| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Hasretinden prangalar eskittim.../konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Ustaların şiir, roman gibi edebi eserleri |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Bir deli yürek. Bir çağlayan su... Üstüste yakılan sigaralar... "Uy havar." Çünkü "Akşam erken iner mahpushaneye." |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 632
| Günaydın; gitmeden bir bakayım istedim bu yeni konuya. Güne iyi başlamak için güzel dizeler. Teşekkür. Yine de şimdilik bir şey yazamayacağım. Çünkü "Hasretinden prangalar eskittim..." Konunun bir başlığın getireceklerini paylaşmak olup olmadığını anlamalıyım önce ki doğru şeyler harekete geçsin aklımda. __________________
"Dürüst insanların ceza görmeden ülkelerine hizmet edebilecekleri zaman henüz gelmedi" Isidore de ROBESPİERRE (1794'ten beri) |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 165
| Aslında konu başlığı çok acıklı ve benimde anlatabileceğim çok acıklı şeyler var ama yinede yazmamak daha iyi olacakmış gibi bir his var içimde. Önce sizlerin yazdıklarını bir görüp ona göre hareket etmeyi uygun gördüm. Ama şöyle bir kısa açıklama yapayım. Pranga dükkanlarının hepsini öğrendim.:-) Çok geyik oldu ama mecaz olarak gerçekten öyle. __________________
Yeter kaçtığın, çık artık karşıma. Kavga edelim, dövüşelim. Ya yen beni, ya da teslim ol. |
|
| #4 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Onun kitabını aldığımda ve ilk şiirlerini okuduğumda inanılmaz bir şaşkınlık duymuştum. O zamanlar Nazım'la birlikte pek çok şairin şiirini de okuyordum ama ilk kez dizelerin o esrarengiz büyüsünün tadına varıyordum. Akşam erken iner mahpushaneye. İner, yedi kol demiri. Yedi kapıya. Birden ağlamaklı olur bahçe. Karşıda,duvar dibinde Üç dal gece sefası. Üç kök hercai menekşe... Ahmed Arif'di bu ozan...Ve benim için o bir başka Nazım'dı...Öyle olmuştu. Bütün kitaplarını alıp okumalıydım...Hiç bir dizesini, hiç bir yazısını kaçırmamalıydım. Aynı korkunç sevdadadır Gökte bulut, dalda kaysı. Başlar koymaya hapislik. Karanlık can sıkıntısı... "Kürdün Gelini"ni söyler maltada biri. Bense voltadayım ranza dibinde Ve hep olmayacak şeyler kurarım. Gülünç,acemi, çocuksu... Tek bir kitabı varmış. Sonradan öğrendim. Şaşkınlığım daha da artmıştı. Ama başka türlü nasıl olabilirdi ki; kitap okumamanın, şiiri önemsemeyenlerin baştacı edildiği bir ülkede...-başka nasıl! Vurulsam kaybolsam derim. Çırılçıplak bir kavgada. Erkekçe olsun isterim. Dostluk da düşmanlık da. Hiçbiri olmaz halbuki. geçer süngüler namluya. Başlar gece devriyesi jandarmaların... "Cesareti söylüyor Ahmed Arif. Yiğitliği. Bir pınar gibi, bir yeraltı suyu gibi, bir tipi gibi." Dostuna yarasını gösterir gibi. Hırsla çakarım ilk kibriti. İlk nefeste yarılanır cigaram. Bir duman alırım, dolu. Bir duman kendimi öldüresiye. Biliyorum, "sen de mi?" diyeceksin. Ama akşam erken iner mahpushaneye. Ve dışarda delikanlı bir bahar. Seviyorum seni. Çıldırasıya... |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2006 Ülke / Şehir: Vatansız yerden
Mesajlar: 924
| AY KARANLIK Maviye Maviye calar gozlerin, Yangin mavisine Ruzgarda asi, Korsem, Senden gayrisina yoksam, Bozuksam, Can benim, dus benim, Ellere nesi? Hadi gel, Ay karanlik... Itten ac, Yilandan ciplak, Vurgun ve bela Gelip durmussam kapina Var mi ki doymazligim? Ille de ille Sevmelerim, Sevmelerim gibisi? Oturmus yazicilar Fermanim yazar N'olur gel, Ay karanlik... Dort yanim pust zulasi, Dost yuzlu, Dost gulucuklu Cigaramdan yanar. Alnim operler, Suskun, hayIn, ciyansi. Dort yanim pust zulasi, Donerim donerim cikmaz. En leylim gecede olesim tutmus, Etme gel, Ay karanlik... Ahmed Arif benimde beğendiğim şairlerin başında gelir..Aslında Ahmed Arif'i tanımakla Kürtler'i tanımaya başladığımı itiraf etmeliyim... __________________
Kendi ülkesinde bir mülteci.... |
|
| #6 | |
Yazıyaz Grup Yönetim Kurulu Üyesi Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 48
| SEVDAN BENİ Terketmedi sevdan beni, Aç kaldım, susuz kaldım, Hayın, karanlıktı gece, Can garip, can suskun, Can paramparça... Ve ellerim, kelepçede, Tütünsüz, uykusuz kaldım, Terketmedi sevdan beni... Ahmet Arif'i okuyup etkilenmemek mümkün değil. Herşeye rağmen içimizdeki sevgi hiç bitmesin. |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2006 Ülke / Şehir: Vatansız yerden
Mesajlar: 924
| Paylaşımınız için teşekkürler sayın Norma..İnanın yazdıklarınızı okuyunca tüylerim diken diken oldu..Bir insan inandığı dava uğruna aç kalabiliyorsa ve hatta ölüm döşeklerine düşebiliyorsa bizim bundan iyi dersler çıkarmamız lazım.. __________________
Kendi ülkesinde bir mülteci.... |
|
| #8 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Ahmed Arif çok yazmayan şsirlerden, ve bukadar "güzel şiir" yazan-yazabilen birinin neden bir kitapla yetindiğini kendi kendime hep sormuşumdur. İçim bir suskunsa tekin mi ola? O Malta bıçağı, kınsız, uyanık, Ve genç bir mısradır Filinta endam... Neden, neden alnındaki yıkkınlık, Bakışlarındaki öldüren buğu? Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri... Nasıl da almış aklımı, Sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan, Dost, düşman söz eder kendi kavlince, Kınanmak yiğit başına. Bu, ne ayıp, ne de yasak, Öylece bir gerçek, kendi halinde, Belki, yaşamama sebeb... Sonradan, öldükten sonra kitabına girmeyen şiirleri derlenerek bir kitap halinde basılmıştı. Ama onlarda -nedense-bir Ahmed Arif derinliğini ve tadını bulabilmem pek mümkün olmadı. Her söz bir ateştir, sudur, rüzgardır ozanda. Ve her sözün bir sonrakiyle oluşturduğu uyum, notaların ardarda gelen uyumu gibidir. Bir başka Nazım'dır o. Az yazmıştır ama, kırsalın umudunu ve öfkesini dizelerine oya oya işleyebilmiştir. Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu. Hani, kurşun sıksan geçmez geceden. Anlatamam, nasıl ıssız, karanlık... Ve zehir-zıkkım cıgaram. Gene bir cehennem var yastığımda, Gel artık... |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2006 Ülke / Şehir: Vatansız yerden
Mesajlar: 924
| OTUZÜÇ KURŞUN Bu dağ Mengene dağıdır Tanyeri atanda Van'da Bu dağ Nemrut yavrusudur Tanyeri atanda Nemruda karşı Bir yanın çığ tutar, Kafkas ufkudur Bir yanın seccade Acem mülküdür Doruklarda buzulların salkımı Firari güvercinler su başlarında Ve karaca sürüsü, Keklik takımı... Yiğitlik inkar gelinmez Tek'e - tek doğüşte yenilmediler Bin yıllardan bu yana, bura uşağı Gel haberi nerden verek Turna sürüsü değil bu Gökte yıldız burcu değil Otuzüç kurşunlu yürek Otuzüç kan pınarı Akmaz, Göl olmuş bu dağda... Yokuşun dibinden bir tavşan kalktı Sırtı alacakır Karnı sütbeyaz Garip, ikicanlı, bir dağ tavşanı Yüreği ağzında öyle zavallı Tövbeye getirir insanı Tenhaydı, tenhaydı vakitler Kusursuz, çırılçıplak bir şafaktı Baktı otuzüçten biri Karnında açlığın ağır boşluğu Saç, sakal bir karış Yakasında bit, Baktı kolları vurulu, Cehennem yürekli bir yiğit, Bir garip tavşana, Bir gerilere. Düştü nazlı filintası aklına, Yastığı altında küsmüş, Düştü, Harran ovasından getirdiği tay Perçemi mavi boncuklu, Alnında akıtma Üç topuğu ak, Eşkini hovarda, kıvrak, Doru, seglavi kısrağı. Nasıl uçmuşlardı Hozat önünde! Şimdi, böyle çaresiz ve bağlı, Böyle arkasında bir soğuk namlu Bulunmayaydı, Sığınabilirdi yüceltilere... Bu dağlar, kardeş dağlar, kadrini bilir, Evvel Allah bu eller utandırmaz adamı, Yanan cıgaranın külünü, Güneşlerde çatal kıvılcımlanan Engereğin dilini, İlk atımda uçuran Usta elleri... Bu gözler, bir kere bile faka basmadı Çığ bekleyen boğazların kıyametini Karlı, yumuşacık hıyanetini Uçurumların, Önceden bilen gözleri... Çaresiz Vurulacaktı, Buyruk kesindi, Gayrı gözlerini kör sürüngenler Yüreğini leş kuşları yesindi... Vurulmuşum Dağların kuytuluk bir boğazında Vakitlerden bir sabah namazında Yatarım Kanlı, upuzun... Vurulmuşum Düşüm, gecelerden kara Bir hayra yoranım çıkmaz Canım alırlar ecelsiz Sığdıramam kitaplara Şifre buyurmuş bir paşa Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız Kirvem, hallarımı aynı böyle yaz Rivayet sanılır belki Gül memeler değil Domdom kurşunu Paramparça ağzımdaki... Ölüm buyruğunu uyguladılar, Mavi dağ dumanını ve uyur-uyanık seher yelini Kanlara buladılar. Sonra oracıkta tüfek çattılar Koynumuzu usul-usul yoklayıp Aradılar. Didik-didik ettiler Kirmanşah dokuması al kuşağımı Tespihimi, tabakamı alıp gittiler Hepsi de armağandı Acemelinden... Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız Karşıyaka köyleri, obalarıyla Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu, Komşuyuz yaka yakaya Birbirine karışır tavuklarımız Bilmezlikten değil, Fıkaralıktan Pasaporta ısınmamış içimiz Budur katlimize sebep suçumuz, Gayrı eşkiyaya çıkar adımız Kaçakçıya Soyguncuya Hayına... Kirvem hallarımı aynı böyle yaz Rivayet sanılır belki Gül memeler değil Domdom kurşunu Paramparça ağzımdaki... Vurun ulan, Vurun, Ben kolay ölmem. Ocakta küllenmiş közüm, Karnımda sözüm var Haldan bilene. Babam gözlerini verdi Urfa önünde Üç de kardaşını Üç nazlı selvi, Ömrüne doymamış üç dağ parçası. Burçlardan, tepelerden, minarelerden Kirve, hısım, dağların çocukları Fransız Kuşatmasına karşı koyanda Bıyıkları yeni terlemiş daha Benim küçük dayım Nazif Yakışıklı, Hafif, İyi süvari Vurun kardaş demiş Namus günüdür Ve şaha kaldırmış atını. Kirvem hallarımı aynı böyle yaz Rivayet sanılır belki Gül memeler değil Domdom kurşunu Paramparça ağzımdaki... __________________
Kendi ülkesinde bir mülteci.... |
|
| #10 | ||
![]() Giriş Tarihi: May 2006 Ülke / Şehir: Vatansız yerden
Mesajlar: 924
| Alıntı:
Kendime hep şu soruyu sordum ''insanlarımız neden bu kadar duyarsız''..Doğrusus hiçbir mantıklı cevap bulamadım..Ölenler artıkça mı dur diyecekler..Ama yok işte susuyorlar..Ve hep susacaklar işte.. __________________
Kendi ülkesinde bir mülteci.... | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|