"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Kuvayi Milliye, Kurtuluş Savaşı Ve Emperyalizm/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye gündemi, sorunları ve düşünceler |
| Anket Sonuçlarını Göster: Kurtuluş Savaşı'nda Kemalist Mücadelenin Pozisyonu? | |||
| Kurtuluş Savaşı Hem Emperyalist Düşmana Hem Emperyalizme karşı bir savaştır. | 19 | 67.86% | |
| Kurtuluş Savaşı Emperyalist Düşmana karşıdır, ama Kapitalizm ve Emperyalizmle bir derdi yoktur. | 6 | 21.43% | |
| Ne Emperyalist DÜşmana, Ne de Emperyalizme karşı değildir. | 2 | 7.14% | |
| Diğer | 1 | 3.57% | |
| Oy Verenler: 28. Bu ankete oy veremezsiniz | |||
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,606
| Kurtuluş Savaşı emperyalist düşmana olmakla beraber emperyalizme(doğrudan kapitalizme yani) karşı bir savaş mıdır? Yoksa, sadece emperyalist düşmana karşı bir savaş olup, devleti kapitalist-emperyalist başka bir güç olarak çıkarma amacı mı güder? Şunu hatırlatmayı önemli görüyorum. Burada bahsedilen mücadeleci kesim Kemalist kadroların mücadelesidir. Halk direnişçisi Sosyalistlerin ya da diğer kesimlerin direniş mücadelesini ayrı tutuyorum. Ve "Ne Emperyalist DÜşmana, Ne de Emperyalizme karşı değildir." şıkkında cümleyi kurarken hata yapmıştım.. "Karşı değildir" yerine "karşıdır" olacak. __________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. küçükkarabalık Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 15-07-06 17:16 . |
|
| #2 | |
Admin ![]() Giriş Tarihi: Jun 2005
Mesajlar: 4,538
| Kurtuluş Savaşı düşman ülkelerin niteliği ve niyetleri sebebiyle emperyalizme karşı savaş niteliğiyle ortaya çıkmış,savaş sırasında emperyalistler arasındaki birlik bütünlüğünü yitirdikten sonra emperyalist düşmana karşı bir savaş niteliğini almıştır. Savaşın nihayetlenmesinden günümüze kadar geçen zaman göstermiştir ki emperyalizme karşı olmayıp ülkeye mevcut düzende yer bulma asıl amaç olmuştur . Tüm bunlara karşın Kurtuluş Savaşının anti-emperyalist tavrı göz ardı edilmemelidir. |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 95
| Emperyalist düşmanada emperyalizmede karşıdır.Çünkü onuruyla bu savaşı kazanan türkiye halkı diğer mazlum milletlerin bağımsızlık yolunda ilham kaynağı olmuştur dolayısıyla bu yönüyle evrensel bir nitelik de taşımaktadır.Örneğin latin amerikadaki gerillalar önceleri ceplerinde m.kemal resimleri taşırken daha sonra ernesto che guevara posterleriyle ulusal kurtuluşları yönünde büyük bir mücadele vermişlerdir.. Saygılarımla.. |
|
| #4 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Dec 2005
Mesajlar: 1,511
| Hem emperyalizme hem de emperyalist düşmana karşıdır.Hatta emperyalizme karşı verilmiş en büyük savaştır. |
|
| #5 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 147
| Kurtuluş Savaşının ulus devletin inşasındaki rolü göz önüne alındığında emperyalizme karşı bir mücadele olmadığı da görülecektir.Nitekim tarihsel süreç de bunu haklı çıkartmıştır. Saldıranların niteliği ve amaçları düşünülürse emperyalist düşmana karşı yapılan bir mücadele olarak kabul edilebilir. Ancak ulus devletin yaratımında bir savaşa da ihtiyaç duyulacağı gerçeği düşünülürse kabul edilmeyebilir de. |
|
| #6 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: Antalya
Mesajlar: 691
| Kapitalist dinamiğin gelişmediği, feodalite ve köylülüğün daha belirgin olduğu sömürge ve yarı-sömürge ülkelerde de anti-emperyalist ulusal kurtuluş devrimleri başarılmıştır. Vietnam ve Küba bunun örnekleridir. Bolivya ve Venezuella'da da üretim süreci ve işçi sınıfı İngiltere ya da ABD'den daha ileri değildir. Ancak Kızılderili yarı-feodal köylü halkalrın da kapitalist cehennemi sonsuza kadar yaşamadan özgürleşme hakkı vardır. Dünya ölçeğinde bütün sömürge ve yarı-sömürge 3.dünya ülkelerinde devrimin objektif (nesnel) koşulları vardır. Öznel (subjektif) koşuların da tamamlandığı yani anti-emperyalist, anti-kapitalist-anti oligarşik-antifaşist mücadelenin örgütlenmesi, halkın devrimci parti ve cephelerinin öncülüğünde mücadeleyi yükseltmesi öznel koşullarında tamamlanmasıdır. İlki tarihsel, sosyolojik ve ekonomik koşulların, ikincisi politik koşulların devrimiçin uygun olmasını gerektirir. Irak'taki direnişçiler ABD, İngiltere ve müttefiklerini yenilgiye uğratsa acaba bu daha sonraki bağımsızlığın bir garantisini verir mi? Ya da İran'da İslami devrim? anti-emperyalist görünümüne karşı İran halkının bağımsız, özgür ve eşitlik içinde yaşayan bir toplum olmasını sağlamışmıdır? Marksiszm bir doğma değildir. Doğmatik kalsaydı, ilk işçi devrimi Rusya'da değil, İngiltere ya da Almanya'da olurdu. Ve Vietnam, Küba ya da Çin'de ulusal kurtuluş savaşları, demokratik devrim ve sosyalizmin inşasına dönüşmezdi. Bir ülkede devrimci krizin sosyalist ideolojiyi taşıyan unsurların öncülüğünde halkı iktidara getirmesi başkadır, halk demokrasisi ve sosyalist inşaayı başarabilmek farklı bir olgudur. Rusya, Çin, Vietnam ya da Küba'daki tarihsel sürecin ve koşulların farklılığından kaynaklı farklı süreçleri yaşamış olması bu ülkelerdeki mücadelenin devrim olmadığının da kanıtı değildir, bu ülkelrin sosyalist inşayı sonuna kadar götürebileceğinin de garantisi değildir. Asıl olan üretim araçları mülkiyetininkimin elinde olduğu, üst yapıda egemen olan ideolojinin hangi sınıfa ait olduğudur. Buradan anlaşılabileceği gibi ülkede var olan sistemin adı demokrasi olsa bile kim için demokrasi, hangi sınıf için demokrasisorularının her zaman sorulacağı da açıktır. Üretim ilişkilerine tekabül eden toplumsal hiyerarşiyi, egemen sınıfı, iktidarı, devleti, iktidarı, üretimin sınıfsal niteliğini kavramadan nesnel koşulları yorumlamak ancak yanılgıya neden olur... Sosyalizmi kavramanın temel koşulu bunları kavramak, sonutu tahlil etmek ve ondan sonra doğru sosyalist tavrı ortaya koymaktır. Sosyalizm doğma değildir, bize yaşamı kavrayacak anahtarları verir, biz yaşamı tahlil ederiz.. Emperyalizme karşı bir savaşı başarmış olmak, bağımsızlığın garantisi değildir.... Ülkelerdeki üretim ilişkilerinin emperyalizmle ve sınıflarla ilişkileri herşeyi net olarak ortaya koyar. Devrimci sosyalistlerin görevi sömürücüye arka çıkmak, onun araçlarını, savaşlarını desteklemek değildir...Söyleme ya da biçime değil, sınıfsal duruşa bakarız.. Saygılarımla ilkiz Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 04-02-07 19:08 . |
|
| #7 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 3,205
| Alıntı:
Neyazıkki Kurtuluş svaşından tek sözcük etmemişsiniz.Bu konuyu buraya değilde, sosyalist devrimin nasıl olacağı konusunda yazsanız daha iyi otururdu bence ![]() Emperyalizme istiklal savaşında attığımız tokadı, şimdiye kadar kimse atamamıştır. saygılarımla | |
|
| #8 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: Antalya
Mesajlar: 691
| Sayın Mk-Devrim; Benim yazım Sn.Gılgamış'ın silinen yazısına bir cevaptı aslında..Çünkü halk kurtuluş savaşı ile işçi sınıfının varlığı arasında yanlış bir ilişkilenme kurulmuştu.. Ancak o yazı silindiği için yazımın neye cevap olduğu biraz anlaşılmaz olmuş... Elbette Ulusal Kurtuluşu savaşı emperyalizme karşı verilmiş bir savaştır bu nedenle Sovyetler Birliği tarafından da destek görmüştür. Yani sosyalistler olarak bizim için ulusal kurtuluş savaşı emperyalizme karşı verilmiş bir savaştır. Ancak anti-emperyalist duruş ve bağımsızlık farklı birşeydir. Ulusal kurtuluş savaşının hedefi öncelikle ülkeyi düşman işgalinden kurtarmaktı.. Cumhuriyet hükümetinin bir çok yaptırımı bağımsızlığı hedefliyor gözükse de, muassır medeniyetler olarak hedef alınan yer emperyalist-kapitalist dünya idi.. Öncelikle yabancı güçlerle kısıtlı ilişkiler içinde inşa edilen devletçilik, aslında devlet kapitalizmi idi.. Devletin sosyal niteliği, öncelikle devlet ve rejim eliyle ulusun yaratılmasını amaçlıyordu. Ulusalkurtuluş savaşının sosyalist Sovyetler tarafından desteklenmesine karşı, bağımsızlığı ve devleti olmayan Kürtler adına hareket ettiğini söyleyen Kürdistan Teali Cemiyeti etrafındaki bazı Kürtçüler, ne Sovyetler ne de 'komintern' tarafından desteklenmemişlerdi. Neden ?çünkü İngiliz desteğine bel bağlayan, Kürt halkından kopuk bir hareketti.. Bir halkın, emperyalizme karşı ulusal kurtuluş savaşı vermesi başka birşeydir, işbirlikçilerin önderliğinde emperyalist güdümünde devlet kurmak istemek farklı birşeydir. Tıpkı şimdiki Güney Kürdistan'daki federe devlet oluşumunun devletleşmesi gibi... Bir halkın kendi kaderini tayin etme hakkına saygı duymak ile emperyalist güdümünde bir devletleşmeyi desteklemek değildir. Halkın kendi kaderini tayin edeceği koşullar, sömürgeciliğe karşı gerçek bir ulusalkurtuluş savaşı ve bağımsızlık hedefliyorsa sosyalistler bunu destekler, Oysa emperyalist güdümündeki hiçbir hareketin bağımsızlığı hedeflemesi ya da bağımsız oluşu mümkün değildir. Örneğin Afrika'da son 50 yılda ayrı devlet ve bayrağı olan 50 ülke ortaya çıktı. Sömürgeciler Afrika'dan elini eteğini çekti mi? Hayır. Demek ki devlet kurmuş olmak adı Cumhuriyet bile olsa bağımsızlık için bir kriter değildir. Bağımsızlık, ekonomik, demokratik ve siyasi olarak halkın kendi kendisini yönettiği, başkalarını kendi iç işlerine karıştırmadığı koşulları da gerektirir. Üstelik başkalarını sömüren bir ülkenin insanları da bizce özgür değildir. Asıl tartışılması gereken çok partili döneme geçilirken, 1947'den itibaren ülkenin yeniden emperyalizme teslim edilmesidir...Oralara gelince tartışma merak etmeyin çok ciddi katkılar sunarak, düşüncelerimi arkadaşlarımla paylaşacağım.. Saygılarımla ilkiz Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 05-02-07 04:26 . |
|
| #9 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 1,014
| Anadolu'da verilen Ulusal Kurtuluş Mücadelesi, antiemperyalist bir mücadeledir ve savaşın kendisi de antiemperyalist bir savaştır. Mücadele ve savaşı pek çok arkadaşım ayırmamış. Salt savaş incelenerek varılan sonuçlar da bu nedenle ve çoğunlukla hamasete teslim edilir. Savaş sona ermiş ve kazanımlarının da satışına; l950 sonrasının iktidarları eliyle hemen başlanmıştır. Ayrımsız tüm gelen iktidarlar, o kazanımlar üstünde debelenip, kirli çıkar ve paralar, mevki ve kişisel ikballeri için satışı gönüllü yapagelmişlerdir. Mücadeleden de elde kalanların çok fazla olduğunu söyleyemiyorum. Hele de "Milletçilik" ile "Milliyetçilik"i birbirine karıştıranların hali-pürmelaline bakınca! Bağımsızlık kavramının bile ikame malzemesi yapıldığı bir ülkenin, bir toplumsal mücadelenin ev sahibi olduğunu iddia etmek oldukça zor değil mi!... |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|