"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
![]() |
| |||||||
Kütlelerin isyanı,kütle adamı ve nihilizm./konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Dünya'daki gelişmeler, Dış ilişkiler, Avrupa Birliği |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806
| Türkiye'de 1960 'dan bu yana ,zaman zaman cemiyetimizin geleneksel dokusunu sarsacak ve yırtacak kadar şiddet kazanan talabe-ve işçi - hareketlerinin mahiyetini derin ve etraflıca öğrenmek isteyen bir kimse işe ,kanaatimce,geçen asrın Avrupa'sından başlamak zorunda Avrupa'da ondokuzuncu asırda " kütle -adamı " denen yepyeni bir insan tipi oluşmaya başlamıştı.Hegel," Kütleler ilerliyor " diyor;modern sosyolojinin kurucusu Auguste Comte,adeta resmi bir bildiri ile görüşünü ilan ediyordu " Cemiyeti nufuzu altına alacak yeni bir ruhi akım yaratılmazsa,ihtilalci olan çağımız bir felaket yaratacak." Bu arada filozof Nietzsche de sesini şöyle yükseltiyordu " Nihilizm dalgasının yükseldiğini görüyorum." Nihilizm dalgası,yani cemiyetin dini ve ahlaki değerlerini,kanunlarını,geleneklerini reddeden insanlardan oluşmuş bir dalga ! Avrupa nufusu altıncı asırdan 1800'e kadar yani oniki ası boyunca hiç bir zaman 180 milyonun üstüne çıkmadı.Fakat 1800'den 1914'e kadar,yani bir asırdan biraz fazla bir zaman içinde,kıtanın nüfüsu 180 milyondan 460 milyona fırladı ! İşte çağımızın hakimi,üç nesil içinde tarih sahnesine çıkarılan,onu taşıran bu insanlar " Kütle -adamı fenomeni " yarattılar.Bu fenomeni inceleyen büyük İspanyol filozof ve yazarı Jose Ortega y Gasset'tir. Ona göre,günümüzün cemiyetinin amme hayatı tamamen "kütle adamı" nın hakimiyeti altında.Önceki demokrasi," cömert bir liberalizm ve kanuna hürmet duygusuyla tavlanmış,aşırılığı önlenmişti." Bu prensipler altında hareket eden fert,kendini şiddetli bir disipline tabi tuttu.Günümüzde ise, kütle,kendini kanunun üstünde görüyor,kanun dışında doğrudan doğruya harekete geçiyor. Bir cemiyetin amme hayatı,onun siyasi hayatıyla aynı derecede ve " hatta daha da fazlası,entellektüel,ahlaki,iktisadi,dini"hayatıdı r," giyim ve eğlencelerle ilgili modalar da dahil,kollektif bütün örf ve adetlerimizi kapsar." Ortega y Gasset 'e göre,cemiyette iki çeşit insan var :seçkin azınlık ve kütle,yani,bir tarafta," güçlük ve görevleri üstüste yığarak kendi varlıklarından büyük talepte bulunanlar," diğer tarafta ise ," kendilerinden özel hiç bir gayret talep etmeksizin,yaşadıkları anı hayat diye kabul edenler,mükemmellik yolunda hiç bir gayret göstermeden,dalgalar üstünde sallanan şamandıra misali insanlar." Kütle adamı bütün cahilliğine,bütün " kör ve sağır" lığına,bütün kusur ve zaaflarına rağmen,dünyada olup bitenler hakkında " matematiksel" görüşler taşır.Elindeki sınırsız kuvvetten ötürü ," kahvehanede ileri sürülen bu fikirleri" kanun yoluyla cemiyete kabul ettirmek hakkını kendinde bulur. Kütle -adamı cemiyette öylesine üstünlük kurmuştur ki, yazarlar,gazeteciler dahi onun varlığı önünde boyun eğmek zorunda. Kütle,ağırlığı altındaki ferdi,yetenekli,seçkin olan her şeyi,diğerlerinden farklı olan her şeyi,mükemmel olan her şeyi ezer geçer.Herkes gibi olmayan,herkes gibi düşünmeyen herhangi bir insan ortadan kaldırılma rizikosunu göze alıyor demektir....İşte özelliklerindeki vahşiliğin hiç bir şekilde gizlenmeksizin anlatıldığı çağımızın dehşet saçıcı gerçeği bu." Çağımızın bir diğer gerçeği de,modern insanın,elindeki bütün bilgi ve kaynaklara rağmen,kendini çaresiz hissetmesi. Türk kütle -adamının başlıca özelliklerinden biri,mazinin tamamen inkarı.Halbuki,mazi,yüksek bir yere tırmanıldıktan sonra fırlatıp atılabilen bir merdiven değildir.Mazi tıpkı bir ağacın köküne benzer .Ağaç ne kadar büyürse büyüsün,onun en yüksekteki yaprakları bile köke daima muhtaç.Çünkü hayat suyu ancak o yolla gelir.Onları unutalım,bunları atalım demek,ağacı budanmak emeliyle kökleri kesmeğe kalkışmak kadar çılgınlıktır.Ölenleriyle henüz doğmamış olanları arasında köprü kuramayan milletlerin yaşamağa hakları yoktur. Türkiye'de "devrimci " liği " meslek " haline getirenler pek çok. Ortega'nın daha 1930'da söyledikleri bugünün Türk "devrimci " sini tıpatıp yansıtıyor. " İhtilalci rolüyle" ortaya çıkan kütle-adamının " beden işçisine,fakir sınıflara ve sosyal adalete gösterdiği yakınlık ve heyacan ,nezaket,dürüstlük ve hepsinin üstünde ,üstün fertlere duyulması gereken hürmet gibi bütün mecburiyetleri reddetmesini kolaylaştıracak bir maske hizmetini görür.Ben,kendilerine ,zekayı hor görme ve ona hürmet etmekten kaçınma hakkını vereceği için ,işçi sendikalarına ve diğer teşkilatlara giren pek çoklarını tanıyorum. Kütle fenomeni ile modern diktatörlükler arasında çok yakın bir ilişki var.Ortega ,diktatörlerin "kütle-adamını nasıl olduklarını,onun hoşuna giden sözleri söylediklerini,müşterek seviye üstünde görünen her şeyi nasıl çiğnediklerini çok iyi gördük," diyor. Hitler,kütle adamının ruhi yapısını en iyi anlayan insanlardan biriydi.Kütlelerdeki huzursuzluk ve güvensizliğin meydana çıkardığı Hitler,kütle-adamının zaafını çok iyi biliyordu. " Mein Kampf" ında kütleleri bir "kadın" a benzeterek derki: " Onlar zayıf bir mahluk üzerinde hegemonya kurmaktansa,kuvvetli bir adama boyun eğmeyi tercih ederler. Kütleler,yalvaran ve yakaran liderlerden ziyade idare edenleri sever ve liberal hürriyetlerden ziyade,rakibine müsamaha tanımayan bir doktrin onların benliklerinde çok daha fazla memnunluk uyandırır.Hatta,tamamen hür insanlar,bu hürriyetleriyle ne yapacaklarını bilemedikleri için,kendilerini terkedilmiş insanlar olarak dahi görürler." ---------------------------------------------------------------------------------------------- Not: Nejat Mualimoğlu'nun çeviriyle yazılan " Kütlelerin isyanı " adlı kitaptan alıntılardır. Devam edecektir. Türesin Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 10-06-06 10:04 . |
|
| #2 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806
| Nihilizm,dinin,ahlaki değerlerin,hükümetin ,kanunların,ilh.toptan reddedilişidir. Bu düşünce saiklerine de nihilist denir.Kelimeyi,ilk defa ortaya atan alman filozofu Nietzsche oldu; " Kudret İradesi" adlı eserinde kelimeyi şöyle tarif eder: " Gaye yokluğu.Niçin,sorusuna cevap verememek. Aktif olarak şiddetli bir tahrip gücü halinde azami kuvvet derecesine varır.Bunun zıddı hiç bir şeye hücüm etmeyen yorgun Nihilizm'dir." Nihilizm Rusya'da 19.uncu asırda bir ihtilal partisinin felsefesi idi.Bu parti mensuplarına,yani nihilislere göre ,o zamanki Rus cemiyeti öylesine berbat ve kötü idi ki,onu tamamen yıkmaktan başka bir çare yoktu. Ondokuzuncu asrın Rus yazarlarından İvan Turgenev " Babalar ve çocuklar" adlı eserinde ( 1862 ) Bazarov adlı,cevval zekalı,iyi tahsilli,ve oldukça kibirli tipik bir nihilisti tasvir eder: " Sen her şeyi reddediyorsun ,veya daha dakik olmak gerekirse her şeyi yıkmak istiyorsun ...Fakat bilmem gerekir ki,insanın yapması da gerek" " O bizim işimiz değil...Önce toprak temizlenmeli." diye cevap verdi." Biz hiç bir şeye inanmamağa karar verdik.Biz,kendimizi cemiyetteki bütün değerlere karşı cephe almak için hazırladık." " ve buna nihilizm denir." Bazarov dışa vurulmuş bir kabalıkla aynen tekrarladı:" Ve buna da nihilizm denir." " Fakat sebebini bilmeden neden yıkacaksınız?" Bazarov cevap verdi :" Yıkacağız,çünkü biz kuvvetiz." Büyük sanatkarlar ve onların eserleri hakkındaki düşünceleri sorulduğu vakit Bazarov kesin idi : " Benim fikrimce Raphael metelik etmez,ve diğerleri de ondan iyi değil." Türesin Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 10-06-06 10:45 . |
|
| #3 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806
| Herkesin rey hakına sahip olduğu sistemde kütleler karar vermez,Onların rolü şu veya bu azınlığın kararını desteklemektir. " Proğramlarını "- ne şaheser bir kelime- sunan yine azınlıklardır.Bu azınlık gruplarının proğramlarını benimseyen kütle adamları onlara taparcasına kütleleri bu proğramları kabul etmeye davet eder. Kütle adamı ,hayatının herhangibir gayesi olmayan ve kendini akıntıya kaptımış insandır.Bunun neticesi,elindeki imkanlar ve kudretin muazzamlığına rağmen ,yapıcı hiç bir fafaliyeti yoktur.Ve işte zamanımızın kaderini bu tür insan tayin ediyor.Küçük bir azınlığın hazırladığı yıkıcı ve tahribedici her şeyin arkasından kendini bu insanlara adıyarak düşüncesizce gidiyorlar. Özel maharetlere bağlı her diğer hak " imtiyaz " diye suçlandırıldı.Bu,ilkin, sadece bir teoriydi,bir kaç kişinin fikri .Sonraları,bu birkaç kişi bu fikirleri fiiliyat sahasına aktarmağa,cemiyete zorla kabul ettirmeğe ve üzerlerinde ısrar ettirmeğe başladı.Kendinden farklı olan ve yetenek isteyen her şey devrilmeliydi,yokedilmeliydi.Yeteneklerin bütün meyvelerinin üzerinde tepinilmeli ve kendilerine benzetilmeliydi.Ancak eşitlik yetenekle değil,yeteneksizlikle mümkün olabilirdi. |
|
| #4 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806
| İnsanın kendinde efsanevi bir yaratma kapasitesi bulunduğuna inandığı,fakat ne yaratacağını bilmediği bir zamanda yaşıyoruz.Herşeyin hakimi,ama kendisinin değil.Kendi yarattığı bolluk içinde kendini kaybolmuş hissediyor.Elinde her zamankinden daha fazla vasıta,daha fazla bilgi,daha çok teknik bulunmasına rağmen,dünya,dünyaların en kötüsünden farksız gidiyor: akıntıya kapılmış,sürüklenmiş gidiyor. Böylece,kudret hissi ve kendine güvensizlik hissinin garipçesine karışımı modern insanın ruhuna yerleşti.Ve böylece hayat avuçlarından sıyrılıp kaçtı,hiç birşekilde boyun eğdirilemez oldu,ve bugün artık belirli bir rotası olmaksızın ,dalgalara tabi oradan oraya sürüklenip duruyor. |
|
| #5 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806
| Fakat yeni kütleler kendilerini imkanlarka dolu bir dünyada buldular ve ayrıca, oldukça güvenlik içindeydiler: tıpkı omuzlanıp kaldırılmamıza lüzüm hissedilmeden güneşi gökyüzünde görmemiz gibi,her şey,kendilerinin daha önce her hangi bir gayretine bağlı kalmaksızın ellerine tutuşturulmuştu. Hiç kimse teneffüs etiği hava için diğerine teşekkür etmez,zira kimse onun için hava üretmedi;hava, daima mevcut olduğu için bizim, " o tabiidir," dediğimiz " orada olanlar" ın herkesin bir parçasıdır.Ve bu şımarık kütleler,zahiren hiç bir zaman aksamadıkları ve eşyanın tabii durumu kadar mükemmel göründüklerinden,kendilerine sunulan materyal ve sosyal düzenin orijininin de,havanın orijininin de aynı olduğuna inanacak kadar kafasızdırlar. Daha önceki erhangi bir devirdekinden daha kuvvetli olmakla beraber,tamamen kendi içine kapalı,herhangi bir kimseye veya herhangi bir şeye itaat etmeyen ,kendinin bütün ihtiyaçlarını karşılamaya yeterli olduğuna inanan,bir kelime ile dikkafalı bir kütle ,ile karşı karşıyayız. Hemen hemen hepsinde ağırlığını kamu oterisi üzerine koymuş kütle,her muhalefet grubunu ezmeye ve yok etmeye gayret gösteriyor.Kütle kendinden olmayanlarla hayatı paylaşmak istemez.Kendinden olmayan her şeyden öldüresiye nefret eder. |
|
| #6 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806
| Kütle adamı kendinde olmayanlara sahip olan herkese ve her şeye nefretle bakar.Yetenek,çalışma, azim ve kararlılıkla elde edilen her şeye düşman kesilir.Onlar da yaşamak,daha fazla imanlara sahip olmak ister.Otomobili,evi ve rahat yaşayacağı her şeyi olsun ister,onların olmasından zevk alır.Ama bununları elde edenlere düşmanca tavır takınarak,Cennet ağacının kendiliğinden yetişen bir meyvası olduğunu sanır. Medeniyet kendi kendine yeterli " işte oracıkta " ki şey değildir.Güneştir,ve sanatkar ve zanaatkara ihtiyaç isseder.Şayet medeniyetin sağladığı avantajlardan istifad etmeyi düşünür,fakat medeniyeti ayakta tutmakla ilgilenmek gerektiğine kendinizi hazırlamazsanız, işiniz bitik demektir.Medeniyetin,bir an içinde sizi terkettiğini görmüş olursunuz,çevrenize baktığınızda herşey havaya uçmuş olur. İktidadi münasebetlerin,tarafların menfaatlerini koruyacak prensiplere bağlı olmadığı yerlerde kültürde,ilimde,teknoloji de yoktur. |
|
| #7 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,806
| Seçkin adam,mükemmel adam kendi ötesinde,kendinden üstün bazı standartların yardımını çekinmeden kabul etmeye,dahili ihtiyaçların neticesi olarak zorlanır. Mükemmel adamla alalede adam arasındaki fark;birincisinin kendinden büyük taleplerde bulunduğu ve kendini aşma ve insanlığa hizmet isteği ağır basmaktadır,ikincisinin kendinden hiç bir talepte bulunmadığı ve haliyle yetinen kendi kendinden memnun veya yeteneksizliğini örtbas ederek halinden memnun olduğunu beyan eden kişidir. Esasında diğerlerinin hizmetinde yaşıyan insan,genel inanışın tersine ,alalede insan değil,mükemmel insandır.Kendini birşeyin hizmetine adamadıkça ,hayatın onun için bir tadı yoktur.Bunun içindir ki,hizmet etmek ihtiyacının hissedilmesini bir baskı unsuru olarak görmez ve düşünmez.Zaman zaman böyle ihtiyaç tesadüfen kendini göstermezse,mükemmel adam huzursuzlanır ve kendini zorlaması için daha ve daha fazla gayrete ihtiyaç hissettirecek yeni yeni standartlar icad eder.Bu,bir disiplin olarak yaşanan hayattır:asil bir hayat. Kütle ve nihilist düşüncenin adamı ise kendini aşmak gibi gaile ve uğraşların içinde değildir. O sadece kendini aşan insanlara düşmanca tavırlar takınarak takınarak onları durdurma,engelleme ve kütle adamı ile eşitleme gayreti içindedir.Asil ve asaletli duygular beslemek yerine bu duygulara sahip olanları nasıl küçük düşürürümün hesaplarını yaparak olumsuz duyguların pençesinde kıvranan kişidir. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Darwin & Evrim Teorisi | melnur | Doğa Bilimleri | 874 | 13-07-08 02:30 |
| Türkiye'de bilim adamı neden zor yetişiyor. | Türesin | İnsan Bilimleri | 183 | 20-11-07 14:45 |
| İlahiyat fakültesinden bilim adamı yetişir mi ? | beytullah | Arşiv | 68 | 26-11-06 12:42 |