"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Kanserin mantığı/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Fizik, Kimya, Biyoloji, Astronomi, Jeoloji... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Ayrıldı
Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 820
| Öncelikli not: Çevresinde kanser hastası olan arkadaşlar var ise, amacım bu hastalığı hafife almak değil. İçimizde sağlık bilimlerinden arkadaşalr başta olmak üzer bir süredir düşündüğüm bazı şeyleri paylaşmak. Şimdiden rencide olacağını düşünen arkdaşlardan özür dilerim. Kanser, bildiğim kadaıyla tıbbi olarak hücrelerin ölmesi gerektiği halde sürekli çoğalması ve ölmemesi. Bu durum kanserli hücrenin vücuttaki işlveni de sağlıklı yapamamasına yol açıyor. Şimdi tek hücreli canlılar da dahil , gelişmiş organizmalarda bir tehlike anında iki eylem vardır. Kaç yada savaş. Gelişmiş organizmaların tamamında bir yılanda da , bir insanda da, bir balıkta , bir arıda da kaç yada savaş eylemi amigdala adlı bir bölge tarafından gerçekleşitirilir. İnsanda kafatasının hemen altında beyinciğe bitişik diye hatırlıyorum. Kanser hücrelerinin aynı şekilde kendilerine zara veren maddelere karşı savaş eylemi nedeniyle 'ölmemeye' doğru bir geçiş durumunda olduklarını mantık olarak düşünebilir miyiz? Çünkü aksi halde hücre ölecektir. Ki bir grip virüsüne karşı alyuvarlar ve akyuvarlar hemen savaşırlar. Ortada bir tehlike vardır. Ancak grip virüsü için alyuvar ve akyuvaların savaş araçları, kimyasallar vardır. Organik olarak kansere yol açan madde bilmiyorum, hepsi inorganiktir diye biliyorum, yanlıyorsam düzeltin lütfen, Bu maddelere karşı savunma silahını, yani inorgaik madde için gerekli kimyasalı olmayan hücreler, en basit biçimde savaşı çoğalarak kazanacak bir duruma geçiyor olabili rmi? tabi bu savaşma çabası kendisini mutasyon biçiminde, ölme zamanını yok ederek, gerçekleşiyor olabilir mi? Yukarıdaki düşünceler bazı psikolojik bilgiler altında tamamen mantıksaldır. Bu nedenle bilimsel kanıt sunma durumum olmadığı için, bu kanıtları sunacak arkadaşlar varsa eğer, onların da yardımı ile bu düşüncelerimi tartışmanıza açıyorum. BF... __________________
Kitleler sustuğunda ya da susturulduğunda, tarihi kişilerin yaptığı sanılır. Tarihi bizzat kitleler yapar, kişiler sadece kitlenin bilincine sahip figürlerdir. |
|
| #2 | |
Siyaset&Bilim ![]() Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 1,389
| Kanser adı bir yengeç türünün adı olduğunu biliyor muydunuz.Kanser adı verilmesinin nedeni vucutta yayılan kanser hücrelerinin bu yengeç türüne benzediği için konulmuş.Kanser öncelikle vucuttaki hucrelerin(somatik) anormal davranarak ivedi bir şekilde çoğalmasıyla oluşur.Yani kanser dışarıdan tanınmayan bir ajan değil,kendi vucut hucrelerimizin anormal davranışıyla oluşur.Bu anormal davranış şeklide şu şekildedir. Hücreler, herhangi bir doku hücreleri(aynı dokuya ait) olsunlar,belirli bir iş bölüşümüne ve dolaysıyla besin bölüşümüne sahiplerdir ve hücreler birbirlerine stoplazmik köprülerle ve zarlar arası gap junction gibi zarsal farklılaşlmalarla birbirine bağlıdırlar ve hücrenin dış ortamı ve birbirini tanımaları için zarsal bir elemanları bulunur bunlar glikoprotein adacıklarıdır.Bunlar(glikoproteinler) bize ilkokuldada hücre zarı özellikleri anlatıldığı üzere hücrelerin birbirini tanımalarına yardımcı olurlar ve ayrıca seçici geçirgen yapıya yardımcı olurlar.Anormallik işte bu noktada patlak veriyor hücreler birbirini tanımıyor ve muazzam bir hızla yanındaki hucreler etkilenmeye başlıyor ve hızlı bir yok etme süreci devam ediyor.Kimi kanser vakalarında bu hücreler birden kendini bir zarla çeviriyorlar kimi zamanda bu büyüme devam ediyor.Kansere radyasyon,virusler,kanserojen boyalar gibi petrol ürünleri ve neyazaık ki sigara gibi dış etkenler yol açıyor.Organikten kastınız nedir anlamadım. |
|
| #3 | ||
Ayrıldı
Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 820
| Alıntı:
Kanserin bir yengeç türü olduğunu siz söyleyince hatırladım. Ancak bu yengecin hangi özelliği ile bu hastalık benzeşiyor biliyorsanız lütfen anlatın. Yukarıdaki alıntıda yer verdğiniz anormalliğe mantıksal bir neden sunmak istedim. Sizce bu anormallik savaş ve kaç temel biyolojik refleksine göre mi gerçekleşebilir. Hem tıbbi hemde bu tibbi bilgileriniz üzerine mantıksal düşüncenizi bekliyorum. BF... __________________
Kitleler sustuğunda ya da susturulduğunda, tarihi kişilerin yaptığı sanılır. Tarihi bizzat kitleler yapar, kişiler sadece kitlenin bilincine sahip figürlerdir. | |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 3,548
| Kansere sadece inorganikler yol açmaz. En başta sigara örneğinizi ele alırsak sigara içeriğindeki nikotin organik bir maddedir. Bunun yanında organik olan başka kanserojenler de vardır. Bazı nitratlı bileşikler ve hormonlar, bunlar arasındadır. Sn Essnipes'in de söylediği gibi kanserojen virüsler de elbette organiktir. Kaldı ki kansere sadece dışarıdan alınan maddeler neden olmaz. En başta bağışıklık sistemimiz bir kanser nedeni olarak ortaya çıkabilmektedir. Genetik birikim de kanserde çok önemli bir unsurdur. |
|
| #5 | ||
Ayrıldı
Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 820
| Alıntı:
Not-1: Özel bir nedende dolayı bir kaç gün içinde forum alanına girişlerin seyrekleşecek ve en sonu 11 Ağustos'a kadar kısa bir süre forumda yer alamayacağım. Bu nedenle bahsettiğim zaman diliminde gelen cevaplara kısmı cevap verme yada hiç cevap vermeme durumundan dolayı şimdilik özür dilerim. BF... __________________
Kitleler sustuğunda ya da susturulduğunda, tarihi kişilerin yaptığı sanılır. Tarihi bizzat kitleler yapar, kişiler sadece kitlenin bilincine sahip figürlerdir. | |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 3,548
| Organik maddeler genellikle canlıların vücudunda sentezlenen maddelerdir. Bu maddeler çoğunlukla karkon içerir. Örneğin proteinler, karbonhidratlar, lipidler, nükleik asitler gibi. Bu maddelerin bazıları, canlı dışında da özel bazı yöntemlerle üretilebilmektedir. İnorganik maddeler ise çok daha geniştir. Organizmalarda sentezlenmeyen, dışarıdan alınan, sıklıkla karbon taşımayan moleküllerdir. Bunlara örnek de iyonik ve kovalent maddelerdir. Ancak şunu ayırmak gerekir ki her karbon bileşiği organik değildir. Örneğin karbonat karbon taşıdığı halde organik olmayan bir üründür. |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 23
| Selam Arkadaşlar, Kanser malesef çağın korkulu hastalığı.Çünkü hepimizin bildiği gibi kurtulma olasılığı pek az. Günümüzde yaygınlaşmasının nedenlerinin başında; 1-Doğal beslenmeme (yani hormonlu ve hazır gıda tüketiminin artışı) 2-Alkol ve sigara kullanımı 3-Stres Bunları yakınımızın doktoru söylemişti. Hastanelerde yapılan kemoterapi tedavileri de çoğunlukla kötü sonuçlar vermektedir.Zaten zayıflamış ve çökmüş olan bağışıklık sistemi kemoterapi ilaçlarını kaldıramıyor. Sanırım kanserden korunmanın en iyi yolu bağışıklık sistemini güçlü tutmak. Bunu başarmak zor olsa da ... Saygılar. |
|
| #8 | ||
![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 646
| Alıntı:
bizim doku ve organlarımızı oluşturan hücreler sürekli bir iletişim ve hiyerarşi yumağı içinde, reseptörler aracılığıyla otomatik tepkilere programlanmış durumdadır. bu durum bir hücre veya hücre grubunu belli bir kimyasal maddenin esiri yapar. belli bir büyüme ve gelişme döneminden sonra gelişme durduğu gibi bölünme de emirsiz gerçekleşmez. ama kanserleşen hücreler bu iletişim ve emir zincirini bir noktada kırar. zarar noktasından vazgeçip hücre açısından bakarsak optimum koşulların sağlandığı bir vücut ortamı hücre için cennet gibidir. bizim dokulara ait hücrelerimiz bu optimum koşulların sağlandığı cennet içinde bölnmek ve sayılarını arttırmak yerine programlanmış oldukları için emre itaat durumunda beklerler. ama kanserleştiğini söyledğimiz hücreler optimum koşulları sağlamış tipik bir hücrenin yaptığı doğal şeyi yaparlar. doğal olanın dışında bir davranışları yoktur. daha fazla açmak isterdim ama lafı uzatmak istemiyorum __________________
Av köpekleri henüz avluda oynaşıyor, ama avları, daha şimdiden ormanda ne kadar hızlı koşarlarsa koşsunlar, ellerinden kurtulamayacaklar. F. Kafka | |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 646
| Benim bu noktada kafama başka bir şey takıldı. Bir dokunun içerisinde doku veya organın belirli bir şekil kazanmasını sağlayan en önemli faktörlerden birisi kontakt inhibisyonu denen bir özellikliktir. belirli bir hacim içinde dışardan bir sıkışma ile karşılaşan hücrelerde bölünmenin engellenmesini sağlayan bu özellik kanserleşen hücrelerde bulunmaz. yani diğer hücrelere temas ettiği halde kanserleşmiş hücreler durmazlar. Etraflarındaki doğru programlanmış hücrelerle sıkı temas içinde bölünmelerine devam ederler. Ancak şunu biliyoruz ki vücut hücreleri birbirleri ile de iletişim içindedir. yani normalde "sağlıklı hücreler"in bu "sıradışı" hücrelere belirli bir direnç göstermeleri, tepki vermeleri gerekir fakat ortada buna dair bir delil yok. Acaba doku hücrelerinin bu hücrelere karşı bir direnç gösterip göstermediğine veya bu direnç karşısında kanserli hücrelerin zorlanıp zorlanmadığına dair bir araştırma var mıdır? Aklımı kurcalayan bir dğer nokta tümörlerin dışa doğru büyümesi. yani içeri doğru yayılma. acaba dokular içinde kanserli hücrelere belirli bir cevap var da bu nedenle kanserli bölgenin belli bir kısmındaki hücreler bölünmelerini durdurduğu halde diğer kısımlar bölünmeye devam ettiği içinmi asimetrik bir büyüme gözlenmekte? bu sorulara belli düzeyde bir yaklaşımı olan arkadaşlar var ise bu konuda bir şeyler yazmaları veya bildikleri kaynakları (ingilizce olabilir) paylaşmalarını rica ediyorum. __________________
Av köpekleri henüz avluda oynaşıyor, ama avları, daha şimdiden ormanda ne kadar hızlı koşarlarsa koşsunlar, ellerinden kurtulamayacaklar. F. Kafka |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 646
| Yukarıdaki okuduğum bazı mesajlara istinaden burada bir kaç şey söylemek istiyorum, (tıp uzmanlık alanım değildir. burada yazacaklarım kişisel çıkarımlar olup gelecek eleştirilerden mutluluk duyarım) kansere neden oln madde kavramına baştan karşı çıkmak gerektiği kanaatindeyim. bence bir maddenin kansere neden olması bizi biraz yanlış yerlere sevkediyor. eskiden simya denen bir kavram vardı. bu işle uğraşan insanların temel prensibi "doğru maddeleri doğru oranlarda ve doğru şekilde karıştıtırsanız altın elde edersiniz" şeklindeydi. kanserin oluşmasında da bence benzer bir mantık var. Uygun koşul, uygun reaksiyonlar, uygun maddelerle temas! mesela şu kafama takılıyor. bölünme yeteneğinden yoksun olan sinir hücrelerinde kanserleşme mümkün müdür? eğer cevap hayır ise kanserojen madde yerine kanserleşme süreçlerinden ve bu süreçler içinde anahtar biyokimyasal olayların anahtar maddelerle aynı ortamda olamsından bahsetmek kanserin mantığını anlamakta bize daha faydalı olur düşüncesindeyim. saygılarımla __________________
Av köpekleri henüz avluda oynaşıyor, ama avları, daha şimdiden ormanda ne kadar hızlı koşarlarsa koşsunlar, ellerinden kurtulamayacaklar. F. Kafka |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|