"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." Lütfen forum kurallarını okuyunuz. |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Neden Hep Hüzün? / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Edebi tartışmaların ve kitap tanıtımlarının yer aldığı bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 162
| Foruma katılalı uzun bir süre olmamasına rağmen gerek benim yazdığım, gerekse sizlerin yazmış olduğu şiirler ve yazılar hep bir acıyı anlatıyor. Genelde de aşk acısı. Şöyle bir düşündüm de acaba insanları yazmaya yönelten şey çektiği acılar mıdır? Mutlu olduğumuz zamanlarda kağıdı kalemi düşünmeyen bizler, ne zaman bir acının içine sürüklensek hemen kağıda kaleme başvururuz. Ne dersiniz? yanılıyormuyum acaba? Yoksa sizde mi benim gibi düşünüyorsunuz? __________________
Yeter kaçtığın, çık artık karşıma. Kavga edelim, dövüşelim. Ya yen beni, ya da teslim ol. |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2005
Mesajlar: 184
| İnsan duygu ve düşünceleri yoğunlaştığı anlarda daha çok yazı yazma ihtiyacı duyuyor. Hani kabına sığamayıp bir yere dökülme ihtiyacı gibi oluyor o zaman yazı yazmak. Ben de gerçekten daha çok üzgün ve kafam karışık olduğunda yazıyorum ama çok mutlu olduğum, olumlu duygularımı yansıttığım yazılarım da var. Galiba sorun şu ki insan sahip olduğu güzelliklerin farkına varamıyor. Mutlu olmak, elinde olandan bir doyum sağlamak çok zor, insanoğlu gerçekten doyumsuz bir varlık. Ama sahip olduklarını yitirince de başlıyor sızlanmaya... En derin dipsiz kuyularda buluyor kendini. Hüznümüzü bazen gerçekten şımarıkça abartılı yaşıyabiliyoruz. Keşke sahip olduklarımızın güzelliğini görüp, keyfini çıkarabilecek kadar gönül gözü açık, bunları yoğunlaştırıp, taçlandırıp güzel yazılarda sunabilecek kadar yetenekli olsak! Yoksa içimizi ısıtan şiirler yok mu aslında? Onları kimler yazıyor? Bir de sadece duyguların yoğunlaşmasıyla yazılmıyor yazılar. Aynı zamanda düşünce olarak yoğunlaşıp, bir konu üzerinde belki günlerce, haftalarca düşünüp artık belli bir olgunluğa getirdikten sonra, onlar da yine akmak istiyor kafalardan dışarıya. Duygusallık doğuştan gelen bir özelliğimiz. Duygusallıkta yoğunlaşmak kolay, ama düşünce olarak yoğunlaşmak ve düşünce ürünü yazılar yazmak çok daha zor ve benim gözümde çok daha övgüye değer. Duygusallığın emek istemeyişinden, düşünceninse insanı her yönden zorlamasından, başka bir deyişle belki düşünce tembeli olduğumuzdan, hüzünlüyken yani en kolay yoğunlaşabildiğimiz duyguyla yüklüyken dökülüyoruz kağıtlara. Buradan hüzünlü veya duygusallık yansıtan yazıları değersiz gördüğüm anlamı çıkmıyordur inşallah, çünkü yazının değeri içeriği kadar tekniğinde de saklıdır. Hüznü herkes yaşar ama yazandan yazana çok fark var. Benim sözüm sadece hüzünlüyken kağıda kaleme yapışmakla ilgiliydi. Her ne kadar ben de üzgün ve kendimi çok kötü hissettiğim dönemlerde yazsamda, huzurlu ve mutlu olduğum zamanlarda yazmaya gayret edeceğim bundan sonra. Düşünce yazıları en güzel bu zamanlarda yazılır çünkü bence. |
|
| #3 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 162
| Alıntı:
__________________
Yeter kaçtığın, çık artık karşıma. Kavga edelim, dövüşelim. Ya yen beni, ya da teslim ol. | |
|
| #4 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 162
| Alıntı:
__________________
Yeter kaçtığın, çık artık karşıma. Kavga edelim, dövüşelim. Ya yen beni, ya da teslim ol. | |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2005
Mesajlar: 184
| Elbette ki yaşamalı insan acısını ve elbette ki insanca yaşamalı... Polyannacılık oynamak ne kadar saçmaysa, arabesk bir bahtsızlığı oynamak da o kadar saçma. Sahip olduklarına zamanında ne kadar değer verdi ve ne kadar farkında olduysa o güzelliklerin, kaybettiğinde de ancak o kadar üzülmeli... Fazlasına hakkı yok. Yoksa bu şuna benzer: Küçük çocuklar oyun oynarlarken biri oyuncağın biriyle hiç ilgilenmez ama diğer çocuk onu alınca kıyameti koparır. Ama hassas konular bunlar. Çok ahkam kesmemek lazım. Herkes nasıl biliyorsa öyle yaşasın. Ben böyle düşünüyor, böyle yaşamaya gayret ediyorum. |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 162
| Göze aldığı şeylere katlanmalı diyorsunuz. Peki göze aldıkları bunlar değilse yanılmıssa. Üzülmeye hakkı yok demissiniz. Bunun Hak ile olan ilişkisini pek anlayamadım acıkcası. __________________
Yeter kaçtığın, çık artık karşıma. Kavga edelim, dövüşelim. Ya yen beni, ya da teslim ol. |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2005
Mesajlar: 184
| Sadece düşüncelerimi yazdım Sayın antiC. Üzerinde çok da ısrarla durmayacağım. Belki yanlış kelimelerle ifade etmişimdir. Ama konu çok dağılıyor, amacından sapıyor. O yüzden daha fazla yorum yazmayacağım bu konuda. Neden hep hüzünlüyken yazarız demiştik değil mi? Buradan devam edelim bence. |
|
| #8 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,805
| İnsanlar mutlu, sevinçli ve huzurlu olduklarında genellikle bunları anlatma ve yazma gereğini çoğunlukla duymazlar.Ancak acılardan sonra gelen mutluluk ve sevincini genellikle yakınlarıyla paylaşırlar.Sevinç,huzur ve mutluluk durumunda insanların ilgi alanları artmaya,başkalarına yardım ve dertlerini dinlemeye daha açık olurlar,sevecen bir şekilde etraflarına olan ilgilerinde artış gözlenir.Bu nedenle bunları yazacak vakit bile bulamazlar.Ayrıca bunları anlatmaya kalkmak övünmekle eşdeğer görüldüğünden insanlar bunları ulu orta anlatamazlar. Acılar insanı çeşitli duyguların içine çeker,temeli korku kaynaklıdır ve bütün bunları anlatma,yazma ve korkularını yenme,teselli bulabilmek adına kendini ifade etme gereği duyarlar.Geçmişin acıları,geleceğide etkileyerek geleceğe kuşku ve şüpheyle bakma gereğinide duyarlar. Sevinçler şekerse,acılar adı üstünde biber gibidirler.Bir kaşık şekerle bir kaşık acı biberin etkisi çok farklıdır.Yemeğe katılan bir kaşık acı biber bütün yemeği etkilerken,bir kaşık şekerin verdiği tadın farkına bile varmayız. Pazarlama konusunda müşteri memnuyetini 3 kişiye anlatırken,memnuniyetsizliğini 13 kişiye anlatır.Acılarda da aynı yöntemi görmek mümkündür. Saygılarımla. |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2005
Mesajlar: 184
| Çok doğru tespitler yapmışsınız Sayın Türesin, Gerçekten yazınızın altına imzamı atarım. |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 162
| Sanırım mutlu ve sevinçli olduğumuz durumlarda insanlar mutluluklarının sadece kendilerinde kalmasını isterler ve paylaşımcı olmazlar. Çünkü paylaştıkça karşısındakilerin kendi mutluluklarını küçük görebileceklerini ve mutluluklarını paylaşacaklarını ve böylece kendi mutluluklarının azalacağını düşünür. Aynı şekilde hüzün ve acılarını anlattıklarında yine üzüntülerinin ve acılarının azalacağını düşünerek çevresindekilerle paylaşmak ister. tabiki çevremizdekiler sıkılmaya başladığında yapılacak en iyi iş elimize kağıt ve kalemi alıp içimizi kağıda dökmektir. Bu olay çok büyük bir rahatlama hissi verir. Çünkü kağıt bize kesinlikle karşı gelmez. her anlattığımıza katılır. her söylediğimizin arkasında olur. Bizler de haklı olduğumuzu düşündükçe yazar, çevremizdekilerle veya internette arkadaşlarımızla paylaşırız.__________________
Yeter kaçtığın, çık artık karşıma. Kavga edelim, dövüşelim. Ya yen beni, ya da teslim ol. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Komünizm nedir, ne değildir? | küçükkarabalık | Siyasi İdeolojiler | 718 | 02-10-08 01:24 |
| Neden Şimdi? (peygamber karikatürü, perde 2) | Antioksidan | Türkiye Siyaseti | 19 | 21-12-07 21:57 |
| Türkiye'de bilim adamı neden zor yetişiyor. | Türesin | İnsan Bilimleri | 183 | 20-11-07 14:45 |
| Neden din savaşları? | canugur | Arşiv | 44 | 30-06-06 01:40 |