Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > Siyaset > Siyasi İdeolojiler

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Komünizm

/

konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Tüm siyasal ideolojilerin özgürce incelenip tartışılabileceği bölüm.


Cevapla
 
Konu Araçları
Eski23-07-06, 16:46  #1
otantik
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 3
Komünizm



Özel mülkiyetin kaldırılmasına ve servetin ihtiyaçlara göre paylaştırılmasına dayalı toplumsal düzen ya da siyasal sistem. Önceleri ütopik bir kavram iken Marx ve Engels'in birlikte oluşturdukları bu dünya görüşü için tarafından yeniden yorumlanarak siyasal bir program haline getirildi. Bu nedenle Marksizm ya da Marksizm Leninizm de denilen Komünizm giderek Marksist-Leninist ilkelerden hareketle komünist bir toplum oluşturmayı amaçlayan tüm siyasal hareketleri de belirtmektedir.
Batı düşüncesinde komünist düşüncenin kökleri çok eskilere uzanır. Üretim araçlarının toplumun mülkiyetinde olduğu, sınıfların ve devletin tümüyle ortadan kalktığı bir toplum ütopyası eski zamanlardan beri insanları etkilemiştir. Eski çağlarda bazı dini grupların oluşturdukları komünist topluluklar olduğu bilinmektedir. Thomas More ve Johan Andreae gibi ütopyacı yazarlarda da komünist bir toplum tasarısının izleri görülür. 19. yüzyılda ABD'de oluşturulan, İndiana'daki New Harmoni (Yeni Uyum- 1825) ve Massachusetts'teki Brook Çiftliği (1841-47) gibi kimi sınıfsız topluluklar ütopyacı amaçlar taşıyordu.
Komünizm, Karl Marx ve Frederich Engels'in 1847-48 yıllarında birlikte yazdıkları Komünist Manifesto ile yeni bir anlam kazandı. Maddecilik üzerine kurulu bir dünya görüşünü ve siyasal programın ilkelerini içeren yeni anlamıyla komünizmin temelini diyalektik ve tarihsel maddecilik anlayışı oluşturur. Diyalektik maddeciliğe göre evrenin özünü madde oluşturur. Evren öncesiz (ezeli) ve sonrasızdır (ebedi). Maddi dünyamız dışında başka bir dünya yoktur, olması da mümkün değildir. Evren dışında bir yaratıcı güç, Allah da yoktur. Evren ve insan Allah tarafından yaratılmamış, tersine Allah insanın bir yanılsamasının ürünü olarak varsaydığı bir varlıktır.
Maddi dünyaya egemen olan birtakım değişmez kanunlar vardır. Bunlar bağlılık, hareket, evrim ve çelişkidir. Evren özü bakımından bir birlik içinde bulunduğundan içerdiği tüm nesne ve olaylar da birbirine bağlıdır, yalnız başlarına açıklanmaları mümkün değildir. Bu bağlılık kanunu gereği olaylar karşılıklı bir etkileşim içindedirler. Evrendeki olaylar sürekli bir hareket ve evrim içindedirler. Bu hareket ve evrim, nesne ve olayların özünde varolan çelişkiden kaynaklanır. Çelişkiler sürekli bir çatışma doğurur bu da nesnelerin ve olayların hareketine ve evrimine neden olur. Başka bir deyişle tabiat ve tarihteki belirleyici süreçler kendi içlerindeki karşıtlık ilişkileri yoluyla oluşur. Bütün olaylar ancak bu maddi temelli ilişkilerle açıklanabilir.
Diyalektik maddeciliğin tarih alanına uygulanması demek olan tarihsel maddeciliğe göre insanın bilincini toplumsal varlık biçimi belirler. İnsanlar yaşamak için önce yiyecek, giyecek, konut ve benzerlerini üretmek, çoğaltmak zorundadırlar. Bu etkinliklerini belirli üretim araçları, teknik bilgiler, malzeme ve doğal kaynaklarla yürütürler. Bunlar toplumun emrindeki üretici güçleri oluştururlar. Üretim etkinliği toplumsal bir süreçtir ve belirli üretim ilişkileri içinde gerçekleştirilir. Üretici güçlerle üretim ilişkileri toplumun ekonomik temelini oluşturur. Bu ekonomik temel de siyasal, hukuksal ve ideolojik üstyapılar dizisini belirler.
Belli bir gelişme evresinde toplumun maddi üretici güçleri şimdiye kadar içinde işledikleri üretim ilişkileriyle çatışma içine girerler. Bu ilişkiler, üretici güçlerin gelişme biçimleri olmaktan çıkarak gelişmeyi önleyen engeller haline gelirler. İşte o zaman toplumsal bir devrim süreci başlar. Varlıkları eski üretim ilişkilerinin sürmesine bağlı olan sınıflar, özellikle devlet üzerindeki egemenlikleri sayesinde değişime karşı direnirler. Bu direnişin alt edilmesi için mücadelenin siyasal alana kaydırılması ve siyasal bir devrimin gerçekleştirilmesi gerekir. Siyasal devrimle üstyapıdaki değişimle önü açılan ekonomik temeldeki değişim tamamlanır.
İnsanlık tarihinin belli başlı dönemleri üretici güçlerin belli bir eşiğine bağlı olarak ortaya çıkan üretim tarzlarının ortaya çıkardığı üstyapılara göre adlandırılır. Buna göre insanlık tarihi beş temel aşamadan oluşmaktadır. Bunlar ilkel komünizm, köleci toplum, feodalizm, kapitalizm ve komünizm aşamalarıdır. Ne var ki kapitalizmin ortadan kalkmasından hemen sonra komünizm gerçekleşemez. Bu nedenle bir geçiş dönemi gereklidir. Bu geçiş dönemi sosyalizm dönemidir. Sosyalizm dönemi kapitalist sömürücü sınıfın ortadan kaldırılmasıyla başlar ve komünist toplumun üzerinde yükseleceği temeller atılır. Bu aşamada özellikle üretimin artırılması için çalışılır. Çünkü komünist aşamada uygulanacak olan "herkese ihtiyacına göre" kuralı ancak bolluk durumunda uygulanabilir.
Marksizm-Leninizm anlamında komünizm birer üstyapı kurumu olarak gördüğü din, ahlâk ve aile konularındaki görüşlerini de maddecilik anlayışı doğrultusunda belirler. Buna göre din, insanların hayatında egemen olan dış güçlerin vehme dayalı bir yansımasıdır. Kimi yeryüzü güçleri bu yansımada doğa üstü birtakım güçler halini alır. Kökeninde insanın doğayı ve doğaya egemen olan yasalar konusundaki bilgisizlik yatar. Bu özü nedeniyle din egemen sınıfların çıkarlarının korunmasında etkili bir rol oynar. Ekonomik temelin yansımasından başka birşey olmayan ahlâk kuralları da evrensel bir nitelik ve geçerlilik taşımaz. Kendini ortaya çıkaran temelle birlikte yok olmaya mahkumdur. Evlilik kurumu da tarihsel ve toplumsal şartların bir ürünüdür. Özel mülkiyetin ortadan kalktığı, çocukların bakımlarının ve eğitim giderlerinin toplumca karşılandığı komünist sistemde kadın ve erkeğin birbirine bağımlılığını gerektiren aile kurumu ortadan kalkacak, cinsler arası ilişki kişisel ve özel bir ilişki durumuna gelecektir.
Marx'ın (1883) ve Engels'in (1895) ölümünden sonra Komünizm II. Enternasyonel'e üye komünist partilerce savunuldu. Lenin'in önderliğindeki ihtilalle Rusya'da iktidara gelen komünizm (1917), Sovyetler Birliği'nin resmi ideolojisi durumuna geldi. Lenin'in ölümünden (1924) sonra komünizm Stalin tarafından yeni bir tanıma kavuşturuldu. Stalin, Sovyetler Birliği'ni hızlandırılmış bir sanayileşme ve zorla kollektivizasyon yoluna soktu. Bu politikaları yürütmek için tarihin tanık olduğu en acımasız bir zorbalığı temsil eden büyük ve merkezi bir devlet aygıtı kuruldu, parti içinde ve toplumda her türlü ve muhalif görüş kanlı biçimde bastırıldı. Katı merkezi planlamayla birlikte büyük ölçüde merkezi şiddet kullanıldı. Komünizmin ilk aşaması olarak sosyalizmin uzun süreliliği kabul edildi. Lenin'in bu dönem için öngördüğü proletarya diktatörlüğü bu uzun dönem boyunca uygulanan baskı ve zulmün gerekçesi ve yöntemi haline getirildi. Sovyetler Birliği dışındaki tüm komünist hareketler ve partiler sosyalist anavatanı koruma gerekçesiyle Sovyet politikasına bağımlı kılındı. Böylece komünizm ya da diğer adıyla Marksizm-Leninizm katı ve totaliter bir devlet doktrini durumuna getirilerek dogmatikleştirildi. Bu aşamadan sonra komünizm Sovyet Komünizmi ya da Komintern Komünizmi adı verilen özel biçimini aldı.
Sovyet Komünizmi II. Dünya Savaşı sonrasında Çin, Vietnam ve Küba gibi ülkelere ve Kızıl Ordu aracılığı ile Doğu Avrupa ülkelerine zorla yayıldı. Fakat bu arada Yugoslavya'da Tito (1892-1980), Çin'de Mao Zedong (1893-1976) komünizme Sovyetler Birliği modelinden farklı yorumlar getirdiler. Batı Avrupa ülkelerinde faaliyette bulunan komünist partileri ise Stalinist anlayıştan hızla uzaklaşarak daha çok kültürel alanda yoğunlaşan Batı Marksizmini oluşturdular. Bu oluşum 1970'lerde Avrupa Komünizmi olarak anıları yeni bir komünist anlayışın doğmasına neden oldu. Sovyet komünizmi ise Kruşçev ile başlayan "destalinizasyon" süreci sonunda 1985'te Gorbaçov ile yeni bir döneme girdi. Siyasette çoğullaşma, demokratikleşme ve parti tekelinin kırılması; ekonomide piyasaya daha çok yer veren bir planlama, hatta karma ekonomi denemeleri ile başlayan bu yeni Doğu Bloğu ülkeleri hızla bağımsızlıklarını kazanma ve kapitalistleşme sürecine girdiler.
Bir felsefe, bir dünya görüşü ve siyasal bir hareket olarak komünizm ile İslâm tam bir karşıtlık içindedir. Bu karşıtlığın temelinde evreni vareden yaratıcı güç konusundaki farklı inançları yatar. İslâm'a göre evreni ve insanı Allah yaratmıştır. Komünizm ise evreni ve insanı maddenin, Allah'ı da insanın yarattığını söyler. İslâm evrenin işleyiş yasalarını, insan ve toplum hayatını düzenleyen kuralları Allah'ın koyduğuna inanırken komünizm tüm olayların belirleyicisi olarak maddenin diyalektik yasalarını kabul eder. İslâm'a göre insan içinde ilâhî bir öz taşır ve dünyaya Allah'ın halifesi sıfatıyla, maddi dünyaya egemen olan ilâhi düzeni insan ve toplum hayatında da egemen kılma göreviyle gelmiştir. Komünizm ise insanın özünün madde olduğunu maddi çevrenin bir ürünü olarak var olduğunu ve maddenin diyalektik yasalarına uygun biçimde iradesizce hareket eden bir araç olduğunu savunur. Kısaca İslâm ve komünizm insanın önünde açılan ve ancak birinin inkarı ile diğerini kabul etmenin mümkün olabildiği iki karşıt yoldur. İkbal'in deyişiyle hem İslâm, hem de komünizm insandan sözeder ve onu kendine çağırır. Ama komünizm insanı Allah'tan toprağa çekmek için sancılanırken İslâm tersine topraktan Allah'a yükseltmek amacını güder.
1991 yılına girerken komünizmin düşünce ve devlet sistemi olarak iflas ettiği; buna öncülük eden Sovyetler Birliği tarafından pratiğiyle birlikte ilan edildi. İnsanlığa mutluluk getiremeyen bu ilkel düşünce bir yüz yıl dahi varlığını sürdüremeden sona erdi.
Ahmet ÖZALP
otantik is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski24-07-06, 12:07  #2
siyah
 
Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 33

sayin otantik siz zannediyor musunuz ki bu idoloji tamamen yok oldu??Siz heralde marxi tamamen okumamissiniz.Bi ``Das Kapital`` bir okuyun da öle konusun.Marx der ki ilk önce kapitalizm yasanacak sora sosyalizme gecilecek ve daha sonra komünizm olacak yani bi döngü bi evrim söz konusu burda.Daha zamani gelmedi kömünizmin.Bu insanin sosyal evrimini bagli.Elbet bi gün eger dünya yok olmazsa gelecek kömünüzm...
siyah is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski24-07-06, 22:37  #3
analiz
 
analiz'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jul 2006
Ülke / Şehir: Denizli
Mesajlar: 1,087

sn.siyaha katılıyorum marx ın komüzinme geçiş basamakları yavas yavas yerine gelecektir,kapitalizm yaşanacak ve dayanılmaz hale gelince sosyalizme geçiş olacaktır ardından komünizmin temelleri atılacak ve komüzime geçilecektir...marx ın basamakları bunu gerektirir...
analiz is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski29-07-06, 14:18  #4
Horozigo
 
Horozigo'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jul 2006
Ülke / Şehir: Denizli
Mesajlar: 499

sn. mr troublenın dedigi gibi bu zaman işi. Birseyide hatırlatayım kişiler ulkeler fani oluşumlardır bitebilirler ama dusunceler ideolojiler ölmez.

Saygılarımla...
Horozigo is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski23-08-06, 02:12  #5
suckel
Yazar Adayı
 
suckel'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 7

"öncelikle diyalektik felsefe her zaman var olacağına göre komünizm de her zaman var olacaktır. bu bir değişimdir oluşumdur bir süreçtir.
engels'in toplum değişimini şu şekilde açıklar. bir ayakkabı satıcısı(küçük burjuva) kendinden daha büyük ayakkabı mağazalarıyla rekabet edemez olur(tekellerle) devletten kredi çeker bunu da ödeyemez.(ve dükkanını kapatmak zorunda kalır) bir fabrikaya girip çalışırsam oradan kazandığım parayla tekrar dükkanımı açarım der. ancak kazandığı para ancak karnını doyurmaya yeter.((bunda bir haksızlık olduğunu emeğinin karşılığını alamadığını düşünür(ilk defa) düşünür)). ve hakkını aramaya başlar işçi örgütlerine girer hakkını aramak için eylemlere katılır v.b. artık oda patronlara, tekelere karşıdır.
bir zamanların işveren patronu "herkes emeğinin karşılığını almalı" diyen bir sosyalist olmuştur.
bu bir dönüşümdür bir zamanlar zengin olanlar kapitalizmin acı yüzü ile karşılaşacaklar ve isteyerek ya da istemeyerek bu düzene karşı duracaklardır. bu kaçınılmazdır."

suckel is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski24-08-06, 22:08  #6
eka623
Kayıtlı Okur
 
eka623'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Ülke / Şehir: TÜRKİYE...
Mesajlar: 15

komünizm batmaya mahkum olan kulu kula taptıran bir rejimdi ve bir daha doğmamak üzere battı ve bunu yaşayan herkes kabul etti rüya görenler hariç.
eka623 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski25-08-06, 06:31  #7
ZallacK
Kayıtlı Okur
 
ZallacK'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 34

Türkiyede insanlar nedense siyasi idolojileri anlamıyorlar ve ne yazık ki anladıklarını zannedenlerde tek bir yere takılı kalıp Türkiyeye yarardan çok zarar getiriyorlar. Komünizm bu ideolojiler içinde başı çekiyo...

yazık...

Tarihteki onca örneğe rağmen yazık...
ZallacK is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski25-08-06, 06:45  #8
ZallacK
Kayıtlı Okur
 
ZallacK'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 34

Nazım Hikmet, rusyaya gittikten sonra şair oldu bence...

çünkü orada gerçekleri gördü...

sistemin iç yüzünü gördü...

sonra aklı başına geldi ve başladı memleket şiirleri yazmaya...

ama artık çok geçti...

bunları gören aydın türk gençleride!!!! (özellikle belirtiyorum aydın) hala bu hayallerin peşinden koşuyolar...

hepimizin bahçivan olduğunu düşünelim, bizim asli görevimiz bahçeyi korumak ve onu güzelleştirmektir. ve bunun az çok bilincinde olan bahçivanlar kendi görüşleri çerçevesinde çeşitli bakımlar yaparak, ağaçlar ve çiçekler dikerek bahçeye hizmet ediyorlar. yalnız bu aydın arkadaşlar çiçek dikmek yerine diğerlerinin diktiği çiçeği eleştiriyorlar... onu eleştir bunu eleştir eee sonuç ne tabi ki HİÇ...
Milleti eleştireceğine sende bir ağaç dik görelim senin icraatınıda ona göre en azından orta yol bulmaya çalışalım...

yok ama bu yazı yine hiç bir işe yaramayacak aydın arkadaşlar yine bu yazıya dünyanın eleştirisini yapacaklar...

bu son zaten, bundan sonra laf anlatmaya çalışmayacağım....

SAYGILARIMLA....
ZallacK is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski08-09-06, 10:03  #9
Kitap Tozu
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Ülke / Şehir: Paris
Mesajlar: 1,713
Komünizm

Alıntı:
komünizm batmaya mahkum olan kulu kula taptıran bir rejimdi ve bir daha doğmamak üzere battı ve bunu yaşayan herkes kabul etti rüya görenler hariç.
Her ideolojinin tüm Dünya'ya yayılmış destekçileri bulunmaktadır. Komünizm "kulu kula taptıran" bir sistem değildir. Komünist düşünce ileriki yıllarda birçok ülkenin kurtuluşuna tanıklık edece, kapitalizm ise bir daha doğmamak üzere batacaktır.

Alıntı:
Nazım Hikmet, rusyaya gittikten sonra şair oldu bence...

çünkü orada gerçekleri gördü...

sistemin iç yüzünü gördü...

sonra aklı başına geldi ve başladı memleket şiirleri yazmaya...
Nazım Hikmet Rusya'ya gittikten sonra şair olmadı, Nazım zaten şairdi. Nazım Hikmet sistemin iç yüzünü gördü ve savunduğu fikirleri daha da şiddetle savunmaya başladı. Beni başka bir memlekete gitmek zorunda kalsam, bende vatanımı çok özler ve belki de vatanım hakkında şiirler yazardım.
__________________
Afyon Garı'ndaki küçük kızı anımsa, hani,
Trene binerken pabuçlarını çıkarmıştı;
Varto Depremi'ni düşün, yardım olarak Batı'dan
Gönderilmiş bir kutu süt tozunu ve sütyeni.

Kitap Tozu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 15-04-07 22:13 .
Kitap Tozu is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski12-09-06, 18:15  #10
sinsiati
 
sinsiati'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 296

Sn siyah
O zaman neden bazı toplumlar komunizme önce geçtiler diğerlerine göre. Demek ki o toplumlar kapitalizmi layıkıyla yaşadılar ve bu durumdan bir hayli sıkıldılar, birilerinin de kıvılcımı verip ön ayak olması gerekir ya her zaman o kişilerde elbet ortaya çıktı ve bir devrime basamak oldular... Ama sonra bundan da sıkıldılar tekrar kapitalizme döndüler yıllar sonra. Yani eğer bu dediğiniz gibi bir döngü ise taktir etmek gerek bu toplumları, hızlı yaşayıp genç öldüler. Demek ki diğer uluslar da kapitalizm de bunlar kadar ilerleyecek ve komünist rejime girecekler ardından hatalarını anlayıp tekrar özüne dönecekler... olan yine bizim fakirlere ve aklı ermeyenlere olacak yazık doğrusu !
__________________
ÜSTÜMDEKİ BU YILDIZLI GÖKYÜZÜ VE İÇİMDEKİ AHLAK YASASI
sinsiati is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Komünizm Hakkında küçükkarabalık Siyasi İdeolojiler 150 24-04-08 12:43
Komünizm nedir, ne değildir? küçükkarabalık Siyasi İdeolojiler 202 16-04-08 23:20
Sovyetlerin Siyasi İdeolojisi Neydi? XYZ Siyasi İdeolojiler 35 08-03-07 18:20
Totaliterizm ve Komünizm SmtkrC Siyasi İdeolojiler 33 26-12-06 00:00
Türkiye’yi komünizm "tehlikesinden" ABD kurtardı!! küçükkarabalık Türkiye Siyaseti 21 01-06-06 06:35


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 15:32.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz