| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Ermeni soykırımı iddiası/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Dünya'daki gelişmeler, Dış ilişkiler, Avrupa Birliği |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Mesajlar: n/a
| Ermeni soykırımı iddiası Ermeni soykırımı iddiası Ermenilerce I. Dünya savaşı yıllarında yapıldığı iddia edilen bir soykırım aldı başını gidiyor. Öyle ki; A.B.D başta olmak üzere Avrupa Birliği ülkeleri tarafından da desteklenmekte, hatta kimi Avrupa ülkelerinde resmen kabul edilmektedir. Amaç nedir? Amaç; önce sözde soykırımı kabul ettirip, sonra sıra ile soykırıma uğrayanların tazminatlarının istenmesi ve nihayetinde Türkiye'den toprak talebidir. Soykırım gerçekten olmuşmudur? Osmanlı arşivleri onlarca yıldır tüm araştırmacılara, yazarlara, gazetecilere ve tarihçilere açıktır. Bu güne kadar soykırımı destekleyecek tek bir şey bile bulamamışlardır. Tersine yapılan araştırmalar ermenilerin değil, Türklerin soykırıma uğradığını göstermektedir. Kısaca özetlersem; Doğu Anadolu'da ve Azerbaycan'da ermenilerce soykırım yapılmıştır. Rusya'nın desteğiyle şımaran ermeniler Doğu Anadolu'da ve Azerbaycan'da katliamlara başlamıştır. Büyük ermenistan hülyaları ile burada yaşayan Türkleri acımasızca katletmişlerdir. Yaşanan büyük Türk soykırımına engel olmak isteyen Osmanlı Devleti, Doğu Anadolu'da yaşayan ermenileri güney bölgelere göçe mecbur bırakmıştır. Savaşın içinde olan ve güçsüz düşen Osmanlı Devleti çok uygun olmayan şartlarda göç etmek zorunda kalan bir kısım ermeninin açlık ve hastalıktan ölmesine dolaylı olarak sebep olmuştur. Fakat burada soykırım kesinlikle söz konusu değildir. Hatta ermenilerin göç sırasında ölmesine sebep olduğu, gerekli tedbirleri almadığı gerekçesi ile bir çok devlet görevlisi yargılanmış ve bir kısmı mahkum edilmiştir. Sırf ermenilere hoş görünmek için, İttihat ve Terakki hükümeti tarafından Yozgat Boğazlıyan Kaymakamının ermenilerin göçü sırasında gerekli tedbirleri almadığı ve ölüme sebep verdiği gerekçesi - ile suçsuz olduğu halde - idam edilmesi içler acısı bir olaydır. Ayrıca Doğu Anadolu'da ve Azerbaycan'da topraklarını, namuslarını, canlarını korumak için eline silah alan ve ermenileri öldüren Türkler soykırım yapmamış, aksine kendilerine yapılan soykırıma karşı bir nefsi müdafa yapmışlardır. Burada ermeniler bir maşa olarak kullanılmaktadırlar. Türkleri ve Türkiye'yi zayıflatmak hatta yok etmek isteyen batılı devletlerin maşası durumundadırlar. Göç sırasında ölen ermeniler bahane edilerek sözde bir soykırım iddia edilmiş ve 90 yıldır bir nakış gibi ince ince işlenerek günümüzdeki haline getirilmiştir. Oysa tarihe bakan asıl soykırımın Türklere yapıldığını ve yapılmakta olduğunu rahatlıkla görebilir. Balkan savaşları sırasında bulgarların - ki kendileri de aslında Türkliklerini unutmuş Türklerdir - Balkanlar'da ve Trakya'da yaptıkları vahşet ve soykırım. Birinci Dünya Savaşı sırasında rumların Karadeniz Bölgesi'nde yaptıkları vahşet ve soykırım. Yine Birinci Dünya Savaşı sırasında rusların Doğu Anadolu'da, Azerbaycan'da, Kırım'da, Türkistan'da, Türkmenistan'da, Özbekistan'da vb. yaptığı vahşet ve soykırım. Kurtuluş savaşı sırasında yunanlıların Ege bölgesinde yaptığı vahşet ve soykırım. Yunanistan'ın orada yaşayan Türklere yaptığı vahşet ve soykırımlar. Bulgarların orada yaşayan Türklere yaptığı vahşet ve soykırımlar. Öyle ki vahşet ve soykırımlar yetmediği gibi, Türklerin adlarını değiştirmişler, dillerini değiştirmişlerdir. Saddam'ın Kuzey Irak'ta yaptığı soykırım. Sovyetler Birliği'nin Türk devletlerinde yaptığı soykırım. Türklerin adları, soyadları zorla değiştirldiği gibi, nükleer bomba denemeleri Türklerin yaşadığı bölgelerde yapılarak sadece şimdiki değil, gelecek nesillerinde katledilmeleri sağlanmıştır. Yine sovyetlerin Çeçen Türklerine hala yapmakta olduğu soykırım. Çin'in Türkmenistan'da yaptığı soykırım. Görüldüğü gibi asıl soykırıma uğrayan ve yok edilmek istenen Türklerdir. Neden tüm Dünya el birliği yapmışçasına Türkleri katletmektedirler? Bunun bir çok sebebi vardır. Ama asıl ana sebep Türklerin asil bir millet olmasıdır. Buradan faşist (ırkçı) bir insan olduğum zannedilmesin. Öncelikle bir müslüman olarak dinim ırkçılığı yasakladığı için, sonrasında zaten benim Dünya görüşüme ve mantığıma uymadığı için faşist değilim. Her insanın olması gerektiği gibi milletini seven bir insanım. Konumuza dönersek; Türkler tarihte hep uygarlıklar kuran bir millettir. Bilinen tarihte artık kesin olarak anlaşılmıştır ki; Berring boğazından Amerika kıtasına geçen asyalı kavim Türklerdir. Yani A.B.D.'nin katlettiği ve soykırım yaptığı Kızılderililer de Türklerdir. Tarihte bilinen bir çok ilke imza atan Sümerler de Türklerdir. Hala onların icat ettiği bir çok şeyi kullanmaktayız. Örnek olarak; dairenin 360 derece olmasını, matematikte "0" sıfır sayısını ve daha bir çok şeyi kullanmaktayız. Asya'da, Afrika'da ve Avrupa'da bir çok devlet ve imparatorluk kuran Türk milletidir. Hititlerin (Etilerin) Asurların vb. Türk oldukları de artık bilinen bir gerçektir. Ama Türklere asıl düşman olmalarının sebebi İslam dininin bayraktarlığını yaparak bir Dünya dini olmasına vesile olmalarıdır. Yazı burada bitmiyor... Bu günden sonra neler yapılmalıdır onları inceleyecek ve tartışacağız. Sizlerde fikirlerinizi bizimle paylaşırsanız seviniriz. Saygılarımla, |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2005 Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 692
| Halaçoğlu'ndan müthiş iddialar Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Ermenilerin soykırım iddialarına karşı Osmanlı Devleti'nin Suriye sürgünü Ermenilere yönelik şok kararı açıkladı. 05 Haziran 2005 00:05 Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Osmanlı Devleti'nin, 1. Dünya Savaşı sırasında Suriye'ye sürgün ettiği Ermenilerin mallarının korunması ve gittikleri yerlerde ziraat yapmaları için arazi tahsis edilmesi yönünde karar aldığını belirterek, ''Bir devlet, katledeceği insanlar için böyle tedbir almaz'' dedi. Halaçoğlu, Türk Eğitim-Sen Kayseri 2 Nolu Şubesi tarafından düzenlenen ''Sözde Ermeni Soykırımı ve Gerçekler'' konulu konferansta, Osmanlı döneminde Ermenilerin devlette önemli görevlere getirildiğini ve orduda da 50 bin silahlı Ermeni askeri bulunduğunu kaydetti. Halaçoğlu, şöyle konuştu: ''Osmanlı arşivlerine göre 1914 yılında Ermeni nüfusunun 1 milyon 296 bin olduğu belirtiliyor. Bazı yabancı belgelerde de 1 milyon 600 bin civarında olduğu yazılı. 1.5 milyon Ermeni'nin katledildiği iddia ediliyor. Osmanlı Devleti, Kafkas Savaşı sırasında, Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki bazı şehirlerdeki 438 bin Ermeniyi Suriye bölgesine sürgün etmiştir. Bunlardan 382 bini yerine ulaşmış, 52 bin civarındaki Ermeni ise hastalık ve çeşitli nedenlerle yolda ölmüştür. Bu arada Osmanlı, sürgün ettiği Ermenilerin mallarının korunması, yolda can ve mal güvenliklerinin sağlanması, gittikleri yerlerde ziraat yapmaları için arazi verilmesi yönünde karar almıştır. Bir devlet, yok etmek istediği insanlar için böyle bir tedbir almaz.'' Suriye bölgesine sürgün edilen Ermenilere yabancı yardım kuruluşları kanalıyla yardım edildiğini bildiren Halaçoğlu, ''Siz yok etmeyi düşündüğünüz bir topluma, yabancı yardım kuruluşlarını kamplara sokar mısınız? Çünkü, Suriye Osmanlı topraklarıydı. 1918 yılında Çukurova'ya 218 bin Ermeni getirilmiştir. Ölmüşlerse nereden geldiler?'' diye konuştu. -''ERMENİLER, 530 BİN MÜSLÜMANI KATLETTİ''- Kars, Van, Erzurum ve Iğdır bölgelerinde Müslümanların Ermeniler tarafından katledildiğini, bu katliamlar sırasında 530 bin Müslümanın yaşamını yitirdiğinin belgelerle tespit edildiğine dikkat çeken Halaçoğlu, şunları kaydetti: ''Bunların hesabını kim verecek... Kafkasya'dan sürgün edilen 702 bin Müslümanın, Türkün, Balkanlar'dan sürgün edilen ve bunlardan 1.5 milyonu yollarda ölen 5.5 milyondan fazla kişinin hesabını kim verecek?... Dünya bunlardan hiç ses etmiyor. Ama tarih gösteriyor.'' -SOYKIRIM KARARI ALAN PARLAMENTOLARI...- Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Halaçoğlu, bir vatandaşın Yabancıların Türkiye'de toprak alımları' ile ilgili sorusunu, ''Toprak alımı çok dikkatlice takip edilmesi gereken bir konu. Toprak alımları daha çok, Şanlıurfa, Hatay ve Antalya bölgesinde görülüyor. Antalya bölgesinde alınanlar genellikle tatil amaçlı görülüyor, ama koloniler meydana geliyor'' şeklinde yanıtladı. Halaçoğlu, sözde soykırımla ilgili karar alan parlamentolar yönündeki soruya karşılık olarak da şöyle dedi: ''Soykırım kararı alan parlamentoların ellerinde belge de yok, uluslararası mahkeme kararı da yok. Bu parlamentolar neye dayandığını Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosu ve Dışişleri Bakanlığı sorduğu zaman o parlamento şaşırır. Cevap veremediği takdirde Türkiye AİHM'ye başvurabilir. Soykırımın tanımı içerisinde (bedenen ve ruhen baskı yapmak ve zarar vermek) var. Sırbistan'da Boşnaklara karşı soykırımı halk değil yöneticiler yaptı, o nedenle de yargılanıyor. 1915 de soykırım olarak kabul edilse, bunu Türk halkı mı yaptı? Hangi hakla benim çocuklarımı, torunlarımı insanlarımı bu baskı altına alabilirsiniz. Bu bir insan hakları ihlalidir. Bunu sorduğumuz zaman hepsi çorap söküğü gibi çözülür.'' Birleşmiş Milletler nezrinde bir tarih komisyonu kurulmasını önerdiğini hatırlatan Halaçoğlu, şöyle devam etti: ''Benim önerim karşısında Diaspora endişe etti, blöf yaptığımı söylediler. Başbakan Erdoğan tarihçilerin birlikte araştırma yapmasını önerdi. Bir gün sonra reddettiler. Bunu Fransa da İngiltere de ABD de kabul etmez. Çünkü kendi foyaları ortaya çıkacak. Aynı şeyi parlamentolara uyguladığın zaman onlar da vazgeçer. Biz doğruyuz, güçlüyüz. Elimizde tarihi belgeler var.'' ''Neden hep Ermeniler soykırım iddiasında bulunuyor. Biz neden bulunmuyoruz, bunun ekonomik zayıflıkla ilgisi var mı?'' sorusu üzerine Halaçoğlu, şu yanıtı verdi: ''Osmanlı Devleti, 1915 yılında katliam olduğu iddialarına karşı İspanya, Hollanda, Danimarka ve İsveç'e nota verdi. Bu konuyu araştırmalarını istedi. Bu devletler reddettiler. Ondan sonra Osmanlı Devleti çöktü. Mustafa Kemal Atatürk zamanında da ne Avrupalılar ne Ermeniler böyle bir şey söylemeye cesaret edemedi. 1965'ten sonra Ermeni Diasporası kuruldu ve bu hareketler o tarihlerde başladı. Bizim Dışişleri görevlilerimiz katledildi. Ondan sonra Türkiye ancak konuyla karşı karşıya geldi. Ama bir ülkeye baskı yapılıyorsa bilin ki o ülkede ya ekonomik güç yoktur ya siyasi istikrar yoktur. Toplum içerisinde güç varsa, devletler, hükümetler ondan güç alır. Dış politikalarında da o güçle rahat hareket eder. Onun için yurtdışından kimse size düşmanlık gösteremez.'' AA Kaynak: http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=95554 |
|
| #3 | |
Mesajlar: n/a
| Sayın aardvark, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak, hükümet olarak ve halk olarak neler yapılmalıdır? Yapılmış olanlar var mıdır? Yapılanlar doğrumudur? |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2005 Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 692
| Bence Sayın Halaçoğlu'nun dedikleri yapılmalıdır. Yani bu kararları alan ülkelere karşı etkin bir politika izlenmelidir. Bu ülkelere bu kararların neye dayanılarak alındığı sorulmalıdır. Gerekirse diplomatik ilişkiler bir alt düzeye indirilmelidir. Ayrıca bu konuda ciddi çalışmalar yapıldığı takdirde en azından bazı ülkelerde bu karar kaldırılabilir diye düşünüyorum, örneğin Polonya ve Rusya'da. Bunlardan sonuç alınamadığı takdirde Ermenistan'ın Türkiye üzerindeki hava sahası kapatılmalı; Gürcistan, İran ve Azerbaycan'la ortak hareket edilerek Ermenistan'a hareket alanı bırakılmamalıdır. Tabii bu konuda batıdan şüphesiz bazı tepkiler gelecektir, ancak bunları kaale almamak gerekir. Son olarak da konuyla birebir ilgisi olmasa da şunu belirtmek isterim: Şu anda Avrupa Birliği üye ülkeleri içinde 5 milyon Türk yaşamakta. Bu vatandaşlarımızın da sadece bu konuda değil diğer konularda da lobi yapmasına imkan tanımalıyız. Onları bu ülkelerin vatandaşlıklarına geçme konusunda ikna etmeliyiz; yurda kesin dönüş yaptıkları takdirde de kendilerine hemen yeniden TC vatandaşlığına dönüş hakkı sağlamalıyız sorgusuz, sualsiz, bürokrasisiz. Ancak Sayın Halaçoğlu'nun son paragrafta söyledikleri de çok önemli. Ekonomik gücünüz yoksa böyle durumlarla karşı karşıya kalmak mümkün oluyor maalesef. |
|
| #5 | |
Mesajlar: n/a
| MİLLETLER NEZDİNDE YAPILMASI GEREKENLER: 1 - Suriye'ye baskı yaparak işgal ettiği topraklardan nasıl çıkardılarsa, ermenilerde Azerbaycan topraklarından aynı şekilde çıkarılmalıdır. 2 - T.B.M.M. ermeniler tarafından yapılan - hatta gerekirse diğer ülkelerce yapılan - Türk soykırımını kınama kararı almalı, belli bir tarihi Türk soykırımını tel'in günü ilan etmelidir. 3 - Ermenistana giden uçaklara hava yolunu, gemilere boğazları kapatmalıdır. 4 - Ermenilerin iddialarını ispat etmeleri için belirli bir süre verilmeli, ispat edemezse tazminat davası açılacağı bildirilmelidir. 5 - Avrupa Birliği üyelerinden - özellikle Fransa'dan - ya ermeni soykırım kararını kaldırmaları, ya da iddialarını ispat etmeleri istenmeli, bunlar yapılmazsa tazminat davası açılmalıdır. 6 - Türkiye isteden ermenistan diye bir devletin yaşayamayacağı, istediğimiz an en kısa sürede bu ülkeyi ekonomik ve siyasi alanda yapılacak girişimlerle yok edebileceğimiz onlara anlatılmalı, başka ülkelerin maşası olmaktan vazgeçerlerse Dünya'ya açılma konusunda her türlü yardımı yapacağımız taahhüt edilmelidir. 7 - Avrupa Birliği'ne önümüzdeki tek seçenek olmadıkları, daha kendi iç problemlerini çözemeyen bir topluluğun çözüm olmaktan uzak olduğu bildirilmelidir. 8 - Birleşmiş milletler nezdinde harekete geçilerek, Türk soykırımını kınama (tel'in) kararı çıkartılmalıdır. 9 - Bu kararlarda samimi ve ısrarcı olunmalı, kesinlikle geri adım atılmamalıdır. 10 - Ermenistan'ın Türkiye sınırına yakın olan nükleer enerji santralinin kapatılması istenmelidir. Bu santral devamlı arıza yapan tehlikeli bir santraldir. Bir kaza durumunda Doğu Anadolu bölgesi'ni etkileyeceği bilinmektedir. ÜLKE İÇİNDE YAPILMASI GEREKENLER: 1 - Halk, sabrının bir yere kadar olduğunu ve artık harekete geçilmezse telafisi mümkün olmayan şeyler olabileceğini demokratik kanallarla hükümete bildirmelidir. 2 - Sivil toplum örgütleri bu konuda halka öncülük yapmalı sonuç alınmadan vazgeçilmemelidir. Bana göre ilk aklıma gelen çözümler bunlar. |
|
| #6 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,604
| __________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|