| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Adressiz Sevgiler Çağı -Edebiyat/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Öykü - Deneme Çalışmalarınız... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006 Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 279
| Sevginin özünde adres yoktur. Bu yüzden gideceği yerde belli olmaz. Aslında sevginin adresinin hem olması hemde olmaması gerekiyor. Çelişkili bir cümle oldu biliyorum ama yaşam içinde hep aynı yerde duramıyor artık insanlar. Bu yüzden adressiz sevgiler çağında yaşamak zorunda kalıyoruz. Evet Adressiz Sevgiler Çağı... Böyle bir zaman diliminde bir şeyleri açıklamak artık çok kolay/zor olmaya başladı. Bazen kendine anlatamadığın duyguların içinde kürek çekmeye başladığını hissediyorsun. Bazen de kayığı sürüklemeye çalışan nehir oluyorsun. Karmaşa, içinden çıkılmaz bir hal alıyor böyle durumlarda. Kolaylıkla ifade edebileceğin şeyleri bile kendine anlatmakta zorlanmaya başlıyorsun. Sonra karanlıklar senin en yakın dostun oluyor. Kendini karanlıklarda anlatmaya başlıyorsun. Gündüzünde başkalarına ait olunca seni sadece gece anlayabiliyor! O da kendine çok fazla anlam yüklediğinden ve kendini gece bulmaya çalıştığından karşına yine sen çıkmış oluyorsun... Al işte bir çelişkili durumda daha... Sonra; Bir şarkı dinlersin, dayanağı kendin olursun. Bir ara yıkılacağını hissedersin, ağırlığı kaldıramaz olur benliğin. Sebebi içinde yıkılmak üzere olan sütunlar ve duvarlardan kaynaklıdır. Böyle durumlarda yapacak tek şey kalıyor! Müziği değiştirmek. Yolları açmak için mücadele etmek yada müziği kapatmak. Yaşamda dolması gereken çok fazla çukur var ve akmanın en güzel şekli neyse o şekilde akıp doldurmak gerekiyor. Ayaklar o çukurlara düştüğünde incinmemek için bunu her an yapmaya hazır olmak gerek... Yaşadığımız çağ Adressiz Sevgiler Çağı Düşünce kimse kaldırmıyor artık... 439 439 Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 02-08-06 11:03 . |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006 Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 279
| Karşılıksız sevmekten hükümlüydüm. Cezam tüm duygularımı yüreğimden söküp atmak, umutlarımın önüne ket vurmaktı. Artık duygusuz, katı yürekli olacaktım. Bir suç işlemiştim ve bedelini ağırda olsa ödüyordum. Kanunlar yıllar önce koyulmuştu ve değiştirilemiyordu. İyi niyet yasası da uygulanmıyor bu cezada. Mazeretin ne olursa olsun, "aşık olursan, bedelini ödersin" şeklindeydi... Uzun süren hükümlülük sürecinden sonra şartlı salındım. Artık hayal kurmayacak, kimseye umut bağlamayacaktım. Hiç kimsedende mutluluğa dair beklentiye girmeyecektim. Hatta mutluluk peşinde koşmayacaktım. Bu şartlarla duygularımın bir kısmı geri verildi ve kalbimdeki kelepçe çözüldü, nefes alıp vermem için... Hükümlülük sürecim bir okul gibiydi. Her duruşma ayrı bir ders... Ve bu davada hakimler aşık olmamaya yemin etmiş, tövbekar olmuş eski hükümlülerdi. Hepsi bana acının, aşkın vazgeçilemeyen bir parçası olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Tek bir kanun vardır bu mahkemede; "Aşık olursan acı çekersin"... Suçta tektir, cezada. Hafifletici hiç bir sebep yoktur, para cezasınada çeviremezsin... Ama çektirilen işkence, aşkını kalbinde ne kadar derine gömdüğünle, ne kadar aşık olduğunla doğru orantılıdır. Aşkın ne kadar büyükse, işkencende o kadar sancılıdır. İçtiğin su gözyaşların olur kimi zaman, kimi zaman uğruna bu mahkumiyete düştüğün şahsın mutluluğuna tanık edilirsin canın acısın diye... İşkenceye maruz kaldıkça nefret edersin aşktan da, aşık olmaktan da.. Tövbeler edersin! "Bir daha asla" demeye başlarsın... Ama gardiyan duygular güler geçer bu laflara, "hep aynı şeyi söylüyorsunuz" diye dalga geçerler. Her şey bir yana, sana göre kutsal olan aşk burada suç sayıldığından, "mahkum" diye değil, "aptal aşık" diye çağrılırsın... Kırmızı ve büyük puntolarla her yere yazarlar, "AŞK ACININ TEMELİDİR"... Her okuduğunda canın yanar, canın yandıkça hak verirsin onlara... Tek düze bir yaşam sürmeyi öğretirler sana, o yaşamın içinde bir tek sen olmalısın derler... İkinci, üçüncü kişiler beklentiyi de yanlarında getireceklerinden asla izin verilmez buna. Beklentinin söz konusu olduğu yerlerde, hayal kırıklığı kaçınılmazdır çünkü... Beklediğin bir gülümse, bir çift söz olsa da... Önceleri yaranı deştikçe deşer, kanattıkça kanatırlar. Sonra sarmaya başlarlar yaralarını. Hep kendilerinden örnekler verir hakimler, gardiyanlar... Çünkü yaşananlar hep aynıdır. Aşk her insana aynı sonuçları doğurmuştur. Cezanı çektiğine inandıkları anda da şartlı salarlar seni, oraya tekrar dönersen cezanı iki kat fazla çekersin diye telkinlerde bulunurlar... Yüreğin yorgundur artık, bedenin bitkin... Tekrar insan içine çıktığında garip gözlerle sana bakıldığını zannedersin. Oysa herkes kendi derdindedir, kimse umursamaz seni... Bir müddet özgür olmanın tadını çıkarırsın. Çektiğin acının izleri hala korkutmaktadır seni. Bu yüzden kaçarsın aşktan, aşık olmaktan.... Ama tüm kanunları hükümsüz kılan AŞK, hiç ummadığın bir anda gelip çöreklenir yine benliğine. Önce ayakların yerden kesilir, "bu kez tamam" dersin... Lakin zaman geçtikçe anlarsın "AŞKTA TAMAM YOKTUR!... Ve yine başladığın noktaya geri dönersin... Yeniden sorgu... Yeniden mahkumiyet! Taa ki; kırılan duygularının köreleceği ana kadar devam eder bu kısır döngü... Duyguların köreldiği anda da başka mahkumlara yol göstermek için hakim koltuğuna oturursun... İŞTE BEN, ARTIK BU MAHKEMENİN CEZA HAKİMİYİM... 24.02.2006 439 |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006 Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 279
| Kendimle hesaplaştım dün gece... Hayattan neler beklediğimi ve beklentilerimin yüzde kaçını gerçekleştirebildiğimi sordum kendime. Hayattan en büyük beklentim ADALET! Yani dünyada yok olmaya yüz tutmuş en büyük olgu... İnsanoğlu olarak çuvaldızı kendimize batırmamak gibi bir yeteneğe sahibizdir doğuştan. Bunun ışığından adalet diye kıvranırken ne kadar adil olduğumu sordum kendime. Uzun bir düşünme sürecinden sonra bulduğum cevap şaşırtıcı olmasa da canımı acıttı. Tıpkı var olan tüm geçeklerin canımı acıttığı gibi... Düzene başkaldırmaya çalışan bir birey olarak, düzenin bir parçası olduğum gerçeğini tıpkı diğer insanlar gibi bende kabullenmekte zorlandım. Ne yaptım ben bugüne kadar düzeni değiştirebilmek adına? HİÇ BİR ŞEY! Sadece şikayet ettim, zaman zaman isyan ettim... Hepsi bu! İtiraz etmek en kolay yöntemdir ve bende kolayı seçmişim yıllardır... İçinde sadece benim var olduğum benliğime bile dürüst olamadım... İnsanların benden bekledikleri gibi davrandım, benden duymak istediklerini söyledim. Kendi yapmak istediklerime gelince; onları hep arka plana attım... “Bana ne! İnsanlar ne düşünürse düşünsün, ben buyum!” diyemedim... Bu arada insanlar dediğim, sadece ailem... Zira etrafımda onlardan başka kimse yok... Ne kadar çelişkili değil mi? Etrafımda 3-5 insan var ve onlara bile dürüst değilim... Bir Osmanlı erkeğinin kızıyım ve zaman zaman yalan söylüyorum aileme kendi arzularım için... Bana yalan söylenmesinden nefret ettiğim halde... Güçlüyüm diye ortalarda gezinirken, aileme kendi gerçeklerimi kabul ettirecek kadar bile güçlülük sergileyemiyorum... Yalan söylemeyi bırakmadan, insanlardan dürüstlük bekliyorum... İsteklerimin peşinden koşmadan, beklentilerimin gerçekleşmemesine isyan ediyorum... Anlayacağınız hayatla oyun oynuyorum, onun beninle oynadığı oyunun gölgesinde... Kendimle hesaplaşmam bittiğinde kaldırmakta zorlandığım bir ağırlık çöktü üzerime. Korku, telaş, isyan, pişmanlık ve dehşet... Hepsini aynı anda yaşadım. Cezalıydım ve belkide ömrümde ilk defa adil davranıp cezamı kendim vermeliydim... İçim kan ağlayarak 25 yıl süren adaletsizliğin bedeli olarak müebbet yalnızlığı ceza biçtim kendime... 439 |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 632
| Ne güçlü düşünceleriniz. Bazen ben de sizin gibi hiç değilse kendi kendime bunları söylemek istiyorum. Ama yaşam o kadar zor ve acımasız ki, azıcık güçlü olmamıza bile izin vermiyor. Ve ben ne yazık ki aileme karşı da, etrafımdaki dostlarıma karşı da oldukça zayıf ve boyun eğen biriyim. İsyanım karşı duvardan hep bana geri dönüyor. Bir ben duyuyorum onu içimde. Ama asla ses olup dışarıya çıkamıyor. Ne diyebilirim ki; bu da benim zayıflığımın zavallı vicdanımdan yakalayıp durmalarının eseri ve ben hiçbir zaman benim için uygun gördükleri, içinde tuttukları düzenden ve yaşamdan kurtulamayacağım. Sizin tersinize ben savaşmayı çoktan bıraktım ama kendi kabullenmişliğimden, umarım siz dediğiniz gibi, hiç değilse benim gibi olanların adına mücadele edip kazanırsınız. İyi şanslar diliyorum bütün kalbimle, yaşamdan yana. __________________
"Dürüst insanların ceza görmeden ülkelerine hizmet edebilecekleri zaman henüz gelmedi" Isidore de ROBESPİERRE (1794'ten beri) |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006 Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 279
| Sevgili Norma vicdanının sana vermiş olduğu iyimserlikten dolayı lütfen kendine zavallı yaftası vurma... Mükafatını emin ol alacaksın, alacağız... __________________
Kimse nüansların önemini anlamıyor hala! Nüans beni ben yapandır, Aynı zamanda katilim olacak bıçaktır... |
|
| #6 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| Adil olmayan bir dünyada yalnızlığın bir seçim mi yoksa bir sonuç mu olduğu biraz tartışılır da olsa, çözüm olmadığı kesin. Ama işte, çeşitli nedenler insanlara yalnızlığı da yaşatabiliyor. Bir şekilde yalnızlığı herkes yaşıyor. Belki de en kötüsü kalabalıklar içinde yaşanan yalnızlık. Yine de insanın içine duvarlar örmeye çalışmaması gerek diye düşünüyorum. O da ne kadar olanaklı, ayrı mesele! |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 1,199
| Son birkaç gündür edebiyat bölümünde patlama var.Bu çok güzel!Lekkabelin şiirleri ve normanın cevapları...2 gündür site eğlendiriyor.Sn 439 yazınız çok güzel.Yazılarınız(gelecek olanlarıda ilave edeyim şimdiden) eminim forum üyeleri tarafından takip ediliyordurdur buna ne şüphe ama sanırım durup iki güzel sozde yazmaya üşeniyorlar( bende oyle... ) ama oda olcak güzel yazılarınızın devamlılığıyla.Sakın şiir yarışmasında başarısızlığa uğradık sanmayın başarılı bir projeydi,o!Eminim forum üyelerimiz şiirlerimizi okudular ancak ,pratikde, oy vermek de istediler,bir tık yormayacaktı ama şiirlerin güzelliğinden hangisini seçileceğine bir türlü karar veremediler.Oy vermeyerek hepsini birinci yaptık,Sn anka'ya duyurulur!Lutfen,yazmaya devam! EoS Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 06-08-06 03:28 . |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 278
| Sayın 439, Düşüncelerimiz yaşadığımız oranda samidir. Adaleti ararken adil davranmamak bir süre sonra acı verir. Onun için elimizden geldigince düşüncelerimize göre yaşamayı seçmeliyiz. İnanın bu bizim seçimiz olacaktır. Güç oldugunu biliyorum ama denemelisiniz. Birde kadınsanız. Ama kadınlar mücadele etmeli. Eğer etmesek bir sonraki nesile borçumuz olacak. Mutlu olmak içinde mücadele şart. İşe ailenizi anlamakla ve kendinizi onlara anlatmakla başlayın. İnanın sizi anlayacaklar buna emin olun. Bu uzun ve yorucu bir süreç. Birçogumuzun feodal bir aile yapısından geliyoruz. Benim babam ögretmendi.Oldukçada açık görüşlüdür. Annem ise ilkokul mezunu bir ev kadını.Ama inanın biz annemle birlikte bir çok şeyi aştık. Hatta bazen annemin babamdan daha çok demokratik oldugunu gördüm. Ama konuştuk ben onu tanıdım oda beni tanıdı. Yanlızlığa gelince insanların kendi seçimleri oldugunu düşünüyorum. Çevrenizdeki insanların sayıları önemli degildir. Benim çevremde çok fazla insan var ama üç tane dostum var. Dostumuzun olup olmadığı önemlidir. İnanın ekonomik problemler haricinde mutluluk bizim elimizde oldugunu düşünüyorum. Armes |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006 Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 279
| Sn melnur, Sn. esspines ve Sn armes öncelikle okuyupta değerlendirme nezaketi gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim. Yukarıdaki yazı dejavu yaşadığım bir anda 5-10 dk. içinde kalemimden dökülenlerdi. Yalnızlık benim kendi seçimimdir. Etrafımda sevilen biriyimdir, ama yalnızlık benim tek dostum. Yıllar önce öğrendim sevipte zarar görmektense, yalnız kalıp zarar görmemenin en iyisi olduğunu... Mutluluk takıntım yoktur, mutlu olmak için çabalamıyorum. Ama mutsuz olmamak için savaşıyorum... __________________
Kimse nüansların önemini anlamıyor hala! Nüans beni ben yapandır, Aynı zamanda katilim olacak bıçaktır... |
|
| #10 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 1,004
| Gerçeklerle yüzleşebilenlere ne mutlu! Gez, göz, arpacık ve tam da sorunun alnıçatından vurmabilmek! Toplumsal duyarlığı öne geçiren çoğu dostumla birlikte yaşadığımız bir gerçeği siz daha bir ele gelir kılmışsınız. Kalabalık içinde yalnızlık daha da zor olanı kuşkusuz! Söyleyenini hatırlayamıyorum da belleğimde kaldığı kadarıyla "dağlarda tek başınıza, yalın ayak, üstte-başta yok, soğuk ve açlık iliklerinizde duyumsanırken inançlarınız yanınızdaysa; yalnız, aç ve bitkin değilsiniz! Ve en önemlisi karanlık sizi korkutamıyor!" gibilerinden bir ifade geliverdi aklıma, yazınızı okurken. O inancın sizde varlığı "mutsuzluğa karşı dirençle" ortaya konmuş zaten. Bir duygusal yükseliş anı, böyle net aktarılabilirdi. Kutluyorum. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|