|
|
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Türk Alfabesi (Köktürk Tamgaları) / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Edebi tartışmaların ve kitap tanıtımlarının yer aldığı bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2008
Mesajlar: 452
| Ben, biz Türklerin kendi-öz yazımızı günümüzde de kullanmamız gerektiğini düşünen biriyim.Öncelikle Köktürk değil kısaca Türk yazısı diyorum, çünkü "bize" ait olan başka alfabe yok. Neden? Diye soranlar olacaktır, şu anda kullandığımız yazı Türkçe'ye gayet güzel uymakta, derdin ne? Derdim şu; Dünya'da hiçbir yazı kökeninden gelme-türeme olmayan, öz-nevi şahsına münhasir olan 4 yazı dizgesi (sistemi) vardır; 1) Fenike Yazısı ; Bu yazıdan Yunan, Arap, Kiril, Latin v.b... alfabeleri türemiştir, ancak kök olan Fenike "özgündür." 2) Devanagari Yazısı ; Bu yazı da Sanskrit için türetilmiş ve özgün bir yazıdır, günümüzde Hint Dilleri bu kökten gelen alfabeler kullanırlar. 3) Çin Kancileri ; özgün bir yazıdır, her kavram bir ideogam (resim yazı) ile simgelenir, Japon yazısı da bu kökten alınmıştır, eskiden Koreliler ve Vietnemlılar da Çin tabanlı yazılar kullanırdı. 4) Türk Yazısı ; Bu yazı da Türklerin "kendi" budukları "özgün" bir yazıdır.Bu yazıdan türeyen yazılar da vardır, bunlardan biri "Sekel Yazısıdır." Sekeller, Avar Türküdür, Macaristan'a göçmüş ve Macarlaşmışlardır, Macarlar Hristiyan olana de k bu Köktürk kökenli Sekel yazısını kullanmaktaydılar. Türk karşıtı tarihçiler, "kendi yazısını oluşturmanın" ne denli önemli ve büyük bir olay olduğunu bildiklerinden, Türkleri "barbar, medeniyetsiz, vahşi" gösterebilmek için, özgün olan Türk yazısını "Türk kökenli olmamakla" itham etnmişlerdir.Kimi dilciler bu yazının Soğud kökenli olduğunu, kimi Fenike kökenli olduğunu ileri sürmüştür.Ancak bunlar asılsız iddalardır, çünkü Köktürk yazısı "hece" dizgesiyle yazılan bir yazıdır, Fenike yazısı ve Soğyd yazısı böyle değildir. Zaten şeklen baktığınızda bile bu savın ne denli saçma olduğu görülür. Türk yazısı, kökenleri 5-6 bin yıl geriye giden (belki daha da eski) Tamgalara dayanır.Tamga sözcüğü "tam-" eylem kökündne gelir; tam- "damlamak" bugün çoğu yörede hala "damdı" (damladı) denir.Eski Türkçe "tamzırma" (mühür) sözcüğü de bu kökten gelir, yine "tamız" (damız: damlatılan şey, maya) bu köktendir.Tamga sözcüğü de -ga ekiyle türetilmiştir ve bu köktendir, anlamı "simge, mühür, harf"tir.Günümüzde de "damga" olarak yaşamaktadır. Kendine özgü yazı geliştirebilmek, çok büyük bir medeniyete sahip olmakla mümkündür, Türkler, dünyadaki en büyük 4 medeniyeten biridir, öz yazılarının olması bunun kanıtıdır. Kendi yazısı olan milletlere baktığımızda tümünün kendi dinlerinin de olduğunu görürüz.Hala "milli dinlerini" sürdüren milletler, yazılarını da kullamayı sürdürmüştür, Hintliler hala Hindudur bu nedenle yazılarını bırakmamışlardır, Çinliler hala budisttir, (çin budizmi taoizm v.b. ) bu nedenle hala yazılarını da kullanmayı sürdürürler.Ancak Türkler milli dinleri olan Kökteñriciliği bıraktıkları için, yazılarını da bırakmışlardır.Macarlar gibi. Günümüzde dil olarak Hint kökenli dil konuşan Urdular (Pakistanlılar) da Devanagari yazısını değil, Arap harflerini kullanırlar.O dönemlerde yazı-din ile ilişkilidir.Türklerin yazılarını bırakmalarının nedeni budur. Kendi yazısı olup ta kullanmayan tek millet Türklerdir, bu saçmalığa bence son verilmelidir, dünyadaki 4 özgün alfabeden birine sahip olur ta bu yazıyı terk etmek, en büyük medenişyetlerden olduğunu yadsımak demektir. Türk yazısı öz be öz Türk kökenlidir, temeli tamgalar; meselâ "eb" okunan tamga "eb" şeklindedir, günümüzdeki "ev".Yine "ab" okunan tamga "ab" şeklindedir, günümüzde ki "av", balık avlamakta kullanılan "kanca" biçimindedir,"er" okunan tamga "er" (adam) biçiminden gelir, "el" okunan tamga "el "biçiminde, "al" okunan tamga "al-" (bir şey alan el) biçimindedir, "ad" okunan tamga "eski Türkçe adrıl- günümüzde ayrıl-" biçiminde yani birbirinden "ayrılmış" iki cisim biçimindedir v.b... Yani yazı Türk kökenlidir.Rus dilciler tüm tamgaların Türk kökenli olduğunu, kimilerinin ise eski Türk dini simgeleri olduğunu vurgularlar. Meselâ "ed" okunan ince d tamgası X (iks) gibidir, bu "çarpı" şekli Türklerdeki "mülkiyet" anlşamına gelen kelimenin simgesidir (Samoyloviç) günümüzdeki "edinmek" eylemi de buradan gelir. Eski Türkler, "yemin" edecekleri zaman, bir kabın içine ; 1) yemin edecek kişinin kanından, 2) süt, 3) su koyarlardır bunu içerler ve söz verirlerdi, bu törene (ritüele) de "Ant İçmek" denirdi.Türk yazısında meselâ "-nt" sesini veren tamga, tas biçimindedir ve içinde 3 nokta vardır. Kısacası yazı öz be öz Türk kökenlidir, her tür saptırma çabası boştur, zira yazının yabancı kökenli olması mümkün değildir çünkü yazı Türkçe'ye son derece uygundur, birincisi "hece" yazısıdır, o dönemde Türklerin bütün komşuları "büyük" medeniyetlerdir, Çin gibi, Hint gibi, daha doğuda Persler gibi, Türkler bu kadar meneniyet arasında asimile olmamış, onların yazıların almamış aksine var olmuş ve kendi öz yazısını geliştirmiştir bir tek bu bile Türk medeniyetinin büyüklüğü hakkında ipucu verir. Türklerin "göçebe" ve "barbar" olduğu da asılsızdır, barbarlar Türkçe gibi bir dili ve özgün yazılarını türetemezdi, bu belli bir medeniyet gerektirir, Köktürk yazısında dediğim gibi "eb" yani "ev" tamgası vardır, ancak o dönemde Türkçe'de "çadır" sözcüğü, "otağ" sözcüğü, "kerekü" (büyük çadır) sözcükler v.b... vardır, ancak "eb" farklı bir sözcüktür, üstelik "eb" tamgasına baktığımızda "çatılı" bir ev şeklindedir yani Türkler "yerleşik ve büyük bir medeniyettir." Özetle, dünyadaki 4 özgün yazıdan birine sahip olan biz Türkler, kendi yazımıza geri dönmeliyiz.Ayrıntılara bu başlık altında gireceğim.Saygılar. |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2008
Mesajlar: 452
| Günümüzde, yazımızı kullanmasak da, bu yazı dilimize "uygun" tğretildiği için, "izleri" hala dilimizdedir. Tüm dünyadaki dillerde "heceleme" demek "harfleri saymak" demektir, meselâ bir İngilize "tree" sözcüğünü "hecele "derseniz size "ti - ar - i - i" diyecek yani "harfleri sayacaktır". Bu tüm dillerde böyledir, bir Arab'a "şecere" (ağaç) sözcüğünü "hecele" derseniz, "şin-cim-ra" der, harfleri sayar. Oysa "dünyada tek" olan bir biçimde biz Türkler "latin tabanlı yazı" kullansak da, yazımızın izleri dilimizdedir, "hece" yazısı olan yazımızın tini (ruhu) hala sadıkça üzerimizdedir. Bir Türk'e "ağaç" sözcüğünü hecele derseniz "A-ğaç" der, neden? Hatta yabancı kökenli bir sözcüğü bile "heceleriz" meselâ Aeapça "ağaç" demek olan "Şecere"yi bir Türk sanki Türkçe gibi "Şe-ce-re" diye "heceler" neden? Çünkü, dilimizde "yazımızın" tini var, izi var, biz onu bıraksak da o bizi bırakmamış, çünkü Türk yazısıyla "Şecere" yazarsanız "aynen" şe-ce-re yazarsınız, Ağaç yazarsanız aynen hece ile "a-ğaç" yazarsınız da ondan. Günümüzde okullarda çocuklara öğretilir, "Türkçe'de iki sessiz yanyana gelmez", Türkçe'de iki sesli yanyana gelmez" neden? Yazımızdan ötürü... Büyük ünlü uyumu, Küçük ünlü uyumu, tümünde yazımızın izleri vardır, ya da tesrten bir bakışla, atalarımız, "dilimize uygun bir yazı" oluşturdukları çin bu böyledir, yanü bugün okullardaki Türkçe derslerinde farkında olmadan Türk yazını nasıl yazılır'ın dersi verilmektedir. Sanıldığının aksine öz yazımıza dönmek çok zor değildir, çünkü tüm alt yapı zaten "yazımıza göre" sürdürülmekte. Tek zorluk, Türk yazısının "Sağdan Sola" yazılması olacaktır ki Kur'an okumaya alışkın olanlar için bu da sorun değildir. Örneklerle sürdüreceğim. |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2008
Mesajlar: 452
| Bu "düşünce"deki amaç, yani öz yazımıza dönüş fikrini yanlış anlamayın, benim bu "fikrim" tüm Türkiye bu yazıya geçsin, latin harflerini bırakalım şeklinde değildir, sadece "benim gibi düşünenler" ile örgütlü bir hareket başlatmayı düşünüyorum ki bu "dil" meselesini de kapsayacaktır, yani Arapça-Farsça-Latince v.b... dillerden alınmış sözleri kullanmama, eski Türkçe sözleri diriltme v.b... Topyekün bir "özedönüş" hareketi... Ben hiçkimseyi Türkçe konuşmaya, Türk yazısı kullanmaya zorlayamam, bu hem saçma, hem faşistçe bir tutum olur, isteyen istediği yazıyı kullanır, istediği dili konuşur, kendim için öngördüğüm herşeyi, "herkes" için isterim. Bu, "mutlaka benim gibi hisseden, benim gibi düşünenler de vardır" görüşüyle girişilmiş bir "Ekinç Hareketi"dir (kültürel hareket).Bu biçimde düşünenlerle bir araya gelerek, bu ile girişmeye yönelik bir fikirdir. Yaklaşık 3 yıldır, bu işlerle ilgilenen arkadaşlarımla birlikte yaptığımız çalışimalar sonucunda, Öz Yazımısı günümüzde kullanılabilecek biçimde "uyarlamayı" başardık.Yarın istesek kullanımına geçilebilir, hatta bia aramızda kullanmaya başladık bile, şimdilik sanal ortamda v.b. tamamen bu harflerle site v.b. yok, bu harflerden oluşan yazacak (klavye) yok, ileride olur umudundayız.Bir arkadaşımız, bu öz yazımızla bir dergi çıkarma düşüncesinde ancak bu harfleri bacasacak matbaa v.b. yok ![]() Bir ilkel örneği, kendi el yazısıyla hazırlayıp, eşçekim (fotokopi) ile çoğlatarak "ilkel örneğini" bizlere sundu, şahsen oldukça heyecanlıyım.Bu ilkel ön örnek (prototip) sadece 3 bet (sayfa) bu insanlık için küçük ama bizim için büyük bir adım ![]() Uyarlama hangi alanlarda? Şu alanlarda; Köktürk yazısında günümüzde kullandığımız şu tamgalar yok ; c, f, ğ, h, j, v Zaten Türkçe'de ğ ve j yoktur, bu harflerden ilki Arapça "gayın"dır, ikincisi olan j ise sadece 4-5 Fransızca kelimede geçer.Kullanılması gereksiz harflerdir, ana biz yine de "türettik" çünkü diğer Türk dillerinde var. Şimdi, dillerde bir ana sesler vardır, bir de bu ana seslerden türemiş olan türeme sesler vardır, işte bu yukarıdaki harflerin "tümü" , bütün "dillerde" türeme sestir. C sesi Ç'den, F sesi V'den V ise B'den türemedir, Ğ ile G ilintilidir, H sesi de K'den gelmedir. O dönemdeki Türkçe'de b seslerin olmayışının nedeni, henüz o dönemde bu seslerin "türememiş" olmasıdır.Eğer yazımızı bırakmayıp bugüne dek kullanagelseydik zaten b sesler de ana seslerden "türetilecekti". Türkçe'de bu o dönemde olmayan sesleri türetirken kafadan sallama yapmadık tabii ki, hangi sesin ana sesi ne ise ondan türettik ve Türkçe'deki ses değişimlerini esas aldık. Örnekler; Günümğzde kullandığımız "yufka" sözcüğünün ve "öfke" sözcüğünün evrilimini açalım; yubka > yuvka > yufka : Görüldüğü gibi evrilim b > v > f biçiminde, demek ki "eb" tamgasından > "ev" türetilecek (ki eb zaten ev demek bugün) "ev" tamgasından da "ef" türetilecek. öbke > övke > öfke : yine aynı evrilim var, yani "türetmelerimiz" doğru. Günümüzdeki kimi sözlerin eskin (arkaik) biçimlerine ve evrilimlerine bakalım; Kañı > Hañı > Hani Kañgı > Hañgı > Hangi ... : Tümü eski Türkçe soru adılı Ka'dan gelir, görüldüğü gibi K'ler > H'lere dönüyor demek ki "ak" tamgasından > "ah" , "ek" tamgasından > "eh" türetilmelidir, biz de öyle yaptık. Bu türetimleri "uydurma" diye nitelendiremeyiz aksi halde bugün "hangi" değil "kañgı" demeyi de savunmalı bunu diyen biri, "hani" yerine "kañı" demeyi savunmalı, diller zaman içinde evrilir. Tüm yazılar da zaten türlü düzeltimlerden geçirilmiştir, Arap yazısı uyarlanmıştır, harekeler türetilmiştir, Çinliler sayısız sadeleştirme yaptılar, Japonlar keza öyle, Koreliler Çin yazısını bırakıp kendileri "hangıl" denen bir yazı türettiler, İbranlar, "ölü dillerini ve yazılarını" yeniden dirilttiler ve ortaya yepyeni bir "yazı" ve "dil" çıktı... Dolayısyla bizlerin yaptığı bu kurallı ve aslına sadık "uyralamalar" yanlış olarak nitelendirilmemelidir. Zaten yaptığımız, Arapça ve İbranca'daki gibi Çince'deki gibi "imleme" yöntemiyle, tamganın "tonunu" değiştirmekten ibarettir, meselâ "eb" tamgasına konan bir nokta onu "ev" yapmıştır, bu kez bir nokta daha konur bu sefer aynı tamga "ef" olur yani "ef" tamgası "eb" tamgasının "iki noktalısıdır". Resim eklemeyi başarabilirsem, şekilli örneklerle de sürdürebiliriz... |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2008
Mesajlar: 452
| Kimi Tamgaların kökenleri ve biçimleri; http://upload.wikimedia.org/wikipedi..._letter_B2.png Bu "eb" tamgası, ilk yazımda da belirttiğim gibi "çatılı bir ev" biçimindedir.Eb > Ev ses değişiminden de b > v dönüşümü örneğini görmekteyiz.Bir tek bu harfin bile atalarımızca türetilmiş olması "barbar, göçebe" yaftalarını yerin dibine gömmeye yeter sanırım. http://upload.wikimedia.org/wikipedi..._letter_B1.png Bu "ab" yani günümüzdeki "av" tamgasıdır, "balık av"ında kullanılan bir "kapçak" (kanca) biçimindedir. http://upload.wikimedia.org/wikipedi..._letter_D1.png Bu eski Türkçe ad- "ayrılmak" eyleminin simgelenmiş biçimidir, görüldüğü gibi birbirinden "adrılmış" (ayrılmış) bir biçim, betimlenmiş. Türkçe'de d > y dönüşümü de vardır, meselâ eski Türkçe Kudug > Kuyug > Kuyuğ > Kuyu olmuştur, Udı- > Uyı- > Uyu- olmuştur... Ad- > Ay- olmuştur, adrıl- > ayrıl- "edilgen biçimidir." Dil Bilimde "frozen word" denen bir kavram vardır, yani "Donuk Söz", bu donuk sözler, aslında diğer kökteşleri gibi "evrilmeli iken" evrilmeyip, eskin (arkaik) biçimdeki gibi "kalırlar", günümüzde kullanmakta olduğumuz ada sözcüğü de bir Donuk Söz'dür ve eskin "ad-" kökünden gelir, Adag > Adağ > Ada ; karadan "ayrı" parça demektir. http://upload.wikimedia.org/wikipedi..._letter_D2.png Bu "ed-" tamgasıdır, "mülküne geçirmek" demektir, günümüzde "edinmek" buradan gelir, eski Türklerde "mülkiyet simgesi" X biçimindedir. http://upload.wikimedia.org/wikipedi..._letter_NT.png Bu çift sesli olan "-nt / -nd" tamgasıdır, yukarıda yazdığım gibi içinde 3 sıvı bulunan kabı simgeler.Ant (yemin) İçmek Kabı" biçiminde betimlenmiştir. http://upload.wikimedia.org/wikipedi..._letter_OQ.png Bu "ok-uk-k-ko-ku" okunan tamgadı rve "ok" biçimindedir. http://upload.wikimedia.org/wikipedi..._letter_Y1.png Bu "ay-ya" okunan tamgadır ve "yay" biçimindedir. http://upload.wikimedia.org/wikipedi..._letter_T1.png Bu "at" okunan tamgadır ve "karşıdan görülen bir at" simgesidir. Şimdilik bu kadar yeterli... İleride başka örnekler ve uyarlama örnekleriyle de devam ederiz. beg Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 10-08-08 00:59 .Sebep: Ekleme |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2008
Mesajlar: 452
| Bu iki bette (sayfada) tamgaların daha eski olan Yenisey yazıtlarındaki biçimleri, Orkun yazıtlarındaki biçimleri ve her iki yazıtlarda da kullanılmış başka biçimleri verilmiş. ![]() İkinci bet; ![]() Bir iletiye birden çok betiz (resim) eklenemediği için süreğini (devamını) bir başka iletide vereceğim. Bu betlerdeki biçimler, "taşa kakma" olan köşeli-kübik biçimlerdir, acab el yazısı ile, kağıda yazılsa nasıl olur sorusunu yine atalarımız yanıtlıyor, Uygurca yazılmış olan "Irk Bitig" (Fal Kitabı) adlı eserden "el yazması" örnekleri vereceğim, orada biçimlerin nasıl değiştiğini, nasıl daha "yuvarlak" hatlara büründüğünü göreceğiz. beg Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 10-08-08 23:18 . |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2008
Mesajlar: 452
| ırk Bitig'den örnekler ; İkinci örnek ; Tamgaların nasıl değiştiğini görüyoruz.Taşa kakma yazıda sözcükleri ayırmak için araya iki nokta üst üste konur [ : ] ancak kağıda yazımda, aralara yine aynen iki nokta konmuş, ve renklendrilmiş. Özellikle en çaprıcı değişiklik at tamgasında görülmekte kakma "at" tamgasına baktığımızda oldukça keskin hatlara iye (sahip) bir tamga iken, el yazmasındaki "at" tamamen "yuvarlak" hatlara iye olarak betimlenmiş. Diğer tamgalarda da el yazması biçimleri daha yuvarlak hatlıdır.İşte bizim uyarlamamızda da el yazması biçimler için Irk Bitig esas alınmıştır. beg Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 10-08-08 23:25 . |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2007
Mesajlar: 145
| Sayın beg sizin gibi bilgili birinin ulusal ekincimizi diriltme çabaları beni çok heycanlandırıyor. Göktürk tamgaları hakkında daha çok şey öğretirseniz çok sevinirim. |
|
| |
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2008
Mesajlar: 452
| Teşekkürler Sayın Njein, evet, uzun süredir yoktum, devamını getirmeye çalışacağım. __________________
" Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki, başına geçireceği insanların kanlarındaki ve vicdanlarındaki cevheri asliyi tayin etmekten bir an uzak olmasın. " Son Başbuğ Gâzi Mustafa Kemâl ATATÜRK |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Göktürkler | petricli | Tarih | 70 | 27-05-08 22:24 |
| Ece Temelkuran: "İnceldiği yerden kopan" | sodalimon | Türkiye Siyaseti | 133 | 09-12-07 01:24 |
| 16 Türk devleti | portia | Türkiye Siyaseti | 25 | 12-10-07 15:20 |
| Mitingler yeterli mi? | droptehn | Türkiye Siyaseti | 1 | 05-07-07 17:15 |
| AKP genel merkezi önünde yapılacak "PKK DIŞARI"eylemi | cemuzan | Türkiye Siyaseti | 12 | 10-10-06 14:16 |