Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > İnançlar ve Dinler > Kitaplı Dinler - Tarikatlar > Arşiv

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

 
 
Konu Araçları
Eski08-06-05, 12:48  #1
petricli
 
Mesajlar: n/a
Kader nedir ?



Kader konusu İslam dininin en grift konularından biridir. Kader konusunda söylenecek her söze dikkat etmek gerekir. Çünkü imanın şartlarından biri kadere imandır.

Kader konusunda yanlış düşünmeleri yüzünden yoldan çıkıp sapıklığa düşen bir çok tarikat olmuştur. Kaderiye tarikatı bunlardan biridir.

Kader nedir?

Bu sorunun kısa bir cevabı yok aslında...

Lügat anlamı açısından : Ölçü, miktar, plân, program, takdir, biçim ve şekil verme demektir.

Dini açıdan : Cenâb-ı Hakkın, kâinatı ve içindekileri, zamanı, kıyameti, âhiret âlemlerini, yâni bütün mükevvenatı yaratmadan önce bir ölçü ve programa göre takdir etmesidir ve ‘levh-i mahfûz’ denen İlâhî deftere, bilgisayara kaydetmesidir diyebiliriz özet olarak.
.
.
.
“Kul kendi iradesiyle yolunu çizer ve yaptıklarının neticesine katlanır" şeklinde özetleyebileceğimiz görüşü savunanlara "Kaderiye"ciler denmiştir. Ki bunlar hakkında,

"Ümmetimin mecûsileridir, kaderiyeciler"

şeklinde bir hüküm gelmiştir.

"Kaderiyeciler", "kul kendi kaderini kendi yazar"; görüşünde olanlardır... "Allah" da ötelerden bir yerde; ya da başka bir boyutta oturup, bu boyutta yapılanları seyreden bir varlığın adı herhalde?!...

Esasen Kur'ân-ı Kerîm baştan sona bu görüşü iptal için sayısız hükümler serdeder.
.
.
.
Allah’ın azâmeti, yüceliği, sonsuz varlığı yanında insanın yeri, iradesi, kudreti ve sahip olduğu şeyler nelerdir?!. Kısaca, "ALLAH İsmiyle İşaret Edilen” indinde insan neleri yapacak güce ve iradeye sahiptir.?!

Evet, yüz milyarlarca ve yüz milyarlarca güneşin birbirlerinden çok büyük uzaklıklarla içinde yüzmekte oldukları kâinatın varedicisi katında, insanın yeri ne?

Buyurun bu konuda bir Hadîs-i Kudsî:

-Rasûlullah salla’llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu;

Allah azze ve celle şöyle diyor:

"EY kullarım. Hepiniz delâlettesiniz ancak benim hidâyet ettiklerim hâriç. Benden isteyiniz ki sizi hidâyete erdireyim. Hepiniz fakirsiniz, ancak benim zengin ettiğim hariç; benden isteyiniz ki size rızık ihsân edeyim.

Hepiniz günâhkârsınız, ancak benim mağfiret verdiklerim müstesnâdır; içinizden her kim benim bağışlayıcı olduğumu bilir de benden mağfiret dilerse, (günâhlarının büyüklüğüne) aldırış etmeden bağışlarım!..

Sizin evveliniz ve âhiriniz, diriniz ve ölünüz, yaşınız ve kurunuz kullarımdan en takvâlısı kalbi gibi olsalar, bu durum benim mülkümde bir sivrisineğin kanadı kadar artış meydana getirmez!..

Sizin evveliniz ve âhiriniz, diriniz ve ölünüz, yaşınız ve kurunuz en şakî kulun kalbi gibi olsalar (yani hepsi inkârda olsalar), bu durum benim mülkümden bir sivri sineğin kanadı kadar eksiltmez!..

Sizin evveliniz ve âhiriniz, diriniz ve ölünüz yaşınız ve kurunuz, bir sahada toplansa ve içlerinden her insan ümitleri yettiği kadar istese, her isteyenin istediklerini veririm ve bu benim mülkümden hiçbir şey eksiltmez. Öyle ki içinizden biri denize uğrayıp iğneyi suya daldırıp alsa. Kesinlikle bilin ki BEN sınırsız ihsan ediciyim, varlığın sahibiyim, yüceyim.

DİLEDİĞİMİ YAPARIM!..

Bağışım bir sözdür. Azâb’ım bir sözdür.

Bir şeyin olmasını istersem emrederim, "OL" derim; ve o şey olur!.."

Nasıl..? Bir şeyler anlatabiliyor mu, bizim yerimiz, haddimiz, gücümüz, irademiz, kudretimiz hakkında bu hadîsi kudsî?..

Kâinatta dünyadan 1 milyon küsür defa büyük güneşin yeri iğne ucuyla gösterilemezken, gururundan, kendine biçtiği pâyeden yanına yaklaşılmayan insanın yeri acaba daha iyi anlaşılabiliyor mu bu satırlarda?

Evet, bizde, "ALLAH’A RAĞMEN", bir iş yapabilecek potansiyel mevcut mu?!
.
.
.
Hiç şüphesiz, biz herşeyi kader ile yarattık. Bizim emrimiz, bir göz kırpma gibi yalnızca 'bir keredir.' (Kamer Suresi, 49-50)

Kader, Allah'ın geçmiş ve gelecek tüm olayları "tek bir an" olarak bilmesidir. İnsanların önemli bir bölümü, Allah'ın henüz yaşanmamış olayları önceden nasıl bildiğini sorarlar ve kaderin gerçekliğini anlayamazlar. Oysa "yaşanmamış olaylar" bizim için yaşanmamış olaylardır. Allah ise zamana ve mekana bağımlı değildir, zaten bunları yaratan Kendisi'dir. Allah katında zaman diye bir kavram yoktur. Bu nedenle Allah için geçmiş, gelecek ve şu an hepsi birdir ve hepsi olup bitmiştir.

Allah'ın belirlediği kaderi insanların değiştirmesi mümkün değildir.

Bu, toplumda yaygın olan çarpık bir kader anlayışıdır. Örneğin ölümden dönen bir hasta için "kaderini yendi" gibi cahilce ifadeler kullanılır. Oysa kimse kaderini değiştiremez. Ölümden dönen kişi, kaderinde ölümden dönmesi yazılı olduğu için ölmemiştir. "Kaderimi yendim" diyerek kendilerini aldatanların bu cümleyi söylemeleri ve o psikolojiye girmeleri de yine kaderlerindedir.

Çünkü kader Allah'ın ilmidir. Tüm zamanı aynı anda bilen ve tüm zamana ve mekana hakim olan Allah için, herşey kaderde yazılmış ve bitmiştir. Allah için zamanın tek olduğunu Kuran'da kullanılan üsluptan da anlarız. Bizim için ölümümüzden sonra yaşanacak bazı olaylar, Kuran'da çoktan olup bitmiş olaylar olarak anlatılır. Allah bizim bağlı olduğumuz izafi zaman boyutuna bağlı değildir. Allah tüm olayları zamansızlıkta dilemiş, insanlar bunları yapmış, tüm bu olaylar yaşanmış ve sonuçlanmıştır.
.
.
.
İslam’da kader inancı ile ilgili değişik anlayışlar olmasına rağmen Ehli sünnet dediğimiz çoğunluğun orta yol İslam anlayışına uygun olarak Maturidilik ve Eşarilik adında iki mezhebin görüşleri yaygınlık kazanmıştır. Bunlara karşı Mutezile ve Cebriye mezheplerinin görüşleri İslam düşünce tarihinde azınlıkta kalmış, fazla yaygınlık kazanamamıştır. Türk toplumunda ağırlıklı olarak Ehli sünnetin kader anlayışı hakimdir.

Ehli sünnet mezheplerinden Maturidiliğe göre kader, Yüce Allah'ın ezelden ebede kadar olacak bütün şeylerin zaman ve yerini, özellik ve niteliklerini ezeli ilmiyle bilip, sınırlaması ve takdir etmesi demektir. Allah'ın ezelde irade ettiği ve takdir buyurduğu şeyleri zamanı gelince meydana getirmesi ve yaratmasına da kaza denilir. Eşariliğe göre tanımların aynı olmasına rağmen, Maturidinin kader dediğine kaza, kaza dediğine kader denilmektedir.

Dünyada meydana gelmiş ve gelecek olan her şey Allah'ın ilmi, dilemesi , takdiri ve yaratması ile olur, yani her şeyin bir kaderi vardır. Bunun anlamı ise, insanların hür iradeleriyle seçecekleri şeylerin nerede ve ne şekilde seçileceğini Allah'ın ezeli, zamanla sınırlı olmayan mutlak ilmiyle bilmesi, bu bilgisine göre dilemesi ve buna göre takdir buyurup, zamanı gelince kulun seçimine göre yaratmasıdır. Bu durumda Allah'ın ilmi, kulun seçimine bağlı olup, Allah'ın ezeli anlamda bir şeyi bilmesinin, kulun irade ve seçimi üzerinde zorlayıcı bir etkisi yoktur. Aslında insanlar Yüce Allah'ın kendileri hakkında sahip olduğu bilgiden habersizdirler ve pratik hayatta bu bilginin etkisi altında olmaksızın kendi iradeleriyle davranmaktadırlar.

Kader ve kazaya inanmak farz olmakla beraber, insanlar kaderi bahane ederek kendilerini sorumluluktan kurtaramazlar. Bir insan "Allah böyle yazmış, bu şekilde takdir etmiş" deyip hata yapamayacağı gibi, yanlışlık yaptıktan sonra da "ben ne yapayım, Allah'ın takdiri böyleymiş, alın yazım buymuş" diyerek kendini suçsuz ve kaderi mazeret olarak gösteremez. Çünkü bu fiiller insanlar böyle tercih ettikleri için bu seçime uygun biçimde Allah tarafından yaratılmıştır. Bu nedenle, kader ve kazaya güvenip çalışmayı bırakmak, olumlu sonucun sağlanması ya da olumsuz sonuçların önlenmesi için gerekli sebeplere sarılmamak ve tedbirleri almamak İslâmî anlayışla bağdaşmaz. Bununla ilgili tevekkül kavramı vardır. Tevekkül, insanın, bütün işlerinde Allah'a dayanıp güvenmesi, O'nun iradesine boyun eğerek işin sonunu O'na bırakması anlamına gelir. Tevekkülde bir taraftan meşru hedefe ulaşabilmek için gerekli tüm çabayı gösterirken bir taraftan da Allah'a dayanıp güvenmek ve işin sonunu O'ndan beklemektir. "Hareket ve faaliyeti bırakmak" şeklinde anlaşılan bir tevekkül anlayışı İslam'la bağdaşmaz. Tevekkül, uyuşukluk, hareketsizlik ve tedbirsizliğin bir mazereti değil, bütün güçlüklere rağmen işlerimizi başarmamıza yardım edeceğine inandığımız Allah'a samimi güven ve ümidimizdir. Bu sebeple "Eşeğini bağla, sonra tevekkül et" denilmiştir.

Kader inancı konusunda Ehli sünnet anlayışına uymayan Cebriye ve Mutezile mezheplerine ait iki görüş daha vardır. Bunlardan Cebriye'ye göre insanda irade hürriyeti, seçme imkanı ve fiili yapma gücü yoktur. Bu itibarla, insan özgür değil aksine robot gibi Allah (CC) tarafından önceden belirlenmiş işleri yapmak zorundadır. Başka bir ifade ile "insan tıpkı rüzgarın önünde oraya buraya sürüklenen bir yaprak gibidir" anlayışına sahip olan Cebriyeci anlayış Ehli sünnet bilginlerince eleştirilmiştir. Buna rağmen, kader, kaza ve tevekkül anlayışını tam anlamamış bazı kişilerin bu görüşleri benimsemiş olduğu görülmektedir. Halbuki bu görüşün benimsenmesi durumunda bazı konuların açıklanması mümkün değildir. Bunların başında da kişinin nasıl sorumlu tutulacağı, günah ve sevap kavramlarının ne anlama geldiğinin açıklanması gelmektedir.
 
Eski08-06-05, 12:57  #2
petricli
 
Mesajlar: n/a
Devamı

Kader konusunda diğer bir anlayış da Mutezile mezhebinin görüşüdür. Mutezileye göre insanlar, fiillerini özgür iradeleriyle kendileri yaparlar. Bu fiillerin oluşmasında Allah'ın müdahalesi yoktur. Eğer insanın fiillerini kendisi değil de Allah yaratmış olsaydı, insanın o fiilden dolayı ceza görmesi, adalet değil zulüm olurdu. Bu anlayış Allah'ın yaratıcı sıfatını kabul etmediği için eleştirilmiştir. Ehli sünnetin görüşü ise, Cebriye ile Mutezilenin ortasında bir görüştür. Buna göre, Allah insana seçme özgürlüğü vermiş ve yaptıklarından sorumlu tutmuştur. Ancak Allah insanın ne yapacağını önceden bilir, onu takdir eder ve yaratır.

Özetlersek;

1 - Yüce Allah (C.C.), her şeyi yaratmadan önce ilmi ile neler olacağını bildiği için levh-i mahfûz (muhafaza levhası) denilen - kitap bilgisayar vb. ne olduğunu tam bilemeyiz - şeye yazmıştır.

2 - Zaman O'nun yarattıklarındandır. Yani Allah için zaman diye bir kavram yoktur. O'nun için zaman bir nokta gibidir. Her şeyin öncesi ve sonrası birdir.

3 - Kulun cüz'i (kısmi, az, küçük) iradesi (yapma, karar verme yetkisi) vardır. Kul diler, Allah C.C. yaratır. Kul hayır ya da şer ne dilerse başına o gelir.

4 - Kulun iradesi olmasaydı; sevap, günah, Cennet ve cehennem gibi şeyler saçma olurdu. Kimse mecburen, yapmak zorunda olduğu bir şey için yargılanamaz. Eğer insanlar Allah (C.C.) yazdığı için yapsalardı, sevap ve günah diye bir şey olmazdı.

Kulun elinde seçim hakkı olmasa Allah onlara doğruları anlatan gösteren ve uygulayan peygamberler gönderirmiydi? Elinde seçme hakkı olmayan bir insana;

"Şöyle yaparsan doğru, böyle yaparsan yanlış. Doğruyu yaparsan mükafat alırsın, yanlışı yaparsan ceza alırsın." demenin bir anlamı var mıdır?

Yani Allah (C.C.) kullarına seçme hakkı, yapma yapmama iradesi vermiştir.

5 - Allah Kulunun ne yapacağını ilmi ile bildiğinden önceden yazmıştır. Yoksa kul, Allah yazdığı için yapmamaktadır. Uygun bir benzetme değildir ama;

"Bilim adamları ilimleri ile güneşin ne zaman tutulacağını önceden bilirler. Yoksa onlar şu zaman tutulacak dediği için güneş tutulmaz".

6 - Kader konusu karmaşık bir konudur. Önüne gelenin ahkam keseceği bir konu değildir.

7 - İnsanların ömürleri boyunca yapacağı şeyler kader, vakti gelince olayın gerçekleşmesi ise kazadır.

Allahım, bilmeden ve istemeden yanlışım varsa beni affet. Şüphesiz her şeyi en iyi sen bilirsin. (Amin)

Saygılarımla,
 
Eski22-06-05, 15:09  #3
lahokemal
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: May 2005
Mesajlar: 10

petricli konuyu çok güzel anlatmışsın. Teşekkürler.
lahokemal is offline  
Eski10-07-05, 18:16  #4
canavar
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Jul 2005
Mesajlar: 2

eger Allah(cc) beni yaratmadan önce herşeyi kaderime yazdıysa ve her şeyi biliyor olduğuna göre beni yaratmasını yada bana akıl vermesinin ne anlamı var Demek Allah(cc) bana akıl verdiğine göre olması gerekenlere mudahale etmemizi istemiştir Akılı kullanarak: ben burada sunu anlatmak istiyorum biz kendi kaderimize mudahelede bulunabiliyoruz ama ölçüsü belli değil.

Neden her yazdığın metinin altına

Fahrettin Petriçli / İstanbul

Ben ne bilim adamıyım, ne de herşeyi bildiğini zanneden bir ukâlayım. Kendini yetiştirmeye çalışan meraklı bir vatandaşım.


yazmanın anlamı yok ve abes duruyor.
canavar is offline  
Eski12-07-05, 09:48  #5
petricli
 
Mesajlar: n/a

Alıntı:
Sayın canavar şöyle demiş:

Neden her yazdığın metinin altına

Fahrettin Petriçli / İstanbul

Ben ne bilim adamıyım, ne de herşeyi bildiğini zanneden bir ukâlayım. Kendini yetiştirmeye çalışan meraklı bir vatandaşım.

yazmanın anlamı yok ve abes duruyor.
Bunu her yazımın altına yazmıyorum. Profil ayarlarından imzanın içine yazdığım bir mesajdır. Otomatik olarak her mesajın altına kendisi yazar.

Ve benim hoşuma gidiyor.

Diğer sorunuzun cevabı yazdığım metnin içinde olduğundan tekrarlamıyorum. Yazıyı dikkatle okursanız cevabını göreceksiniz.
 
Eski08-10-05, 19:27  #6
canugur
 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,341

Kader kavrami, islamin en büyük paradokslarindan biri olarak, sadece inanmak zorunda birakilan, aciklamasi muhlak, fazlaca da kurcalanirsa insani dinden cikaran bir polemik konusudur.
Karsi düsüncelere yanit vermek icin, sonradan üzerine en cok felsefe üretilen bir konudur kader konusu.
saygilar
__________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal
canugur is offline  
Eski09-10-05, 01:13  #7
petricli
 
Mesajlar: n/a

Sayın Canugur,

Neresi muhlak ve neresi dinden çıkarır? Açıklarmısınız.

Saygılar,
 
Eski09-10-05, 07:50  #8
canugur
 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,341

Alıntı:
Sayın petricli şöyle demiş:

Sayın Canugur,

Neresi muhlak ve neresi dinden çıkarır? Açıklarmısınız.

Saygılar,
Dinsel kavramlara soru sorulmadan inanilmasi gerektigini Kuran dahi bir cok ayette kullarini adeta kücümsercesine belirtir.
"sen bilmez misinki, bu böyledir, inanmaz misini ki, görmez misin ki?Biz onu neden böyle yaptik? biz bilirirz, biz sizinicin de düsündük.. vb.." bicminde bir cok kavramlar, kisiyi düsündürmeden inandirmayi amaclar.

Kader kavrami da daha sonra bir kuran yazilacak kadar fazlaca tefsirlerle yeniden aciklanmistir.Kuran apacik geldigi belirtildigi halde.

Ilk kurtarma cabalari Gazali´den gelir.Avrupa dilleri ve felsefesini bildigi icin kurandaki sert konularini yumusatarak, tefsir etmistir Gazali.

Örnegin, Allah kisasi sevmez der, Gazali.
Kuran ise, acikca kisasta hayir vardir der.

Kader kavraminda da sucsuz insanlarin dogal efetlerle, ya da gasp ya da savaslarda öldürülmelerine hep sonradan aciklamalar getirilmistir.

Kurana göre, inanmayanlarin, kiyamete dek gözlerinin Allah tarafindan perdelenmis olmasi acikca belirtildigi halde, kullara akil fikir verildigini dogru yola gelme sanslarinin oldugu gibi bir cok celisen ayetler vardir.

Dinde zorlama olmadigi acikca belirtildigi halde, kafirlerle, allahin dini dünyaya hakim olana dek savasilmasi ayrica belirtilir.

Hristiyandan dost edilmemesini istemek, farkli dinlere müsammaha gösterilmedigi anlamina geldigi halde, onlarin öyle yaratildigini da baska bir ayette söyleyerek, bir yandan tolreans kapilarini acik tutar.
Bir yandan onlari buldugumuz yerden cikarmamiz emredilir.

Alin yazisi denen seyin, hem kulun iradesine, hem de allahin iradesinde oldugu, celiskilerin ana kaynaklarindan biridir zaten.
Her tefsirci, bu sorunlara sayfalarca ekstra aciklamalar getirerek vaziyeti kurtarma cabalarina girismis, yine de tam olarak inandiricilik saglayamamislardir.
saygilar
__________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal
canugur is offline  
Eski09-10-05, 12:16  #9
canugur
 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,341

Zaman kavrami ile ilgili verdiginiz kaset örnegi ilginc sayin Ilker.

Jack London´un "Ademden Önce" kitabi cok ilgimi cekmisti.
Kendi düslerinden yola cikarak ince bir kaynak-roman olusturmus, insanligin gecmis ile bu günü arasindaki iliskileri kurcaliyordu.
__________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal
canugur is offline  
Eski10-10-05, 13:26  #10
petricli
 
Mesajlar: n/a

Alıntı:
Sayın petricli şöyle demiş:

Sayın Canugur,

Neresi muhlak ve neresi dinden çıkarır? Açıklarmısınız.

Saygılar,
Protesto kararım gereği, sizlerle dini konularda tartışmayacağımdan, sorumu geri alıyorum.

Saygılar,
 
 


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Nedir bu Masonluk ? ibra Dünya Siyaseti 32 31-01-08 00:11
Nedir bu bitmez kargaşa! ibra Arşiv 10 06-05-07 08:05
Savaş ay'ın programındaki şarlatanlar - kader lahokemal Konu Dışı 4 08-06-05 13:01


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 13:58.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz