|
|
||||||||||
![]() |
| |||||||
| evren ve akıl. / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006 Ülke / Şehir: İSTANBUL
Mesajlar: 812
| Herşeyi yerli yerinde mükemmel bir düzen evren... Peki bu mükemmel düzen,bir yaratıcıya amiyane tabirle bir akledene ihtiyaç duymazmı? Bilinçsiz bir düzen ,düzensizlik doğurmazmı? Kendi fikirlerimizden ziyade,fizik ,astronomi,kimya dallarında söz sahibi insanların görüşlerine baş vuralım.. Prof. Stephen Hawking: “Evrenin genişleme hızı o kadar kritik bir noktadadır ki, Big Bang'ten sonraki birinci saniyede bu oran eğer yüz bin milyon kere milyonda bir daha küçük olsaydı evren şimdiki durumuna gelmeden içine çökerdi Anthony Flew (Ünlü ateist felsefeci): İtiraflarda bulunmanın insan ruhuna iyi geldiğini söylerler. Ben de bir itirafta bulunacağım: Big Bang modeli, bir ateist açısından oldukça sıkıntı vericidir. Çünkü bilim, dini kaynaklar tarafından savunulan bir iddiayı ispat etmiştir: Evrenin bir başlangıcı olduğu iddiasını. Sadece evrenin bir sonunun ve başlangıcının olmadığını kabul ettiğimiz sürece, evrenin şu anki varlığının mutlak bir açıklama olduğunu savunabiliriz. Ben hala bu açıklamaya inanıyorum, ama bunu Big Bang karşısında savunmanın pek kolay ve rahat bir durum olmadığını itiraf etmeliyim. Stephen W. Hawking: Neden evren zamanın bir ucunda, geçmiş diye adlandırdığımız bir ucunda yüksek bir düzen durumu içinde olmalıdır? Neden bütün zamanlar boyunca tamamen bir düzensizlik içinde değildir? Düzensizlik içinde olması çok daha mümkün görülebilir. Ve neden düzensizliğin arttığı zamanın yönü neden evrenin genişleme yönü ile aynıdır? Bir muhtemel görüş Yaratıcının evrenin genişleme evresi için başlangıcında yumuşak ve düzenli bir durum seçmiş olmasıdır. Neden böyle olduğunu anlamaya çalışmamalıyız veya nedenlerini sormamalıyız, çünkü evren Yaratıcının yaratması ile başlamıştır. Aslında evrenin bütün tarihinin Yaratıcı tarafından yaratıldığı söylenebilir. Görülmektedir ki, evren çok düzenli, belirlenmiş kanunlara göre gelişmektedir Prof. Fred Hoyle: Big Bang teorisi evrenin tek ve büyük bir patlama ile başladığını kabul eder. Ama bildiğimiz gibi patlamalar maddeyi dağıtır ve düzensizleştirirler. Oysa Big Bang çok gizemli bir biçimde bunun tam aksi bir etki meydana getirmiştir: Maddeyi birbiriyle birleşecek ve galaksileri oluşturacak hale getirmiştir Fred Hoyle, The Intelligent Universe, London, 1984, s. 184-185 Evet... Birçok bilimadamı evrenin akli ve düzenli bir yapı olduğunu ve bu yapının kesinlike doğa üstü bir akla sahip varlığın meydana getirebileceğini idda ediyorlar.. Prof. John Erik Fornaes (Princeton Üniversitesi Matematik Profesörü) “Ben Allah’ın var olduğuna ve Allah’ın evrene bütün seviyelerini; temel parçacıklardan canlı varlıklara, galaksi kümelerine kadar kapsayacak bir yapı kazandırdığına inanıyorum.” (Henry Margenau & Roy A. Varghese, Cosmos. Bios, Theos, Open Court Publishing Company, Illinois, Mayıs 1992) “…Mevcut Big Bang teorisini şimdiye kadar yapılmış en iyi izahat olarak görüyorum. Yaratıcı süreç pekala devam etmekte. …bence Allah'ın varlığı, bizi çevreleyen engin evren üzerine yaptığımız çalışmalarda açıkça ortaya çıkıyor.”(4) Yale Üniversitesi Fizik ve Doğa Felsefesi profesörü Henry Margenau doğa kanunlarının tesadüflerle açıklanamayacağını şöyle ifade etmiştir: “Şuna hiç şüphe yok ki, doğa kanunları tesadüfler ya da kazalar sonucu ortaya çıkmış olamaz. O halde doğanın sayısız yasalarının ortaya çıkışına dair sorulacak cevap ne olmalıdır? Doğa kanunlarının evrensel geçerliliğine uygun olan tek bir cevap biliyorum: Doğa kanunlarını Allah yaratmıştır. Allah herşeyi bilen, herşeye gücü yetendir.”(6) http://www.evrenvebilim.com Oxford Üniversitesinde Tabii Bilimler Doktorası yapmış ve 1973 yılında Nobel Tıp Ödülünü kazanmış olan nörofizyolog Sir John Eccles ise hayatın ancak kusursuz bir yaratılışın sonucu olduğunu söyler: “Eğer her şeyde bir amaç ve tasarımın hâkim olduğuna inanmazsanız o zaman her şeyin sadece tesadüf ve gereklilikten ibaret olduğunu öne sürebilirsiniz. Ama var oluşunuzu açıklamak için tesadüf ve gerekliliğe bağlı kalmak aptalca bir şeydir. Bütün hayat ve elbette bütün insanlar kusursuz bir yaratılış planının parçasıdırlar. 1978 Nobel Fizik Ödülü’nü alan Dr. Arno Penzias materyalizmin bilimsel bir gerçek değil, ancak inanç olabileceğini şöyle açıklar: “Bugünün dogması ise maddenin ezeli ve ebedi olduğu yönündedir. Bu dogma, evrenin yaratılmış olduğuna işaret eden gözleme dayalı kanıtların, astronominin bugüne kadar ürettiği gözlemlenebilir verilerin hepsinin evrenin yaratıldığı iddiasını desteklediği gerçeğine rağmen, kabul etmek istemeyen insanların (bunlara fizikçilerin çoğunluğu da dâhildir) içgüdüsel inançlarına dayanmaktadır.”(8) Evrenin başından beri bir plana göre işlediğini ise Penzias şöyle anlatır: “Astronomi bizi benzersiz bir olaya ulaştırır; hiçlikten yaratılmış olan, hayatın oluşabilmesi için sağlanması gereken koşullara en uygun, hassas bir dengeye ve kendisine temel oluşturan bir plana (buna ‘doğaüstü’ de denebilir) sahip olan bir evren.”(9) Bilim çevreleri de artık evrenin ‘insan merkezcil bir amaç’ (Homo-centrici Teleologism) taşıdığını düşünmeye başlamıştır. Buna göre evren, boş yere var olmamıştır; bir amacı vardır. Evrendeki tüm fiziksel dengeler insan yaşamı için çok hassas bir biçimde ayarlanmıştır. Evrendeki her ayrıntı, insan yaşamını gözeten bir amaçla tasarlanmıştır. "Bu açıkca çok şaşırtıcı: Tesadüf nasıl olurda bu kadar gelişmiş yapıları, insanı, kuşları veya akasyayı açıklayabilir? Aslında hayat mekanizmaları büyük bir kompleksliğe sahiptir... Bu kadar kompleks yapıların tesadüfler sonucu oluştuğuna nasıl inanabiliriz ?" (Science et Vie, Nisan 2001, sayı 1003, s. 63; Alıntının orjinalinde yer alan bu cümleler, CBT dergisinde yer almamıştır) İngiliz astrofizikçi Prof. George F. Ellis: "(Evrendeki) bu kompleksliği mümkün kılan kanunlarda hayret verici bir ince ayar görünüyor. Evrende var olan bu kompleksliğin gerçekleşmesi, "mucize" kelimesini kullanmamayı çok güçleştiriyor". (F. Bertola, U. Curi, The Anthropic Principle:laws and Environments, Cambridge University Press, 1993, s. 30) Ünlü İngiliz matematikçi Prof. Roger Penrose bize hayat imkanı veren böyle bir evrenin tesadüfen oluşabilme ihtimalini hesaplamıştır. Penrose, tüm fiziksel değişkenleri hesaba katmış, bunların kaç farklı biçimde dizilebileceğini dikkate almış ve içinde canlıların yaşayabileceği bir ortamın oluşmasının, Big Bang'in diğer muhtemel sonuçları içinde kaçta kaç ihtimale sahip olduğunu tespit etmiştir. Penrose'un bulduğu ihtimal şudur: "10 üzeri 10 üssü 123'de 1 ihtimal!". Bu sayının ne anlama geldiğini düşünmek bile zordur. Matematikte 10123 şeklinde yazılan bir rakam, 1 sayısının yanına 10 üssü 123 tane sıfır gelmesiyle oluşur. Bu sayı evrendeki tüm atomların sayısının toplamından, yani 1078'den bile büyük, astronomik bir sayıdır. Penrose'un bulduğu sayı ise bunun çok daha üstündedir. Kısacası bu sayı bise evrenin tesadüfle açıklanmasının imkansız olduğunu göstermektedir. Prof. Penrose, aklın sınırlarını çok aşan bu sayı hakkında şu yorumu yapar: "Bu sayı, yani "10 üzeri 10123'de 1 ihtimal", Yaratıcı'nın amacının ne kadar keskin ve belirgin olduğunu bize göstermektedir. Bu gerçekten olağanüstü bir sayıdır. Bir kimse bunu doğal sayılar şeklinde bile yazmayı başaramaz., çünkü 1 rakamının yanına 10123 tane sıfır koyması gerekecektir. Eğer evrendeki tüm protonların ve tüm nötronların üzerine birer tane sıfır yazsa bile, yine de bu sayıyı yazmaktan çok çok geride kalacaktır."(Roger Penrose, The Emperor's New Mind, 1989; Michael Denton, Nature's Destiny, New York:The Free Press, 1998, s. 9) __________________
VaR Olan birşeyin,yok olandan gelmesi imkansızdır... descartes. |
|
| #2 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 179
| Alıntı:
İşte Allah'ın yok olduğunu iddia edenler o tek ihtimale bakıyorlar. Halbuki bilim geliştikçe olasılık sayısının paydasındaki rakam gitgide artıyor. __________________
Kainattaki insanı tanımak için önce insandaki kainatı tanımalı. | |
|
| #3 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 1,645
| Alıntı:
bir varligin rastgele olusma ihtimalinin bu kadar düsük olmasi, bu varligin mutlaka bir yaratici tarafindan yartilmis olmasi ihtimalini, neye göre yükseltmektedir. Bunu neye dayanarak söylüyorsunuz? Nihayetinde bir yaratici tarafindan yaratilma fikri de bir teoriden ibarettir. En azindan bilmin ileride neyin ne oldugunu ispatlama sansi vardir, sizin teorileriniz ise bir dogmayi asmayacaktir. Ve bir dogma hic bir zaman kesin bir bilgi vermez. saygilar | |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 1,791
| Evren ve akıl saçma bir görüş tevekkel ve akıl demek daha doğru olurdu yaşam tevekkel deyilmi. |
|
| #5 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 179
| Alıntı:
Koskocaman İSTANBUL şehrindeki binaların uzun yıllar sonrasında Doğadaki rüzgar ve sıcaklık gibi etkenlerle tesadüfen oluştuğunu birisi size söylese, siz onun aklı hakkında ne düşünürsünüz? 845 öğrencisi bulunan bir okuldaki tüm öğrenciler erkek ise; ben 845 öğrencinin yönetmelik tarafından kasıtlı olarak erkek seçildiğini düşünürüm. Buna tesadüf demem. (3,6,9,12,15...,252) Rakamlarını bir kağıtta görsem bu rakamların bir düzene sahip olduğunu gördüğüm anda birisi tarafından kasıtlı olarak yazıldığını düşünürüm. Bizim DNA'mızın tam da bizi insan yapan dizilimde bulumasını ben tesadüfle açıklamam. Ya da madde şuurlu varlık olduğu için onlar bir araya geldi diye hiç demem. Arı şuursuz bir böcek iken peteği 6gen şeklinde. Mtematikçiler 6genin özelliğini inceliyor; alanın max kullanımı için en uygun olan çokgen 6gen çıkıyor. A)Tesadüfen mi 6gen tercih edildi? B) Arının aklı mı var? C) Arıyı yaratan ALLAH mı bunun böyle olmasını istiyor? Bu şıklardan biri doğru ama hangisi? Evrende madde vardır. Bir de maddedeki düzen. Düzen ise ancak akıl sahibi varlık tarafından kasıtlı olarak oluşturulabilir. Bilkent üniversitesinde atomlar hareket ettirilerek en küçük türk bayrağı yapıldı. Atomlardan Türk bayrağı oluşumu düzendir. Düzeni akıl kasıtlı oluşturmuştur. Bilim adamları atomları gözlemleyip dursun bakalım tesadüfen üretilmiş bayrak görebilecekler mi? Tesadüf neyi üretmiş ki insanı üretsin? tesadüf neyi üretmiş ki sıçan, akrep, ağaç, at... üretsin. Sıçan insan.... Bunların hepsi düzendir. Düzen ise ancak aklın eseri olabilir. Bilgisayar programlarında bir sürü 101011010lar sonucunda bir düzen oluşmaktadır. O düzenin de bir görevi olmaktadır. İnsan, hayvan, bitki DNA sının bundan ne farkı var? Siz hiç tesadüfen 101101001lar ile windows işletim sistemi oluştuğunu gördünüz mü? Yukarıda yazdıklarım apaçık gerçekler iken insanoğlu Allah'a itati nefsine ve kibrine yediremediğinden ya da şeytanla artık dost olduğundan ya da kalbi günahlarından dolayı mühürlendiğinden bu gerçekleri bir türlü kavrayamaz. Taa ki öldükten sonra gerçeği görünceye kadar. Ancak şu bir gerçektir ki insan ne kadar yok diye dirense de onun var olduğu gerçeğini değiştirmez. Yahut da Allah'ın varlığını unutmaya çalışıp öyle yaşasa, kuma kafasını gömen devekuşunun aslandan saklandığını sanması gibi olur. Gerçeklerle yüzleşmek gerekli. Kıyamet koptuğunda kaçsak nereye kaçacağız. Kaçmamızı sağlayan kasları çalıştıran bile Allah iken mi kaçacağız? Allah'ın merhameti ve lütfu bu kadar çok iken insanın Allah'a kibri ve ilahlık taslaması niyedir? Bunun esas sebebi nedir? Önce bu sorulara yanıt aramalı. __________________
Kainattaki insanı tanımak için önce insandaki kainatı tanımalı. supernovaA Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 30-07-08 07:03 . | |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 11,777
| Alıntı: Konunun mistik cikmaz sokaklara girmesi, arastirmaktan kacip yorulup bikmaktan kaynaklaniyor olmasin? __________________
Turbanla kros yarışmasınada senin ne işin var? |
|
| #7 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 9,279
| Bir de bu kadar eksik bilgiyle ( konuyla ilgili hiç bir bilimsel araştırma gereği duymadan) sadece kafalarımızın içindeki dogmaları doğrulayacak mantıksal yaklaşımlara sarılmanın bizleri hiç bir zaman olgular konusunda doğru bilgilere ulaştıramayacağını da anlayabilmemiz gerek. Bu kadar önemli bir konuda tek referansı tesadüf olarak almak ve sonra evrenin yaratılışından Muhammed'in ve Kur'an'ın hikmetlerine varıncaya kadar bir yığın akıl ve bilim dışı dogmaya varmak nasıl bir düşünce biçimidir. Eğer bunlar tesadüf değilse, o zaman bir doğaüstü güç var, ve o dağaüstü bütün her şeyi, hayatımızı, öte dünyayı, falanı filanı... Peki tesadüf ne? Doğada gerçekleşen hangi şey bir tesadüftür? Avustralya'ya 270 küsür yıl sonra kar yağdı. Bunu tesadüfle mi, zorunlulukla mı açıklayacağız? Bizim tesadüf olarak nitelediğimiz şey sakın doğada bir zorunluluk durumu olmasın? |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 179
| Sayın Melnur; Tesadüfü yaratan da Allah'tır. Allah'ın olmadığı hiçbir yer yoktur. Yok'u bile yaratan Allah'tır. Aslına bakarsanız bu dünyada hiçbir şey tesadüf değildir. Çünkü Allah vardır. Allah ise birşeyi yaratıp da başıboş bırakmaz ve yarattığını bir görev maksatlı yaratır. Kelebeğin kanat çırpması neticesinde oluşan küçük rüzgarın bile büyük işler başaracak görevleri bulunmaktadır. __________________
Kainattaki insanı tanımak için önce insandaki kainatı tanımalı. |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 155
| Prof. Stephen HawkingProf. John Erik Fornaes Prof. George F. Ellis Dr. Arno Penzias Prof. Roger Penrose Bu kadarcık mı? Diğer bilim adamları ne düşünüyor peki? |
|
| #10 | ||
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 9,279
| Alıntı:
Bunun doğru olup olmadığını anlayabilmek her şeyden önce doğru kavramının ne olup ne olmadığıyla ilintili. Ama bizler tıpkı nesne ve olgu ve süreçlere yaptığımız gibi kavramlara da gözlerimizi kapıyoruz. Yaşamımız ve yaşama ilişkin anlamlandırmamız hep bir kabulun etrafında dolaşıyor. Sonuçta her şeyi o kabulle ilişkilendirme zorunluluğu içinde buluyoruz kendimizi. Beynimizin içindeki dinsel basınç nesne, olgu ve süreçleri anlamamızı engelliyor. Yaptığımız sadece anlamak yerine, dinsel basıncın o nesne, olgu ve sürece verdirdiği anlam. Böyle olduğunda elbette bizim dışımızda bir gerçeklik ve anlam yoktur. Karşılaşacağımız tek gerçek bu olur. Evren de, yaşam da, tesadüf de sadece o dinsel basıncın izin verdiği ölçüde somutlanır. Oysa nesne, olgu ve sürecin ne olup ne olmadığını, bize neler söyleyip söylemediğini anlayabilmenin yolu özgür bir akılla sadece o şeylere yönelmek ve o şeylerin "söylediklerine" kulak vermektir. Bu aolmayınca karşımıza çıkan şey ne yazık ki böylesine bir yalıtılmışlık oluyor. Ve geriye de sadece öbür dünyaya adanmış bir hayat ve o hayatın argümanları kalıyor. Yanıtlar beynin içinde hazırsa, şeylerin ne olup ne olmadığının önemi kalır mı?Bilginin, bilimin önemi olur mu? Bu düşünce tarzı ile bilim yapılamaz derken, işaret edilen durum da işte bu anlayıştan başka bir şey değil. Bir başka başlıkta soruluyordu: Çocuklarımıza dini eğitim vermeyelim mi, diye. Verelim mi? | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Evren genişliyor mu? | melnur | Doğa Bilimleri | 431 | 31-07-08 09:48 |
| Tanrı- Bilim ve Akıl | oguzoglu | Doğa-Varlık Felsefesi | 0 | 30-04-08 09:19 |
| Evren: Başörtüyü Köşk'e yakıştıramıyorum | ZaZa_37 | Türkiye Siyaseti | 24 | 26-08-07 20:20 |
| Kenan Evren hakkında suç duyurusu | ibra | Türkiye Siyaseti | 42 | 21-09-06 14:30 |
| Akıl nerede ? | ugurozaltn | Arşiv | 0 | 24-08-05 19:09 |