| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Atilla İlhan'la ilgili yazdığım bir yazı.../konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Ustaların şiir, roman gibi edebi eserleri |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 4
| Atilla İlhan’ı kimi zaman sevgiliye yazılmış şiirleriyle kimi zaman ülkesine duyduğu sevgiyle ve kimi zamanda ulusallık akımının önde gelen ismi olarak anıyoruz. Onu bu kadar çok insanın sevmesinin nedeni buydu belki de, ortak düşüncelere ve duygulara hitap etmesiydi. Hangi düşünceden olursak olalım hepimiz âşık olmadık mı? Atilla İlhan’ın şiirlerini okuyup ayrıldığımız sevgilimizi düşünmedik mi? Daha da önemlisi hangi düşünceden olursak olalım hep bu ülkenin daha iyi günler görmesini istemedik mi, hepimiz bu vatanı sevmedik mi? Atilla İlhan yazılarında “vatan sevgisi ve ulusallık” etrafında toplamaya çalıştı bizleri. Saplanıp kalmıyordu sağ-sol ayrımına emperyalizme karşı savaşta “milletler bir olsun”, “milletler eşit olsun” diyordu. Tam bağımsızlık için, emperyalist devletlere mücadele için ulusallıktı kurtuluş yolu, işte buydu anahtar kelime “ulusallık”. Sağ-sol, laik-şeriatçı vb. öyle bir ayrılmışız ki her alanda ne yazık ki bu ayrılığı görmek mümkün. Sendikalarda, sivil toplum örgütlerinde; insanların bir amaç uğrunda toplandığı her yerde var bu ayrım. Öğretmenler için sendikalar kuruluyor ama ayrılıyorlar sağ-sol diye, amaç aynı değil mi? Öğretmenlerin çalışma koşullarını, aldıkları maaşı yaşamaya yetecek kadardan, rahat yaşamaya yetecek kadara çıkarmak değil mi? Hepimiz istemiyor muyuz ülkemizin kalkınmasını sağ-sol demeden. Atilla İlhan sırf sol görüşlü bir şairin, Nazım Hikmet’in şiirini kız arkadaşına yazıp verdiği için atılmadı mı okuldan? Basit şeylere öyle bir saplanıp kalmışız ki görmüyoruz önümüzde dağ gibi duran sorunları, görmüyoruz ayağımıza en önemlisi beynimize takılmış prangaları. Farkında değil misiniz hareket edemiyoruz sıkıştık kaldık kalıpların içerisine; öyle bir duvar ördüler ki etrafımıza göremiyoruz çevremizi. Duvarı ören ustalar sivil toplum örgütleri, Daha ne kadar görmezden geleceğiz dört tarafımızı saran duvarları, ne zaman karşı koyacağız bizi parmağında oynatanlara. Bakın gazetelere yazılan kitaplara düşman hep bir perdenin arkasında görünmeyen bir güç gibi gösteriliyor. Yeri geliyor Yahudiler dünyayı yönetiyor deniliyor, yeri geliyor Mehdi Deccal hikâyeleri uyduruluyor, yeri geliyor kuru kafa ve kemikler diye gizli bir örgütün yönettiği, uydudan istediği yeri gören, istediği zaman deprem yaratan nerdeyse tanrısallaştırılan bir düşman anlatılıyor bize. Bunlara bakıp da korkmayın, görmediğimiz, tanımadığımız düşmanla nasıl baş ederiz diye düşünmeyin. Düşman aynı düşman, yer aynı yer. Geçmişte kimlerle savaştıysak bugün yine diş biliyorlar bize. Amerikalı Musevi işadamı Soros’un desteklediği sivil toplum örgütlerini birçok kişi öğrendi. Atilla İlhan bunları 1998’de yazmaya başlamıştı.“Sevgiye Dayalı Hizmet” başlıklı yazısında Masonlar’ın, Rotary Kulüplerinin, sivil toplum örgütlerinin Soğuk Savaş yıllarında tüm dünyayla birlikte ülkemizde de bu hareketlerin hızlanmasına dikkatleri çekiyor. Şöyle diyor yazısında Atilla İlhan: “Uluslararası “sivil toplum” örgütlerinin sistem tarafından en çok da Soğuk Savaş döneminde siyasi ve iktisadi amaçlar için “kullanıldığı” herkesin bildiği bir gerçek! “Barış gönüllülerini” bilmem hatırlar mısınız? 50’li yıllarda, Anadolu kırsalında köylere hizmet gibi yüce bir amaçla gelmiş, yurdun en ücra köşelerine dağılmışlardı. Çoğunun Amerikan servisleri hesabına; nüfusumuzun, etnik yapısından tutun; din, mezhep ve tarikat farklılığına kadar, ince alanda bilgi derlediği anlaşılmıştır: Acaba bu, ya da buna benzer yöntemlerle edinilmiş başka bilgiler olmasaydı; İslami muhalefet ve etnik muhalefetle ilgili dış hesaplar, bu kadar usturuplu yapılabilir miydi? Bunu sinek pislemedik bir yere yazınız.” ¹ yıl 2005 Çırağan Sarayı’nda konuşma yapan Soros’u protesto etmeye birçok kurum ve kişi geldi. İşte bunu Atilla İlhan gibi uzun zamandır halkı, bizi bilinçlendiren vatansever aydınlarımıza borçluyuz. Gün gelecek Soros gibi adamlar bu ülkenin sınırlarından bile geçemeyecekler. Atilla ilhan yazılarında Arapça ve Farsça kökenli kelimeler kullandığı için bazı okuyucularından bu konuda tepki almıştır. “Nasıl olurda sizin gibi Kemalist, ilerici, devrimci bir yazar dilde eskiye takılıp gerici olur?” diyen bir okuruna Atilla İlhan dilin gelişmiş ülkelerde ilericilik-gericilik sorunu olamayacağını olsa olsa uzmanlık sorunu olabileceğini söylüyor. “Bir aydın günümüz Türkçesi kadar eski Türkçeyi de bilmeli.” diyor. “Bu yalnız ulusal dilin, ümmet dilinin üzerinde yükselmiş olmasından ileri gelmiyor; kültürdeki, dolayısıyla dildeki, devamlılık ve bütünlük açısından da, zorunlu bir şey!” . Sözlerine şu şekilde devam ediyor Atilla ilhan: “ Son elli yılın Türkiye’si gibi, yabancı kültür emperyalizminin sultasına girmiş bir ülkede, yeni bir kuşak kendi dilinin “evveliyatına” burun kıvırıp; yabancı dilleri, “öncellikle” ve “ayrıcalıkla” öğrenmek hevesinde olur. …… çocuklar; İngilizceyi öğrenmek için gösterdikleri çabanın yarısını, hatta onda birini babalarının ve dedelerinin konuştuğu dili anlamak için gösterselerdi; eminim ki, o küçük hanım bunları anlamıyorum diye babasına vermek için –yabancı bir dilmiş gibi- dilde hala kullanılmakta olan kelimelerden bir liste tanzimine, utanırdı.” “….. dilin sadeleşmesi, dolayısıyla ‘demokratikleşmesi’, ümmetten millete geçerken, hiçbir toplumun kaçınamayacağı bir dönüşümdür. Bu başka dili sadeleştiriyorum diye, hem yoksullaştıran, hem de –çağrışım gücü sıfır- birtakım uyduruk kelimelerle dolduran, -basbayağı ‘ırkçı’- ‘özleştirmecilik’ başka.” ² Atilla İlhan bunlardan başka Türkçe’yle ilgili birçok yazı yazmıştır Cumhuriyet gazetesinde. Konuşulan Türkçe hangisi? Dili bir çıkmaza saplamışızdır! , Önemli iki görgü Tanığı, Dil Devrimi Başka Özleştirmecilik başka yazıları bu konudaki yazılarına örnektir. Günümüzde türeyen sahte aydınların aksine gerçek bir aydındı o. “Türkiye’nin bir hain kontenjanı var, bu nüfusun yüzde 10'udur.” ve “Türk aydını dediğimiz kişi, Batı'nın manevi ajanıdır.”diyerek ülkemizde “aydın!” adı altında ve çeşitli görevlerde vatan hainlerinin olduğunu hatırlattı bizlere. Atilla İlhan aydınlatıyordu etrafını toplumsal tüm konularla ilgileniyordu, ezilmiş insanlara yardım palavralarıyla o hiçbir zaman bir grup çıkarcı azınlığın yanında olmadı. Bazıları gibi de faşistçe düşüncelere yönelmedi, kafatası ölçmedi. Bize ulusallığı öğretti Atilla İlhan, dengeyi öğretti. Kendini aydın sanan bazı yazarlar gibi halkı aşağılamadı hiçbir zaman tam tersine beni işçiler okusun dedi, halk için yazdı yazılarını belirli, okuyan bir kesim için yazmadı hiçbir zaman. Kemalizm’i tüm hücrelerine kadar benimsemişti o, Kurtuluş Mücadelesinin yanında Kemalist Devrimi nasıl göz ardı ettiğimizi hatırlattı bizlere. Cumhuriyet’in en büyük savunucularından oldu o ve yazdığı eserlerle, yazılarla “Cumhuriyet’in ölümsüz bekçileri”nden birisi oldu o da. nasıl böyle varıp geldin hoşgeldin çıngı kaymış yalazlanmış gözlerin şol yüzünde güneş südü sıcaklık ellerinden öperim mustafa kemal senin dalın yaprağın biz senin fidanların biz bunları yapmadık sen elbette bilirsin bilirsin mustafa kemal elsiz ayaksız bir yeşil yılan yaptıklarını yıkıyorlar mustafa kemal hani bir vakitler kubilay'ı kestiler çün buyurdun kesenleri astılar sen uyudun asılanlar dirildi mustafa'm mustafa kemal'im³ Gözün arkada kalmasın “Cumhuriyet’in ölümsüz bekçisi”, aydınlattığın gençler olarak sahip çıkacağız vatanımıza, Cumhuriyetimize. Tamamlayacağız elbirliğiyle Kemalist Devrimi. “Dirilen asılanları” yeniden çıktıkları mezarlarına göndereceğiz. Atilla İlhan gibi aydınlarımızdan aldığımız ışıkla, güçle “yıktırmayacağız yaptıklarını” Paşam. Zeynep Saygı Arif Babacan (Yeniden Vatan ve Hürriyet Dergisinin 1.sayısında yayınlanmıştır.) |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Yazı Yazmak! | realsnatch | Öykü ve Denemeleriniz | 21 | 18-06-06 12:19 |