| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Ustaların şiir, roman gibi edebi eserleri |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 101
| Malazgirt denildiğinde dudaklarımızdan şu dörtlük dökülüverir... "Aylardan Ağustos, günlerden Cuma Gün doğmadan evvel İklim-i Rum'a Bozkurtlar ordusu geçti hücuma Yeni bir şevk ile gürledi gökle Ya Allah Bismillah Allahüekber" Bu mısraların sahibi Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu. Kalemini dava mürekkebiyle dolduran bir destan şairi. Yüreği vatan diye çarpan bir dava eri. Türk Milletine aşık, bir memleket sevdalısı... Elazığ'ın Ağın ilçesinde dünyaya geldi. Çok küçük yaşlardan itibaren şiir yazmaya başladı ve son nefesine kadar memleket aşığı, destan şairi ve gençlerin gözünde bir fikir babası olarak mücadele etti. Türk gençlerini gafletten ve dalaletten uzak tutma çabasını, onun mısralarında hissettik. Yüce Türk Milleti'ni sevmek ne zor işmiş; onun mısralarında öğrendik. Batı denilenin ne olduğunu bize o gösterdi. Ne diyordu destan şairimiz, batıya meydan okuduğu şu mısralarda: "Ey içi boş dışı süslü Eli kirli yüzü paslı Yetişsin Asım'ın nesli Etsin sana dar meydanı" Gençlik; bir umuttur Niyazi Yıldırım için. Hergün benliğinden ve aslından kopan insanların varlığına daha çok rastladığımız günlerde, gençliği Türk Milleti'nin aydınlık geleceği olarak görmüş ve onlara tarihi, ecdadı ve Türklük şuurunu mısralarıyla öğretmiştir. "Er odur ki: Ün salası; Kına girmeye palası. Oğul hey!... Bozkurt balası Büyütülmez dadı ile." İmanı bütün bir insandı. Ağustos ayını çok severdi. Malazgirt Destanı'nda "aylardan Ağustos, günlerden Cuma" diyordu ve Allah, bu büyük şairi bir Ağustos ayının Cuma günü yanına çağırdı. Kendi ölümünü kendi elleriyle yazdırmıştır Cenab-ı Hak, bu büyük şaire. Dava adamıydı. Hepimizin büyük arzusu olan, bütün Türklerin bir çatı altında toplanması ülküsüne, Turan birliğine, gönülden inanırdı ve inandırırdı. Türk-İslam Davasının bir edebiyat kalesiydi. Milletimizin birliği ve dirliği için mücadele etmişti. Ayrım yapmak, milleti şucu bucu diye parça parça bölmek onun işi değildi. Birleştirici, bütünleyici bir özelliği vardı. Alevisiyle, sünnisiyle, Kürt'ü Laz'ı Çerkez'i ile Türk Milleti'nin parçalanamaz bir bütün olduğunu mısralarında gördük ve idrak ettik. "Ta ezelden hür milletiz, Soyu-sopu gür milletiz, Kandan, candan bir milletiz, Bir temel, bir duvar, bir taş Alevî, Sünnî, Kızılbaş!" Bu kutsal davanın önüne çıkan hiçbir engel Türk Milleti için umutsuzluk kapısı değildir. Esen rüzgarların gücü ancak küçük ateşleri söndürmeye yeter. Büyük ateşler ise rüzgar vurdukça parlayacak, dünya döndükçe var olacaktır. İnandığı ve gönül verdiği değerleri, Türk gençliği, en üst noktalara taşımak için hiçbir mücadeleden ve engebeden kaçmayacaktır. Ruhu şad, gönlü rahat, mekanı cennet olsun... Allaha emanet olunuz... __________________
Gel Ey Muhammed; bahardır... Dudaklar ardında saklı aminlerimiz vardır.. Hac'dan döner gibi gel, Miraç'tan iner gibi gel.. Bekliyoruz..yıllardır... |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|