"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



 



Geri Dön Yazıyaz Forum > Diğer > Konu Dışı > Arşiv

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski23-06-06, 12:11  #1
canugur
 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,340
Kadın sezer



Karimi 1998'in sonbaharinda kaybettim...
Yedi senelik evliligimizin iki senesini kanser tedavisi için
hastanelerde geçirmistik.

Karim,her evlilikyildönümümüzde ikimizin fotografini çerçeveler,
"Bunlar bizim hayatimizin gölgeleri" derdi..


Öldügünde, yedi tane resmimiz vardi.
97'in bir gecesinde onu aldattim.
Oysa ona sürekli onu ne kadar çok sevdigimi ve sonsuza kadar sadik
kalacagimi söylerdim.


Ölmeden iki hafta önce yine ayni seyi tekrarladim.
Karimi aldatmistim.

Tuhaf bir gülümsemeyle bakti bana
ve sadece:

"Biliyorum" dedi...


Izmir'e kar yagdigi gün, yani bir ay önce, evdeydim.
Fotograflarimiza bakiyordum yine...

Her çerçevenin altinda bir harf oldugunu ilk kez o gün fark ettim:
A. R. K. A. S. I. N.
Gerisi için yillari yetmemisti.

Ölmüstü…
Ama sanirim "Arkasina bak" yazmaya niyetlenmisti.

Hemen çerçevelerin arkasina baktim. Hiçbir sey yoktu.
Sonra birsey dürttü beni, hepsini teker teker söktüm.


Inanabiliyormusunuz, her birinin arkasindan bir mektup çikti!
Geçirdigimiz her sene için sevgi dolu sözler yazmisti..


1997'deki resmimizin içinden çikan zarf ise simsiyahti.


Ve içinden şu sözler çikti:
"14 Mart 1997/Gözlerin bana, baska birine dokunmus gibi bakti.
Söylemene gerek yok sevgilim ,biliyorum..."

2002'deyiz. Onu kaybedeli 4,
aldatali 5 yil oluyor.
Içim aciyor simdi.
Çünkü kadinlar biliyor, hissediyor...

Sadece paylasmak istedim.
seni seviyorum diyenin sevgisinden süphe et, çünkü; ask
sessiz,sevgi dilsizdir...









alıntıdır............
__________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal
canugur is offline  
Eski11-07-06, 12:08  #2
İlkem
Yazıyaz Grup
Yönetim Kurulu Üyesi
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 48

Sn.canugur güzel bir bir alıntıydı ve benim içimi titretti.Kadınlar da erkekler de hisseder ama bunu konduramazlar yada kondurmak ismezler.Ama bunlar da malesef hayatın acı gerçekleri aslında .
İlkem is offline  
Eski11-07-06, 23:17  #3
apokalipse
Onay bekleyen
Yazar Adayı
 
apokalipse'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 20

Çok güzel bir yazı. Şu an gözlerim yaşardı. Bir tuhaf oldum. Alıntının hangi yazardan olduğunu söyleyebilri misiniz?
apokalipse is offline  
Eski12-07-06, 10:56  #4
canugur
 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,340

Alıntı:
Sayın apokalipse şöyle demiş:

Çok güzel bir yazı. Şu an gözlerim yaşardı. Bir tuhaf oldum. Alıntının hangi yazardan olduğunu söyleyebilri misiniz?
Kaynak ile ilgili bir bilgim olsaydi, emin olun verirdim sayin apokalipse.
Mailime gelen bir yaziydi.
Beni de cok etkiledi. Saf, temiz yazilmis duygusal bir metin.
saygilar
__________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal
canugur is offline  
Eski12-07-06, 22:49  #5
mayıs
 
Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 632

Evet gerçekten de kadınlarda sezmenin de ötesinde korkutucu bir zekâyla birleşir bu sezgi. Belki erkekler bu bakımdan daha masum ve beceriksizler. Belki de kadınların duyguları ve beyinleri tersine daha az duygusal.
Yani benim aklımın ucundan bile geçmez ve hissedemem de gözü kara aşıksam ve de gönülden inanıyorsam kötü ya da ruhsuz bir şeylerin aramıza sezgiyle gelip yerleşeceğini. Kötü, her zamankinden ruhsuz, farklı, uzak bakışlar, sözler, tavırlar görseydim bile kendi aşkımla o denli meşgul olurdum ki onun bu yöndeki falsolarının içinde bile iyi ve güzel bir şeyler arar bulurdum.
"Yorulduğu, morali bozuk olduğu için bana ters davranıyor, uzak duruyor bu günlük, sinirli biri olduğu için tersleniyor elinde değil, iyi ve değerli biri kendine yakışmayacak davranışları yapmaya yeltenmez şüphe etmeyeyim..." der dururum her halde. Tam tersine insanlara karşı pek de iyimser biri olmadığım halde.
Ama bazen de insanlar karşılarındakine insan olarak değer verirken erkek olarak anlam ifade etmeyebilir. Bu durumda ona bakarken anlayıp gördüklerini de görmezden gelme yoluna gidebilir. Bana dokunmasın da ne yaparsa yapsın gibisinden.

Yani her şey hayata ve insana dair aslında. Birinde kötü olabilen bir seziş, diğerinin hayatını kurtaran bir görmezden gelişe dönüşebilir. Dışarıdan bakarak mutlak doğruyu ve güzeli biliyormuş gibi yargılamamak gerekir.

Kadınlar gözü kara aşıksa göremezler, anlayamazlar hiçbir şeyi, ancak az da olsa eksiklik varsa bunda şüpheyle birleşip önseziye dönüşür bence.
Aslında böylesi bir önseziye sahip olmanın güzel bir özellik olduğunu da pek düşünemiyorum. İnsanın ruhundaki, bakışındaki bir bozukluğun ürünü gibi.
Üzülecek olan ben olsam bile içimde böyle bir önsezi yeteneğinin olmasını istemezdim herhalde.
__________________
"Dürüst insanların ceza görmeden ülkelerine hizmet edebilecekleri zaman henüz gelmedi" Isidore de ROBESPİERRE (1794'ten beri)
mayıs is offline  
Eski13-07-06, 00:07  #6
İlkem
Yazıyaz Grup
Yönetim Kurulu Üyesi
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 48

Alıntı:
Sayın norma şöyle demiş:

Kadınlar gözü kara aşıksa göremezler, anlayamazlar hiçbir şeyi, ancak az da olsa eksiklik varsa bunda şüpheyle birleşip önseziye dönüşür bence.
Aslında böylesi bir önseziye sahip olmanın güzel bir özellik olduğunu da pek düşünemiyorum. İnsanın ruhundaki, bakışındaki bir bozukluğun ürünü gibi.
Üzülecek olan ben olsam bile içimde böyle bir önsezi yeteneğinin olmasını istemezdim herhalde.
Bir kadının sezmemesi onun gözü kara aşık olduğu anlamına gelmez diye düşünüyorum.Kadın bazen birşeyler hisseder fakat konduramaz.Ama bazen göz görmeyince de gönül katlanır.Ya gerçeklerle yüzyüze gelince, bu çok daha kötü olur herhalde.Böyle bir önsezinin olması sonucu gerçeklerle yüzyüze kalması bir kadını paronayak bile yapar diye düşünüyorum.Belki de bir çok kadın bunu siğneye çeker yada çekmek zorundadır.
İlkem is offline  
Eski13-07-06, 12:04  #7
mayıs
 
Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 632

Özde şudur düşündüğüm; genelde kadınlar daha özverili ve tutkulu aşık olurlar belki doğaları gereği ve bunun içinde öylesine kalırlar ki bazen gerçeği görmeleri imkânsız olur. Gerçi olmayıp da göremeyenler de vardır doğrudur. Doğudaki kadınlarımız veya batıda kendini mecbur hisseden çaresiz olduklarını düşünen kadınlarımız ve hatta Hülya avşar gibi çok da aşk meşk hissetmeyip önemsemediği için görmezden gelenler de vardır.

Ama genelde olayın özü şudur: Böyle durumları hissettirip ortaya çıkmasını sağlayan itici güç, kadın veya erkeğin ya karşısındaki sevdiğine güvensizliğidir, bu durumda ya duygu ve niyetler açıkça ortaya dökülüp bu durum giderilmeli ve sonsuz güven duygusu sağlanmalı sezgilere kafa yormak yerine ya da bir arada durulmamalı eziyet olur. Diğer güçse kadın veya erkeğin kendisine güvensizliğidir ki bu durumda da kadının sezme gücünün bencilce anlamlandırılıp faturasını erkekten çıkarması da haksızlıktır, ya da erkeğin.
Kadının bu önsezi kuvveti aslında yine kadına eziyettir duygusal anlamda. Daha çok etkilenir çünkü. Bence karşılıklı anlaşılmazlıklar giderilerek, sevgi ve ilgiler esirgenmeyerek ve de açık olunarak kadınlar bu sürekli önsezim kuvvetli ben anlarım eziyetine girme modundan kurtarılmalı.
Ama dediğim gibi benim gibiler de vardır muhakkak ki. Öyle meraklanma ve kafa yormalar ne aklıma ne de içime düşmez.
Yine de sevdiğimin bırakın kendisine ait güzellik ve değerlerini, kızgın bir sözünü bile ön seziyle de olsa başkasına savurduğunu görmek istemem.
__________________
"Dürüst insanların ceza görmeden ülkelerine hizmet edebilecekleri zaman henüz gelmedi" Isidore de ROBESPİERRE (1794'ten beri)
mayıs is offline  
Eski13-07-06, 14:40  #8
Türesin
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807

Bütün sezgilerin ve ileri görüşlülüğün altında bilgi ve bilgelik,anlayış ve tanıma ile ilgili beceriler vardır.

İnsan karşısındaki kişiyi çok iyi tanıyıp anlayabilmiş ise,karsi tarafın davranılarındaki değişiklikleri ve bu değişikliklerin nedenleri hakında doğru sezgilere vakıf olur.

Eğer kişiler birbirlerini anlamak ve tanımak gayesinin dışında,hükmetme becerilerini egemen kılıyorlarsa,evli olduğu halde yıllarca birbirlerini henüz tanıyamamış insanlarla da karşılaşmak mümkündür. Hükmetme becerileri;sezgiyi dumura uğrattığı gibi,öfke ve şiddetin hakimiyetini egemen kılarlar.

Güçlü sezgilerin altında,çok güçlü sevgiler vardır. Korkularda sezgileri arttıran diger bir faktördür.Korkularda tanıma ve anlama konusunda kişiye beceriler kazandırır.Korkular ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar,sevginin kazandırdığı sezgiden asla daha güçlü olamazlar.

Saygılarımla.

Türesin Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 13-07-06 14:46 .
Türesin is offline  
Eski13-07-06, 16:35  #9
canugur
 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,340

Evet, sezgilerimizin de bizi rahatlikla yaniltabilecegini hesaba katarak ama...
__________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal
canugur is offline  
Eski13-07-06, 17:08  #10
melnur
Yazıyaz Grup
Genel Koordinatörü

 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,415

Alıntı:
Sayın canugur şöyle demiş:

Karimi 1998'in sonbaharinda kaybettim...
Yedi senelik evliligimizin iki senesini kanser tedavisi için
hastanelerde geçirmistik.

Karim,her evlilikyildönümümüzde ikimizin fotografini çerçeveler,
"Bunlar bizim hayatimizin gölgeleri" derdi..


Öldügünde, yedi tane resmimiz vardi.
97'in bir gecesinde onu aldattim.
Oysa ona sürekli onu ne kadar çok sevdigimi ve sonsuza kadar sadik
kalacagimi söylerdim.


Ölmeden iki hafta önce yine ayni seyi tekrarladim.
Karimi aldatmistim.

Tuhaf bir gülümsemeyle bakti bana
ve sadece:

"Biliyorum" dedi...


Izmir'e kar yagdigi gün, yani bir ay önce, evdeydim.
Fotograflarimiza bakiyordum yine...

Her çerçevenin altinda bir harf oldugunu ilk kez o gün fark ettim:
A. R. K. A. S. I. N.
Gerisi için yillari yetmemisti.

Ölmüstü…
Ama sanirim "Arkasina bak" yazmaya niyetlenmisti.

Hemen çerçevelerin arkasina baktim. Hiçbir sey yoktu.
Sonra birsey dürttü beni, hepsini teker teker söktüm.


Inanabiliyormusunuz, her birinin arkasindan bir mektup çikti!
Geçirdigimiz her sene için sevgi dolu sözler yazmisti..


1997'deki resmimizin içinden çikan zarf ise simsiyahti.


Ve içinden şu sözler çikti:
"14 Mart 1997/Gözlerin bana, baska birine dokunmus gibi bakti.
Söylemene gerek yok sevgilim ,biliyorum..."

2002'deyiz. Onu kaybedeli 4,
aldatali 5 yil oluyor.
Içim aciyor simdi.
Çünkü kadinlar biliyor, hissediyor...

Sadece paylasmak istedim.
seni seviyorum diyenin sevgisinden süphe et, çünkü; ask
sessiz,sevgi dilsizdir...









alıntıdır............
Bu dramatik olayı sevgili canuğur'la özelde konuşmuş, ona yazıyı eşimle birlikte okuduğumuzu ve gerçekten çok etkilendiğimizi söylemiştim. Çünkü gerçekten etkileyici bir yazı...Ama bu etkileyici yanı nerden geliyor. Kadının sezgisi, ya da sezememesi, sezdiğinde açığa vurması, vuramaması bir yana, yazının vurucu olan yanı ne?

Bir kere ölümün ya da ayrılıkların ( her ayrılığın bir ölüm olduğuna inanırım) ortaya çıkardığı tüm duygulanımlar etkileyici bir özellik gösterir. Burada bunu görüyoruz. Sezen kadının , sadece sezgisiyle kalması ve birlikte olduğu erkeğe bunu yansıtmamasının trajik yanından ziyade, eşini yitiren erkeğin yıllar sonra bunu öğrenmesi ve artık hiç bir şey yapamayacak olmasıdır bizim üzerimizde bunca etkiyi yaratıp, "tüylerimizi diken diken" eden şey...Geriye gelmeyecek olan kişi için artık hiç bir şey yapılamıyacak olmasının yarattığı etkidir olayı bu kadar vurucu yapan...Bana biraz öyle geliyor.

Bu etkiyle olayı değerlendirmeye kalktığımızda sanki çok da sağlıklı sonuçlara varamayız gibi geliyor bana... Yanındaki çocuğuyla yürürken sarhoş bir sürücünün çocuğuna çarpması olayı karşısında babanın soğukkanlı çözüm değerlendirme yapmasını beklemek gibi bir şey bu!

Olayın bir çok trajik yanı vardır. Kadının sezip hiç belli etmemesi...Erkeğin belki belli etmiyorum diyerek bunu sürdürmesi...Ve sonuçta fotoğrafların ardından ortaya çıkan gerçek...

Hayatımızın bir yığın benzer trajedilerle örülü olduğunu düşünüyorum...Tek yanlı basit çözüm anlayışının yaşamda çok da geçerli olmadığını düşünüyorum. İnsan ilişkilerinin, özellikle sevgi ve cinsellik içeren kısımlarının bu ilişkilerde çok daha karmaşıklık yarattığını, yüzeysel değerlendirmelerin çok da açıklayıcı olmadığını düşünüyorum.

Hayatı bütün bu dramatik ve trajik yanlarıyla birlikte, içiçe yaşayacağız. Çünkü yaşadığımız hayatın, içinde bulunduğumuz ekonomik ve toplumsal koşulların, hatta bütün bunların biçimlendirdiği benliğimizin büyük ölçüde dramatik ve trajik bir nitelik içerdiğini düşünüyorum.

Hüzünlere vurgunluğumuz belki, bir ölçüde... ondan!
melnur is offline  
Kapalı Konu


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Bir Fıkra Elifcik Arşiv 34 19-11-06 23:05
Bir Kadin Nasil Mutlu Edilir Elifcik Arşiv 7 27-10-05 23:39
Ahmet Necdet Sezer ibra Arşiv 5 20-06-05 17:31


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 06:53.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz