile vermiştir.

Elbetteki Allah konuşmuştır.Fakat tüm sıfatları bizim gibi olmadığı için bu konuşma sıfatı da bizim konuşmamız gibi değildir.Allah, peygamberlerle konuşur. Ancak bu konuşma iki insanın karşılıklı konuşmalarına benzetilemez. Bu konuşmanın biçimi Kur'an'da şöyle belirtilir: "Allah bir insanla (karşılıklı) konuşmaz. Ancak vahiyle (ilham yoluyla, kulunun kalbine dilediği düşünceyi doğurarak), yahut perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderip izniyle dilediğini vahyeder" (eş-şûrâ, 42/51).

Ehli sünnete göre Kur'an Allah'ın kelâmıdır ve mahluk değildir. Allah'la kaimdir ve O'ndan ayrı değildir. Kur'an ne yalnız anlam, ne de yalnız harflerden ibarettir; her ikisinin toplamından oluşur. Allah harflerle konuşur, harfler de mahluk değildir. Kulun okuyuşu, sesi ve okuma fiili yaratılmıştır, Allah ile kaim değildir. Fakat dinlenilen Kur'an mahluk değildir, Allah ile kaimdir. Allah'ın kelâmı Cibril vasıtasıyla inzal olunan anlamın hikayesi değil, ibaresidir.

Mu'tezile'ye göre Kur'an ses, harf, âyet, sûre vb.lerinden oluşmakta; telif, tanzim, tenzil, inzal gibi hudûs (sonradan olma) nitelikleri taşımaktadır. Bu nedenle kadim değil, mahluktur. Allah'ın konuşması, mütekellim olması, kelamı belli bir mahalde, örneğin Cebrail'de, peygamberlerde, Levh-i Mâhfuz'da, insanın okuyuşunda yaratmasıdır. Kur'an'ın kadim (ezeli) olması, Allah'ın zatı ile birlikte ikinci bir kadimin daha bulunması demektir. Bu da tevhide ters düşer.

Sonraki ehli sünnet alimleri her konuda olduğu gibi bu konuda da ortanca bir yol takip ettiler ve ikiye ayırdılar:Lafzi kelam ile nefsi kelam.

Nefsi kelam (kelam-ı nefsi), Allah'ın zatı ile kaim, mahiyetini anlayamayacağımız ezeli bir sıfattır. Lafzi kelâm (kelâm-ı lafzî) ise nefsi kelâma delalet eden ses ve harflerden oluşan Kur'an'ın lafzıdır. Bu lafzî kelam hudûs (sonradan olma) nitelikleri taşıdığı için ezeli değildir, mahluktur. Eş'arî ve Maturidîler nefsi kelâmın işitilip işitilmemesi konusunda ayrılmışlardır. Eş'arîlere göre nefsi kelam işitilebilir. Çünkü varolan bir şeyin işitilmesi de mümkündür. Maturidîler ise nefsi kelamın işitilemeyeceğini savunurlar.
özedönüş is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski26-05-08, 10:45  #3
özedönüş
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,258

Son dönem ehli sünnet(gazali,cüveyni,razi,)bilginlerinin tespitleri konuyu açığa kavuşturmada büyük bir vasıtadır.Bunlar Kuranın bildiğimiz haliyle ve sözleriyle mahluk olduğunu,mahluka hitap ettiğini söylerken manasının ise Allaha ait olduğunu söylüyorlar.

O halde Allaha ait bir ezelilik anlamını içermesinden bu kuranın sözlerinde kulların etkinliği yoktur.Ama kulların(peygamberlerin) lafızlandırılması olmuş olabilir diye düşünüyorum.Fikrim değişebilir de..
özedönüş is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski26-05-08, 13:02  #4
muenes
 
Giriş Tarihi: Nov 2007
Mesajlar: 221

Alıntı:
Sayın özedönüş şöyle demiş:

Ehli sünnete göre Kur'an Allah'ın kelâmıdır ve mahluk değildir. Allah'la kaimdir ve O'ndan ayrı değildir. Kur'an ne yalnız anlam, ne de yalnız harflerden ibarettir; her ikisinin toplamından oluşur. Allah harflerle konuşur, harfler de mahluk değildir. Kulun okuyuşu, sesi ve okuma fiili yaratılmıştır, Allah ile kaim değildir. Fakat dinlenilen Kur'an mahluk değildir, Allah ile kaimdir. Allah'ın kelâmı Cibril vasıtasıyla inzal olunan anlamın hikayesi değil, ibaresidir.

Elbette Allahın bir dili yoktur ve elbette Allah bütün bildiklerimizden başkadır fakat ben yukarıda ki paragrafta olduğu gibi düşünmekteyim.

aslına bakılırsa bunun dışında ki görüşleri de fevkalade tehlikeli bulmaktayım.kurana bakıldığında bütünden çıkan anlam Kuranı Hz peygamberin kelimesel ifadesi olduğunu düşündüremez.yani sonuçta böyledir ama aslında böyle değildir.burası biraz derin aslında kuran lafzı bir insandır, ancak insanın öyle yada böyle ifade etme olarakta olsa işin içine karıştığı bir lafız değildir,aslında bunu tam tarif edicek bir kelime malesef şuan bulamıyorum.kesinilikle yanlış anlaşılsın istemem ama çorbada Allahtan başka kimsenin tuzu yok şeklinde deyimsel bir ifade tam karşılar herhalde.sizce neden Allah vahiy'i cebrail vasıtasıyla aktarıyor ? vahiy'in tam insansal ifadesinin, kelimesel karşılığının ne olacağını bildirmek olabilir mi ?tam karşılığını veren bir translate gibi.yani ben belki yanlış anlamış olabilirim fakat kuran hz peygamberin kalbine manasal olarak inen hz peygamberinde bunu kelimelere döküp ifade ettiği bir şey değildir.Kuran hz Muhammedin ifadesidir denildiğinde bu sefer bunu doğru ifade edip edemediği sorusu akla gelir. sanırım çok uzattım,sonuçta demek istediğimi sayın özedönüş'ten alıntıladığım paragrafta gördüm.
muenes is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski26-05-08, 14:00  #5
evaporit
 
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 877

1- kelimeler mahluk mu idi ?
değildi ...
peki ne idi ?
- ???
- bir şey ya mahluktur, ya da halıktır, üçüncüsü yoktur...Mahluk değilse, halık mı demek istiyorsun ?
- ???

Kelamcıların tartışmasında uzun yıllar bu konu tartışıldı... Ama imam Malik bu konuda en güzel tavrı koydu..
- Mahluktur diyemem, Halıktır da diyemem... Allah bişey demedi.. Resulu bişey demedi.. Malik kim oluyor ki; Allahın ve resulunun söz etmediği bir hususta söz etsin...

Kuran yaratıldı mı (sonradan ), yoksa yaratıcıdan bir parça (halık, evvel) midir ? bu sorunun cevabını bilmiyorum ve cevaplayamam...
söylenenlerin hepsi de doğru olacağı gibi, hepsi de yanlış olabilir... hakikati Allah bilir... bu konuda görüşüm Malik gibidir..

konumuz Arapça konuşan bir topluma indirilen Vahy olduğuna göre, konuyu çevrede konuşmaya devam etmeliyiz...

Mesala bir trafik kazası ile karşılaştınız...bu olayı çeşitli boyutları ile film izler gibi izlemeyi deneyiniz...
1- ortada korkunç bir facia var, yerde yaralılar var, otomobiller kan gölüne dönmüş ve bir sürü insan toplanmış izliyorlar..ilk yardım ambulansı geliyor ve olaya mudahale ediyor... Trafik polisleri olay yerinde bilgi topluyor, rapor tutuyor önlem alıyorlar...
2- bu olaya şahit olan bir sürü insan var, hepsi de olayı aktarmak istiyor ve bunu rapor haline getiriyoruz...
olayı yaşayanlar da, izleyenler de ve bu olay hakkında rapor tutanlar da bir kanaate sahip oluyorlar..
3- dikkatimizi çeken bir şey daha var ilk yardım ekipleri sanki bu olaya daha önceden kurgulanmış gibi, hemen organize bir şekilde olay yerine dağılıp, kimi yaralılara mudahale ederken, kimi de ilk yardım malzemelerini çıkarıyor, kimi sedye taşıyor ve kimi de hastane ile iletişimi sağlıyor...

şimdi bu olaydan çıkardığımız sonuçları birlikte değerlendirelim..
1- olayı izleyen bütün kişilerin zihninde aynı olay birebir cereyan etmiştir... Ama olayı dışarı aktarma şekilleri kelimelere dökülünce farklı şekiller almaktadır... kelimelere anlam yükleyen insanın kendisidir... olay kendisini kelimelerle ifade etmiyor... o sadece oluyor... ama onu aktarırken insan kelime seçiyor ve bu kelimelere kendisi anlam yüklüyor... bu yüzden aynı kelime bazen birbirnden çok farklı olayları tanımlamada da kullanılabiliyor...
'' Çok müthişti ya...''
'' Acaip korkunçtu...''
ünlemlerinde olaya tanık olan ve onu bize aktaran insanın bir duygu yaşadığı kesindir.. ama bu duygunun ifadesi bizim zihnimizde birebir karşılığını bulmakta zorlanır... ancak başka karinelere ihtiyaç duyarız... ''Nasıl müthişti ? Nasıl korkunç bir şeydi ? '' gibi...

bu hukukta sıkça karşılaştığımız bir sorundur....kelamcılar da bu konu üzerinde sıkça ihtilaf etmişlerdir...
Ama benim burda kelam konularına girmek gibi bir niyetim yok...

Vahy Peygamberin gördüğü, yaşadığı ve kalbine indirilen, kimi zaman da Cebrail tarafından tekrar edilmek sureti ile öğretilen bilgidir...
Arapça idi çünkü dilini döndürmeye ve tekrar etmeye, onu ezberlemeye uğraşıyordu.. bu Allahın bir dili olduğu anlamına gelmez.. Peygamberlerin insan olması sebebi ile bir dile sahip olduklarını gösterir...
Ama yukarıda anlattığım bizim bir olayı kelimelerle ifade ediş biçimimizden farklı bir yanı vardır...
Peygamberler Vahy gibi Allah tarafından verilen ''HİKMET'' sayesinde vahyi anlayıp kavrarlar... bu yüzden vahyi yanlış anlama, eksiltme, artırma ve değiştirme şansına sahip değillerdir... Allah nasıl murad etmiş ve Cebrail nasıl talim ettirmişse onu aktarmışlardır...
2- Vahyin uygulanması üzerindeki peygamberlerin ''hikmetle tut''maları, Vahyi biliyor olmalarındandır... bunu tam olarak ifade edemesem de şöyle benzzetmek istiyorum...

Kanun koyucu bir yasa yaparken, onu vazetme nedenini bilir...sonra bu nedenle yasayı kelimelere döker, yazar ve uygulamaya gönderir... Uygulayıcı yasa koyucudan ayrıdır... Eğer yasa koyucunun bu yasayı neden önerdiğine vakıf olamazsa uygulamada yasanın amacına muhalif bir sürü hatalı hükmetmede bulunur...eğer yasanın amacını, maksadı ve yapılma nedenlerini biliyorsa bu yasayı uygulamada da kelimelere takılıp kalmaz, kelimeleri yorumlamakla uğraşmaz ve adaletle hükmeder... hiç bir sorun çıkmaz...

beşeri kanunlardaki bu örneği Şari olan Allahın gönderdiği vahye uyarlamak istersek ve bu kez sondan başa doğru gidersek konuyu daha iyi anlatmış olacağım...
Peygamberin Vahyi uygulaması adaletle ve hakikatle olmuştur... bunun nedeni vahyi bilmesidir... vahyi bilmesi, onu anlayacak ve kavrayacak Hikmete sahip olmasıdır... Vahyin kelimelerinden ziyade o kelimelerin karşılığı olana vakıf olmasıdır...
selam ile...
evaporit is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski26-05-08, 14:22  #6
özedönüş
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,258

Kuran Allah tarafından insan seviyesi gözetilerek kulanılmış insan dilinin hakim olduğu ve kaynağının İLAHİ OLDUĞU BİR KELAMDIR.Bunun ürünlerinin hayatımızda yaşatılmasının kökeni üzerinde yapılacak tartışmalardan daha faydalı olacağından şüphem yok.Ama dini kavramları tartışma ve sorgulama babında bulunduğumuz platform biraz da bunu gerektirmiştir.
özedönüş is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski26-05-08, 16:17  #7
evaporit
 
Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 877

Alıntı:
Sayın özedönüş şöyle demiş:

Mesajı Göster
Kuran Allah tarafından insan seviyesi gözetilerek kulanılmış insan dilinin hakim olduğu ve kaynağının İLAHİ OLDUĞU BİR KELAMDIR.Bunun ürünlerinin hayatımızda yaşatılmasının kökeni üzerinde yapılacak tartışmalardan daha faydalı olacağından şüphem yok.Ama dini kavramları tartışma ve sorgulama babında bulunduğumuz platform biraz da bunu gerektirmiştir.
sevgili özedönüş,
sizin açılımlarınızı her zaman kabul ve takdir ederim... başlığın gereği olarak bu açılımı yaptığınızın farkındayım... ben size karşılık olması açısından Malikin görüşünde olduğumu söylememiştim zaten...
benim üzerinde durmak istediğim husus Allahın aslında bir dili olmadığı, ama vahyin muhatabı insan olduğu için mecburen bir dile gereksinimi olduğunu söylemektir... Arapça Allahın dili değil, vahyin muhatabı olan insanların dilidir..
bu yüzden vahyin içerisinde arapçanın o dönemdeki kullanılışı, sanatları ve ifade şekilleri görülmektedir...
Vahy de sıkça rastlanan ve bizim diğer başlıklarda izah etmeye çalıştığımız yeminler bahsi, ''Allah onları kahretsin''' gibi ifadelerin vahyin anlaşılmasında nereye konulması gerektiği konusu sanırım bu başlığın konusu olmak zorundadır...
bu konuda getireceğimiz argümanlardan birisi de sanırım sizin insan seviyesini gözetme konusundaki görüşünüz olacaktır.... örneklendirebilirseniz sanırım daha iyi anlaşılacaktır...
selam ve sevgilerimle...
evaporit is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski26-05-08, 16:27  #8
özedönüş
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,258

bu konuyu sayın Bol ile tartışmış ve şöyle demiştim.Allah insan aklı ve insan diliyle insana hitap etmiştir. Vahyin fikri içeriği Arap kültürünün ve Arap zihin dünyasının içindedir. Tevrattan, İncilden dini fikirler içerdiği gibi, Arap cahiliye döneminin doğru fikir ve fillerini de içerir. Başta Hz. Ömer olmak üzere Hz. Muhammed ve arkadaşlarının doğru görüp uyguladıkları fikir ve fiiller vahiy tarafından onanır

Yani bir yere kadar size hak veriyorum. Kendisi Arapça oluşundan hareketle evrensel olmayacağını söyleniyor]Gerçekten de Tanrı, Araplara seslenmiştir. Arapça ile bütün insanlığa hitap etmemiştir. O günkü iletişim imkânlarını ve yabancı dil bilme oranını göz önünde tutarsak bu son derece doğaldır. Aksi, abes olurdu. Allah dini Arap olmayanlara yayma sorumluluğunu Araplara yüklemiştir.Ancak Arap alimlerinin bunu ne kadar ilerlediklerini tartışabiliriz. Kanaatime göre Ortaçağ standartlarına göre bir şeriat oluşturabilmeyi başardılar. Ancak geleneğin katılığı ve taklidin yaygınlığı nedeniyle yeniçağa geçerken bu ortaçağ şeriatı aşılamadı. İslâm dünyasının her alanda yaşadığı krizin anlamı budur. Bugün ‘şeriat’ denince herkesin şuuruna üşüşenler bunun kanıtıdır.
özedönüş is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski26-05-08, 19:02  #9
Ayanoğlu
 
Ayanoğlu'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2008
Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 275

TANRI'nın DİLİ



Tanrı,Adem ile nasıl konuştu ?
Hangi dille konuştu?

ZOHAR efsanelerinden birinde,"İbrani alfabesindeki 22 harfin,yaratılıştan yirmi iki nesil önce gökten indiği ve alevli ateşle nakşedildiği kaydedilir."
Bu söylenceye göre Tanrı,Adem'le İbranice konuşmuş oluyor.
Tanrı'nın dili İbranice oluyor.

Ancak burada şu soruyu sormalıyız:
Daha yaratılış gerçekleşmeden bu harfler kim için ve niçin indirilmiştir.?

xxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Babil Kulesi'nin yapılşına kadar Tanrı'nın dili İbranice idi.
Kulenin yıkılışıyla Tanrı dilleri karıştırdı.

xxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxx


Musa dönemi, M.Ö. XIII.yüzyılda başlar.
Bu dönem 800 yıl sürmüş ve M.Ö. VI.yüzyılda Babil sürgünüyle son bulmuştur.
Bugünkü Tevrat,Babil sürgününde yazıldı.
Tevrat'ın dili de,bugünkü Tevrat İbranicesi de Babil sürgününde oluştu.

Musa dönemi Mısır dili ve kültürüyle bağlantılıydı.
Bugünkü İbranice yoktu.
O zaman Tanrı, Tur-u Sina Dağı'nda Musa ile hangi dilde konuştu?

Tanrı,Musa'ya iki tablet verdi.
Orjinal Tevrat buydu.
Hepsi iki tablet idi.

Peki,Tabletlerin dili neydi?

Mısır diliyle mi ? İbranice ile mi?
Mısır diliyleydi.

İsa da Tanrı ile İbranice konuştu.

Hz.Muhammed ise,Tanrı ile Arapca konuştu.

Ayanoğlu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 26-05-08 19:22 .
Ayanoğlu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski26-05-08, 23:03  #10
katrin
 
katrin'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 1,297

Alıntı:
Sayın evaporit şöyle demiş:

Mesajı Göster
Tanrı yarattıklarının hiç birine benzemez.. onun bir dile ihtiyacı olmadığı gibi konuşmasnı da beklemeyiz.. ama konuşmaya ve bir dile ihtiyacı olan insandır..
sn evaporit,

vahiy yoluyla bile olsa, peygamberlerin gönlüne gönderilmis tanri düsüncelerinin anlatilmasi icin, tanrinin "dil"e gereksinimi vardi.

O bizzat kendi konusmamistir, o ayri. Fakat kendini ifade etmek icin peygamberleri kullanmistir ki, bu da tanrinin bir dile gerksinim duydugunu gösterir.

Biz tanrinin diline peygamberce de diyebiliriz mesela!

sevgiler
katrin is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Varlık Felsefesi ve Tanrı'nın Varlığı Leonardo Doğa-Varlık Felsefesi 20 23-02-08 18:51


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 08:39.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz