| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Victor Hugo.../konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Ustaların şiir, roman gibi edebi eserleri |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006 Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 279
| Victor Hugo, Fransız yazar, ozan ve tiyatro yazarı (26 Şubat 1802 - 22 Mayıs 1885). 1802 yılında Fransa Besançon'da doğan Victor Hugo'nun babası bir generaldi. Çok genç yaşta şiir yazmaya başlayan Hugo, on beş yaşındayken Fransız Akademisi'nin şiir yarışmasında derece aldı. Tutkulu, yüce gönüllü ve olağanüstü çalışma gücüne sahip olan Hugo, büyük ve çok yönlü bir yazardır. 1822'den sonra romantizm akımına katıldı. Kısa zamanda büyük ün yaptı. Yazılarında ruh hallerine en önemli yeri veriyor, garip, olağanüstü, yabansı, duygulandırıcı şeylere karşı büyük bir ilgi gösteriyordu. 1830'da klasikçiliğin sonunu belirten, coşturucu nitelikteki tiyatro eseri Hernani'yi sahneye koydu. Bu oyun, gençliğin yeni özlemlerini dile getiriyordu. Bundan sonra Hugo için olağanüstü bir verimlilik dönemi başladı. 1835'ten itibaren, Avrupa'da birçok, yolculuk yaptı. Aynı zamanda birkaç da tiyatro oyunu yazdı. 1841'de, Fransız Akademisi'ne seçildi ve politikaya atıldı. 1845'te Louis-Philippe onu Yüce Meclis üyeliğine atadı. Ama 1848 Devrimi patlak verdiği zaman, yoksulluğun bu başkaldırısıyla yakından ilgilenip Düzen Partisi'yle ilişkilerini kesti. Milletvekili oldu, güzel konuşmasıyla ve Napolyon Bonapart'a şiddetli direnişiyle göze çarptı. 2 aralık 1851 hükümet darbesi sırasında, Hugo, barikatlarda çarpıştı ve sonra yurt dışına kaçtı. Guernesey'e sığınan Hugo, imparatorluk rejimine karşı acımasız taşlama yazıları yazdı, yepyeni bir üslûpla birçok roman ve şiir kaleme aldı. Bu arada Yüzyılların Efsanesi'ni (1859-1883) yazdı. Bu destansı eser, dünya tarihini anlatır ve efsaneyle gerçeği sıkı sıkıya birbirine karıştırır. Özellikle Sefiller (1862) adlı eseriyle olağanüstü bir başarı sağlayan Hugo, 1870 savaşı patlak verip imparatorluk yıkıldığı zaman, Fransa'ya döndü. Edebî faaliyeti geniş ölçüde azaldı. 1885'te Paris'te öldüğü zaman, Fransa'da halk yasa boğuldu. Halka mal olmuş kişilerin gömüldüğü Paris Pantheon'da toprağa verildi. Hugo ile, Fransa'nın en büyük dehalarından biri de ölmüş oluyordu. DİLENCİ SEN,HERGÜN KÖŞE BAŞLARINDA YIRTIK URBANLA KİRLİ ELLERİNLE AVUÇ AÇAN,SEFİL İNSAN İNAN YOK FARKIMIZ BİRBİRİMİZDEN. SEN BELKİ TÜM YAŞAMINCA DİLENECEK; BEKLEDİĞİN BEŞ KURUŞU BİRİ VERMEZSE, ÖTEKİNDEN İSTEYECEKSİN AMA BEN,YÜM YAŞAMIM BOYUNCA TEK BİR KEZ DİLENDİM, BİR ACIMASIZ KALBİN SEVDASI İLE ALEVLENDİM. ÖYLESİNE BOŞ ÖYLESİNE AÇIK KALDI Kİ ELİM,YEMİN ETTİM BİR DAHA DİLENMEYECEĞİM... VİCTOR HUGO "Açlık, öyle alçak bir kapıdır ki; geçmek zorunda kalan insan ne kadar büyükse, o kadar çok eğilir. V. Hugo __________________
Kimse nüansların önemini anlamıyor hala! Nüans beni ben yapandır, Aynı zamanda katilim olacak bıçaktır... |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 182
| Sefiller,çok genç bir yaşta iken okuduğum ilk klasiktir.Elbette daha sonra iki defa daha okudum.Çok değer verdiğim bir eserdir.Hele olaylardan ayrı olarak incelediği bölümler bana çok ilginç gelmişti.Waterloo savaşını anlattığı bölüm değme bir generalin kaleminden çıkmış gibiydi.Paris'in kanalizasyon şebekesi ve manastırlarını yazmak için kimbilir ne araştırmalar yapmıştı.Dönemin siyasi yapısını çok iyi tahlil ettiğini okuyucuya hissetiriyor.Karakterleri yansıtması ise tam bir ustalık.Jean Vajjean'ın özellikle vicdan muhasebesi yaptığı bölümde kendimi onunla birlikte düşünüyor gibi zannetmiştim. |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 19
| bu çiçek, senin için Doruktan senin için kopardım bu çiçeği O sarp bayırdan hani, suya iner eteği Kartalın bildiği yalnız ve yaklaşabildiği Sessizce seprilmişti kayanın çatlağında. Gölgeler yıkıyordu burnun sağrılarını Açıkça görüyordum: bir yengi alanında Nasıl kızıl ve parlak bir utku anıtı Olanca görkemiyle bir anda kurulursa İşte tıpkı öylece Güneşin gömülüp gittiği yerde gece Bulutlardan bir tak yapıyordu kendine. Yelkenliler bir bir erirken uzakta Birkaç çatı eğimli bir vadinin dibinde Parlayıp görünmekten ürker gibiydi sanki. Sevdiğim, senin için kopardım bu çiçeği! Evet, rengi uçuk ve koku yok tacında Çünkü kökü dağların bu çetin yamacında Yalnız su yosununun acı tuzunu içmiş. Dedim ki: garip çiçek, şu tepenin üstünden Bulutların, yosunun ve teknenin gittiği Uçsuz bucaksızlığa yolcu olmalıydın sen. Git öyleyse bir kalbin Herşyeden daha derin uçurumunda dağıl Başka bir acun olan o göğüste sol artık Göğün seni sular için yarttığı besbelli Ben'se Sevda'ya adadım işte seni! Rüzgar birbirine katıyordu suları; Yavaş yavaş silinen Belirsiz bir ışık kalmıştı yalnız günden Ah! nasıl acılıydım ve nasıl da derinden! .. Düşler içindeydim ve kapkaranlık Gece Sonsuz titreyişlerle doluyordu içime. |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 19
| Mezar ve Gül “Senin gibi bir aşk çiçeği ne yapar Seher vakti yağdığında yağmurlar? ” Diye mezar sordu güle. “Ya senin o kuyu gibi ağzına Düşen insan ne yapar daha sonra? ” Diye sordu ona gül de. “Ey karanlık mezar, amber ve bal Kokusuna döner o damlacıklar Anladın mı beni şimdi? ” Mezar da dedi ki “Ey dertli çiçek, Melek olup göklerde süzülecek İçime düşen her kişi.” (1837) Fransızca'dan çeviren: Tozan ALKAN Victor Hugo Papyrus Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 13-12-07 20:38 .Sebep: Tamamı koyu. |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 19
| Veni, Vidi, Vixi Değilmi ki o derin acılarımla şimdi Buna destek olacak tek bir kolda yoksunum Ve çocuklara bile zorlukla gülüyorum Ve açmıyor içimi çiçekler renkleriyle Anlamalıyım artık: yaşadın yeterince! Değilmi ki ilkbahar kuşatınca her yanı Doğayı şenlik yerine çevirdiğinde tanrı Bu görkemli sevdaya aşksız bakıyorum Değilmi ki gün-gece ışıktan kaçıyorum Duyarak o en gizli kederi herşeydeki Değilmi ki ruhumda umudum yenik düştü Değilmi ki bu güller, kokular mevsiminde Sevgili kızım benim, içimde, ta derinde Yalnız senin yattığın karanlığa özlem var Mademki öldü kalbim, yaşadım yeterince! Yeryüzünde yükümü tek bir gün reddetmedim Arığım işte orda, burda başak demektim Yumuşadım gitgide, yaşama gülümsedim Ve yaşamın o büyük, dipsiz gizi dışında Dimdik durdum ayakta, kimseye eğilmedim En iyisiyle yaptım yapabildiklerimi Ne çok uykusuz kaldım, ne çok hizmet götürdüm! Sonra acılarıma güldüklerini gördüm Nefretlerine hedef seçildikçe üzüldüm Anarak çalışıp çektiklerimi Tek kuşun uçmadığı şu dünya sürgününde Öyle bezgin, ışıksız, ellerimin üstünde Diğer tüm kölelerin alayları içinde Taşıdım ağlamadan al kanlara bulanıp Koparılmaz zincirden payıma ne düştüyse Şimdi bakışlarımın ancak yarısı bende Ötesi darmadağın acılı gömütlerde Dönüpde baktığım yok çağıran olsa bile Sersemlik ve sıkıntı yüklü bir uykusuzum Hiç gözünü kırpmadan kalkmış şafaktan önce Miskin karanlığımın orta yerinde şimdi Yanıt vermeye bile gönül indirmiyorum Canımı sıkıp duran o en günücü ağza Ulu Tanrım gecenin kapısını aç bana Ki çekilip gideyim, dönmeyeyim bir daha! Victor Hugo |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 19
| Ey Güneş! Ey Yüzü Tanrısallığın! Ey güneş! ey yüzü tanrısallığın! Vahşi çiçekleri sel yatağının! Mağaralar! Seslerin duyulduğu Yaban böğürtlenleri ormanların! Otların altından duyulan koku! Örnek yükseklikte kutsal tepeler, Bir tapınağın ak süsü gibiler. Yaşlı kaya, yılları yenen meşe, Sizi izlerken duyumsuyorum da Dağınık bir ruh giriyor kalbime! Ey kızoğlankız orman, duru kaynak! Karanlığın çivitlediği gül berrak! Göğün ışığı pırıl pırıl su Ne diyorsunuz bu haydut hakkında? Ey doğanın bilinci, sağduyusu! . (1856) Fransızca'dan çeviren: Tozan ALKAN Victor Hugo Papyrus Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 13-12-07 20:38 .Sebep: Tamamı koyu. |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 19
| Gece Günün tükendiği bu saatlerde Tüm doğa canla başla çalışıyor. Gece vakti bu yıldızlardan inen Ne acayip bir korkudur kim bilir? Etkisinde kalmış nice gizemin, Kaygılı, bir yandan tir tir titriyor, Karanlıkta, bilinmeyen bir gücün Gözlerini üstünde hissediyor. Ne büyük dehşet kendini tanımak! Kaçışı olmadan, durmadan çalışmak, Ebediyetin içinde devinen Varlığın merhametine kalmak! Bu nasıl kara, zor bir bulmaca Amaçlar ve çözümler gizleniyor, Birileri titrerken aşağıda, Yukarda birileri düş görüyor. (1888-97) Fransızca'dan çeviren: Tozan ALKAN Victor Hugo |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007 Ülke / Şehir: dünyada bir yerdeyim
Mesajlar: 299
| aklından sonsuz yazgı çıkmayan adam Bir yolcu gibi sabah, tan vakti yola çıkan, Aklından sonsuz yazgı çıkmayan mutlu adam, Uyanıyor şafakta, ruhu hep düş içinde, Elinde kutsal kitabı, dualar dilinde! Duasını ederken başlıyor gün doğmaya Güneş hem göğe doğuyor, hem onun ruhuna. Solgun ışıkta beliriveriyor eşyalar, Eşyalarla birlikte ruhunda başka şeyler, Ondan başka herkes uykuda, böyle sanıyor, Esrik bir mutluluğun huzuruna varıyor, Oysa arkasında güler yüzlü melekler var, Kitabın üzerine eğilmiş bakıyorlar. victor hugo __________________
...adalet, evrenin ruhudur...ömer hayyam |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007 Ülke / Şehir: dünyada bir yerdeyim
Mesajlar: 299
| ağlamak için gözden yaş mı akmalı? Ağlamak için gözden yaş mı akmalı? Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı? Sevmek için güzele mi bakmalı? Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı? Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır? Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı? Hırsızlık; para, malmı çalmaktır? Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı? Solması için gülü dalından mı koparmalı? Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı? Öldürmek için silah, hançer mı olmalı? Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı? victor hugo __________________
...adalet, evrenin ruhudur...ömer hayyam |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: May 2007 Ülke / Şehir: dünyada bir yerdeyim
Mesajlar: 299
| Gülmek bir güneştir.İnsanın yüzünden hüzün ve keder kışını defeder.. victor hugo __________________
...adalet, evrenin ruhudur...ömer hayyam |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|