| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
İnsanı incelemek.../konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Antropoloji,Psikoloji, Sosyoloji... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 710
| İnsan hepimizin ortak görüşe varabileceği kadar önemli varlık... İnsan ilk önce kendisinden ve çevresinden yola çıkarak hayatı ve içindekileri anlamaya çalışıyor... Günümüzde de çeşitli metodların teknolojiyle desteklenmesiyle insan yoğun bir arayış içerisine giriyor... Şimdi ben insanı anlama yolunda insanın yaptığını düşündüğüm bir hataya dikkat çekeceğim... Kalıplara aşırı bağlı kalıp;insanı robot gibi ele almak... Evet bence insan kendini tanıma sırasında bu hataya düşüyor ve bir çok sorun karşısında kişisel beceriler olmazsa çaresiz kalınabiliyor... Kanunlar da dahil bir çok düzenleme de aynı hatalarla yapılabiliyor... Siz de aynısını mı düşünüyorsunuz??? Neden??? |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 75
| İnsanlar öğretilmiş yaşıyorlar.... Nasıl yaşamalıyız nelerle uğraşmalı nereye çiş yapmalıyız.. Kişiliğimizi bile annemiz babamız belirleyebilir. Tamamiyle öğretilmiş bir insan.. Bunu aşmak insanın özüne inmesi demek oluyor, buda bu sistemde pek kolay değil. Devletimiz, devletler insanlara olanak sağlamakla mesul gruplardır. Beni okutuyor liseye kadar ve sonra ben hayatta ne yapıcağımı düşünüyorum ve hiçkimse yol gostermiyor. Yanlış kararlarım benim hayatımı yaşanmaz hale getiricek belkide.. Kelimelerin anlamlarını bile oteki insanlardan öğrendik. İnsanların bildiği herşeyi ondan önceki insanlar öğretmiştir veya önceki insanlardan öğrenmiştir. Olaylara karşı nasıl tepki veririz? Bir acıyı nasıl hissederiz? Nereye işeriz? Nasıl yemek yer nasıl tad alırız? (...) tam anlamıyla insanlık hep insanlıktan yaşamayı öğrendi. Ufak bir insana ateşin yaktığını öğretir anne, ?ona dokunursan elin acır yanar ve çok kotü olur? diye söyleyerek insana o duyguyu nasıl hissedeceğini öğretir. Bu acıyı hissetme bilgisini başka bir insandan almayan çocuk; ateşe elini uzatır ve sadece ne hissediyorsa odur birisi ona nasıl bir şey hissedeceğini söylememiştir ve öteki hazır bilgiyi alan çocukla arasındaki fark ateşe karşı duydukları hislerdir. Karşılaştırırsak öğretilen çocuğun canı çok acıyacak ve çok olumsuz etkilenicektir bu acıdan. Kendi kendine denemiş öğrenmiş çocuk iste oteki çocuktan çok daha farklı şekilde hissedecektir ve belkide acıyı daha az çekecek ve bunu normal bir olay olarak algılayıp hiç olumsuz etkilenmeyecektir. Sonucunda insanları yönlendirmek onları ömürboyu acıya mahkum etmektir. İnsan hisleri hakkında bilgi verilmemeli insanların kendi kendine keşfetme olanağı sağlanmalıdır Bir insan ölümünde üzülmemiz kaybetme duygusu.... bir ayrılık bir aşk sonu... fakirlik sefaletin getirdiği olumsuzluk ve "buhranlık" kavramı... yürümemiz konuşmamız bakmamız belkide görmemiz... görselliğin arkasındaki gerçeğe, bizden sonraki ve onceki boyutlara ve insan özüne inmemiz gormemiz hissetmemiz gerek. |
|
| #3 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 710
| Katılımınız için teşekkür ederim... ![]() |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 92
| Sn Hermes, Çok önemli bir konuya değinmişsiniz.İnsanlık şartlandırılmalarından özgürleştirilmelidir.Bu da ne yaptığını bilen ana babalarla ve kitap okumakla mümkündür. |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 75
| İnsan özüne inmek, Gördüğünüz insanlara bakın inceleyin herdefasında, Bir caddede normal bir hızda yürürken arkanızdan gelen hızlı yürüyenin ayak sesleri sizi rahatsız eder ve yavaşlayarak ona yolverirsiniz, geçtiğinde sizi mesafeyi açmak için hızınızı kesersiniz. Küçüklüğünüzde yada şuanki halinizde, yanyana duran iki salıncakta çocukları sallarsınız. Siz ve yandaki salıncaktaki çocuğu sallayan baska birisi. Çocuklar sallanrken verdiğinz hız oteki çocuğun salıncağına paralel bir hız olur. Mesela ayrı ayrı gidiyorlarsa siz hızlı sallıyorsanız ( o yavaş sizinkisi hızlı ise ) salıncaklar bi süre sonra aynı eşit orantıya gelir ve siz bu orantıyı korumaya çalısırsınız, veya salıncakları seyreden birisi bu orantıyı farkeder ve orantı bozulana kadar dikkatli bakar. Yolda yürürken zemindeki büyük kare dikdörtgen tasların çizgilerine basmak istemezsiniz ( dikkatli olduğunuzda herhangi bi durumda ) .Muhtarlık adayı seçimlerinde bizim insanlarımız pekte seçici değillerdir.Çünkü muhtarlığın görev ve sorumluluklarını bilmiyorlardır.Muhtarlığın ikametgah senedi,nufus sureti vermekten başka görevleride vardır.Muhtarın eğitim tahsilatını bilmeden oy vermek herkese makul gelir.İşte bu durum sürü psikolojisinden kaynaklanır.Çünkü araştırma,öğrenme gereği duymayız,ne de olsa alt tarafı muhtar'dır deriz. Sürü piskolojisi bizim dışımızdaki insanların bize verdiği bir olgudur ve bunun hiçkimse farkında değildir. Bir akım bunu aşması gerekiyor. Bir akım başlması gerekiyor. İnsan özüne inilmesi gerekiyor. "hayatın anlamı? amaçlarım uğruna yaşamak.Bu cevap dışında bir cevap verebilmek için düşünmeliyiz. Bu cevap sürüye katılmamızın kanıtıdır ![]() Bağımsız düşünmeli insan; din, toplum ve bunların düzenleri dışında, aile ve öğretilmişin dışında düşünmeli. Dünya, evren, din, yaratıcı, boyutlar (ölüm sonrası), canlılar, ben! Bunları çözmeden, çözmek için bir uğraş sarfetmeden yaşamak, tamamiyle 'öğretilmiş ( OT ) yaşamaktır. düşünmeliyiz.. |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 92
| Sürü psikolojisine örnek oluşturabilecek bir anımı paylaşmak istiyorum:Lisedeyken birgün,rehber öğretmen adayları sınıfımıza gelip bize çeşitli uygulamalar yaptırdılar.Uygulamalardan birinde,gözlerimizi kapatıp kendimizi bir ormanda farzetmemiz ve gevşememiz isteniyordu,telkinlerle.Ben de dahil herkesin,trans halindeymişçesine büyük bir çaba göstermemiz birden komiğime gitti;hani bir de çocukların sessiz bir ortamda gülme takıntısı olur ya,biraz da ondan belki;kendimi tutamayarak ve düştüğüm durumdan dolayı panikleye panikleye bir kahkaha attım;ben öyle yapınca yanımdaki arkadaşıma da o uygulama komik geldi ve o da kendisini tutamayarak,rahatsız ola ola bir kahkaha patlattı.Sonra sakinleştik tabii ve her şey normal seyrinde devam etti. |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 75
| Atmosferden dünyaya baktığımızda insanlar hep aynı. Milyonlarca insan, bir arada ööle yaşıyor ölüyor doğuyor kimisi üniversiteye kasıyor kimisi sokaklarda .... ![]() tek tek bakınca; milyonlarca insan bir dünyada ama her insanın bir dünyası var yani milyonlarca dünya...farklı farklı... Bu düşünceler var içimde.. içimizde.. koyun gibiyz diyoruz insanlara, bizde öyleyiz. bunu farkettiysek ozaman bir akım oluşturup ya tek ya iki ya gurup şeklinde koyunluktan kurtulmalıyız. Sömürülmeye karşı bir hareket oluşturmalı. Özümüze inmeye çalışalım artık... bu sistemde yaşamaya çalışmak o milyonlarca koyun arasında kaybolmak... bunun farkındaysak buna karşı gerçekleri gerçeklerle gerçek hislerle yaşamalıyız. fikirlerimizi paylaşıp bir yol bulabiliriz. Bu konuda benim çok fikirlerim var. Bunun üzerine çok düşündüm. Sizle konuşup bir çözüm bulalım şu görselliğin yalan olduğunu ıspatlıyıp gerçeği görelim gösterelim |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 92
| Çok haklısınız Sn.Hermes.Hepimiz koyun gibiyiz;öyle şartlandırıldık.İnsanlar bazı şeyleri diğerlerinden farklı yapan insanları acımasızca eleştiriyorlar.Kimse,o da onun kendi doğrusu,bırakalım da özünü bulsun demiyor.Dik kafalı olmayıp,esnekçe başkalarının haklı olduğunu kabul etmek erdem kabul ediliyor da;kararlılıkla,herkese ve her şeye rağmen kendi yolundan gitmek erdem kabul edilmiyor;hatta çoğunlukla ayıplanıyor.Halbuki kendi yolundan gitmek büyük bir erdemdir,gidilen yol yanlış bile olsa.Hatamızı kabul etmekten de daha zordur kanımca.Şahsen ben hatalarımı gördükçe kabul edebilirim ama herkesin ayıplamasına rağmen kendi gerçeklerimle olmayı,bunun doğuracağı sonuçları göze alamam.Ayrıca insanlar hemen'sen değersizsin'mesajı vermeye başlarlar,ben de kendimi kötü hissederim.Oysa insanın özüne yabancılaşmayıp sağlıklı gelişmesi,kendi sorumluluğunu almayı öğrenmesi ve kendini geliştirmesi için,kendisi olmayı öğrenmesi gerekmektedir.Kendim olamamak,beni de çok acıtan bir yara... |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2005 Ülke / Şehir: antalya/ankara
Mesajlar: 1,178
| bir arkadaşım geçenlerde şöyle birşeyler söyledi: ''birkaç tane kaset var ve sanki hepimize bu kasetleri izletmişler gibi birbirine benzeyen hayatları yaşıyoruz..'' dışarıdan görünen bu.. bir de her insanın iç dünyası var.. erich fromm ise 'sevme sanatı' adlı kitabında şöyle bir cümle kuruyor.. ''hepimiz aslında biriz; ama aynı zamanda ayrı birer evreniz..'' yukarıda da belirtildiği gibi; insanlar benzer hayatları yaşıyor gibi görünseler de iç dünyaları o kadar farklı ki.. psikoloji ve sosyoloji çalışmalarını hep takdir etmişimdir.. __________________
öğrenci görünümlü müzik insanı |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 75
| Öze inmeyi başamak veya başaramamak gibi bi kaygımız olamamalı. Damla, öze inmekte ikinci bir insan yoktur. Sen tek olacaksın ve çevrendeki insanların ve sana en yakınlarının düşünceleri bile seni hiçbirsekiylde etkilemeyecektir. İnsanların yadırgama duygusu çok basit bir duygu aslında. Senin giysinin eskiliği veya dış görünüşün ( saçların yüzün bakımsızlığın ) onları rahatsız etmiyor. Onların arasında sen kendini kötü hissediyorsun. Senin için bu önemli ise sende sistemde kaybolmuşlar arasında parazit bir hayat sürdüren insanlar gibi olursun. Düşünmeyen insanlar mutludur hep. Babam 56 yaşında daha saçları beyazlamadı. Toplumdaki gam yememiş insan sıfatı babama yakışan bir sıfat. Hayatı tamamen parazitlerle sürüyor. Düşüncesi kaygısı yok, ona gösterilen doğruları yapar okadar.. Ama çok mutlu. ÇOK mutlu. Sizde bu şekilde mutlu olabilirsiniz. Düşünmezseniz eğer sistemin insanı olursanız ( bu kötü bir şey değil ) mutlu olursunuz hep, kaygınız yok sorgulama yok. Siz bilinçsiz dediğimiz şekilde bir yaşam sürdürüp hep mutlu olursunuz fakat içinizde bir felsefe yapma ihtiyacı ve sorgulama başlarsa bunun peşinden giderseniz mutsuz bir hayatınız olıcaktır. Yalanları görmeden güzel yaşanır ama yalanları farkederek onların içinde yaşamak, olanaklar koşullar ne olursa olsun çok mutsuz bir hayat. Bunu dün gece düşündüm... Bende herkes gibi olmak istedim, düşünmeden parazit bi hayatım olsun. Sosyalliği düşüreyim gidip çalışıp zengin olayım güzel güzel yaşıyım. Sonra baktımki bu olanaksız. Düşünüp yalanları görünce insan kendini kandıramıyor. Arada kaldım. Herkes gibi olmam. Ozaman düşündüğüm, kovaladğım gerçek için yaşıyım. 'Kandırılarak, sömürülerek, insansıl özellikleri kaybederek parazit yaşıyacağıma, düşünmeyi tercih edip mutsuz ama gerçek bir hayat yaşarım' insanlar kademe kademe yaşarlar.. Her toplumun ortalama bir seviyesi vardır. Mesela Türkiye halkının öteki milletlere göre ölçülen bir düzeyi kültürü anlayışı olumlu veya olumsuzlukları vardır. Bunlar düşünülerek biryerlere yazılarak hesaplanmaz ama bilinir... İnsanlar arasındada vardır bu kademeler. 12 yaşındaki çocukla 20 yaşındaki genç bir insanın arasında büyük farklılıklar vardır. Fakat 19 yaşındaki bir gençle 30 yaşındaki bir adamın arasında pek fark yoktur. Toplumumuz hatta tüm toplumlar, 16-18 yaşa kadar insan belirlenmiş kademeleri atlıyor ve hayat sadece pratiğe bazı işlerin tecrubeliliğine kalıyor. 3 gündür bir hotelde garsonluk yapıyorum. Tamamen burjuvazi insanlara hizmet. 2 hafta önce 1 seneye yaklaşır süren birlikteliğim sona erdi. Aşkın ne olduğunu hissettim. Lisem bitti ve hayatla yüzyüze kaldım. Ailem tamamiyle maddi desteğini çekti ve eve girme saatimi bile ben belirler oldum. 'Bunlar insanı parazitliğe, sistemdeki kayboluşuna iten şeyler olabilir. ama ben, biz böyle düşünen bu mantıktaki insanlar olmamalıyız. 'Bunlar bizim kademe atlamamıza neden olacak gerekli ve bu yaşta yaşanması zorunlu imkanlardır. İmkan olarak algılayabiliyorsam ben bir kademe atlamışımdır. Bunu bu şekilde algılamayanlar, işte nasıl 19 la 30 yaş arasında pek fark olmamasının nedendir. Benim farkımm var çünkü ben başıma gelen olayları hep bu şekilde algıladım. 19 senelik bir vucudum var. Ruhum kaç sene bilmiyorum ama bilgimin toplumun belirlediği seviyede 19 yaşında değil. Sizde bunu düşünün. çağrışımlar olıcaktır. Benim dışımdaki insanların benim için yaptıkları düşünceler önemli değildir ama başkaları için yaptıkları düşünceleri şuanlık önemli. Bilgi birikimim için insanları anlamam gerekiyor. Bu kendimi anlamam içinde gerekli. Bir süre sonra buna ihtiyaç duymıcam. Çalıştığım iş beni dün sistem insanı olmama itti resmen. Bunu ilk defa hissettim ilk defa işçi oldum. Ama bunu nasıl algıladığım önemliydi ve ben başardım güçlüyüm bu yalana karşı. Daha yazıcağım çok şey var ama işe gitmem gerek 3-11 arası çalışıyorum ![]() Olaylara verilen tepkilerimiz bile öğretilmiştir unutmayın. Siz algılarınızı kendi elinize alın ve kademe atlayın. Bir tokat size acı vermesin, hir olumsuzlukta işimize yarar bilgi vardır.. çözün. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bir insanı sevmekle başlar her şey. | melnur | Edebi tartışmalar ve kitap tanıtımları | 164 | 15-06-07 18:55 |
| Kıvrak zekalı Karadeniz insanı | umit | Konu Dışı | 2 | 23-02-06 12:55 |
| Her Açıdan Evrim Teorisini | petricli | Konu Dışı | 109 | 24-10-05 01:55 |
| Japonlar her zamanki gibi büyülüyor insanı | YarasaSpor | Dünya Siyaseti | 4 | 24-08-05 16:35 |