Dergi
 
Blog
 
Evrim
 
Marksizm
 
Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.

2. Geleneksel Yaziyaz Amator Şiir Yarışması



Geri Dön Yazıyaz Forum > İnançlar ve Dinler > Kitaplı Dinler - Tarikatlar

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Hanif Muslim(an)lık / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski03-06-08, 12:39  #1
Eren Erdem
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 14
Hanif Muslim(an)lık



Hanif Müslümanlık

Öncelikle belirteyim, Haniflik ile Hanefi mezhebi arasında bir alaka yoktur. Hanefilik beşeri bir düşünce iken, Haniflik Allah’ın Kuran’da belirttiği bir kavramdır.

Fazlaca kavram ile bütünleştiğimiz şu günlerde, bir kavram karmaşası da Haniflik mi ? Müslümanlık mı? Şeklinde oluşmaya yüz tutmuştur. Meseleyi net biçimde idrak edebilmek adına, Kurani bir pencere ile inceleyelim.

Hanif kelimesi, h-n-f kökünden gelen, hanef yapmış kişi manasında bir kelimedir. Kuran’da 10 yerde tekil(Hanif), 2 yerde çoğul(hunefa) olarak geçmektedir. Hanef yapmak , yanlış olandan doğruya yönelmiş(180 Derece dönmüş gibi) manasına geldiği gibi, Kuran’da Hanif, Hanef yapmış ve tüm şirk düşüncesinden Tevhide yönelmiş, Allah’ı teklemiş/birlemiş, manasında kullanılmaktadır.
Yani Hanif bir kişide temel kıstas, Allah’ı birlemek/Teklemek tir.
Peki bu kavram ile Müslümanlık arasında nasıl bir bağ mevcuttur ?

Öncelikle kurulacak analoji evvelinde ŞİRK kavramını iyi anlamak gerekmektedir. Şirk = Şirkettir. Çok ortaklı İLAH şirketi. Bu şirketin oluşmasındaki temel faktör, yönetim kurulunda Allah’ın var olması, fakat yanında hükümde ortak farklı varlıklarında bulunmasıdır.
Hanif kavramının işlevselliğini idrak edebilmek adına ŞİRK olgusunu iyi bilmek gerekmektedir. Peki nedir ŞİRK ?

Şirk

Şirk kelimesinin anlamını nitelik olarak ifade edersek eğer, TEKleştirmenin karşıtı diyebiliriz.Yani Tekil fıtrat imanından, çok ortaklı uluhi bir inanç sistemine geçişin temel adı şirktir.
Kuran’da en geniş kapsama sahip olan kavram şirk’tir. Şirk, Allah’ın kesinlikle reddettiği ve asla affı olmadığını belirttiği bir tavırdır. Allah’a hüküm de dahil olmak üzere, herhangi bir şekilde eş tutmak, Kuran deyimi ile Şirk’tir. Bu tavrı sergileyen kişi ise Müşriktir.

Şirk’te temel sıkıntı, şirkin putperestlik olarak algılanmasıdır. Oysaki Kur’an, şirk unsurunun gerçekleşmesi için öncül bir Allah kabulünün var olduğunu tanımlamaktadır. Yani kişi Allah’a inanmalı ki O’na ortaklar koşsun. Aksi taktirde zaten gerçekleşen durumun adı Küfür(Gerçeğin üzerini örtmek) olacaktır.

Nice hayvanlar var, kendi rızkını taşıyamaz. Allah onları da rızıklandırıyor, sizi de. Semî'dir O, Alîm'dir. Onlara "Gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş'i ve Ay'ı kim boyun eğdirdi?" diye sorarsan, mutlaka şöyle diyecekler: "Allah!" Peki nasıl döndürülüyorlar? Allah, kullarından dilediğine rızkı açıp yayar da ölçülü verip kısar da. Allah herşeyi çok iyi bilir. Onlara, "Gökten suyu kim indirdi de onunla toprağı ölümünden sonra canlandırdı?" diye sorsan, mutlaka "Allah!" derler. De ki: "Hamt Allah'adır. Fakat onların çokları akletmiyorlar." Ankebut suresi 60-64



Ayetlerde vurgulanan gerçek, şirk koşanların Allah kabulünün varlığını bizlere göstermektedir. Yani müşrikler Allah’ı kabul etmektedirler.
Din kelimesinin bir anlamı, ’’Hüküm’’dür. Din Allah’ın hükümsel anlamda beyan ettiği bir totalitedir. Bu totaliteye bakış ile ilgili olarak bizlere şöyle bir ifade kullanılmıştır:

Hüküm yalnız Allah’ındır. O kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din işte budur. Ama insanların çoğu bilmiyorlar.

12- Yusuf Suresi 40

26-Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz.

27-Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O’nun kelimelerini
değiştirecek hiçbir kudret yoktur.

18- Kehf Suresi 26,27


Ayette bizlere hükmün/Dinin sadece Allah’a ait olduğu açık şekilde beyan edilmektedir. Din Allah’ındır. O’na aittir. Tüm hükümler ve kapsamlar Allah’ın belirlediği çizgiler üzerinden gerçekleşmek durumundadır.

Bu bağlamda vahyin yeterliliği ve tamamlanmışlığı üzerine :

Biz bu kitabı sana, her şeyin ayrıntılı açıklayıcısı, bir doğruya iletici, bir rahmet, Müslümanlara bir müjde olarak indirdik..

16- Nahl Suresi 89


Rabbinin sözü hem doğruluk, hem adalet bakımından tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur.

6- Enam Suresi 115

Allah size kitabı detaylandırılmış bir halde indirmişken Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım?

6- Enam Suresi 114

Kitap’ ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.

6-Enam Suresi 38


Şeklindeki ayetlerde beyan etmiştir.

Allah, dinin kendisine ait olduğunu, din ile ilgili tüm yeterliliklerin vahyinde mevcut olduğunu beyan etmektedir. Bu bağlamda Din = Kuran’dır.

Allah Resulü ise zaten bu vahyin dışında hiçbir iş yapmadığını:

De ki “ Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.”

21-Enbiya Suresi 45

Böylece biz seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete sana vahyettiklerimizi okuman için gönderdik.

13-Rad Suresi 30

Bu Kuran, bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu.

6-Enam Suresi 19

Onlara ayetlerimiz açık açık okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar “Bize bundan başka bir Kuran getir veya bunu değiştir.” dediler. De ki “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için söz konusu olamaz. Ben sadece vahyolunana uyuyorum.”

10-Yunus Suresi 15

Ey elçi. Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer yapmayacak olursan elçiliğini tebliğ etmemiş olursun.

5- Maide Suresi 67

De ki: “Sizi ve kime ulaşırsa kendisiyle uyarmam için bana bu Kuran vahyedildi.”

6- Enam Suresi 19


Şeklindeki ayetler ile bildirilmektedir. Allah Resulü, asla Kuran çizgisinden ve yeterliliğinden dışarı çıkmamıştır. Bu bağlamda kendisine isnad edilen Kuran dışı, Kuran ile çelişkili tüm sözlerden münezzehtir. Resule itaat ancak ve ancak Kuran ile mümkündür. Nitekim Resulullah’ın vefatının ardından gelişen siyasal olayları incelediğimizde, zaten günümüze gelen kaynakların sağlıksızlığı hakkında fikir edinmiş oluruz. Emevi döneminin tüm vahşetiyle donanmış, Allah ile Resulü ayrı birer merci haline getirmiş anlayış, kesinlikle Hükümde ortak tutuculuğun en tehlikeli ve görünmez hallerindendir.


Devam edecek...


YOL Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 04-06-08 11:03 .Sebep: Yazı tipi...
Eren Erdem is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-06-08, 09:34  #2
Eren Erdem
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 14

Din konusuna da biraz değindikten sonra, Şirkin Allah’ın hükmüne herhangi bir müdahaleyi kapsayacağını anlamış olduk. Yani Tek merkez olan Kuran’ı, merkez dışına çıkartıp, aslı belli olmayan hüküm odaklarını merkeze oturtmak, Allah adı ile aldatmaktır.

Fatır suresi 5. ayet :

Ey insanlar, Allah'ın vaadi haktır! O halde iğreti dünya hayatı sizi sakın aldatmasın! O yaman aldatıcı, o çok gururlu, sizi sakın Allah ile aldatmasın.

Gibi bir ifadeyi boş yere kullanmamıştır. Allah adı ile aldanmak Şirkin en karanlık tarafıdır.

Diğer yönleriyle Şirk, Allah’a ait olan tüm vasıfları farklı varlıklara isnad etmektir diyebiliriz. Bir örnek ile:

Şah damarımızdan yakın olan Allah ile aramızda hiçbir mesafe yok ike, aracılar-yaklaştırıcılar tutarak, O’nun yetersizliğini bilmeden kabul etmek. Allah dışındakilere dua etmek. Allah’ı şekil-kalıplara sokmak vs vs vs…

Bir de farklı olarak,1400 sene önce bize bildirilmiş olan ŞERİAT yasalarına aksi davranış sergilemektir. Şeriat dediğimde akıllara Siyasi Rejim gelecektir. Hayır!

Şeriat = Evrensel işleyiş yasalarıdır. Kısacası fıtrat üzerindeki her zerreyi kapsayan yasalar bütünüdür. İşte bu yasaların tüm hükümleri Kuran’da açık şekilde beyan edilmiştir. Yasaların sonuçlarına alenen müdahale, bizzat sistemi yetersiz görmek demektir. Bunun adı ŞİRKTİR.

Kuşların uçmasından, ağlarken gözden yaş gelmesine kadar. Tamamı Şeriattır.

Kısaca özetlersek eğer, Tevhidi(Tekleştirici) olmayan her şey Şirktir. Hükümde,anlayışta,metodolojide,icazette vs vs…

Mezhepleşmek, ayrı hükümleri farzlaştırıp, helal-haram tayin etmek. Bu Şirkin aleni halidir. Nitekim vahiy mesajında :

Dinlerini parça parça edip hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Allah onlara yapıp ettiklerini haber verecektir.

6-Enam Suresi 159

Yalan düzerek Allah'a iftira etmek için, dillerinizin uydurma nitelendirmeleriyle "Şu helaldir, şu da haramdır!" demeyin. Yalan düzerek Allah'a iftira edenler kurtulamazlar. Nahl 116


Vahiy dışı haram ve helalleri Resule dayandırmak saçmadır.Nitekim yukarıda, Resulün vahiy dışına çıkmayacağı ile ilgili bilgileri beyan etmiştik.Bu bağlamda Hükümde/Dinde hizipleşmek = Allah adına hüküm koymak/yalan uydurmak!

İşte genel olarak, Allah’a ait olan hüküm ve yasaların tamamının TEK odaklılığını saptırmanın adıdır Şirk.

Şimdi şirk konusunu yüzeysel olarak incelemiş olarak, Hanifliği daha temel düzeyde ele alalım.

Haniflik = Tüm Şirk ve Şeriklerden uzak olmak-yüz çevirmek. Tekil fıtrat imanına yönelmek!

180 Derece dönmek, tüm bu sapkınlıkları yaşamdan çıkarmak ve Nefsi arındırmaktır.

Bu bağlamda, Müslümanlık ile Haniflik arasındaki temel fark şu noktadadır. Yukarıda verdiğimiz yüzeysel şirk bilgileri nazarınca, Şirk için gerekli koşul, kişinin Müslüman olduğunu beyan etmesi, yani Allah’a inanmasıdır.
Müslüman = Teslim olan demektir. Kişi bu iddiayı ortaya atar. Teslimliğinde Şirk unsurlarının yaşamında olması ART NİYET sonucu değildir. Bilgisizlik ve ATALAR öğretisinden beslenmiş olması kişinin ŞİRK batağına düşmesinin temel nedeni sayılabilir.

İşte Hanif Müslüman = ‘’Tüm sapkın düşünceleri yaşamdan çıkartıp, Şirkten yüz çevirip Teslim olan’’ demektir.


Şu da emredildi: "Yüzünü, bir hanîf olarak dine çevir. Sakın müşriklerden olma!" (YÛNUS suresi 105. ayet)


Önemli bir nüans farkı görebiliriz. Yüzünü bir HANİF olarak çevir. Önce Hanif ol, o şekilde Dine yönel! Hükümlerin kabulünü o şekilde gerçekleştir. Evrensel Yasaları o şekilde yaşamına sok!

Aksi takdirde yaşanan sorunların günümüzdeki tezahürü, İsra 16. ayetin Ülkemizde işlemekte olmasıdır.

Hanif Müslümanlık, Hükümde/Dinde Allah dışında hakem aramamaktır.(bkz Enam 114.ayet)
Hanif Müslümanlar, Şirksiz/koşulsuz biçimde yüzünü dine çevirenlerdir.(bkz.Yunus 105.ayet.)
Hanif Müslümanlar, Salatı vahye göre ikame ederler, zayi etmezler.( bkz. Maun 4.ayet)
Hanif Müslümanlar, Allah ile Resulleri ayrı merciler olarak görmezler. Hükümde tek kıstas VAHİYdir. (bkz. Enbiya 45.ayet)
Hanif Müslümanlar, Allah’ın kendilerine şah damarlarından daha yakın olduğunu bilir ve hiçbir aracı tayin etmez! Başvurusunu bizzat kendisi yapar!(bkz. Zümer 3.ayet)


Kısacası Hanif Müslümanlık, Hakikatin özüdür. Tek kıstası Rahmanın sözüdür!

YOL Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 04-06-08 11:03 .Sebep: Yazı tipi...
Eren Erdem is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-06-08, 11:21  #3
özedönüş
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,252

Hanif müslümanlık dinin sadece Allaha ait oluşunu ve onun dininden başka hiçbir şeyi hakk görmeyişi ifade eder.Bu açıdan şirki de zulmü de fıskı da kabul etmez.Çünkü haniflik,bütün bunları özün ve evrensel yasanın bozulması olarak görür.Bugün yeryüzünde yaşayan beşeri ideolojiler insan ve evrenin yasalarını uygulamada büyük bir buhran yaşamakta ve insanlığın başına felaket getirmekteler.Bu genel açıklamalar bağlamında sizinle aynı düüşündüğümüzü ifade edelim.

Ancak ilk cümlenizdeki tanımlamanızdan ve şirk ve hanifliğin kapsamını ele alırken gösterdiğiniz örneklerden anladığım kadarıyla şirk ve tevhidin kapsamı konusunda farklı düşünüyoruz.

Öncellikle Kurandan anladığını hayata geçirmek için uğraşan ve bu konuda kendisini rehber alarak bir ekol oluşturmuş Hanefiliği bir beşeri ve bu bakımdan da müşrik olarak tanıtmanızda aşırı davarndığınız düşünüyorum.Bugün ilgili öğreti salt Kuranı sonraki kaynak haline getirmişse bile bu ilgili ekolun Allahın tevhid dinine karşı oluşmuş safsatalar mecmuası olduğu anlamını vermez.

Diğer yandan kimlerin hanif dine karşı bir akım olduğu ve kimlerin de olmadığı konusu ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur.Mezhepler vahiy dışı birer inanç manzumeleri değil,islami düşüncenin duraklamasından kaynaklanan yapılanmalardır.İslami düşünce her alanda tecdid edilmediği sürece halk yığınlarının mezhebpleri taklidini beşeri ideolojilere karşı bir dayanak noktası olarak görüyorum.
özedönüş is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-06-08, 11:31  #4
Eren Erdem
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 14

Maalesef ki, müslümanların çoğu, hatta Kur'anın ifadesiyle EKSER-EN NAS dini asıl kaynağı olan Kur'andan öğrenmektense din sınıfının fikrine/bilgisine sığınmakta ararlar. Bunda hoca konumunda yani öğretici konumunda olanların vebali olduğu kadar, tüm sorumluluğu onların boynuna atan koca islami kitlenin de kabahati vardır. Din sınıfının kabaca 1200 yıl öncesinden başlayan ve hala devam eden, bireylerin kendi başına Kur'anı anlayamayacakları fetvaları, ve bu fetvalara delil gösterdikleri ve hakikatte Resûl'e ait olmayan söz/hadisleri, müslüman bireylerin ise din konusunda aklını kullanmaktan korkmaları farklı iki taraflı hatadır. Hal böyle olunca ortada Allah'ın Kelamı olmasına rağmen, dinin asıl temeli ve bireyi kurtarıcı olan erk, yani iman, gibi temel konuda ayrılıkların bitmediği bir realitedir. Oysa iman saf su gibidir, bu saf suya bir damla bile herhangi bir sıvı eklerseniz o saf olmaktan çıkar ve bileşik/ortak hale gelir.
Allah'ın mesajını 2 ana kategoriye ayırır isek, biri iman, diğeri ise ibadet/uygulamadır. Kuşkusuz amelin ölüm ötesi hayatta büyük rolü vardır. Fakat Kur'anın bizlerden istediği ilk ve temel olan hususun iman olduğunu görürüz. İman ölüm ötesi hayatta asıl kurtarıcı güçtür. Bu sebeple Kur'an bırakın kökten inkar edeni, şirk ehlinin bile affedilemeyeceğinden bahseder. Bununla ilgili bir kaç ayete bakalım:

4/48 Doğrusu Allah kendine şirk koşulmasını affetmez, bunun dışında kalanlardan dilediğini bağışlar, kim de Allah'a şirk koşarsa azim bir suç ile iftira etmiş olduğunda şüphe yoktur.

4/116 Doğrusu Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Ondan başkasını ise dilediğine bağışlar. Kim de Allah'a şirk koşarsa, hakikatten çok uzak bir sapıklığa/dalalete sapmış demektir.
9/113 Cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra, akraba bile olsalar, müşrikler için bağışlama dilemek Nebi'ye ve iman etmişlere yaraşmaz.

Bu arada şirkin tanımını yapmakta büyük bir yarar var. Klasik ve bir o kadar dar kalıplı şirk tanımdan sıyrılıp, Kur'anın çizdiği perspektifteki geniş açılı şirk tanımlamasına bakalım. Müşrik olmanın yani Allah'a ortak (lar) koşmanın birinci şartı öncelikle Alemlerin Rabb'i olan Allah'a iman etmek ve ölüm ötesi hayatta cezanın (karşılığın) olduğuna inanmaktır. Sonra bu imana değişik (bir takım) isimler veya sıfatlar altında bir kurtarıcıyı/"efendi"yi bilerek veya bilmeyerek ortak etmek ve/veya Allah'tan gayrisinin sözünü Kur'an ayetlerine denk tutmak yada Kur'anın açıklayıcısı/tamamlayıcısı olduğuna iman etmektir. Aslında bilmeyerek şirk işlemek günümüzde imkansızdır. Çünkü vahyin ve vahye hizmet eden kitapların/yazıların ulaşmadığı yer yok gibidir. Bilmeyerek şirk işleme ancak, vahyin bir şekilde henüz hiç ulaşmadığı çok ücra köşelerdeki küçük insan toplulukları için bir bahane teşkil edebilir. (ki bu da büyük ihtimalle geçmiş zamanlar için geçerlidir.) Allah'ın şu engin Rahmetine bakın ki, bir beldeye Resul, dolayısıyla vahiy ulaştırmadıkça o belde halkına azap etmiyor.

17/15 Kim doğru yola gelirse ancak kendi nefsi için yola gelmiş ve kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmıştır. Kimse kimsenin günahını/yükünü çekmez. Biz Resul göndermedikçe kimseye azabetmeyiz.

28/59 Rabb'in ülkelerin anakentlerinde halka âyetlerimizi okuyan bir Resul göndermedikçe o ülkeleri helak etmez. Biz zaten, ahalisi zalimler olandan başkasını helak etmeyiz.

Allah'a ortaklar koşanların en belirgin ve bir o kadarda tuhaf özelliği, kendilerini doğru yolda sanmalarıdır. Bu sebeple kendilerini asla müşrik olarak kabul etmezler. Kendilerini doğru yolda sanmaları ve müşrik olduklarına inanmadıkları için, hanif olarak iman etme gereği duymazlar.

6/23 Sonra onların sadece: Andolsun Allah'a ki, ey Rabb'imiz; bizler müşriklerden değildik, demelerinden başka çareleri kalmaz.

6/23. ayetten de açıkça anlaşıldığı üzere, müşrik olanlar, zerre kadar şirk içinde oldukları ihtimalini göz önünde bulundurmamış akıllarından dahi geçirmemişlerdir. Fakat onların akıllarından geçirmemiş olmaları hesap zamanında geçerli bir mazeret olmadığı gibi herhangi bir hafifletici sebep bile olamaz. Ahirete iman konusunda intikal etmiş hiç bir ayrıntı için bahane kabul edilmez. Vahyin elimizin altında bulunmasıyla aslında dünyada iken rahmet ve şefaat sunulmuştur/önerilmiştir. Ölüm vaktinin gelip çatmasıyla birlikte peşinen sunulan ve malesef bunun dünyada iken sunulduğunun idrakinde olmayan ekserennas ölüm ötesi hayatta ekstradan bir rahmet ve şefaat beklentisi içine girmiştir. Ve böylece göz göre göre vahyin peşin bir rahmet ve şefaat olduğunu anlamayan "müslüman" güruh hayata gözlerini kapamakla birlikte bu rahmet ve şefaati ilelebet yitirmiş olur. Ancak aklını gerçekten işleten ve din diye inandığı hususlarda tutarsızlıklar olduğunun farkında olanlar, (ulül Elbab) fıtratı gereği hanifce iman etmenin arayışı içinde olur ve dahi Allah'ın izniyle bulur. Çünkü bir kul hakiki imanı talep ederse, bunu dilerse, Allah da diler.(Burada sala üzere olmanın ne kadar hayati önem taşıdığını da hatırlamış olduk) Allah hanif olarak iman etme fıtratı üzerine yaratmıştır insanları.
Şimdi gelelim, yapılan bir yanlışlığı düzeltmeye. Birileri "Hanif İslam" sloganıyla ortaya çıktı. Sonra herkes bu sloganvari tamlamayı kullanmaya başlayınca, ehl-i sünnet/mezhep mukallidi insanlarda doğal olarak "Buda yeni bir din mi?" diye fısıldamaya başladılar. Sonrada yüzünü hanif olarak Din'e dönmüşler ile mezhep mukallidi kardeşler arasında bir takım tartışmalar yaşandı ve yaşanmaya da devam ediliyor. Oysa hanif olarak dini yaşmak ile ilgili ayetlerde açıkça hanif vurgusu İslam kelimesine veya din kelimesine değil, bu dini kendi pratiği haline getirecek/yaşayacak olan bireylere izafe edildiği çok açıktır. Hal böyle olunca "Hanif İslam" tanımlaması aslında doğru olmuyor. Bunun yerine Hanif Muslim tanımı daha doğrudur. "İslam" Din'inin kendi başına eğrisi/hatası yok ki, yada Allah birden fazla İslam önermemiş ki bu kelimenin önüne hanif ibaresi katalım. İslam, İslam'dır. Bu kelimenin önüne-arkasına/berisine herhangi bir sıfat veya yakıştırma yapılmaya başlanırsa o zaman tehlike çanları çalıyor demektir.

3/19Allah katında din, şüphesiz İslam'dır. Ancak, Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden ayrılığa düştüler. Allah'ın ayetlerini kim inkar ederse bilsin ki, Allah hesabı çabuk görür.

3/85 Kim İslam'dan başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O ahirette de kaybedenlerdendir.

5/3 Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına kesilenler, -canları çıkmadan önce kesmemişseniz, boğulmuş, bir yerine vurularak öldürülmüş, düşüp yuvarlanmış, başka bir hayvan tarafından süsülmüş, yırtıcı hayvan tarafından yenmiş olanları- dikili taşlar üzerine boğazlananlar ile fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı; bunlar fasıklıktır. Bugün, inkar edenler sizi dininizden etmekten umutlarını kesmişlerdir, onlardan korkmayın, Benden korkun. Bugün, size dininizi bütünledim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak islâma rıza verdim. Açlıktan darda kalan, günaha kaymaksızın yiyebilir. Doğrusu Allah Bağışlayan'dır, merhametli olandır.

Bu konunun önemli olduğunu bilen hristiyan aleminin ileri gelenleri İslam kelimesinin önüne "ılımlı" ibaresini boş yere koymuş değillerdir. "Ağır çek kürekleri mehtap uyanmasın" hesabı. Değişimler yani dejenerasyon ufak adımlarla olursa dikkat çekmez. Hele ki bir milletin dinini yada onları bir arada tutan, harç görevi yapan temel ve ortak değerleri dejenere etmek istediğinizde bu halk zaten uyuyan bir halk ise...

Eren Erdem Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 04-06-08 11:41 .
Eren Erdem is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-06-08, 11:43  #5
Eren Erdem
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 14

KURAN VE DİN

**İslam dininin dosdoğru bir şekilde anlaşılması ve yaşama geçirilmesi ancak KURAN merkezli bir din anlayışıyla mümkündür. Çünkü ancak o zaman doğrularla yanlışlar, din adına uydurulanlarla gerçekten Rab'bimiz tarafından emredilenler ve yasaklananlar birbirinden ayrılacaktır. Dosdoğru ve erdemli bir yaşam sürmemiz için bizlere kılavuzluk edecek olan Kuran; anlaşılır, yeterli ve herşeyi ayrıntılarıyla açıklayan bir Kitaptır.

16-Nahl-89:’’ Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahit getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahit olarak getireceğiz. Biz, Kitab’ı sana, her şeyin açıklayıcısı, müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.’’

10-Yunus-37:’’Bu Kuran, Allah’tan başkası tarafından yalan olarak uydurulmuş değildir. Ancak bu, önündekileri doğrulayan ve kitabı ayrıntılı olarak açıklayandır. Bunda hiç şüphe yoktur, alemlerin Rab’bindendir.’’

6-En’am-38:’’Yeryüzünde hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler olmasın. Biz, Kitap’ta hiçbir şeyi noksan bırakmadık, sonra onlar Rab’lerine toplanacaklardır.’’

**Bunun dışında din adına söylenen tüm sözler, yapılan tüm uygulamalar Kuran süzgecinden geçirilmeli , Kuran ışığında değerlendirilmelidir. Çünkü, din adına, Allah adına uydurulanlar hem Allah'a hem de O'nun Rasul'üne büyük bir iftiradır.

10-Yunus- 59- 60:’’De ki:’Allah’ın sizin için indirdiği sizin bir kısmını haram ve helal kıldığınız rızıktan haber var mı? Söyler misiniz?’ De ki:’Allah mı size izin verdi, yoksa Allah hakkında yalan uydurup iftira mı ediyorsunuz?’’ / Allah hakkında yalan uydurup iftira edenlerin kıyamet günü zanları nedir? Şüphesiz Allah, insanlara karşı büyük ihsan (fazl) sahibidir, ancak onların çoğu şükretmezler.’’

6-Enam-93:’’Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden / Allah’la ilgili konularda yalan uydurandan veya kendisine hiçbir şey vahyolunmamışken ‘Bana da vahiy geldi’ diyen ve ‘Allah’ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim’ diyenden daha zalim kimdir? Sen bu zalimleri, ölümün şiddetli sarsıntıları sırasında meleklerin ellerinin uzatarak onlara:’Canlarınızı çıkarın, bugün Allah’a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O’nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azapla karşılık göreceksiniz’ (dediklerinde) bir görsen…’’

16-Nahl-116:’’Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal buna haram demeyin. Çünkü Allah’a karşı / Allah’la ilgili konularda yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler.’’

**Din konusunda tek söz sahibi Allah'tır, hiçkimse O'nun dinine eklemeler yapamaz. Bunu yaparak O'na iftira edenler aynı zamanda O'na ortak edenlerdir (6/21-24;6/148-150) ve bu da asla bağışlanmayacaktır (7/37;4/48;10/69).

6-Enam-21- 22- 23- 24:’’Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden / Allah’la ilgili konularda yalan uydurandan veya O’nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Hiç şüphesiz o zalimler kurtuluşa eremezler. / Onların tümünü toplayacağımız gün; sonra ortak edenlere (şirk) diyeceğiz ki:’Nerede o (birşey) sanıp da ortak ettikleriniz (şirk)? / (Bundan) Sonra onların:’Rab’bimiz olan Allah’a and olsun ki, biz müşriklerden değildik’ demelerinden başka bir fitneleri olmadı. / Bak, kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve düzmekte oldukları da kendilerinden kaybolup uzaklaştı.’’

6-Enam-148- 149- 150:’’Ortak Edenler (şirk) diyecekler ki:’Allah dileseydi ne biz ortak ederdik (şirk), ne atalarımız ve hiçbir şeyi de haram kılmazdık’. Onlardan öncekiler de, bizim zorlu azabımızı tadıncaya kadar böyle yalanladılar. De ki:’Sizin yanınızda, bize çıkarabileceğiniz bir ilim mi var? Siz ancak zanna uymaktasınız ve siz ancak zan ve tahminle yalan söylersiniz.’ / De ki:’En üstün ve apaçık delil Allah’ındır. Eğer O dileseydi elbette tümünüzü hidayete yöneltip iletirdi’ / De ki:’Gerçekten Allah’ın bunu haram kıldığına şehadet edecek şahitlerinizi getirin’.Şayet onlar şehadet edecek olurlarsa sen onlarla birlikte şehadet etme. Ayetlerimizi yalan sayanların ve ahirete inanmayanların hevalarına uyma; onlar Rab’lerine denk tutmaktadırlar.’’

7-Araf-37:’’Öyleyse, Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden / Allah’la ilgili konularda yalan uydurandan veya ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Kitap’tan kendilerine bir pay erişecek olanlar bunlardır. Nihayet elçilerimiz, hayatlarına son vermek üzere kendilerine gittiklerinde onlara diyecekler ki:’Allah’tan başka taptıklarınız nerede?’ ‘Onlar bizi (yüzüstü) bırakıp kayboldular’ diyecekler. Bunlar, gerçekten kafirler olduklarına kendi aleyhlerinde şehadet ettiler.’’

4-Nisa-48:’’Gerçekten Allah, kendisine ortak edilmesini (şirk) bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah’a ortak ederse (şirk) doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur.’’

10-Yunus-69:’’De ki:’Allah hakkında yalan uydurup iftira edenler / Allah’la ilgili konularda yalan uyduranlar, kurtuluşa ermezler.’’
Eren Erdem is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-06-08, 11:43  #6
Eren Erdem
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 14

**Kutsal olan, insanüstü ve doğaüstü gücü olan, erişilmez, ulaşılmaz,sorgulanmaz,yargılanmaz olan sadece Allah'tır. O'ndan başkasını veya başka nesneleri kutsal bilmek,din adamlarını yada peygamberleri putlaştırmak, kula kulluk etmek Allah'a ortak etmektir(3/64; 9/30,31; 12/39,40,13/16).

3-Al-i İmran-64:’’De ki:’Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim. O’na hiçbir şeyi ortak etmeyelim (şirk) ve Allah’ı bırakıp bir kısmımız bir kısmımızı rabler edinmeyelim’ Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki:’Şahit olun, biz gerçekten müslümanlarız.’’

9-Tevbe-30-31:’’Yahudiler:’Üzeyir Allah’ın oğludur’ dediler; hristiyanlar da ‘Mesih Allah’ın oğludur’ dediler. Bu, onların ağızlarıyla söylemeleridir; onlar, bundan önceki inkar edenlerin sözlerini taklit ediyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da çevriliyorlar? / Onlar, Allah’ı bırakıp bilginlerini (ahbar) ve din adamlarını (ruhban) rabler edindiler ve Meryem oğlu Mesih’i de.. Oysa onlar, tek olan bir ilaha ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O’ndan başka ilah yoktur. O, bunların ortak ettiklerinden (şirk) yücedir.’’

12-Yusuf-39-40:’’Ey zindan arkadaşlarım, birbirinden ayrı rabler mi daha hayırlıdır, yoksa kahhar olan bir tek Allah mı? / Sizin Allah’tan başka taptıklarınız, Allah’ın kendileri hakkında hiçbir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın ad olarak adlandırdıklarınızdan başkası değildir. Hüküm yalnızca Allah’ındır. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din işte budur, ancak insanların çoğu bilmezler.’’

13-Rad-16:’’De ki:’Göklerin ve yerin Rab’bi kimdir?’ De ki:’Allah’tır’. De ki:’ Öyleyse O’nu bırakıp kendilerine bile yarar da zarar da sağlamaya güç yetiremeyen birtakım veliler (tanrılar) mi edindiniz?’ De ki:’Hiç görmeyen ile gören eşit olabilir mi?’ Veya karanlıklarla nur eşit olabilir mi?’ Yoksa Allah’a O’nun yaratması gibi yaratan ortaklar buldular da, bu yaratma kendilerince birbirine mi benzeşti? De ki:’Allah, herşeyin yaratıcısıdır ve O, tektir, kahredici olandır’’

**Oysa dini yalnız Allah'a has kılarak inanmak emredilmiştir

39-Zumer-2-3:’’Şüphesiz sana bu Kitab’ı hak ile indirdik; öyleyse sen de dini yalnızca O’na halis kılarak Allah’a ibadet et. / Haberin olsun, halis (katıksız) olan din yalnızca Allah’ındır. O’ndan başka veliler edinenler(şöyle derler):’Biz, bunlara bizi Allah’a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.’ Elbette Allah, kendi aralarında hakkında ihtilaf ettikleri şeylerden hüküm verecektir. Gerçekten Allah, yalancı, kafir olan kimseyi hidayete erdirmez.’’

**Kuran bizler için yol gösterici, en doğru yola ileten bir kitaptır. Bunlar Allah’ın ayetleridir, insanların uydurması değil. Bir taraftan Kuran’a inandığını iddia edip bir taraftan da Kuran’ın en temel özelliklerini gözardı etmek kime ne kazandırır?

2- Bakara-2:‘’Bu, kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için yol gösterici bir kitaptır.’’

17- İsra-9:‘’Şüphesiz bu Kuran, en doğru yola iletir ve salih amellerde bulunan müminlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjdeler.’’

2- Bakara-185:‘’Ramazan ayı; ki insanlara yol gösterici, hidayeti, doğruyu ve yanlışı birbirinden ayırt edip açıklayıcı olarak Kuran, o ayda indirilmiştir…..’’

**Bu Kuran, insanların kendisiyle uyarılması için ve öğüt olarak vahyedilmiştir.

6- Enam-19- ‘’De ki:’ Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?’ De ki: ‘ Allah benimle sizin aranızda şahittir.Sizi ve -kime ulaşırsa onu- kendisiyle uyarmam için bana bu Kur’an vahyedildi. Gerçekten Allah’la beraber başka ilahların da bulunduğuna siz mi şahitlik ediyorsunuz?’ De ki: ‘Ben, şehadet etmem’. De ki:’ O, ancak bir tek olan ilahtır ve gerçekten ben, sizin ortak etmekte (şirk) olduklarınızdan uzağım.’’

25- Furkan-1:‘’Alemlere uyarıcı olsun diye, kuluna Furkan’ı indiren (Allah) ne yücedir.’’

3- Al-i İmran-138:‘’Bu (Kur’an) insanlar için bir beyan, sakınanlar için de bir hidayet ve öğüttür.’’

39- Zümer-27:‘’ Andolsun biz bu Kur’an’da, belki öğüt alıp düşünürler diye, insanlar için her bir örnekten verdik.’’

**Kuran her türlü sorunumuza çözüm bulabileceğimiz, yeterli, anlaşılır , apaçık ve her şeyi ayrıntılı açıklayan bir temel kaynak kitaptır:

29-Ankebut-51:‘’Kendilerine okunmakta olan Kitab’ı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt vardır.’’

6- Enam-115:‘’Rab’binin sözü doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir.’’

12- Yusuf -1:’’Elif, Lam, Ra. Bunlar, apaçık Kitab’ın ayetleridir.’’

12-Yusuf -2:’’Biz onu Arapça bir Kuran olarak indirdik ki anlayasınız’’

10- Yunus-37:‘’Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından yalan olarak uydurulmuş değildir. Ancak bu, önündekileri doğrulayan ve kitabı ayrıntılı olarak açıklayandır. Bunda hiç şüphe yoktur, alemlerin Rab’bindendir.’’

16- Nahl-89:‘’Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahit getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerine şahit olarak getireceğiz.Biz Kitab’ı sana, her şeyin açıklayıcısı,müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik’’
Eren Erdem is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-06-08, 11:44  #7
Eren Erdem
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 14

**Kuran müslüman olduğunu söyleyen herkes için bağlayıcı bir Kitap’tır ve dosdoğru din- Allah’ın dini- islam dini yine O’nun Kitab’ında açıkça açıklanmıştır. Bunun dışında bir din aramak boşunadır.

3- Al-i İmran- 79- 80- 81- 82- 83- 84- 85:’’Beşerden hiç kimsenin, Allah kendisine Kitab’ı, hükmü ve peygamberliği verdikten sonra, insanlara:’Allah’ı bırakıp bana kulluk edin’ deme (hakkı ve yetki)si yoktur. Fakat o, ‘Öğrettiğiniz ve ders verdiğiniz Kitab’a göre rabbaniler(Rabbe halis kullar) olunuz’ der. / O, melekleri ve peygamberleri rabler edinmenizi emretmez. Siz müslüman olduktan sonra, size küfrü mü emredecek? / Hani Allah peygamberlerden kesin bir söz almıştı: ‘Andolsun size Kitap ve hikmetten verip, sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde, ona kesin olarak iman edecek ve ona yardımda bulunacaksınız’ Demişti ki: ‘Bunu ikrar ettiniz ve bu ağır yükümü aldınız mı?’ Onlar:’İkrar ettik’ demişlerdi de ‘Öyleyse şahit olun, ben de sizinle birlikte şahit olanlardanım’ demişti. / Artık kim bundan sonra yüz çevirirse, onlar fasık olanlardır. / Peki onlar, Allah’ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa, göklerde ve yerde ne varsa -istese de istemese de- O’na teslim olmuştur ve O’na döndürülmektedirler. / De ki:’Biz, Allah’a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunlarına indirilene, Musa’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rab’lerinden verilenlere iman ettik. Onlardan hiçbiri arasında ayrılık gözetmeyiz. Ve biz, O’na teslim olmuşlarız. / Kim İslam’dan başka bir din ararsa, asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba uğrayanlardandır.’’

**Allah’la ilgili konularda- din konusunda, Allah’ın bize yol gösterici, doğruyu yanlıştan ayıran olarak gönderdiği Kitab’ının dışında bir din anlayışı ortaya atmak ve buna da ‘’Allah’ın dini’’ demek; hem Allah’ın Rasulü olan peygamberimize , hem de Rab’ bimize atılan büyük bir iftiradır, uydurmacılıktır. Bu da, Allah tarafından asla bağışlanmayacak olan büyük bir suçtur, Allah’a ortak etmedir. İnsanların, dini otoritelerin kendi görüşlerini ‘’Allah’ın dini’’ yada ‘’Rasulullah’ın sözü’’ diyerek ne Allah’a nede O’nun Rasulüne ait olmayan sözleri ve uygulamaları din olarak benimseyip yaşamlarına geçirmeleri ise ancak kendilerine gönderilen Kitap’tan habersiz olmaları ve bu Kitab’ı kullanımdışı, terkedilmiş olarak bırakmalarının bir göstergesidir. O’nun Rasulü’ne ait olan –din konusundaki -sözler zaten O’nun Kitabı’nda olan sözlerdir, ona vahyedilendir. Çünkü o, ancak kendine vahyedileni söyler; vahyedilenin dışında bir şey söylememiş yada buna bir şey eklememiştir, bunu yapamazdı zaten. Bunu yine Kuran' dan anlıyoruz.

25-Furkan-1:’’Alemlere uyarıcı olsun diye, kuluna Furkan’ı (hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan ayıran Kur’an’ı) indiren (Allah) ne yücedir.’’

25- Furkan-30:‘’Ve elçi dedi ki: ‘Rab’bim, gerçekten benim kavmim, bu Kur’an’ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bıraktılar.’’

16- Nahl-116:‘’Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal buna haram demeyin. Çünkü Allah’a karşı (Allah’la ilgili konularda) yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler.’’

6- Enam-21- 22- 23- 24:‘’Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden / Allah’la ilgili konularda yalan uydurandan veya O’nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Hiç şüphesiz o zalimler kurtuluşa eremezler. / Onların tümünü toplayacağımız gün, sonra ortak edenlere (müşrikler) diyeceğiz ki:’Nerede (o bir şey) sanıp da ortak ettikleriniz (şirk)? / (Bundan) Sonra onların:’ Rab’bimiz olan Allah’a andolsun ki, biz müşriklerden değildik’ demelerinden başka bir fitneleri olmadı. / Bak, kendilerine karşı nasıl da yalan söylediler ve düzmekte oldukları da kendilerinden kaybolup uzaklaştı.’’

4-Nisa-48:‘’Gerçekten Allah, kendisine ortak edilmesini (şirk) bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah’a ortak ederse, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur.’’

53-Necm-3-4:’’O, hevadan konuşmaz. / O (söyledikleri), yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir.’’

6- Enam-19- ‘’De ki:’ Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?’ De ki: ‘ Allah benimle sizin aranızda şahittir.Sizi ve -kime ulaşırsa onu- kendisiyle uyarmam için bana bu Kur’an vahyedildi......’’

69-Hakka-44-45-46-47-48:’’Eğer o, bize karşı bazı sözleri uydurup söylemiş olsaydı, / Muhakkak onun sağ elini (bütün güç ve kudretini) çekip alıverirdik. / Sonra onun can damarını elbette keserdik. / O zaman sizden hiç kimse araya girerek bunu kendisinden engelleyip uzaklaştıramazdı. / Çünkü o (Kur’an) muttakiler için bir öğüttür.’’
Eren Erdem is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-06-08, 11:45  #8
Eren Erdem
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 14

**Peygamberimize Kuran vahyedilmiştir, başka birşey değil . O da kendisine vahyedilene, yani bu Kitab’a ve ayetlere uymuştur, başka birşeye değil!
6- Enam-19:‘’…De ki: ‘Allah benimle sizin aranızda şahittir. Sizi ve kime ulaşırsa onu, kendisiyle uyarmam için, bana bu Kur’an vahyedildi…..’’

6-Enam-106:’’ Rab’binden sana vahyedilene uy. O’ndan başka ilah yoktur. Ve müşriklerden yüz çevir.’’

2-Bakara-170:’’Ne zaman onlara: ‘Allah’ın indirdiklerine uyun’ denilse, onlar:’ Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız’ derler. Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler?’’

10-Yunus-15:’’Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda, bizimle karşılaşmayı ummayanlar, derler ki:’ Bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir’. De ki:’ Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben yalnızca bana vahyolunana uyarım. Eğer Rab’bime isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım.’’

**Allah’tan başkalarını; kişileri, dini otoriteleri, peygamberleri yada nesneleri insanüstü yada doğaüstü konuma getirmek onları kutsallaştırmaktır. Oysa kutsal olan sadece Allah’tır. Din adamlarının kutsallaştırılması ise, onların din adına her söylediklerinin, yaptıklarının, yazdıkları kitapların,vb. sorgulanmaksızın doğru olarak kabul edilmesi ve yaşama geçirilmesiyle yada her işin sırrını bilen, her yaptığında bir hikmet olan, sorgulanmayan, her şeye gücü yeten, vb. Allah’a ait özelliklerin onlarda da varmış gibi kabul edilmesiyle olur.

9-Tevbe-31:’’Onlar, Allah’ı bırakıp bilginlerini (ahbar) ve dini otoritelerini (ruhban) rabler edindiler ve Meryem oğlu Mesih’i de… Oysa onlar, tek olan bir ilaha ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O’ndan başka ilah yoktur. O, bunların ortak ettikleri (şirk) şeylerden yücedir.’’

16-Nahl-116:’’Dillerinizin yalan yere nitelendirmesiyle şuna helal, buna haram demeyin. Çünkü Allah’a karşı (Allah’la ilgili konularda) yalan uydurmuş olursunuz….’’

6-Enam-93:’’ Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya kendisine hiçbirşey vahyolunmamışken ’Bana da vahiy geldi’ diyen ve ‘Allah’ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim’ diyenden daha zalim kimdir?…’’

9-Tevbe-34:’’ Ey iman edenler, gerçek şu ki, bilginlerin (ahbar) ve din adamlarının / dini otoritelerin (ruhban) çoğu insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah yolundan alıkoyarlar…’’

3-Al-i İmran-64:’’De ki:’Ey Kitap ehli, bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye(tevhide) gelin. Allh’tan başkasına kulluk etmeyelim, O’na hiçbir şeyi ortak etmeyelim ve Allah’ı bırakıp bir kısmımız bir kısmımızı rabler edinmeyelim’ Eğer yine yüz çevirirlerse deyin ki:’Şahit olun, biz gerçekten müslümanlarız’’.

2-Bakara-165:’’İnsanlar içinde, Allah’tan başkasını ‘eş ve ortak’ tutanlar vardır ki, onlar (bunları) Allah’ı sever gibi severler…..’’

21-Enbiya-23:’’O (Allah) yaptıklarından sorulmaz, oysa onlar sorguya çekilirler / sorulurlar.’’
Eren Erdem is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-06-08, 11:46  #9
Eren Erdem
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 14

**Madem ki bu Kuran doğruyu yanlıştan ayıran bir Kitap’tır, öyleyse günümüzde karşılaştığımız sorunlarda neden bu Kitap’tan yararlanmayalım? Din konusunda herhangibir söz yada uygulamayla karşılaştığımızda neden bu doğruluğundan kesinlikle emin olduğumuz Kitab’ı temel almayalım? Bundan daha kesin bir doğru mu var? Din konusundaki uygulamalarda bu kadar farklılık varken, bu farklılıklar dinsel ayrılıklara dönüşmüşken, birinin helal dediğine diğeri haram, vb. derken; aklımızı kullanıp en doğru olanı seçmek için Kuran’ın bu doğruyu yanlıştan ayırdedici özelliğinden neden yararlanmayalım? Din adına, Allah adına söylenen sözlerin ve yapılanların gerçekten Allah’ın dininde olup olmadığını sorgulamazsak günümüzdeki gibi doğrularla yanlışların birbirine karıştığı, kesin bilgiye değil de kulaktan dolma bilgilere dayanan, uydurmalarla dolu bir din anlayışı ortaya çıkar. İnsanların kendi çıkarları için dini kullanarak, Allah’a ve Rasulü’ne iftira ederek uydurdukları pek çok şeye (ölülerden, muskalardan medet umma, vb.) dinin temeli, olmazsa olmazı gibi inanılıyor. Bu tür uygulamalar ataların dini değil de nedir? Bunlara çoğunluğun hem de yüzyıllardır inanması gerçekten çoğunluğu yada bu inançları haklı çıkarır mı?

2-Bakara-170:’’Ne zaman onlara: ‘Allah’ın indirdiklerine uyun’ denilse, onlar:’ Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız’ derler. Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler?’’

6-Enam-144:’’Deveden iki, sığırdan da iki. De ki:’İki erkeği mi haram kıldı? Yoksa iki dişiyi mi yada o iki dişinin rahimlerinin kendisini kapsadığı (yavruları) mı? Yoksa Allah, bunları sizlere tavsiye ettiği zaman şahit miydiniz?’ Hiçbir bilgiye dayanmaksızın insanları saptırmak için Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir?...’’

6-Enam-148:’’Ortak edenler (şirk) diyecekler ki:’Allah dileseydi ne biz ortak ederdik nede atalarımız ve hiçbir şeyi de haram kılmazdık’. Onlardan öncekiler de, bizim zorlu azabımızı tadıncaya kadar böyle yalanladılar. De ki:’Sizin yanınızda, bize çıkarabileceğiniz bir ilim mi var? Siz ancak zanna uymaktasınız ve siz ancak zan ve tahminle yalan söylersiniz.’’

6- Enam-159:’’Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiçbir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah’adır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.’’

6-Enam-116:’’Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolu’ndan şaşırtıp saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak zan ve tahminle yalan söylerler’’

4-Nisa-87:’’Allah, O’ndan başka ilah yoktur. Kendisinde hiç şüphe olmayan kıyamet gününde sizleri muhakkak toplayacaktır. Allah’tan daha doğru sözlü kimdir?’’

45-Casiye-6:’’İşte bunlar Allah’ın ayetleridir; sana bunları hak olmak üzere okuyoruz. Öyleyse onlar, Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi söze iman edecekler?’’

hayatdeneyimi : http://www.hanifler.com/forum/showthread.php?t=629
Eren Erdem is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski04-06-08, 15:02  #10
özedönüş
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,252

İslamda din sınıfı olmadığı için din sınıfı kavramını kullanarak islam tarihini anlatmak yanlı bir bakıştan başka bir şey değildir.İslam tarihindeki bilginlerin çoğunun ellerinden geldişği kadar dini siyasete alet eden yönetimlere karşı çıktığını biliyoruz.Ebu hanife kendilerine göre bir fetva veremeyeceğini söylediği için emeviler tarafından şehid edilmiştir.İmam Malik "Hüküm sadece benim kitabımla olmasın herkes alimin görüşü önemlidr" dediği için ev hapsine alınmıştır.Örnekleri çoğaltabiliriz.

İslami birikimin hantallaşmasının sorunun önünde islam bilginlerinin geldiğini düşünmüyorum.İslami bilgilerin harmanlaşmasının kökeninde 4.asırdan sonra islam bilginlerinin dinin devletin vesayetlerine girmesiyle etkilerinin kalkmasından ve bu şekilde yeni gelen neslin eski alimleri yücelmesinden kaynaklanmaktadır.

Hanif müslimler eğer islamın her türlü hurafe ve batıl itikadlardan temizlenmesini istiyorlarsa öncellikle geleneğin tecrübesinden de istifade etmeliler.Bu istifade üzerinden elde edecekleri sonuçlar çok daha kapsayıcı olacaktır.
özedönüş is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
İlahları yaratmak bozkır Dinler tarihi 45 20-12-07 21:37
İlahi Dinlerin Tanrı Tanımazlığı, sesli Arşiv 41 12-06-07 15:13
Kuranda çelişkiler var mı? spartaküs Arşiv 134 07-08-06 10:28


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 06:32.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz