Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > Edebiyat > Ustalardan Seçkiler

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Victor Hugo...

/

konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Ustaların şiir, roman gibi edebi eserleri


Cevapla
 
Konu Araçları
Eski03-08-06, 14:05  #1
439
 
439'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jul 2006
Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 279
Victor Hugo...



Victor Hugo, Fransız yazar, ozan ve tiyatro yazarı (26 Şubat 1802 - 22 Mayıs 1885).

1802 yılında Fransa Besançon'da doğan Victor Hugo'nun babası bir generaldi. Çok genç yaşta şiir yazmaya başlayan Hugo, on beş yaşındayken Fransız Akademisi'nin şiir yarışmasında derece aldı.

Tutkulu, yüce gönüllü ve olağanüstü çalışma gücüne sahip olan Hugo, büyük ve çok yönlü bir yazardır. 1822'den sonra romantizm akımına katıldı. Kısa zamanda büyük ün yaptı. Yazılarında ruh hallerine en önemli yeri veriyor, garip, olağanüstü, yabansı, duygulandırıcı şeylere karşı büyük bir ilgi gösteriyordu. 1830'da klasikçiliğin sonunu belirten, coşturucu nitelikteki tiyatro eseri Hernani'yi sahneye koydu. Bu oyun, gençliğin yeni özlemlerini dile getiriyordu. Bundan sonra Hugo için olağanüstü bir verimlilik dönemi başladı.

1835'ten itibaren, Avrupa'da birçok, yolculuk yaptı. Aynı zamanda birkaç da tiyatro oyunu yazdı. 1841'de, Fransız Akademisi'ne seçildi ve politikaya atıldı. 1845'te Louis-Philippe onu Yüce Meclis üyeliğine atadı.

Ama 1848 Devrimi patlak verdiği zaman, yoksulluğun bu başkaldırısıyla yakından ilgilenip Düzen Partisi'yle ilişkilerini kesti. Milletvekili oldu, güzel konuşmasıyla ve Napolyon Bonapart'a şiddetli direnişiyle göze çarptı. 2 aralık 1851 hükümet darbesi sırasında, Hugo, barikatlarda çarpıştı ve sonra yurt dışına kaçtı.

Guernesey'e sığınan Hugo, imparatorluk rejimine karşı acımasız taşlama yazıları yazdı, yepyeni bir üslûpla birçok roman ve şiir kaleme aldı. Bu arada Yüzyılların Efsanesi'ni (1859-1883) yazdı. Bu destansı eser, dünya tarihini anlatır ve efsaneyle gerçeği sıkı sıkıya birbirine karıştırır. Özellikle Sefiller (1862) adlı eseriyle olağanüstü bir başarı sağlayan Hugo, 1870 savaşı patlak verip imparatorluk yıkıldığı zaman, Fransa'ya döndü. Edebî faaliyeti geniş ölçüde azaldı. 1885'te Paris'te öldüğü zaman, Fransa'da halk yasa boğuldu. Halka mal olmuş kişilerin gömüldüğü Paris Pantheon'da toprağa verildi. Hugo ile, Fransa'nın en büyük dehalarından biri de ölmüş oluyordu.

DİLENCİ
SEN,HERGÜN KÖŞE BAŞLARINDA
YIRTIK URBANLA KİRLİ ELLERİNLE
AVUÇ AÇAN,SEFİL İNSAN


İNAN YOK FARKIMIZ BİRBİRİMİZDEN.
SEN BELKİ TÜM YAŞAMINCA DİLENECEK;
BEKLEDİĞİN BEŞ KURUŞU BİRİ VERMEZSE,
ÖTEKİNDEN İSTEYECEKSİN

AMA BEN,YÜM YAŞAMIM BOYUNCA
TEK BİR KEZ DİLENDİM,
BİR ACIMASIZ KALBİN SEVDASI İLE ALEVLENDİM.

ÖYLESİNE BOŞ ÖYLESİNE AÇIK KALDI Kİ ELİM,YEMİN ETTİM BİR DAHA DİLENMEYECEĞİM...
VİCTOR HUGO

"Açlık, öyle alçak bir kapıdır ki; geçmek zorunda kalan insan ne kadar büyükse, o kadar çok eğilir.

V. Hugo
__________________
Kimse nüansların önemini anlamıyor hala!
Nüans beni ben yapandır,
Aynı zamanda katilim olacak bıçaktır...
439 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski21-07-07, 23:59  #2
sedat sencan
 
Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 182
Victor Hugo...

Sefiller,çok genç bir yaşta iken okuduğum ilk klasiktir.Elbette daha sonra iki defa daha okudum.Çok değer verdiğim bir eserdir.Hele olaylardan ayrı olarak incelediği bölümler bana çok ilginç gelmişti.Waterloo savaşını anlattığı bölüm değme bir generalin kaleminden çıkmış gibiydi.Paris'in kanalizasyon şebekesi ve manastırlarını yazmak için kimbilir ne araştırmalar yapmıştı.Dönemin siyasi yapısını çok iyi tahlil ettiğini okuyucuya hissetiriyor.Karakterleri yansıtması ise tam bir ustalık.Jean Vajjean'ın özellikle vicdan muhasebesi yaptığı bölümde kendimi onunla birlikte düşünüyor gibi zannetmiştim.
sedat sencan is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski13-12-07, 19:33  #3
sonya
 
Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 19
Victor Hugo

bu çiçek, senin için

Doruktan senin için kopardım bu çiçeği

O sarp bayırdan hani, suya iner eteği

Kartalın bildiği yalnız ve yaklaşabildiği

Sessizce seprilmişti kayanın çatlağında.

Gölgeler yıkıyordu burnun sağrılarını

Açıkça görüyordum: bir yengi alanında

Nasıl kızıl ve parlak bir utku anıtı

Olanca görkemiyle bir anda kurulursa

İşte tıpkı öylece

Güneşin gömülüp gittiği yerde gece

Bulutlardan bir tak yapıyordu kendine.

Yelkenliler bir bir erirken uzakta

Birkaç çatı eğimli bir vadinin dibinde

Parlayıp görünmekten ürker gibiydi sanki.

Sevdiğim, senin için kopardım bu çiçeği!

Evet, rengi uçuk ve koku yok tacında

Çünkü kökü dağların bu çetin yamacında

Yalnız su yosununun acı tuzunu içmiş.

Dedim ki: garip çiçek, şu tepenin üstünden

Bulutların, yosunun ve teknenin gittiği

Uçsuz bucaksızlığa yolcu olmalıydın sen.

Git öyleyse bir kalbin

Herşyeden daha derin uçurumunda dağıl

Başka bir acun olan o göğüste sol artık

Göğün seni sular için yarttığı besbelli

Ben'se Sevda'ya adadım işte seni!

Rüzgar birbirine katıyordu suları;

Yavaş yavaş silinen

Belirsiz bir ışık kalmıştı yalnız günden

Ah! nasıl acılıydım ve nasıl da derinden! ..

Düşler içindeydim ve kapkaranlık Gece

Sonsuz titreyişlerle doluyordu içime.
sonya is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski13-12-07, 19:47  #4
sonya
 
Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 19

Mezar ve Gül

“Senin gibi bir aşk çiçeği ne yapar
Seher vakti yağdığında yağmurlar? ”
Diye mezar sordu güle.
“Ya senin o kuyu gibi ağzına
Düşen insan ne yapar daha sonra? ”
Diye sordu ona gül de.

“Ey karanlık mezar, amber ve bal
Kokusuna döner o damlacıklar
Anladın mı beni şimdi? ”
Mezar da dedi ki “Ey dertli çiçek,
Melek olup göklerde süzülecek
İçime düşen her kişi.”

(1837)

Fransızca'dan çeviren: Tozan ALKAN
Victor Hugo

Papyrus Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 13-12-07 20:38 .Sebep: Tamamı koyu.
sonya is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski13-12-07, 19:49  #5
sonya
 
Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 19

Veni, Vidi, Vixi

Değilmi ki o derin acılarımla şimdi
Buna destek olacak tek bir kolda yoksunum
Ve çocuklara bile zorlukla gülüyorum
Ve açmıyor içimi çiçekler renkleriyle
Anlamalıyım artık: yaşadın yeterince!

Değilmi ki ilkbahar kuşatınca her yanı
Doğayı şenlik yerine çevirdiğinde tanrı
Bu görkemli sevdaya aşksız bakıyorum
Değilmi ki gün-gece ışıktan kaçıyorum
Duyarak o en gizli kederi herşeydeki

Değilmi ki ruhumda umudum yenik düştü
Değilmi ki bu güller, kokular mevsiminde
Sevgili kızım benim, içimde, ta derinde
Yalnız senin yattığın karanlığa özlem var
Mademki öldü kalbim, yaşadım yeterince!

Yeryüzünde yükümü tek bir gün reddetmedim
Arığım işte orda, burda başak demektim
Yumuşadım gitgide, yaşama gülümsedim
Ve yaşamın o büyük, dipsiz gizi dışında
Dimdik durdum ayakta, kimseye eğilmedim

En iyisiyle yaptım yapabildiklerimi
Ne çok uykusuz kaldım, ne çok hizmet götürdüm!
Sonra acılarıma güldüklerini gördüm
Nefretlerine hedef seçildikçe üzüldüm
Anarak çalışıp çektiklerimi

Tek kuşun uçmadığı şu dünya sürgününde
Öyle bezgin, ışıksız, ellerimin üstünde
Diğer tüm kölelerin alayları içinde
Taşıdım ağlamadan al kanlara bulanıp
Koparılmaz zincirden payıma ne düştüyse

Şimdi bakışlarımın ancak yarısı bende
Ötesi darmadağın acılı gömütlerde
Dönüpde baktığım yok çağıran olsa bile
Sersemlik ve sıkıntı yüklü bir uykusuzum
Hiç gözünü kırpmadan kalkmış şafaktan önce

Miskin karanlığımın orta yerinde şimdi
Yanıt vermeye bile gönül indirmiyorum
Canımı sıkıp duran o en günücü ağza
Ulu Tanrım gecenin kapısını aç bana

Ki çekilip gideyim, dönmeyeyim bir daha!
Victor Hugo
sonya is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski13-12-07, 19:50  #6
sonya
 
Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 19

Ey Güneş! Ey Yüzü Tanrısallığın!


Ey güneş! ey yüzü tanrısallığın!
Vahşi çiçekleri sel yatağının!
Mağaralar! Seslerin duyulduğu
Yaban böğürtlenleri ormanların!
Otların altından duyulan koku!

Örnek yükseklikte kutsal tepeler,
Bir tapınağın ak süsü gibiler.
Yaşlı kaya, yılları yenen meşe,
Sizi izlerken duyumsuyorum da
Dağınık bir ruh giriyor kalbime!

Ey kızoğlankız orman, duru kaynak!
Karanlığın çivitlediği gül berrak!
Göğün ışığı pırıl pırıl su
Ne diyorsunuz bu haydut hakkında?
Ey doğanın bilinci, sağduyusu! .

(1856)

Fransızca'dan çeviren: Tozan ALKAN
Victor Hugo

Papyrus Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 13-12-07 20:38 .Sebep: Tamamı koyu.
sonya is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski13-12-07, 19:51  #7
sonya
 
Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 19

Gece

Günün tükendiği bu saatlerde
Tüm doğa canla başla çalışıyor.
Gece vakti bu yıldızlardan inen
Ne acayip bir korkudur kim bilir?

Etkisinde kalmış nice gizemin,
Kaygılı, bir yandan tir tir titriyor,
Karanlıkta, bilinmeyen bir gücün
Gözlerini üstünde hissediyor.

Ne büyük dehşet kendini tanımak!
Kaçışı olmadan, durmadan çalışmak,
Ebediyetin içinde devinen
Varlığın merhametine kalmak!

Bu nasıl kara, zor bir bulmaca
Amaçlar ve çözümler gizleniyor,
Birileri titrerken aşağıda,
Yukarda birileri düş görüyor.


(1888-97)


Fransızca'dan çeviren: Tozan ALKAN
Victor Hugo
sonya is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski28-12-07, 12:55  #8
mİRsAd
 
mİRsAd'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Ülke / Şehir: dünyada bir yerdeyim
Mesajlar: 299

aklından sonsuz yazgı çıkmayan adam

Bir yolcu gibi sabah, tan vakti yola çıkan,
Aklından sonsuz yazgı çıkmayan mutlu adam,
Uyanıyor şafakta, ruhu hep düş içinde,
Elinde kutsal kitabı, dualar dilinde!
Duasını ederken başlıyor gün doğmaya
Güneş hem göğe doğuyor, hem onun ruhuna.
Solgun ışıkta beliriveriyor eşyalar,
Eşyalarla birlikte ruhunda başka şeyler,
Ondan başka herkes uykuda, böyle sanıyor,
Esrik bir mutluluğun huzuruna varıyor,
Oysa arkasında güler yüzlü melekler var,
Kitabın üzerine eğilmiş bakıyorlar.

victor hugo
__________________
...adalet, evrenin ruhudur...ömer hayyam
mİRsAd is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski28-12-07, 12:57  #9
mİRsAd
 
mİRsAd'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Ülke / Şehir: dünyada bir yerdeyim
Mesajlar: 299

ağlamak için gözden yaş mı akmalı?



Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?

Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?

Sevmek için güzele mi bakmalı?

Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?

Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?

Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?

Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?

Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?

Solması için gülü dalından mı koparmalı?

Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?

Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?

Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

victor hugo
__________________
...adalet, evrenin ruhudur...ömer hayyam
mİRsAd is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski28-12-07, 12:59  #10
mİRsAd
 
mİRsAd'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2007
Ülke / Şehir: dünyada bir yerdeyim
Mesajlar: 299

Gülmek bir güneştir.İnsanın yüzünden hüzün ve keder kışını defeder..
victor hugo
__________________
...adalet, evrenin ruhudur...ömer hayyam
mİRsAd is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 17:13.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz