|
|
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Hayatımıza Yön Veren Öyküler / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Edebi tartışmaların ve kitap tanıtımlarının yer aldığı bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 920
| DENİZ KIZLARI Adamın biri, her mehtaplı gecede alır başını deniz kıyısına gidermiş. Döndüğünde çevresindekiler ona şu soruyu sormuşlar: "Ne gördün?" "Dünya güzeli deniz kızları gördüm. Altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlardı." diye cevap verirmiş hep. Bir gece yine tek başına deniz kıyısına vardığında, gerçekten dünya güzeli deniz kızları görmüş; altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlarmış. Döndüğünde çevresindekiler yine sormuşlar: "Ne gördün?" "Hiç" demiş. "Hiçbir şey..." Oscar Wilde __________________
Kendi kalbini arıt bana ilişme, bendeki küfür sendeki imana neyler.. Keje Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 08-08-08 12:12 . |
|
| #2 | |
Kültür&Sanat ![]() Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 3,302
| Genç bir çocuk fırtına sonucu karaya vuran deniz yıldızlarını yaşamaları için denize fırlatıyormuş. Yanına yaklaşan adam "hepsini yaşatamazsın, bir şey farketmiyor" demiş. Genç çocuk bir deniz yıldızını denize fırlatarak "bak onun için çok şey farketti" diye yanıtlamış. Ben bunu Kadıköy'de bir şarapçıdan dinlemiştim (: __________________
"..beklenmeyeni beklemezsen bulamazsın" heraklitos |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2008 Ülke / Şehir: Eskişehir
Mesajlar: 514
| ABRAHAM LİNCOLN'DAN OĞLUNUN ÖĞRETMENİNE MEKTUP Eğer yapabilirsen; ona kitapların mucizelerini öğret. Fakat ona; gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği zamanlar da tanı. Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona. Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi. Nazik insanlara karşı nazik, sert insanlara karşı sert olmasını öğret ona. Herkes birbirine takılmış bir yönde giderken, kitleleri izlemeyecek gücü vermeye çalış oğluma. Tüm insanları dinlemesini öğret ona, fakat tüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret. Eğer yapabilirsen üzüldüğünde bile nasıl gülümseyebileceğini öğret ona. Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret. Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret ona ve aşırı ilgiye dikkat etmesini. Ona, kuvvetini ve beynini en yüksek fiyata satmasını fakat hiçbir zaman kalbine ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret. Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa dimdik dikilip savaşmasını öğret. Ona nazik davran ama onu kucaklama. Çünkü, çeliği ancak ateş saflaştırır. Bırak sabırsız olacak kadar cesaretine sahip olsun, bırak cesur olacak kadar sabrı olsun. Ona her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret. Böylece insanlığa karşı da derin bir inanç taşıyacaktır. Bu, büyük bir taleptir; çünkü ben OĞLUMUN KÜÇÜK BİR İNSAN OLMASINI İSTEMİYORUM. __________________
Her firavunun bir Musa’sı vardır. |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2008 Ülke / Şehir: Eskişehir
Mesajlar: 514
| Japon çocuğun tek hayali çok ünlü bir karateci olmaktı. Fakat ailesi buna izin vermezdi. Bir gün talihsiz bir kaza sonucu çocuk sol kolunu kaybetti. Ailesi çocuğun moralinin çok kötü olduğunu görünce ona bir karate hocası tuttu. Hoca ilk dersinde çocuğa karsısındakini sağ koluyla tutup üstünden savurmayı gösterdi. Hatta ikinci, üçüncü ve sonraki bütün derslerde hep ayni hareketi yapıyorlardı. Çocuk bir gün hocasına "hocam ben çok sıkıldım, artık başka hareketlere geçsek" dedi. Hoca ise bunu kabul etmeyerek dünyada bu işi en hızlı yapan kişi olmadıkça bitirmeyeceğini söyledi. Çocuk o kadar hızlanmıştı ki, hocasını bile göz açıp kapayıncaya kadar yerden yere vuruyordu. Bir gün hoca elinde bir kağıtla geldi kağıtta çocuğun gençler karate şampiyonasına katılabileceği yazıyordu. Çocuk çok şaşırdı. Ertesi gün salonda ilk rakibinin karşısına çıkacakken heyecanla hocasına sordu, "hocam bu iş nasıl olur? Ben sadece tek hareket biliyorum kesin kaybederim". Hocası ise "sen sadece hareketi yap" cevabini verdi. Çocuk ringe çıktı ve hareketiyle rakibini eledi. Hatta tek hareketle finale kadar çıktı. Finalde karşısında kendisinin iki katı birisi vardı. Önce çok korktu ama gene bildiği hareketi yaparak son rakibini de yendi ve şampiyon oldu. Sevinçle hocasının yanına koştu ve sordu "hocam nasıl olur anlamıyorum, sadece bir hareket biliyorum, tek kolluyum ve şampiyon oldum". Hocası çocuğa baktı ve dedi ki, "senin yaptığın hareket karatedeki en zor hareketlerden biridir. ..Ve bir tek savunması vardır o da, rakibin sol kolunu tutmak". __________________
Her firavunun bir Musa’sı vardır. |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2008 Ülke / Şehir: Eskişehir
Mesajlar: 514
| Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı. Hemen bir not yazdı, yolladı. Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı. Garson kız ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu. Aksam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köşe basında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı. Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki. İki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti. Karnını ilk defa doyurduktan sonra, bir apartman bodrumundaki tek odasının yolunu ıslık çalarak tuttu. Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titresen köpek yavrusunu görünce, kucağına alıverdi. Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşuşturdu. Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı. Bir yangın başlıyordu. Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı. Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtardılar. Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir TEBESSÜMSÜN sonucuydu. __________________
Her firavunun bir Musa’sı vardır. |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2008 Ülke / Şehir: Eskişehir
Mesajlar: 514
| Adamcağızın biri geceyi ıssız bir kırda geçirmek mecburiyetinde kalmış. Fakat yırtıcı hayvanlardan korktuğu için büyük bir ağaca çıkmış. Bakmış ağacın dibinde bir kötürüm tilki yatıyor. Bu tilki acaba ne yer ne içer? Diye merak etmiş. Biraz sonra bakmış ki, uzaktan bir aslan geliyor. Ağzında bir ceylan var. Aslan ağacın dibine gelmiş, ceylanı parçalamış, yiyeceği kadarını yemiş, çekilip gitmiş. Arkadan tilki sürüne sürüne ceylanın yanına varmış, atıkları yiyerek karnını doyurmuş. Ağacın üstündeki adam: -Ya... demiş, demek ki, kötürüm bir hayvanın bile yiyeceğini Allah ayağına gönderiyor, onu aç bırakmıyor. Öyleyse ben niye böyle çalışıp yoruluyorum. Bundan sonra ben de bir köşeye çekilip bekleyeyim... Böyle diyerek yolun üzerindeki bir mağaraya çekilmiş. Bir gün, iki gün, üç gün beklemiş. Gelen giden yok. Açlıktan baygın düşüp uyumuş. Rüyasında kendine şöyle denildiğini işitmiş: - Ey budala adam, ne yatıp duruyorsun, kalk. Vücudun sağlam iken bu miskinlik niye ? Niçin kendini sakat tilkinin yerine koyuyorsun? Git aslan gibi ol da avının artığıyla başkaları geçinsin? __________________
Her firavunun bir Musa’sı vardır. |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2008 Ülke / Şehir: Eskişehir
Mesajlar: 514
| Okul hayatınız boyunca dalga geçilen, 36 yaşına kadar hiçbir kayda değer başarıya imza atmamış, toplum içinde silik, özgüveni düşük, sıradan bir cep telefonu satıcısı olacaksınız… Ve bir gün tüm dünyada milyonlarca kişinin tanıdığı ve hayran olduğu bir kişiliğe bürüneceksiniz… Mümkün mü bu? Hepimizin içinde bir yerlerde olan “yeteneklerimizin” farkındaysak, yani kendimizi tanıyorsak ve bu yeteneklerimizi geliştirmek için kendimizle samimi ve belki de daha önemlisi tutkuluysak, cevap; evet, mümkün! Fikir Atölyesi’nde zaman zaman ele aldığımız başarı hikayelerinden birine daha tanık oluyoruz. Bu kez hikayenin adı: Paul Potts. “Benim en iyi arkadaşım sesim” diyen biri Paul Potts. Çünkü hiç “en iyi arkadaşı” olmamış onun hayatta. Dört yıllık eşini (Julie) bile internette chat yaparak bulmuş! Faturaları ödeyebilmek için çok uzun yıllar iki işte aynı anda çalışmış. Son iki senedir Carphone Warehouse'da cep telefonu satış elemanı. Öncesinde de Tesco’da gece vardiyasında rafları düzenliyormuş. Güney Galler’li Paul Potts 1970 doğumlu. Pavarotti kıyafetleriyle ilk operasını 28 yaşındayken bir karaoke yarışmasında söylüyor. 1999′da bir yarışmadan kazandığı 8.000 pound’u kredi kartı borçlarını kapatmak yerine, İtalya’da opera eğitimlerine harcıyor. Bunlardan bir tanesinde Luciano Pavarotti ve Katia Ricciarelli ile aynı derste performans yapma hakkı elde edecek kadar da azimli. İngiltere’de dört tane yarı profesyonel konser veriyor. En etkileyicisi ise 15 bin kişi önünde filarmoni orkestrası ile verdiği… Sonra sağlık sorunları başlıyor. Önce apandisit ameliyatı. Arkasından iyi huylu tümör ameliyatı. Yetmiyor, 2003′de bisiklet kazası ve uzun süre hastanede yatıyor. Hem sağlık, hem de maddi yetersizlikler artık onun opera söylemesine engel oluyor. Bugüne kadar hayattaki tek tutkusu için yaptığı 20.000 pound civarında eğitim yatırımı var. Ama o bırakma noktasına geliyor; “demek benden bir şey olmayacakmış” diyor. Ta ki "Britain's Got Talent" yetenek yarışmasına kadar. Elemelerde “Paul, bugün bize ne yapacaksın?” diye soran jüri üyelerine, “opera söyleyeceğim” dediği anda “bu bir şaka olmalı” bakışlarına aldırmadan; 2 bin seyircinin ayakta alkışladığı, tüyleri ürperten bir performans sergiliyor Paul. 9 Haziran 2007, ITV1 kanalı, “Britain’s Got Talent” elemeleri.. Seslendirdiği şarkı: "Nessun Dorma" 27 yıldır müzik endüstrisinin içinde olan, Pop Idol (bizdeki Pop Star) yarışma formatının mucidi ve sahibi multi-milyoner Simon Cowell, “Britain’s Got Talent” yarışmasındaki 3 juri üyesinden biri. Zor beğenmesi ile tanınıyor. Paul için söylediklerini ise kimse Simon’dan duymaya alışkın değil. 14 Haziran’da yarı final ve üç gün sonrasında da finalde yarışıp kazanıyor. Çok kısa süre içinde sesi ve performansı ile tüm dünyanın ilgisini çekiyor. Bugün itibariyle YouTube vidolarını izleyen kişi sayısı 30 milyondan fazla. Paul’un yarışmadan kazandığı 100 bin pound’luk ödülün yanında, Simon Cowell onun ilk albümünü (’One Chance‘; 16 Temmuz’da çıkmış. İlk haftada 130 bin satan bu albüm şimdiden birçok ülkede en çok satanlar listesinde bir numaraya çıkmış) ve 3 Aralık 2007′de Kraliçe Elizabeth’in de izleyeceği Royal Variety Performance‘da sahne almasını garanti ediyor. - Pol Pot [Kamboçya’daki -Kızıl Kmerler gerilla teşkilatı ile- 1.5 milyon kişinin katledilmesininden sorumlu tutulan, 1975-79 arası başbakanlık da yapmış olan ruh hastası diktatör] ile isim benzerliği, onun adına bir şansızlık olsa da… - Dış görünümü hiç öyle alışkın olduğumuz yıldızlara benzemese de… - Utangaçlığı, saflığı ve [gösterişsiz] mütevaziliği herkesi şaşırtsa da… - Öndeki kırık dişini yaptırmaya yeni fırsat bulsa da… - O bugün itibariyle halen Carphone Warehouse’da cep telefonu satsa da [istifa sonrası zorunlu çalışma süresi nedeniyle görevi Aralık’da bitiyor]… Sıradan; yolda görsek dikkatimizi çekmeyecek bir kişi Paul. Bugüne kadar yaptığı işlerde mutsuz bir adam o. Tüm hayatı boyunca kendini hep önemsiz hisseden, fark edilmeden yaşayan, dolayısıyla kendine olan güveni de yerlerde olan bir kişinin bugün geldiği noktaya bakın. Onu, 6 Eylül 2007′de vefat eden Pavarotti‘nin tahtına aday gösterenler bile var… [Abartılı bir görüş bile olsa, isminin bir gün Pavarotti ile birlikte anılacağını kendisinin dahi hayal etmesi mümkün değil.] Sahnede ise kendine güvensiz o kişi gidip, yerine inanılmaz bir sese sahip adam görüyoruz. Çünkü o yerini biliyor; cep telefon dükkanı değil, opera sahnesi. “En iyi arkadaşım hep sesim oldu. Kendimi sahneye attığım zamanlar gerçek Paul Potts ortaya çıkıyor. Orası benim hep olmam gereken yer.” diyen bir Paul Potts. [Biraz daha yakından tanımak için Paul’u, Kanada’da CBC kanalında yaptığı söyleşi ilginizi çekebilir.] İçindeki muazzam yeteneğin farkında olmakla yetinmeyip üstüne giden, borçlarına rağmen eline geçen tüm parayı daha iyi opera söylemek için harcayan, sağlık sorunları onu zaman zaman yıldırsa da; vazgeçmeyen… O kendi mutluluğunu bulmuş bir kişi… Peki ya siz? Tutkuyla sahipleneceğiniz işinizi buldunuz mu? “Neyi sevdiğinizi bulmanız gerek. Ve bu aşklarınız için geçerli olduğu gibi işiniz için de geçerli. İşiniz hayatınızın büyük bir kısmını kaplayacak ve gerçek anlamda tatmin olmanın tek yolu harika bir iş olduğuna inandığınız şeyi yapmanız. Ve harika bir iş yapmanın tek yolu ise yaptığınızı sevmenizden geçer. Henüz bulamadıysanız, aramaya devam edin. Durulmayın. Tüm gönül meseleleri gibi, onu bulduğunuz zaman anlayacaksınız. Ve her büyük ilişki gibi, seneler geçtikçe daha da güzelleşecek. Yani bulana kadar devam edin. Yılmayın.” Yoksa siz hala [kendinizden çok] başkalarını memnun etmeye mi çalışıyorsunuz? __________________
Her firavunun bir Musa’sı vardır. |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 920
| “Bir genç kız bilge adamı şaşırtmak istiyor. İki elinin arasına bir kelebek koyacak ve bilge adama, ‘avucumun içinde bir kelebek var, canlı mı ölümü?’ diye soracak. Ölü derse kelebeği salıverecek, canlı derse avucunu bastırıp kelebeği öldürecek, bilge adam her ne derse tersini ispat etmiş olacak. Kız kapalı tuttuğu ellerini bilgeye doğru uzatıyor: ‘Avucumun içinde bir kelebek var: Canlı mı, ölümü?’ Bilge adam cevap vermeden önce uzun uzun kızın gözlerinin içine bakıyor ve cevap veriyor: ‘Canlı da olması, ölü de olması senin ellerinde kızım, senin ellerinde’… Avucunuzdaki Kelebek isimli kitaptan.. __________________
Kendi kalbini arıt bana ilişme, bendeki küfür sendeki imana neyler.. |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 108
| 'Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karşı danseder gibi hareketler yapan birini görür. Biraz yaklaşınca bir gencin, sahile vuran deniz yılldızlarını birer birer alıp, okyanusa fırlattığını farkeder. Genç adama yaklaşır ve sorar. - Neden bu deniz yıldızlarını okyanusa atıyorsun? Genç adam şöyle cevap verir: - Birazdan güneş yükselip sular çekilecek.Onları suya atmazsam ölecekler Bunun üzerine yazar: - Kilometrelerce sahil, binlerce deniz yıldızı var. Bunların hepsini nasıl kurtaracaksın? Ne farkeder ki der. Genç adam eğilip yerden bir deniz yıldızı daha alır, okyanusa fırlatır. - Onun için farketti ama...' Lev Nikolayeviç Tolstoy |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Mar 2008 Ülke / Şehir: Eskişehir
Mesajlar: 514
| Kafese beş maymunu koyarlar. Ortaya da bir merdiven ve tepesine de iple muzları asarlar. Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkarlar. Her bir maymun aynı denemeye giriştiğinde çok soğuk suyla ıslatılır. Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar. Bir süre sonra muzlara hareketlenen maymunlar diğerleri tarafından engellenmeye başlanır. Suyu kapatıp maymunlardan biri dışarı alınıp yerine yeni bir maymun koyulur. İlk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur, fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döverler. Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla değiştirilir ve merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer. Bu ikinci yeni maymunu en şiddetli ve istekli döven ilk yeni maymundur. Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. En yeni gelen maymun da ilk atağında cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni gelen ikisinin en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir fikirleri yoktur. Son olarak en baştaki ıslanan maymunların dördüncüsü ve beşincisi de yenileriyle değiştirilir. Tepelerinde bir salkım muz asılı olduğu halde artık hiçbiri merdivene yaklaşmamaktadır. Neden mi? çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmelidir. İşte bu nokta şirket politikalarının başladığı yerdir. __________________
Her firavunun bir Musa’sı vardır. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Tulin'den Öyküler | Melekay | Öykü ve Denemeleriniz | 0 | 04-05-08 23:41 |
| Umudu Soldurmadan... | mderin | Öykü ve Denemeleriniz | 26 | 07-12-06 08:56 |
| Fetullah'ın görünmeyen yüzü | Türesin | Türkiye Siyaseti | 25 | 30-06-06 21:22 |