Dergi
 
Blog
 
Evrim
 
Marksizm
 
Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.

2. Geleneksel Yaziyaz Amator Şiir Yarışması



Geri Dön Yazıyaz Forum > Edebiyat > Edebi tartışmalar ve kitap tanıtımları

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Neden Hep Hüzün? / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Edebi tartışmaların ve kitap tanıtımlarının yer aldığı bölüm.

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski08-07-06, 16:24  #1
antiC
 
antiC'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 162
Neden Hep Hüzün?



Foruma katılalı uzun bir süre olmamasına rağmen gerek benim yazdığım, gerekse sizlerin yazmış olduğu şiirler ve yazılar hep bir acıyı anlatıyor. Genelde de aşk acısı.
Şöyle bir düşündüm de acaba insanları yazmaya yönelten şey çektiği acılar mıdır? Mutlu olduğumuz zamanlarda kağıdı kalemi düşünmeyen bizler, ne zaman bir acının içine sürüklensek hemen kağıda kaleme başvururuz.
Ne dersiniz? yanılıyormuyum acaba? Yoksa sizde mi benim gibi düşünüyorsunuz?
__________________
Yeter kaçtığın, çık artık karşıma.
Kavga edelim, dövüşelim.
Ya yen beni, ya da teslim ol.
antiC is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski09-07-06, 23:33  #2
::anka::
 
::anka::'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Oct 2005
Mesajlar: 184

İnsan duygu ve düşünceleri yoğunlaştığı anlarda daha çok yazı yazma ihtiyacı duyuyor. Hani kabına sığamayıp bir yere dökülme ihtiyacı gibi oluyor o zaman yazı yazmak.

Ben de gerçekten daha çok üzgün ve kafam karışık olduğunda yazıyorum ama çok mutlu olduğum, olumlu duygularımı yansıttığım yazılarım da var. Galiba sorun şu ki insan sahip olduğu güzelliklerin farkına varamıyor. Mutlu olmak, elinde olandan bir doyum sağlamak çok zor, insanoğlu gerçekten doyumsuz bir varlık. Ama sahip olduklarını yitirince de başlıyor sızlanmaya... En derin dipsiz kuyularda buluyor kendini. Hüznümüzü bazen gerçekten şımarıkça abartılı yaşıyabiliyoruz. Keşke sahip olduklarımızın güzelliğini görüp, keyfini çıkarabilecek kadar gönül gözü açık, bunları yoğunlaştırıp, taçlandırıp güzel yazılarda sunabilecek kadar yetenekli olsak! Yoksa içimizi ısıtan şiirler yok mu aslında? Onları kimler yazıyor?

Bir de sadece duyguların yoğunlaşmasıyla yazılmıyor yazılar. Aynı zamanda düşünce olarak yoğunlaşıp, bir konu üzerinde belki günlerce, haftalarca düşünüp artık belli bir olgunluğa getirdikten sonra, onlar da yine akmak istiyor kafalardan dışarıya.

Duygusallık doğuştan gelen bir özelliğimiz. Duygusallıkta yoğunlaşmak kolay, ama düşünce olarak yoğunlaşmak ve düşünce ürünü yazılar yazmak çok daha zor ve benim gözümde çok daha övgüye değer. Duygusallığın emek istemeyişinden, düşünceninse insanı her yönden zorlamasından, başka bir deyişle belki düşünce tembeli olduğumuzdan, hüzünlüyken yani en kolay yoğunlaşabildiğimiz duyguyla yüklüyken dökülüyoruz kağıtlara.

Buradan hüzünlü veya duygusallık yansıtan yazıları değersiz gördüğüm anlamı çıkmıyordur inşallah, çünkü yazının değeri içeriği kadar tekniğinde de saklıdır. Hüznü herkes yaşar ama yazandan yazana çok fark var. Benim sözüm sadece hüzünlüyken kağıda kaleme yapışmakla ilgiliydi.

Her ne kadar ben de üzgün ve kendimi çok kötü hissettiğim dönemlerde yazsamda, huzurlu ve mutlu olduğum zamanlarda yazmaya gayret edeceğim bundan sonra. Düşünce yazıları en güzel bu zamanlarda yazılır çünkü bence.
::anka:: is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski10-07-06, 00:04  #3
antiC
 
antiC'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 162

Alıntı:
Sayın ::anka:: şöyle demiş:

Hüznü herkes yaşar ama yazandan yazana çok fark var.
Kesinlikle katılıyorum. Şairlerin yazmış olduğu şiirlerde duygu ve düşüncelerimi bulmama rağmen kesinlikle öyle yazılar yazamıyorum.
__________________
Yeter kaçtığın, çık artık karşıma.
Kavga edelim, dövüşelim.
Ya yen beni, ya da teslim ol.
antiC is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski10-07-06, 19:50  #4
antiC
 
antiC'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 162

Alıntı:
Sayın ::anka:: şöyle demiş:

Ama sahip olduklarını yitirince de başlıyor sızlanmaya... En derin dipsiz kuyularda buluyor kendini. Hüznümüzü bazen gerçekten şımarıkça abartılı yaşıyabiliyoruz. Keşke sahip olduklarımızın güzelliğini görüp, keyfini çıkarabilecek kadar gönül gözü açık, bunları yoğunlaştırıp, taçlandırıp güzel yazılarda sunabilecek kadar yetenekli olsak!
Aslında pek te haksız sayılmaz insan yaşadığı bu hüzünde. Nasıl görebilirsiniz ki çevrenizdeki güzellikleri. En güzeliniz sizin elinizden alındığında diğer şeyler nasıl güzel gelebilir ki. Bence hayatta Polyanna cılık oynamaya gerek yok. eğer bir acı yaşamamız gerekiyorsa bunu her zerresine kadar yaşamalıyız. Ve ancak o zaman en güzel yazılar yüreğimizden kağıtlara dökülebilir.
__________________
Yeter kaçtığın, çık artık karşıma.
Kavga edelim, dövüşelim.
Ya yen beni, ya da teslim ol.
antiC is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski10-07-06, 22:34  #5
::anka::
 
::anka::'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Oct 2005
Mesajlar: 184

Elbette ki yaşamalı insan acısını ve elbette ki insanca yaşamalı...

Polyannacılık oynamak ne kadar saçmaysa, arabesk bir bahtsızlığı oynamak da o kadar saçma.

Sahip olduklarına zamanında ne kadar değer verdi ve ne kadar farkında olduysa o güzelliklerin, kaybettiğinde de ancak o kadar üzülmeli... Fazlasına hakkı yok. Yoksa bu şuna benzer: Küçük çocuklar oyun oynarlarken biri oyuncağın biriyle hiç ilgilenmez ama diğer çocuk onu alınca kıyameti koparır.

Ama hassas konular bunlar. Çok ahkam kesmemek lazım. Herkes nasıl biliyorsa öyle yaşasın. Ben böyle düşünüyor, böyle yaşamaya gayret ediyorum.
::anka:: is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski10-07-06, 23:51  #6
antiC
 
antiC'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 162

Göze aldığı şeylere katlanmalı diyorsunuz. Peki göze aldıkları bunlar değilse yanılmıssa.
Üzülmeye hakkı yok demissiniz. Bunun Hak ile olan ilişkisini pek anlayamadım acıkcası.
__________________
Yeter kaçtığın, çık artık karşıma.
Kavga edelim, dövüşelim.
Ya yen beni, ya da teslim ol.
antiC is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski11-07-06, 00:13  #7
::anka::
 
::anka::'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Oct 2005
Mesajlar: 184

Sadece düşüncelerimi yazdım Sayın antiC. Üzerinde çok da ısrarla durmayacağım. Belki yanlış kelimelerle ifade etmişimdir. Ama konu çok dağılıyor, amacından sapıyor. O yüzden daha fazla yorum yazmayacağım bu konuda.

Neden hep hüzünlüyken yazarız demiştik değil mi? Buradan devam edelim bence.
::anka:: is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski11-07-06, 00:42  #8
Türesin
Forumdan Uzaklaştırılmış
 
Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,805

İnsanlar mutlu, sevinçli ve huzurlu olduklarında genellikle bunları anlatma ve yazma gereğini çoğunlukla duymazlar.Ancak acılardan sonra gelen mutluluk ve sevincini genellikle yakınlarıyla paylaşırlar.Sevinç,huzur ve mutluluk durumunda insanların ilgi alanları artmaya,başkalarına yardım ve dertlerini dinlemeye daha açık olurlar,sevecen bir şekilde etraflarına olan ilgilerinde artış gözlenir.Bu nedenle bunları yazacak vakit bile bulamazlar.Ayrıca bunları anlatmaya kalkmak övünmekle eşdeğer görüldüğünden insanlar bunları ulu orta anlatamazlar.

Acılar insanı çeşitli duyguların içine çeker,temeli korku kaynaklıdır ve bütün bunları anlatma,yazma ve korkularını yenme,teselli bulabilmek adına kendini ifade etme gereği duyarlar.Geçmişin acıları,geleceğide etkileyerek geleceğe kuşku ve şüpheyle bakma gereğinide duyarlar.

Sevinçler şekerse,acılar adı üstünde biber gibidirler.Bir kaşık şekerle bir kaşık acı biberin etkisi çok farklıdır.Yemeğe katılan bir kaşık acı biber bütün yemeği etkilerken,bir kaşık şekerin verdiği tadın farkına bile varmayız.

Pazarlama konusunda müşteri memnuyetini 3 kişiye anlatırken,memnuniyetsizliğini 13 kişiye anlatır.Acılarda da aynı yöntemi görmek mümkündür.

Saygılarımla.
Türesin is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski11-07-06, 00:46  #9
::anka::
 
::anka::'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Oct 2005
Mesajlar: 184

Çok doğru tespitler yapmışsınız Sayın Türesin,
Gerçekten yazınızın altına imzamı atarım.
::anka:: is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski11-07-06, 00:55  #10
antiC
 
antiC'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 162

Sanırım mutlu ve sevinçli olduğumuz durumlarda insanlar mutluluklarının sadece kendilerinde kalmasını isterler ve paylaşımcı olmazlar. Çünkü paylaştıkça karşısındakilerin kendi mutluluklarını küçük görebileceklerini ve mutluluklarını paylaşacaklarını ve böylece kendi mutluluklarının azalacağını düşünür.
Aynı şekilde hüzün ve acılarını anlattıklarında yine üzüntülerinin ve acılarının azalacağını düşünerek çevresindekilerle paylaşmak ister. tabiki çevremizdekiler sıkılmaya başladığında yapılacak en iyi iş elimize kağıt ve kalemi alıp içimizi kağıda dökmektir. Bu olay çok büyük bir rahatlama hissi verir. Çünkü kağıt bize kesinlikle karşı gelmez. her anlattığımıza katılır. her söylediğimizin arkasında olur. Bizler de haklı olduğumuzu düşündükçe yazar, çevremizdekilerle veya internette arkadaşlarımızla paylaşırız.
__________________
Yeter kaçtığın, çık artık karşıma.
Kavga edelim, dövüşelim.
Ya yen beni, ya da teslim ol.
antiC is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Komünizm nedir, ne değildir? küçükkarabalık Siyasi İdeolojiler 718 02-10-08 01:24
Neden Şimdi? (peygamber karikatürü, perde 2) Antioksidan Türkiye Siyaseti 19 21-12-07 21:57
Türkiye'de bilim adamı neden zor yetişiyor. Türesin İnsan Bilimleri 183 20-11-07 14:45
Neden din savaşları? canugur Arşiv 44 30-06-06 01:40


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 06:29.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz