|
|
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Stephen Hawking'in bu sözü Agnostisizmin kanıtı kabul edilebilir mi? / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 2,242
| Yaptığım şey evrenin başlangıcının bilimsel kurallarla açıklanabileceğinin mümkün olduğunu göstermekti. Bu sayede, evrenin başlangıç kararının bir Tanrı'ya başvurularak açıklanmasının gereksizliği ortaya çıkar. Bu bir Tanrı'nın olmadığını kanıtlamaz, sadece Tanrı'ya bir ihtiyaç olmadığını gösterir. Stephen Hawking, dünyanın yaşayan en büyük fizikçisi sayılıyor. Türkçeye çevirilen eserlerini internetten de indirebilirsiniz. Kuantum fiziğini en iyi anlayan ve anlatan olarak nitelendirilen ve bu yönüyle de Dr.Quantum olarak anılan Fred Alan Wolf da buna paralel şeyler söylüyor. Sorumu yineleyeyim: Bu iki isimde otorite olduğuna göre: Stephen Hawking'in bu sözü Agnostisizmin kanıtı kabul edilebilir mi? __________________
"Milliyetçilik, bir çocukluk hastalığıdır." Albert Einstein |
|
| #2 | ||
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 3,227
| Alıntı:
Hawking'in kast ettiği; yaratıcı koltuğunda oturan ve somut bir Tanrı anlayışı, her şeyden önce... Oysa bir kavram olarak Tanrı; kuantum sarmalının işleyiş biçimi olarak da düşünülebilir, soyut ve potansiyel enerji bütünü şeklinde... Agnostizmin kanıtı, olabilir mi?... Bir inancı kabul yada red ediş; bir başka inançtır... Bu tür önermeler vardır yada yoktur biçiminde; ancak ve ancak inanç düzleminde değerlendirilebilirler. Tanrı'nın varlığının, belirsizliği; vardır yada yoktur...Bilimsel kuramlara dayalı olarak değil, açıkçası... Çünkü her tez antitezi ile mevcuttur, gerçekte... Ayrıca; Hawking'e Tanrı; var mıdır diye sorduklarında, şu yanıtı vermiştir; bir karınca dünyayı nasıl algılıyabiliyorsa; bir insan da evreni, ancak bu kadar algılayabilmektedir... İşte bu yanıt; kavramlara bakışını da açıkça ortaya koymaktadır, dahi fizikçinin... En büyük yanılsama nedir... Biliyor musunuz sayın Hasan Rua; Tanrı'yı varlık mertebesinde düşünmek ve varlığımızın özünden başka bir yerde aramak... Tanrı kavramı içsel bir enerji bütünüdür açıkçası ve varlığın özünden varlığa yansımaktadır... Soyuttan somuta doğru bir devinim; öznelden nesnele... Hayalden gerçeğe gibi... Tanrı'nın ben imgesinin O simgesine tezahürü... Tanrı nesnelde arandığı sürece; anlaşılamayacak ve red edilecektir... Tanrı öznel bir kavramdır, bir tecrübedir; sevgili arkadaşım... Sevgi ve saygılarımla... __________________
tek gerçek ben'im. oguzoglu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 04-07-08 17:01 . | |
|
| #3 | ||
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,244
| Alıntı:
Kendisi bilimsel bir şekilde evrenin başlangııcının tespit edilmesinin nelere yol açacağını söylemektedir.Fikri de bilimsel tespitler evrende doğaüstü bir varlığı göstermediğine göre, başlangıcın tespit edilmesi durumunda evrenin oluşumunun doğaüstü denilen bir varlıkla açıklanmasını artık gereksiz yapacaktır.Doğanın ustasız oluşumunu kabul eder.Kısacası yaratılış olmadan doğanın meydana gelmiş olabileceğini ifade etmektedir. Ancak son paragrafı çok ilginçtir.Evrenin oluşumunu Tanrıya bağlamammak ve evrendeki her türlü oluşumu Tanrıya bağlamamak Tanrının olmadığı anlamına gelmez.Hawkingin son cümlesi ile Sayın Oğuzoğlunun Tanrı kavramına getirmiş olduğu göreceli tanrı anlayışı arasında bir bağ kurmak istediğimizde şu sonuca varıyorum. Bilim Tanrının varlığını veya yokluğunu açıklayamaz.Bunun gibi bilim gerekirse evrenin de Tanrısız meydana gelmiş olabileceğini tespit edebilir.Ancak bu Tanrının yok olduğu anlamına gelmeyecektir.Kısacası Hawking bilimin Tanrının karşısında ve Tanrıyı nakzeden bir konumda olmadığını söylemektedir.Bu tespit bence agnostisizmdir. | |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 2,242
| Bu bence Agnostisizmin teyiti kabul edilebilir. Bilimde gelinen şu nokta, evrenin ve yaşamın bir Tanrı olmadan da oluşabildiğini açıklıyor. Ama bu durum bile bir Tanrı'nın olmadığını kanıtlamıyor. Bu dünyayı bir Tanrı yaratmamış olabilir. Ama olabilir de. Bilimsel çabanın sonunda gelen ürün bu iki önermeden herhangi birini çürütmüyor. Aksine işi daha da karıştırıyor. Bu noktada Tanrı'nın varlığı-yokluğu çelişkisinde böyle uç ve kesin bir bilimsel ürün bile ortaya bir şey koymaya yetmiyorsa, demek ki bilim ve felsefe asla Tanrı'nın varlığını ya da yokluğunu biri diğerini kesinkes ortadan kaldıracak şekilde ispat edemiyor. Agnostisizm de tam olarak bunu söylüyor zaten. Sanırım Gazali'nin de içinde bulunduğu Entrüisyonizm akımı da bu noktada sezgiyi savunuyor. Tek gerçeklik alanı pozitivizm olmak zorunda mı? Kaldı ki, bilim hiç bir zaman statik olmadı. Modern atom teorisini ortaya koyan da bilim, Dalton atom teorisini de. Böyle statik olmayan bir yapıdan statik sonuçlar çıkarılabilir mi? __________________
"Milliyetçilik, bir çocukluk hastalığıdır." Albert Einstein |
|
| #5 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,244
| Bu forumda devamlı dile geiriş olup da bir türlü anlatamadığımız da bu.Tanrıya sadece bilim üzerinden gitmeye çalışmanın yanlışlığı..Çünkü Tanrı kavramının ne kullanıldığı yaşam sahası(din),ne metinlerideki kavramları ne de insan hayatındaki konumları bilimin ile aynı değildir. Burada Gazalinin sezgi yoluyla elde etmiş olduğu gerçeği bir bilim kadar kesin görmüş olduğunu da eklemek isterim. |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 1,284
| evrenin bir tanrıya ihtiyacı yok,ama gene de tanrı var ve evreni yaratmış olabilir..Mantığında bir hata var kanımca..Burada tanrı başka herhangi bir şey gibi düşünülemez..Mesela evrenin bana ihtiyacı yok ama ben gene de varım diyebiliriz ancak tanrı denilen şey evrenin oluşu ile alakalıdır..Alakalı olmayan bir tanrı tanrı değildir.(ben tanrıya tanrı demem tanrı evreni yaratmadıkça) |
|
| #7 | |||
![]() Giriş Tarihi: Nov 2007
Mesajlar: 333
| Alıntı:
Alıntı:
| ||
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 3,227
| TANRI ŞEY DEĞİLDİR!!! Tanrı; kendinde şeydir... A thing in itself... Bir kavram, mefhum eskilerin deyimiyle... Psikoloji de; Kendinden Olan...( Farkındalığın Aksine) Din'de; Doğmamış ve doğurulmamış ve her şeye vakıf olan... Agnostizmin kanıtı dediğiniz Hawking'in işleyişi; Tanrı'nın somut olmamasının idrakıdır... Soyut oluşunun... __________________
tek gerçek ben'im. oguzoglu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 08-07-08 14:08 . |
|
| #9 | ||
Moderator ![]() Giriş Tarihi: Aug 2007 Ülke / Şehir: Los Angeles
Mesajlar: 1,085
| Alıntı:
Nasil olurki bir onermenin dogruluk degerlendirilmesinin yapilamayacak oldugu ispatlanabilsin? Agnosticism nasil olurda ispatlanabilir? Hawking kisaca evrenin varolmasi icin bir Tanriya gerek yoktur demistir. COk guzel bunu herkez anlamis. Bu ayni zamanda su demektir, eger Tanri vardir onermesinin dogrulugunu savunmak istiyorsan, artik "Bak evren var, evreni kim yaratti" gibi soylevlere basvuramazsin! "Tanri vardir" onermesi icin baska gerekceler kullanmak gerekmektedir. Bu, Tanri'nin varligina inanan dusunurler icin cok ciddi bir sorundur. En buyuk argumanlarini Hawking ellerinden alivermisdir. Buna tercihsel deyo gecmeyin, yada bilim dine karismaz demeyin. Bilim bir kez daha din'in elinden bir onerme gerekcelendirmesini almisdir. Tipki dunya'nin duz olmayisi, dunya'nin evrenin merkezi olmayisi, adem ve havva'nin olmayisi gibi, evren'de Tanri tarafindan var edilmek durumda degildir demek, din icin bir kapinin daha kapanmasidir. Butun bunlar elbetteki Tanri yoktur anlamina gelmez! Ama artik Tanri vardir demek icin cok onemli bir oncul ortadan kalmisdir demektir. Artik "Tanri vardir" savunuculari baska kapilar tiklamak zorundadir. Hawking, sadece ateism'in durusunu desteklemisdir. Cok onemli bir argumani teistklerden alip, ateistler tarafina koymusdur. __________________
Dusunmek bir yetenekdir. Uzerinde ne kadar calisirsanir, o kadar daha ilerletirsiniz. | |
|
| #10 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,579
| Bir "şey" 'in var olup olmadığını anlamanın yöntemi onun teorik ve pratik yönlerinin bir bütün halinde incelenmesidir. Pratikte nesne üzerine deneyimlediklerimiz zihnimizdeki teorilerin oluşturulmasına ön ayak olur ve zihnimizdeki teoriler pratikte denenerek olumlanır ya da olumsuzlanır ve nesnenin sonsuz dönüşümüne - nesnenin ve çevrenin maddi koşullarına bağlı kalınarak- katkıda bulunur/belirleyici olurlar. Bu anlamda teori ve pratik arasında birbirini devamlı etkileyen bir ilişki vardır ve esas belirleyici olan ( temel olan ) pratiktir. Ateşin keşfini ele alırsak insan; ateşin "yakıcı" olduğunu esasen pratik deneyimiyle öğrendi, dokunarak veya görerek. Bundan sonradır ki yakıcı olduğunu öğrendiği ateşi zihninde kurduğu teorilerde kullandı ve pişirmek için kullandı. Pişirmek için ateşi kullanırken pratik deneyimleme sürdü ve ateşin kullanımını arttıracak yeni veriler elde etti ve yeni yöntemleri kafasında teorize etti. Nesne üzerine ürettiği teoriler nesnede niceliksel ve niteliksel dönüşümlere yol açtı ve sürekli değişim böyle devam etti. Bilgi felsefesi üzerine kısa bir girişten sonra şunu kolaylıkla söyleyebiliriz ki bir şeyin var olması demek onun etki yaratmasıdır, yani pratikte bir dönüşüm yaratması. Köpeklerin dünyayı yöneten perde arkasındakiler olduğunu düşünmeyiz, çünkü hiçbirimiz bir golden-retreiver'ın Irak Savaşı'nda belirleyici olduğunu gösteren bir veriyle karşılaşmamıştır ve köpeklerin bunları yapacak bir fiziksel altyapısı olduğunu gösteren hiçbir pratik bir bilgi yoktur elimizde aksine Irak Savaşı'nın neden çıktığını biliyoruz. Elimizde tüm bu veriler varken halen köpeklerin dünyayı yöneteceğini düşünmek için bir itici güç yoktur ve köpeklerin bu pratikte belirleyici bir etkisi de yoktur. Kaldı ki Irak Savaşı'nın nedenleri açık olarak bildiğimiz koşullardı. Bilimsel olarak şu an için açıklayamadığımız bir olaya da kolaycı cevaplarla "köpekler" diye cevap veremeyiz. Evrim teorisinden önceki insanın oluşumu hakkındaki boşluk kolaycı bir cevap olarak "Tanrı" diye doldurulmuştu. Ama pratikten çıkartılan evrim teorisi, bugüne kadar bu konuyu aydınlatmayı başardı, fosillerler olsun mikro düzeyde olsun evrim deneyleri olumlu sonuçlar verdi Bundan dolayıdır ki evrim teorisi bu konuda hakim teori olarak kabul ediliyor. Dünyada hiçbirimizin dokunamadığı, göremediği, koklayamadığı, duyamadığo, tadamadığı, hiçbirimize herhangi etki etmeyen canlılar var demek anlamsızdır, çünkü pratikte hiçbir olaya dayanmayan böyle bir öneri aslında her şey olabilirdi ve her yerde olan hiçbir yerdedir. Dolayısıyla her şey olabilir algısı hiçbir şeyin olmadığıyla denktir. Halbuki evrenin ve insanın işleyişini bildiğimiz ölçüde ona etki edebilir ve etki görürüz dolayısıyla var olduğunu biliriz. Bu deneyimleme süreciyle de hem evrenin hem insanın işleyişini uzun bir yolculukla keşfederiz. İşte size MADDE! Halbuki tanrı ile böyle bir etki olmamıştır. Tüm bu anlatılanlar ışığında tanr ının olması için bir neden olmamasından öte tanrının olup olmamasının bir anlamı olmadığını ve tanrının bizim için bu süreçte olmadığını anlarız. ( Tanrı fikrinin varoluş sebebini insanın kendine yabancılaşmasıyla, egemen toplumsal mistifike edici kültürle son kertede üretim araçların ve ilişkilerinin çerçevesinde insanın şekillendirdiği bir algıyla açıklarsak - ki zaman olsa bu yazıda paylaşmak faydalı olurdu - Tanrı fikrinin oluşmasının nedenleri kesin şekilde açıklanabilir durumdadır. ) __________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. küçükkarabalık Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 08-07-08 00:57 . |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|