Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > Edebiyat > Ustalardan Seçkiler

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Lev Nikolayeviç Tolstoy

/

konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Ustaların şiir, roman gibi edebi eserleri


Cevapla
 
Konu Araçları
Eski05-08-06, 12:12  #1
439
 
439'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jul 2006
Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 279
Lev Nikolayeviç Tolstoy




HAYATI

LEV NİKOLAYEVİÇ TOLSTOY 9 Eylül 1928`de Tula`da bulunan, ailesine ait Yasyana Polyana Malikanesi`nde zengin bir toprak sahibinin oğlu olarak doğdu. Küçük yaşta öksüz ve yetim kalınca , eğitimi için Kazan`a halalarının yanına gönderildi. Daha bu yaşta Pascal, Platon, Dickens gibi klasikler okumaya başladı ve kendine bir yaşam felsefesi belirlemeye karar verdi. 1843`te doğu dilleri okumak üzere Kazan Üniversitesine girdi, kısa süre sonra Hukuk Fakültesi`ne geçti. 1847`de burayıda yarım bırakarak Yasyana Polyana`ya geri döndü. 1851`de, 23 yaşındayken, düzensiz hayatının yarattığı boşluk duygusuna son vermek ve alacakaranlıklarından kurtulmak için orduya yazıldı. 1854-55 arası Kırım`da topçu teğmeni olarak savaştı. Bu dönemde Otobiyografik eserler olan “Çocukluk” , “İlk Gençlik” ve “Gençlik” i, ayrıca “Tipi”, “İki Süvari Subayı” ve “Toprak Ağasının Sabahı”nı yazdı. Bu ilk başarılarından sonra kendini edebiyata adamaya karar verdi. Savaştan sonra St. Petersburg`a gitti, fakat burada birini radikal demokrat N. Çernişevski , diğerini muhafazakar liberal 1. Turgenyev`in temsil ettiği iki edebi kampla da anlaşamayarak 1857`de İsviçre, Fransa ve Almanya`yı kapsayan bir seyahate çıktı. Bu dönemde eğitim kurumlarıyla ilgilenmeye başladı. Ve Rusyaya dönerek köylü çocukları için bir okul açtı. 1860`da ikinci bir Avrupa seferine çıktı ve buradaki eğitim kurumlarını ayrıntılı şekilde inceledi. Aynı dönemde batının yapay ve maddesi uygarlığını insanı bozan bir etken olarak görmeye başladı.
Tolstoy 1880`den sonra Ortodoks Kilisesi`ni, Hristiyanlıktaki ölümsüzlük düşüncesini ve her türlü siyasal iktidarı yadsıyan, kendine özgü bir tür hristiyanlık anarşizmi geliştirmeye başladı. Düşüncelerini açıkladığı “Dogmatik Teoloji`nin Eleştirisi” , “O Halde Ne Yapmalıyız?” ve “Tanrı`nın Hükümdarlığı Kendi İçimizdedir” adlı makalelerinin yayınlanmasından sonra 1901`de Kilise tarafından aforoz edildi. Bu dönemde yazdığı “Ivan Ilyiç`in Ölümü” , “Kroyçer Sonat”, “Hacı Murat” , “Diriliş” gibi eserleri , aynı manevi arayışa , ahlaksızlıkla suçladığı sanatı dogmalar ve mucizeler üreten Kilise`yi yadsıyışına işaret eder. 1900`lerden itibaren bir yandan mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle ailesiyle arası açılırken, diğer yandan aydın Rus gençleri arasında giderek daha çok tanındı. Bu ikisi , derin bunalımını ve manevi yalnızlığını artırdı. 1910`da ailesini terk etmeye karar vererek yanında en küçük kızı ve doktoruyla yola çıktı. Ancak birkaç gün sonra Astapovo tren
istasyonunda zatürreden öldü. LEV NİKOLAYEVİÇ TOLSTOY 9 Eylül 1928`de Tula`da bulunan, ailesine ait Yasyana Polyana Malikanesi`nde zengin bir toprak sahibinin oğlu olarak doğdu. Küçük yaşta öksüz ve yetim kalınca , eğitimi için Kazan`a halalarının yanına gönderildi. Daha bu yaşta Pascal, Platon, Dickens gibi klasikler okumaya başladı ve kendine bir yaşam felsefesi belirlemeye karar verdi. 1843`te doğu dilleri okumak üzere Kazan Üniversitesine girdi, kısa süre sonra Hukuk Fakültesi`ne geçti. 1847`de burayıda yarım bırakarak Yasyana Polyana`ya geri döndü. 1851`de, 23 yaşındayken, düzensiz hayatının yarattığı boşluk duygusuna son vermek ve alacakaranlıklarından kurtulmak için orduya yazıldı. 1854-55 arası Kırım`da topçu teğmeni olarak savaştı. Bu dönemde Otobiyografik eserler olan “Çocukluk” , “İlk Gençlik” ve “Gençlik” i, ayrıca “Tipi”, “İki Süvari Subayı” ve “Toprak Ağasının Sabahı”nı yazdı. Bu ilk başarılarından sonra kendini edebiyata adamaya karar verdi. Savaştan sonra St. Petersburg`a gitti, fakat burada birini radikal demokrat N. Çernişevski , diğerini muhafazakar liberal 1. Turgenyev`in temsil ettiği iki edebi kampla da anlaşamayarak 1857`de İsviçre, Fransa ve Almanya`yı kapsayan bir seyahate çıktı. Bu dönemde eğitim kurumlarıyla ilgilenmeye başladı. Ve Rusyaya dönerek köylü çocukları için bir okul açtı. 1860`da ikinci bir Avrupa seferine çıktı ve buradaki eğitim kurumlarını ayrıntılı şekilde inceledi. Aynı dönemde batının yapay ve maddesi uygarlığını insanı bozan bir etken olarak görmeye başladı.
Rusya`ya döndüğünde serflik kaldırılmıştı. Tolstoy, kendi bölgesinde eski serflerle toprak sahipleri arasındaki toprak ve borç anlaşmazlıklarını çözmek üzere yargıçlık görevini üstlendi. 1862 yılında komşu çiftliğinin sahibinin kızı olan Sofya Andeyevna Bers’le evlendi ve bu evliliğinden on üç çocuğu oldu. Bu dönemde yazar, “Kazaklar”, “Sivastopol Hikayeleri” ve belkide en büyük romanı olan “Savaş ve Barış”ı yazdı. Ancak aile hayatının sevinçleri Tolstoyù huzura kavuşturmaya yetmiyordu. 1875`ten sonra yıldan yıla artacak bir bunalıma girdi. 1877`de yayınlanan ikinci büyük romanı “Anna Karenina” bu bunalımın izlerini taşır.
Tolstoy 1880`den sonra Ortodoks Kilisesi`ni, Hristiyanlıktaki ölümsüzlük düşüncesini ve her türlü siyasal iktidarı yadsıyan, kendine özgü bir tür hristiyanlık anarşizmi geliştirmeye başladı. Düşüncelerini açıkladığı “Dogmatik Teoloji`nin Eleştirisi” , “O Halde Ne Yapmalıyız?” ve “Tanrı`nın Hükümdarlığı Kendi İçimizdedir” adlı makalelerinin yayınlanmasından sonra 1901`de Kilise tarafından aforoz edildi. Bu dönemde yazdığı “Ivan Ilyiç`in Ölümü” , “Kroyçer Sonat”, “Hacı Murat” , “Diriliş” gibi eserleri , aynı manevi arayışa , ahlaksızlıkla suçladığı sanatı dogmalar ve mucizeler üreten Kilise`yi yadsıyışına işaret eder. 1900`lerden itibaren bir yandan mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle ailesiyle arası açılırken, diğer yandan aydın Rus gençleri arasında giderek daha çok tanındı. Bu ikisi , derin bunalımını ve manevi yalnızlığını artırdı. 1910`da ailesini terk etmeye karar vererek yanında en küçük kızı ve doktoruyla yola çıktı. Ancak birkaç gün sonra Astapovo tren istasyonunda zatürreden öldü.

Tolstoyu Büyük Yapan
Tolstoy eserlerinde, insanın maneviyatını birikimleriyle göz önüne sermekte çok güçlü bir kaleme sahiptir. Tolstoy, somut olanı somut olarak anlatmaktan çok soyut olayların resmini çizer. Gözlemciliği, romanları sadece roman olarak okunsa bile, tüm görkemiyle gözler önündedir. İnsan davranışları hakkında müthiş bir tutarlılık çizer. Eserlerinde hayatı boyunca inandığı ve çoğu kişinin aslında farkında olup, isim koyamadığı değerleri tüm ustalığıyla insanlara yansıtmıştır. Eserlerinde karakter zenginliği ve bu karakterlerin gerçek hayat gibi ayrı ayrı yaradılışta ve felsefede olması, eserlerini birer “YAŞAM BELGESELİNE” çevirir.
İnsanların sonuçlarını tahmin etmeden yaptıkları hataların sonuçlarını tüm büyüklüğüyle gözler önüne sunar. Eserlerinde özellikle bahsettiği ve değinmek istediği ana tema olarak “Vicdandır”. Vicdana özel bir yük daha bindirir ve insanın dizginlerini vicdanın eline verir Tolstoy. Bir insan terbiyecisi de diyebiliriz bu büyük yazar ve düşünür`e. Bundan sonra yapacağınız en küçük hareketlerde bile aklınıza romanlardan bazı kesitler gelebilir ve aynaya baktırıp düşündürebilir. O kendinden önce gelmiş geçmiş tüm edebiyatçı ve filozofların girmeyi akıllarına dahi getiremedikleri bölgeye girer ve egemenliğini alır.
Tolstoy özellikle içinde bulunduğu Aristokrat çevrenin ahlaksızlığına, ayak oyunlarına ve zenginliklerindeki sefalete değinir. Ülkesine tam bir objektif göz olarak bakar. Bu yansız tutumuyla ülkesini tüm iyilikleri ve kötülükleriyle insanlığa tanıtır.
Tolstoy kendi omuzlarına bir ahlak öğretmenliği yükü asmıştır ve hayatı boyunca bu değerlerini, kendi çıkarlarından da vazgeçerek korumuştur. Denebilir ki, hala ahlak kavramı varsa Tolstoy en büyük sebeplerinden ve yapıcılarından biridir.
Kiliselerin çıkarları amacıyla ve kulaktan kulağa rivayet edilerek yozlaştırılan hristiyanlığa , at gözlüklerini atarak başkaldırır ve ülkesine baktığı objektiflikte dine bakar. Tüm yozlaşmışlıklara mantığını baraj olarak çeker, Tanrı`nın ona kullanması için verdiği aklı kullanır ve Tanrı`yı kendi mantığıyla arar. Bir çok makalesinde bu fikirlerinin izlerine rastlanabilir. Hristiyanlıktan aforoz edilmeside bu sebebe bağlanır.
__________________
Kimse nüansların önemini anlamıyor hala!
Nüans beni ben yapandır,
Aynı zamanda katilim olacak bıçaktır...
439 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski05-08-06, 12:17  #2
439
 
439'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jul 2006
Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 279
Tolstoydan Vecizeler

Af dileyen, kendi kendini itham eder.

Aşk, kızıl gibi geçirilmesi gereken bir hastalıktır.

Bekleyebilen için herşey iyi sonuç verir.

Bir insanı, bulunduğu mevki ile değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmelidir.

Güzel olan sevgili değil, sevgili olan güzeldir.

Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür, ama hiç kimse önce kendini
değiştirmeyi düşünmez.

Hırsları kökünden atmak mümkün değildir. Onları sadece asıl ülkülerine doğru yöneltmeğe çalışmalı.

İnanç, hayatın kuvvetidir.

İnsanlar seni, istedikleri kadar bilsinler, ama kendi kendini aldatabilir misin?

Öyle davran ki, senin iraden kendini bir kanun koyucu gibi hissetsin. Öyle davran ki, bu davranış yanında insanlığı bir araç değil bir amaç olarak göresin. Öyle davran ki, senin iradenin bir kanun gibi genel geçerliliği olsun.

Savaş, mızraklı, trampetli bir bayram değildir. Onun manzarası kandır. Ölümdür.

Tarihin konusu, kavimlerin ve insanların hayatıdır.
"insanoğlu'nun değeri bir kesirle ifade edilecek olursa;payi gerçek kisiligini gösterir,paydasi da kendisini ne zannettigini,payda büyüdükçe kesrin değeri küçülür."

Mutluluğu ihtiraslarda değil kendi yüreğinizde arayın. Mutluluğun kaynağı dışımızda değil içimizdedir.
__________________
Kimse nüansların önemini anlamıyor hala!
Nüans beni ben yapandır,
Aynı zamanda katilim olacak bıçaktır...
439 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski05-08-06, 12:19  #3
phidas
 
phidas'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 4,233

Gerçek bir dahi..

Tüm dehasınma rağmen hayatı boyunca gerçekleri aradı.

Onun "hz.muhammed" isimli kitabını okumuştum.(başka kitaplarınıda)

Orda hayatının son yıllarında bile bir arayışta olduğu açıkça anlaşılıyor.

Hep doğrunun peşinde bir yazar. Belki doğruyu bulamadan öldü tam

olarak.

Bunu söylemek ne kadar tuhaf olsa da benim için Muhammedilik, Haça tapmaktan (Hıristiyanlık'tan) mukayese edilmeyecek kadar yükseklikte duruyor. Eğer insan seçme hakkına sahip olsaydı, aklı başında olan her bir insan, şüphe ve tereddüt etmeden Muhammediliği; tek Allah'ın ve onun Peygamberini kabul ederditolstoy

‘Muhammed her zaman Evangelizmin (Hıristiyanların) üstüne çıkıyor. O insanı Allah saymıyor ve kendini de Allah ile bir tutmuyor. Müslümanların Allah’tan başka ilahı yoktur ve Muhammed O’nun peygamberidir. Burada hiçbir muamma ve sır yoktur.”tolstoy

kitabında seçtiği hadislerden bazıları bunlar;

“Hakikat insanlar için ne kadar acı olsa da, hakikati söyleyin.”

“Hiç kimse öfkesini yutmaktan daha güzel bir içki içmemiştir.”

“Çok fazla yiyip içerek kendi kalbinize yüklenmeyin.”

“Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz.”

“Ölüm bir köprüdür, dostu dosta kavuşturur.”

“İşçinin hakkını alnının teri kurumadan veriniz.”



allah rahmet eylesin diyorum.

phidas Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 05-08-06 12:28 .
phidas is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski05-08-06, 12:21  #4
439
 
439'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jul 2006
Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 279
BAŞLICA ESERLERİ

Savaş ve Barış
Yaşama sunulmuş bir destan olarak adlandırılır. Virginia Woolf kitabı okuduğunda; Tolstoy`a "Gelmiş geçmiş en büyük Romancı, Savaş ve Barış`ın yazarı hakkında daha başka ne söylenebilir ki?" demiştir. Yazdığı en büyük kitabıdır. Orijinali 6 ciltten oluşur. Gözünüzde büyütmeyin kendinden akıp gidiyor. Napoleon savaşları sırasındaki olayları ve Rusya`nın halini anlatır.


Anna Karenina
“Anna Karenina benim okuduğum en mükemmel, en kusursuz, en derin ve en zengin roman. Tolstoy’un her şeyi gören, herkesin hakkını veren, hiçbir ışığı, hareketi, ruhsal dalgalanmayı, şüpheyi, gölgeyi kaçırmayan, inanılmayacak kadar dikkatli, açık, kesin ve zekice bakışı, bu romanın sayfaları çevirdikçe okura, “evet, hayat böyle bir şey!” dedirtir. Yarıştan önceki bir atın diriliğini, mutsuz bir bürokratın yavaş yavaş düştüğü yalnızlığı, bir kadın kahramanının üst dudağını, bir büyük ailedeki dalgalanmaları, hep birlikte yaşanan hayatlar içinde tek tek insanların inanılmaz ve hayattan da gerçek kişisel özelliklerini Tolstoy mucizeye varan bir edebi yetenek, hoşgörü ve sanatla önümüze seriverir. Roman sanatı konusunda eğitim için okunacak, defalarca okunacak ilk roman Anna Karenina’dır. Nabokov’un bu büyük roman hakkındaki sonsözü ise Tolstoy’un mirasçısı bir başka büyük yazarın edebiyat, roman ve hayat konusunda vazgeçilmez bir dersi niteliğinde.”
Orhan Pamuk


Diriliş
Tolstoy’un inanılmaz gözlem gücünü ve hassas duyargalarını toplumsal eşitsizliğe, üst sınıfların kalpsizliğine ve suçluluk duygularına ve Çarlık Rusyası’nın acımasız bürokrasisine yönelttiği en eleştirel romanıdır Diriliş.

“Diriliş’i bir seferde okudum. Çarpıcı bir eser... En ilginç kahramanlar, prensler, generaller, ihtiyar hanımefendiler, köylüler ve mahkûmlar... Ne usta bir kalemi var Tolstoy’un. Romanının ise sanki sonu yok.”
Anton Çehov


Efendi ile Uşağı
Tolstoy'un hikâyelerinin bu ilk cildinde, yazarın farklı dönemlerinde kaleme aldığı üç önemli hikâyesini okuyacaksınız. Hikâyelerin üçünde de kar yağıyor. En erken tarihli olan Tipi (1856) ölüm korkusu, hayatta kalmak ve hatırlamak hakkında. 1861’de yazılmış olan Polikuşka'nın temelinde Tolstoy'un Brüksel'deyken duyduğu köy hayatıyla ilgili gerçek bir olay yatıyor. Efendi ile Uşağı (1895) ise, insanların birbirine muhtaç olmaları, eşitlik ve kendini ve ötekini keşfetmek üzerine bir başyapıt.


Kroyçer Sonat
Tolstoy’un şiddetli bir ruhsal kriz içerisindeyken kaleme aldığı Kroyçer Sonat’ın merkezinde ‘Hıristiyan evliliği’nin imkânsız olduğu düşüncesi yatar. Kadınlarla erkekleri birbirine bağlayan o duygusal ve cinsel bağın Tanrı’dan ne kadar uzak ve acı verici olduğunu bütün öfkesi ve açık sözlülüğüyle bu kitapta dile getirir Tolstoy ve bir adamın, içinde büyüttüğü kıskançlık duygusuyla nasıl karısını öldürecek hale geldiğini anlatırken, hem kendi kendisi, hem insan doğası, hem de Hıristiyanlığın özü hakkında konuşur.


Hacı Murat
Lev Tolstoy 1851’de Rus ordusuna yazıldı ve Çeçenlerle savaşmak için Kafkasya’ya gönderildi. Bu savaş sırasında, büyük Avar komutanı Hacı Murat Çeçen lider Şamil’le anlaşmazlığa düşmüş, güvenliği için de Rusların tarafına geçmişti. Aylar sonra, ailesini Şamil’in hapishanelerinden kurtarmaya çalışırken, Hacı Murat ihanet ettikleri tarafından takip edilmiş ve hayatının en kahramanca mücadelesini verdikten sonra, öldürülmüştü. Hacı Murat’ın ölümüne kadarki pek çok olaya şahit olan Tolstoy, uzun yıllar sonra asalet, gurur ve dehşetle dolu bu hikâyeyi kaleme aldı. 1912’de, Tolstoy’un ölümünden bir sene sonra basılan bu son romanı, hem savaş ve siyasetin doğası, hem de iki farklı kültür ve dünya arasına sıkışıp kalmak hakkında bize derin bir bilgi veriyor.


İvan İlyiç`in Ölümü
Tolstoy’un, iyi bir hayat yaşadığını zanneden bir adamın, ölümün yaklaştığını anladıkça
yavaş yavaş aslında yaşamamış olduğunu fark edişini büyük bir saflık ve şaşırtıcı bir samimiyetle anlattığı bu kısa ama büyük romanını, Ergin Altay’ın Rusça aslından yaptığı güçlü çeviriyle sunuyoruz.

“Başlardaki adı Bir Yargıcın Ölümü olan hikâyeye ilişkin fikir Tolstoy’un aklına, 1881’de Tula Mahkemesi’nde yargıçlık yapan İvan İlyiç Meşnikov’un öldüğünü duyduğunda gelmiş ve Tolstoy daha sonra Meşnikov’un kardeşinden olayın ayrıntılarını öğrenmişti. Kafasındaki asıl fikir, ölümle önce mücadele eden, sonra da kendisini ona bırakan bir adamın günlüğünü kaleme almaktı. Ama yavaş yavaş eğer üçüncü şahıs gözünden anlatılırsa, hikayenin trajik boyutunun derinlik kazanacağını gördü. Ve günlük, bir romana
dönüştü.”
Henri Troyat, Tolstoy


Aile Mutluluğu
Tolstoy Aile Mutluluğu'nu 1859'da yazdı. Hikâyenin en önemli kaynağı, 1856'da Valeria Arseneva isimli zengin ve yetim bir kızla yaşadığı ve kendi kararıyla sona eren aşk ilişkisiydi. Tolstoy yazıp bitirdikten sonra hikâyeyi zayıf, değersiz ve anlamsız bularak yayımlamaktan vazgeçti, ama arkadaşları ve yayıncısı tam tersini düşünüyordu. Onlara göre Aile Mutluluğu "hayranlık uyandırıcı, yetenekle dolu ve çok anlamlı"ydı. Savaş ve Barış ve Anna Karenina gibi daha sonraki büyük romanlarının temalarını da haber verir
__________________
Kimse nüansların önemini anlamıyor hala!
Nüans beni ben yapandır,
Aynı zamanda katilim olacak bıçaktır...
439 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski05-08-06, 12:22  #5
439
 
439'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jul 2006
Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 279
Kişisel Görüş

Tolstoy, eserlerinde küçük cümleler içinde büyük anlamlar sunar. Yani tam anlamıyla şairanedir. Onu bir roman gibi okumak büyük bir kayıp olur. Bu dehasından faydalanmak için günde normalde okuduğunuzdan daha az okuyun ve dikkatinizi kaybettiğiniz anda bırakın. Şüphesiz ki, anlamak okumaktan daha değerli.

Kaynak: www.kimkimdir.gen.tr ve kendi birikimlerim
__________________
Kimse nüansların önemini anlamıyor hala!
Nüans beni ben yapandır,
Aynı zamanda katilim olacak bıçaktır...
439 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski05-08-06, 12:42  #6
phidas
 
phidas'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 4,233

Tolstoy'un Hz .Muhammed isimli kitabını okumak isteyen arkadaşlar için

upload ettim.

BURDAN İNDİREBİLİRSİNİZ
phidas is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski05-08-06, 12:44  #7
439
 
439'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jul 2006
Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 279

Çok teşekkürler Sn. kannat, kitap elimde mevcut ama bilgisayarımda bulunmasında fayda var.
__________________
Kimse nüansların önemini anlamıyor hala!
Nüans beni ben yapandır,
Aynı zamanda katilim olacak bıçaktır...
439 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski06-08-06, 16:14  #8
yazar87
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 3
KENDİNİ İNSANLIĞA MALETMİŞLERDENDİR TOLSTOY

Tolstoy'u anladığımız zaman bilelim ki hayatımızın tüm problemlerine çare bulacağız.Belki biraz iddialı konuşmuş olabilirim ama kişisel olgunluğun doruğuna ulaşmış insanlar asla unutulmazlar.Tolstoy da kişisel olgunluğun doruğuna ulaşmış insanlardandır.Tüm samimiyetimle diyorumki insan yanılır,toplum yanılır fakat insanlık asla yanılmaz.
yazar87 is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski23-04-07, 11:41  #9
ASYA
Yazıyaz Dergi Yazarı
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Ülke / Şehir: Anadolu
Mesajlar: 1,905

Tolstoy ile pek anlaştığımız söylenemez. Çok ince bir kitap olmasına rağmen Kroyçer Sonatı çok uzun sürede bitirebildim. "İnsan ne ile yaşar" kitabıda aynı şekilde.

Tolstoy'un kitaplarında sürükleyicilik yok bence. Okurken sıkıldığımı hissediyorum.

"şeytan" diğerlerine göre biraz daha etkileyici.

Eserleri arasından Anna Karenna'yı merak ediyorum bir tek.
__________________
Her an bir çarpıntıyı yaşamaktayım
Her an çılgın bir heves dağlıyor kalbimi
Tanrım, ben mi hayatı aşmaktayım
Yoksa hayat mı aşmakta beni...
ASYA is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski23-04-07, 13:06  #10
che_za
 
che_za'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jan 2007
Ülke / Şehir: ankara
Mesajlar: 399

savaş ve barış,anna karenina,diriliş ... muhteşem yapıtlar

ancak hz.Muhammed adlı hadislerden derlediği kitabı çok ilgincime gitmişti,kitapta kesin bir dillle müslümanlığı seçtiği söyleniyor,saklandığı söyleniyor Tolstoy severlerden..hatta diğer ünlü yazarlar,başkanların vs.. bile müslümanlık ile tanıştıkları belirtiliyor

kitabı derleyen karakutu yayının da pek bi tarafsız,dini duygulara kapılmadan bu işi yaptığını söylersek yanlış olur açıkçası..komunizm in iyi olan bir yönünü belirtmişler mi diye altını çizmek istedim ama kalemi kullanmak nasip olmadı pek ..
__________________
aşk olsun size çocuklar, aşk olsun !!!
che_za is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
İbra'nın posta kutusundan seçtikleri! ibra Konu Dışı 5 16-06-07 06:24
İnançlılara Sorular spartaküs Arşiv 120 31-03-06 22:07


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 17:05.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz