"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2006 Ülke / Şehir: Vatansız yerden
Mesajlar: 1,011
| 8. Ceza Dairesi Hákimi Ayşe Serpil Aykut ve avukat eşi Mehmet Oktar Aykut,kızları Esra Yıldız’a tehdit mesajları gelince aile dostları olan TEM başkomiseri Halil İbrahim Bolat’tan kızlarını korumasını istediler. Ancak avukat baba Aykut’un araştırmaları, tehdit olayının baş zanlısının dostları Bolat’ın ta kendisi olduğunu ortaya çıkarınca şoke oldular. Aykut Ailesi’nin yaşamı, 3 Ekim 2005’de 29 yaşındaki kızları Esra’ya çekilen tehdit ve taciz dolu mesajlarla kábusa döndü. Mesajları atan kişi, Esra’yı sürekli izlediğini, küçük kızına zarar verebileceğini söylüyordu. Genç kadına gelen mesajların bazıları şöyleydi: "Uyu artık Esra, tam karşında seni izliyorum", "Babanlar uyumuş olmalı. Işıkları yanmıyor, çok iyi bil ki sen ve baban çocuğuna hasret kalacaksınız", "Yarın seni gölge gibi izleyeceğim, belki fırsat bulunca tanışırız, ancak hoşuna gitmez." Savcılığa başvuran aile, kendilerini güvende hissedebilmek için de çareyi sık sık görüştükleri aile dostları Bolat’tan yardım istemekte buldu. Baba Aykut, kızına moral vermeleri için Bolat’tan bir süre evlerinin çevresini gözetlemesini ve kızına göz kulak olmasını istedi. Bolat da bunu kabul etti. Esra Yıldız, bir hafta boyunca işe Bolat ve koruma polislerinin eşliğinde gitti. Baba Aykut, bir yandan olayı araştırmayı sürdürdü. Önce telefon numarasının kime kayıtlı olduğunu buldu. Kayıtlarda nüfus cüzdanı fotokopisi olan kişi, A.Ç. adında bir işçiydi. Aykut, A.Ç’nin kimlikte fotoğrafı olan kişi olmadığını gördü. A.Ç.’nin anlattıkları ilginçti: "2001’de üvey erkek kardeşim gözaltına alınmıştı. Karakolda kimliklerimizi aldılar. Sonra bana kimliğimi vermediler, kimliğimin kardeşimin belgeleriyle yanlışlıkla gittiğini söylediler. İki ay sonra Ankara Terörle Mücadele Şubesi’nden (TEM) aradılar ve kimliğimin orada olduğunu, almamı söylediler. Ben gidip alamadım, kimliğimin hálá TEM’de olması gerekir." Avukat Aykut, araştırmalarına devam etti ve ikinci bir isme daha ulaştı. Ulaşılan kişi, mesajların çekildiği telefona takıldığı tespit edilen başka bir sim kartın sahibi görünen, M.Ş. adında 22 yaşındaki bir kadındı. M.Ş.’yi de bulan Aykut iyice şaşkına döndü. M.Ş. ifadesinde "Bu hattı 2 yıldır kullanmıyorum. Ben bu sim kartımı 28 Eylül 2005’ten önce TEM’de görevli Başkomiser Halil İbrahim Bolat’a vermiştim" dedi. Aykut, tüm delillerini savcılığa sundu. Dosyayı inceleyen ve Bolat’ın 8 yıl hapsini talep eden savcılık, iddianamesinde olayın şöyle geliştiğini ileri sürdü: "Olay tarihlerinde sanığın, müştekilere telefon rahatsızlığından dolayı yardım ediyormuş pozisyonunda bulunarak, onlarla ilgilendiği fakat bir taraftan da M.Ş.’nin ve A.Ç.’nin adına telefonlarla şikayetçilere hakaret, tehdit içeren mesajlar çekerek atılı suçu işlediği kanısına ulaşılmıştır. Hákim önüne çıkan Bolat ise ilk duruşmada tüm suçlamaları reddetti. Son atamalarla Hakkári’ye tayin edildiği öğrenilen Bolat, "M.Ş’den sim kart almadım. ''A.Ç.’nin kimlik fotokopisi, TEM’e gelmişti ama bu fotokopi kullanılarak herhangi bir telefon alınmadı" dedi. Kaynak:Hürriyet gazetesi __________________
Merhaba dostlar... |
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|