"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." Lütfen forum kurallarını okuyunuz. |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Aşk'a Cevap 2 ! / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Şiir denemeleriniz... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 630
| Dostum lekkebel, bu kez senden bir sene önceyim! ve bu kez çalamayacaksın benden önce cevabı Çünkü şiirinin cevabı tarafımdan çok evvelinden verilmiştir!:61 Nasıl vazgeçeceğimi düşünürsün bilmem, Yabancı bir konuk gibi farz edip, Uğurlayacağımı seni yüreğimden?! Böyle deli divane beklerken üstelik, Ve sen henüz gelmemişken. Bekleme de bahçemi talan etmemi. Kendi ellerimle besleyip büyüttüm Ki gelirsin diye hep Yeşertip durdum çiçeklerimi. Gelmeden gidiyorsun öyle mi? Ve ben vazgeçeceğim senden! Hayır, hayır ... Bilmiyorsun öyleyse aşk ne demektir sen! Geçirir de bir ömrü yalnız, Düşer de ardından yollara, Bekler de dönüşleri çaresiz, Ne yeltenir kanadı uçmaya, Ne konmak ister yabana. Kapanır sımsıkı, Yaprak yaprak, Salar kök üstüne kök de aşk, Kımıldamaz olduğu yerden bir yere. Düşünürsen ki eğer, Soldurup sana aşkını, Dökülüp de girebilir bu küçük gül sensiz toprağa, Ve vazgeçer seni beklemekten Şaşırmışsın derim işte o vakit sen! __________________
"Dürüst insanların ceza görmeden ülkelerine hizmet edebilecekleri zaman henüz gelmedi" Isidore de ROBESPİERRE (1794'ten beri) mayıs Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 05-08-07 19:57 . |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 15
| şakayla söylediğin belli ama yinede belirtmek istedim ben kimsenin yazısını çalmam |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 630
| Elbette ki şaka! Sadece şaşırdığım için öyle dedim. Öyle bildik ve tanıdık geldi ki... Okurken birden kendi içimdeki dünyada buluverdim kendimi. Ama bana ait değildi.Kötü bir his yani benim için. Benim kendi kendime yazdığım gizli bir yaşamı, burada öylece orta yerde buluvermek garip geldi. Bütün sihir, giz gitti yani. Boşa çıkardı benim köşe bucak kaçırmalarımı. Yoksa tabi ki çalamazsınız benden! Onlar gizli bir hazine gibi saklılar bütün gözlerden. Yani düne kadar öyleydi. __________________
"Dürüst insanların ceza görmeden ülkelerine hizmet edebilecekleri zaman henüz gelmedi" Isidore de ROBESPİERRE (1794'ten beri) |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 630
| Nedir ki bu penceremden vurup da gözlerimi kamaştıran? Onun suretini, ışığını, sıcaklığını çalıp da, karanlığıma mı doğdu yoksa kahrolası sahte güneş? Tabi ki o değil, Her gün her gün herkese doğan güneş bu Ne olabilir ki başka? Gerçek güneşin nuru olacak değil ya!? Yaklaşıp pencereye, Asırlardır karanlığa bakmaktan büyümüş gözlerimi kısarak bakıyorum yukarıdaki alışılmadık aydınlığa. O işte, perdeyi aralayıp da gökyüzünde gördüğüm sahte pırıltıların pervasız doğurganı. Nasıl da inatla yükleyip yolluyor sabahın köründe tüm aydınlıklarını kahrolası. Bırakmıyor karanlığa bakmaya devam etsin aydınlığı istemeyen gözlerim. Henüz fersizse de bu kış gününde kolları, yolluyor yine de var gücüyle sıcaklığını. Düşünmek istiyorum ki bizzat Tanrı, Geç kalmışlığıyla mahcup Sırf güneşi görmüş olayım diye gerçeği yerine bunu doğurmuş olmalı. İlk kez güneşe çıkıyorum İlk kez tedbir almayı unutuyorum İlk kez dokunuyor güneş çıplak yüzüme Oysa hep kara derili ejderhalar salardım bedenimin her noktasına Giremesin diye güneşin ışıkları kapılarımdan Kilit üstüne kilit vururdum üstelik Düşünürdüm ki saklanırsam eğer ki ardıma Korkmam güneşte kavrulup yanmaktan Kuruyup düşmekten toprağa Katlanabilirim böylece yazgım olan karanlığa Bu yüzden istemezdim doğmasını belki de Kalıverirdim gönüllü karanlıklar içinde. Zorlaştırıyor şimdi esaretimi Şu gökyüzündeki kötü taklidinden öte gerçek ve görünmeyen güneş Doğuveriyor böyle zamansız Gelebilirmiyim diye sormadan üstelik Göğün karanlığını yarıp yerleşiyor bütün boşluklara Oysa daha uyuyacaktım ben Hatta belki hiç uyanmayacaktım Niyetim de yoktu üstelik uyanmaya Geceyi sabaha çeviriveriyor sorgusuz Haber vermeden kırıp giriyor kapıları En gizli, en kuytu köşeleri açığa çıkarıyor Parlıyor insafsızca Sana diyorum duyuyormusun sesimi, Onun güzel ve aydınlık suretini çalmış da kasım kasım parlayan sahte güneş? Bak nasıl da terliyor, yanıyor susuzluktan ellerinde zavallı bedenim… Çek pençeni biraz üzerimden de nefes alabileyim. Ama gitmezsin bilirim. Susarsın da lal olup tepemde öylece Sınarsın sabrımı, kararımı Sanırsın ki gerçek güneş olmadığını bilmezmiş gibi Kanıp çıkarırım bedenimi ellerine Yanılacağını bil lakin Yine sen olurdun şahidim o doğmuş olsaydı senin yerine O zaman görürdüm, bakamazdın utançtan yüzüme, Kim bilir nasıl kaçıverirdin tutuşan eteklerini toplayıp da dağların gerisine. Utanırdın onun heybetini görünce kendi küçüklüğünden Dur bakalım şimdi orada öylece Hüküm senindir o henüz doğmadığı için. Gelmiyor karşılığı feryadımın Susuyor çöreklenmiş tepemde. Susmakla kalmıyor kavuruyor üstelik bedenimi Nasılsa gerçeği hiç doğmayacak diye Göz kırpıyor küçümsercesine onsuz yakaladığı için beni. Milyonlarca ışığını salıp duruyor Bense uyku mahmuruyum Gözlerim kamaşıyor, bakamıyorum Perdenin arkasına saklanıyorum yine çaresiz. Gökyüzü tapınağının çanları çalıyor Sabahı müjdeliyor sanki Ona koşup duruyor insanlar Ona bakmaktan korkmuyorlar Onun ışıklı kollarına atılmaktan, eriyip kaybolmaktan Bense soğuklarda titreyip durmaktan Bilmiyorum sıcağın ne olduğunu, Bilmiyorum yanacak bir kalbim olduğunu O bana yüz çevirip bakana kadar da bilemeyeceğim. Güneşin yanağımdaki çukura, Tenimdeki soğuğa, Dudağımdaki kıvrıma, Saçlarımın dalgasına değmişliği yok Şimdiyse neden bilmem, ışıklar saçarak fırlatıyor oklarını Vurmak istiyor, yok etmek istiyor belli ki çıkmıyorum bu sebepten güneşe Bakmıyorum yasak diye Ne gerçeğine, ne gökyüzündeki taklidine Durmasam böylece perdenin ardında Vurulacağım belki de Gidecek oysa ki ben böyle seyirciyken daha Nasıl gerçek güneşe dönüşebilir ki? Gün dönüyor Neredeyse batacak işte Biliyordum Yok olup gidecekti nasılsa O yüzden gözlerimi her doğan güneşe kapatıyordum __________________
"Dürüst insanların ceza görmeden ülkelerine hizmet edebilecekleri zaman henüz gelmedi" Isidore de ROBESPİERRE (1794'ten beri) mayıs Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 09-05-07 13:05 . |
|
| #5 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 454
| Bense soğuklarda titreyip durmaktan Bilmiyordum sıcağın ne olduğunu, Bilmiyordum yanacak bir kalbim olduğunu O bana yüz çevirip bakana kadar Güneşin yanağımdaki çukura, Tenimdeki soğuğa, Dudağımdaki kıvrıma, Saçlarımın dalgasına değmişliği yoktu Şimdiyse neden bilmem, ışıklar saçarak fırlatıyor oklarını Vurmak istiyor, yok etmek istiyor belli ki çıkmıyorum bu sebepten güneşe Bakmıyorum yasak diye Ne gerçeğine, ne gökyüzündeki taklidineSayın Norma özellikle şiirinizin bu bölümü gerçekten güzel. Kızmayın şiirimi parçaladınız diye. Ben sadece burda takılı kaldım biraz. Kaleminize sağlık. |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 630
| Kalp kalbe karşıymış, ben de bu ruh haliyle senin yazdıklarını okuyup iyice melankoliye vuruyordum kendimi. Özellikle böyleyken okumamam gerektiğini düşünüyordum seni. İki kere tokat yemek gibi. ve ben bu gün yeterince acıdan yoruldum. Şu anda da son darbeyi bekliyorum odamda. Güneş bu gün tamamen batacak gibi. __________________
"Dürüst insanların ceza görmeden ülkelerine hizmet edebilecekleri zaman henüz gelmedi" Isidore de ROBESPİERRE (1794'ten beri) |
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 630
| Gidip adaklar mı adasam, Mum mu yaksam Meryem Ana'ya doğmaması için? Dualar mı etsem geceler boyunca? Yalvarsam mı Tanrı'ya : " Ah Tanrım, ne olur, ne olur güneş hiç doğmasın..." Pencerenin önünde, kutlu doğumun için hazırladığım sunağa Süzülen ellerinle dokunabilesin diye, Soldukça tazelediğim çiçekler yerine Kurbanlar mı adasam vazgeçip doğma diye? Yoksa bir büyücüye mi gitsem özgür bıraktırsam yüreğini de isteme beni diye? Hepsini bir yana bırak Bir akşamüstü batmama ihtimalin bile yokken ve benim güneşin en küçük ışığına dahi gözlerimi çevirmem yasakken.... Nasılda zalimce geleceksin kim bilir senin için açmaya can atan yüzsüz yapraklarımın üzerine... __________________
"Dürüst insanların ceza görmeden ülkelerine hizmet edebilecekleri zaman henüz gelmedi" Isidore de ROBESPİERRE (1794'ten beri) mayıs Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 09-05-07 13:07 . |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 630
| Gözlerimin, kulaklarımın, ellerimin Ve yüreğimin önünden kayıp gidiyor sesleri Arıyorlar kızgınlıkla yana döne bir yabancıyı Korkumdan çıkamıyorum pencereye Bendim, evet o yabancı bendim diye bağırmak isterdim Kaç zamandır isyanım sessizliğe Güneş bir görünse düşeceğim yollara Küçük bir serçe gibi bahar mevsimine kapılıp gideceğim hatta Ve o mevsim dönünce kışa Üzerimi örtmeden, doğuvermeden gidecek, biliyorum Hâlâ üşüdüğümden çıkmıyorum Durabilirim bıraksalar burada gizlice Doğacaksa beklemek için doğuşunu Sabırla görmek için gün sayardım Hangi yabancıya doğuyor ki şimdi Yarattığı gezegenler, yıldızlar kadar uzak bir yabancı hem de Gecenin bu en derin vaktinde? Ben olmamalıyım muhakkak ki Alınmak için yüz tutmaz ne var ki Kaç zamanın dilsizliğidir üzerine alınmayan Ne işim olur ki yabancı sorgularla? Yabancı değilken üstelik Ne gözü değmiştir gözüme Ne nefesimi kesmiştir nefesiyle Ne talan edecek hatıramız vardır güneşle Ne kapısını biliriz kırıp girmek için Olsaydı derdim belki Nerelerdesin? Çıkardım kapıya pencereye inadına Madem ki yabancı damgasını vurmuş alnımıza Bir anlık çılgınlık tuttu da yokken yükseldim Devleştim o an sanki Kırdım kapıları kilitleri Bir bir topladım olmayan eşyaları, hatıraları Bıraktım benden öncekileri Saçtım savurdum dört yana Öyle uzun zamandır doğmuyorsun ki Beni hatırlatacaklarını da hiç düşünmedim Seslenmek istiyor böylece dilim Yabancı olup çıkmak kapılara pencerelere Sarılıp hasret dolu öpücüklere boğmak hatta Nerelerdeydin? Ne çok özledim seni… Talanımın cezasını göze alarak. Sakın ayıplamasın kimse hemen beni Ne olur söyleyin ona da Doğacaksa doğsun artık... __________________
"Dürüst insanların ceza görmeden ülkelerine hizmet edebilecekleri zaman henüz gelmedi" Isidore de ROBESPİERRE (1794'ten beri) mayıs Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 09-05-07 00:23 . |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: amasya
Mesajlar: 99
| kim sever sessizliği, duvar saatinden başka hem; sendin o yabancı, biliyordum... üşüdükçe çıkmıyordun sokaklara ve sen çıkmadıkça kıştı mevsim... yokluğun yaprak gibi dökülürdü yalnızlığıma... sendin o yabancı, biliyordum... deniz kadar tuzlu, balık kadar susuz rakısız bir akşam kadar keder doluyduk yokluğunda... hiç kimse söylemesin, biliyorum sendin o yabancı ıslığım kadar içimden geliyordun soludukça pencereye çıkmıyordun korktuğundan mı oysa sen korktukça yabancılaşıyordu gök ve yıldız yağıyordu yüzüme... sendin o yabancı ve herkes biliyordu bunu bir sabah açtın inadına pencereyi, kapıyı şaşırdı mavi, alnından vuruldu ihanet düştün, kırıldık... hangimiz yabancıydık hiç kimse bilmiyordu oysa... saygılarımla gökçeşair __________________
"bir daha bu ayakkabılarla gelme bu kente çocuk bana bir numara büyük geliyor ayrılık" gökçeşair |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 630
| Düşümde güzel bir ses onun sesine bürünüyor Çalmış zahir rengini, bana “evet, o sensin diyor” Tepeden tırnağa mutluluk sesi, tepeden tırnağa bahar estiriyor Belli ki bir düşten kaçıp gelmiş, karıştırmış hatta gireceği düşün penceresini Uyanınca sessizliğe vuracak, gerçek sayıp da duyamam bu sebepten sesini Kaparım kilit üstüne kilit işitmelerimi Açmak isterim de açamam yüreğimi duyacaklarından korkarak Zira bilirim henüz gerçek değildir, bir düşte dolanır ilahi sesi İnandırmak ister o olduğuma acıyarak belli ki Söylesin, söylesin ne olur sevgilerin en bereketlisini elleriyle uzatan Görür mü gökyüzünden gören gözleriyle, benim için midir doğmak için yollara düşüşü böyle bi çare? Söylesin ne olur söz geçiremediğim ellerime, gözlerime, söylesin de ikna olsunlar, dönüşecek mi düşümde duyduklarım gerçeğe, yoksa gökyüzünden geçip giden güneş, o da yabancı bir düş müydü öylesine? Yoruldum, yoruldum nicedir beklemekten Bilsem ki gelecek, doğacak bir gün, yahut doğmayacak, sükûta ereceğim, İçeceğim kana kana en acı ağuları, susuzluğumu yokluğuyla gidereceğim Yahut gerçekse dirilsin ölümün karanlık toprağına gömülmüş bedenim, kurtulsun içini kemirip duran şüphelerden, Bileyim ki o geldi, ya da gelecek. Sevmedim, sevemedim yalnızlığı Nasıl da özlemini çekerim bir yandan, hem de bunca kalabalığın yalnızlığında Aranan yabancı olasım gelir, uzanıp kucak açasım Çıkamıyorum kapılara pencerelere evet, Erişebilsem göklere, ışıklı yıldızlara, binip yüzüne düşeceğim Almazlar kanatları altına lakin, düşemem, yabancılığım depreşir Son yaprağımı da döktüm yalnızlığımın görün işte, sadece içim değil, dallarım da çıplak artık, ttriyor dudaklarım, Ya hiç doğmazsa? sayamazsam yağan yıldızları yüzünde? Korkuyorum belki de doğmasından, ona bakarken kaybolmaktan Bildik sularda yüzmeyi çoktan öğrenmişim, Mutluluk demek değilse bile, bilmediğimden güvendeyim __________________
"Dürüst insanların ceza görmeden ülkelerine hizmet edebilecekleri zaman henüz gelmedi" Isidore de ROBESPİERRE (1794'ten beri) mayıs Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 09-05-07 13:10 . |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Demirel'den Erdoğan'a cevap, Kızları Türkiye'de okutun. Okutun, buyurun iktidarsınız. | GeceKuşu | Türkiye Siyaseti | 5 | 04-05-06 16:09 |
| TMSF Başkanı Ertürk'e 11 teklif sunuldu, cevap bile verilmedi! | cemuzan | Türkiye Siyaseti | 2 | 17-04-06 22:55 |
| Öyle soruya böyle cevap | ugurozaltn | Arşiv | 19 | 12-02-06 15:25 |