| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
| #1 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 183
| Bilindiği gibi mezhepler ibadetler konusunda alimlerin değişik görüşler bildirmeleri üzerine oluşmuş, kendine has usûlleri olan ekollerdir. Bir Müslüman mezheplerden birine, yani mezheblerin kurucusu kabul edilen alimlerden birine tabi olmak zorunda mıdır? Hanefi mezhebinden olan birisi sadece İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin görüşlerine göre mi ibadet etmek zorundadır. Eli biraz kanadığında şafi, bir kadına eli değdiğinde hanefi olamaz mı? Abdestinin bozulmaması için, dinde kolaşlaştırmak esas olduğuna göre, keyfi olarak bu alimlerin görüşlerine duruma göre itibar etmesi caiz midir? Saygılarımla |
| #2 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 801
| Alıntı:
Mesleye fetva değil usul açısından bakmak gerekir. Ameli mezhepleri birbirlerinden ayıran fetvalar ve görüşler değil, fıkıhta takip ettikleri usullerdir. Örneğin Habefiler kıyas, hatta istihsan bir delil iken caferiler kıyası kesinlikle delil olarak kabul etmezler. hatta eleştiri anlamında İmam-ı Azam ebu Hanife ile ilgili bir rivayet aktarırlar. Rivayete göre, Ebu Hanife Yolda giderken saçlarına beyazlar düşmeye başlamış bir adam görür. Der ki, "saçlarındaki beyazları koparsana", Adam cevaben, "beyazları koparınca sayısı artıyor." der. Bunun üzerine İmam "Öyleyse Siyahlarını kopar" der. Böyle bir olayın gerçekliğinden ziyade anlatılmak istenen mantık önemlidir. Usul-u Fıkh da Ameli mezhepler birbirlerinden ayrılmaktadır. Furu daki farklılıklar da, bu usul farklarından kaynallanır. Bir hanefi alim, kıyas yadaolmadığı yerde istihsana aşvurarak hüküm veririken, Bir caferi qalim bu metodu kesinlikle uygulamaycaktır. Yada bir Maliki alim, Rey' e önem vermeyerek, ne kadar zayıf olursa olsun, yaa ahad haber olursa olsun, nakli esas alacaktır. Şimdi bir müslüman bazen hanefinin bazen şafii'nin gömrüşünü kabul etmeye kalktığı zaman şöyle bir sorun ortaya çıkar, Farkı usullerden ortaya çıkan görüşlere uyduğu için, usul nopktasında çelişik bir duruma düşer. Bir yerde o usulü doğru kabul etmiş olurken diğer yerde kabul etmemiş olacaktır. Bu nedenle farklı mezhepler arasındaki görüşler içerisinden tercihler yapabilmek, ciddi bir usul ve fıkh bilgisi gerekmektedir. Şunu da belirtmek isterim ki görüş farklılıkları sadece mezheplerin arasında değil, mrezheplerin içerisinde de olabilir. İmameyn denen, imam-ı azamın iki öğrencisinin görüşleri ile, imam-ı azam'ın göerüşleri arasında da nice farklar vardır. Oysa usuller aynıdır, ekolleri aynıodır. O da reyden kaynaklanan farklılıklardır. Bu durumlarda tercih yapmak bir öncekine nazaran daha kolaydır. | |
| #3 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 183
| Alıntı:
Ancak bütün farklılıkler için olmasa da bazı durumlar için istediği imamın görüşüne uyabilir, caizdir. Her farklılık iyice irdelenmeli tabiki sizin de dediğiniz gibi. Sadece usul falklılığı değildir keyfi taklidin yanlışlığının sebebi. Benim belirttiğim örnekte olduğu gibi abdest'in bozulma şartları konusundaki İmam-ı Şafii ve İmam-ı Azam'ın görüş farklılıklarında usul aynıdır. Birisi icma diğeri kıyasa başvurmamışlardır. Nakledilen bir olayın değişik yorumlarıdır. Peygamberimizin alnı kanyor ve Hz. Aişe validemiz eliyle kanı temizliyor. Ve peygamberimiz kalkıp abdest alıyor. Şafi, Hz. Aişe dokunduğu için abdest aldığını, İmamı Azam ise kanadığı için abdest aldığını düşünüyor ve bu doğrultuda hüküm veriyorlar. Bu durumda abdest ya kadın eli değdiği için, ya kanadığı için, ya da her iki durumda bozuluyor. Yani işine geldiği gibi amel etmek bu durum için caiz değildir. Şafiler namazda her rukudan önce ellerini kaldırarak tekbir getirirler. Hanefiler sadece namaza başlarken tekbir getirirler. Caferiler namaz kılarken ellerini bağlamazlar, yanlarda salınıktır. Bunlar şekli farklılıklardır. bu konuda keyfi davranmanın hiçbir mahzuru yoktur diye düşünüyorum. saygılarımla | |
| #4 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 801
| Alıntı:
Aslında en doğrusu her ikisinde de abdesti yenilemek. Keyfilik böyle olmalı, yan i ruhsatta değil azamette keyfilik olmalı, abii ki bu takvadır. Ölçü ise yukarda dediğim gibi nasların yorumlarının nasıl farklılaştığını bilemkten geçer. Müçtehidler, muhakkikler ve mukallidler şeklinde bir ayrıma gidresek, Biz ancak muhakkik omaya adayız şu aşamada. içtihad için epey bir ayrıntıya yakinen vakıf olmak mecburiyetindeyiz. Tercih yapabilmek ise yine belli bir eğitim gerektirir. Namaz konsuundaki uygulama farklılıkları tamamne ahad haberler araıdnaki farklıllardan kaynklanır. Peygamberin namaz kılarken her zaman tek bir el bağlama şekli izlediğini zannetmiyorum. Bu yüzden her birisin ayrı ayrı uygulanmasında da bir sakınca olacağını zannetmiyorum. Neticede el bağlamak gibi ayrıntılar namazın ne farzı, ne de vacibidir. Ki vacib sadece hanefilerde mevcut oaln bir kavramdır. | |
| #5 | |||
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 183
| Alıntı:
Alıntı:
azamet" konusu önemlidir bu durumda. Müslüman her zaman ihtiyatlı davranmalıdır. Akşam namazına 30-40 dk kala ikindinin kılınmasının mekruh oluşunun sebebi de budur aslında. Ola ki unutur, ve namazı kaçırır diye alimler namazı son ana bırakmayı mekruh görmüşler. Azamet'i seçmek muttaki olmanın bir gereğidir. saygılarımla | ||
| #6 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 183
| Alıntı:
seferi olabilmek için yerleşim yerinin dışına çıkmak yeterliyken, diğerine göre 90 km uzaklaşmak gerekiyor. Hangisine uymak daha doğru olabilir? (Ruhsatı esas alarak cevap verebilir misiniz?) saygılarımla | |
| #7 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 801
| Alıntı:
Bu konuda iki görüşe de uyulabilir. Benim kişisel kanaatim, mekanın değişmesi de, gidilen süre kadar önemlidir. Eğer öyle olmasaydı 15 günlük limit olmazdı. Yani ortama alışmak, başka bir deyişle misafirlşik psikolojisin oluması da önemlidir. En doğrusunu Allah bilir. | |
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 340
| Araf suresinden....... 2.ayet: Bir kitaptır bu; sana indirildi, onunla uyarıda bulunasın diye ve inananlar için bir öğüt ve düşündürme olarak... O halde, bundan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın 3. ayet: Rabbinizden size indirilene uyun; O'nun berisinden birtakım velilerin ardına düşmeyin. Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! Alıntı "TÜRKÇE KUR'AN-I KERİM (Y.NURİ ÖZTÜRK)" tendir.. Herhalde arif olan anlar; yoruma gerek yok. İnandığınızı iddia ettiğiniz kitaplarıda lütfen iyi okuyunuz.. __________________
Bir sır daha var, çözdüklerimizden başka! Bir ışık daha var, ışıklardan başka. Hiç bir yaptığınla yetinme, geç öteye: Bir şey daha var bütün yapıtlardan başka. |
| #9 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 801
| Alıntı:
| |
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,340
| Birine tabi olmak sart mi, önce bu konu anlasilmis, yeterince acilmis degilken, mezep imamlarina tabi olmanin tartisilmasi anlamsiz geliyor. __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|