| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
| #1 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,609
| Kapitalist sistemde burjuvazi bir yandan işçi sınıfını her gün sömürebildiği kadar sömürürken, diğer yandan ertesi gün sömürüyü nasıl arttırabileceğini, yani nasıl daha fazla kâr elde edebileceğini hesap etmeyi de ihmal etmez. Kapitalizm özü itibariyle kâra dayalı bir sistemdir ve kapitalistlerin bu düzen içerisinde gerçekleştirdikleri her faaliyetin temel amaç ve nedeni kâr etmektir. Bu sanatta da böyledir, sporda da, bilimde de! Kapitalistler gölgesini satamadıkları ağacı bile keserler! Kapitalizmde bilim daha fazla kâr elde edebilmek; spor şovenizm ve pasifizm yaratmak; sanat ise kitlelerin bilincini burjuva ideolojisiyle bulandırmak için kullanılır. Olağan durumlarda kitlelere egemen olan burjuva ideolojisi, devrimci durumlarda gücünü ve etkisini yitirmekte ve düzen sarsılmaya başlamaktadır. Burjuvazi işte bunu engellemek ve sistemin bekasını sağlayabilmek için kendi ideolojisini her alanda yeniden üretmek zorundadır. İşçileri en az sekiz saat işyerlerine hapsetmekle kalmaz, günün geri kalan kısmında da onları kendi ideolojisine bağlamanın yollarını yaratır. İşçiler oldukça sınırlı olan boş zamanlarını da futbol, basketbol gibi sporları izleyerek; iddaa, at yarışı, milli piyango gibi şans oyunları oynayarak geçiriyorlar. Onca saat mahkûmiyetten sonra, tuttuğu takımın maçını izlemek onlar için büyük bir bahtiyarlıktır! Bir anda yaşanan sıkıntılar, bir robot gibi çalışılan saatler unutulup gider. Kapitalist çalışma koşullarının doğurduğu muazzam fiziksel yorgunluk ve psikolojik çöküntü hafifletilir; bitip tükenen vücut yeniden çalışabilecek duruma gelir ve artık ertesi günkü sömürü için yeniden hazırdır işçi. Birkaç saatlik fiziksel dinlenmenin yanı sıra, işçilerin zihinsel olarak “dinlenmiş” vaziyete gelmeleri, daha doğrusu zihinsel olarak yeni iş gününe hazır olmaları bir o kadar önemlidir patronlar için! Eğlendiğini sanarak tütsülenmiş bir kafa işçilerin performansının da artması anlamına geleceğinden özellikle uluslararası spor müsabakaları burjuvaların ekmeğine yağ sürmektedir. Dünya kupası, olimpiyatlar gibi uluslararası yarışmalarda alınacak madalyalar ve galibiyetlerle milliyetçi duygular okşanmaktadır. Örneğin Türk milli futbol takımının dünya üçüncüsü olduğu 2002 Dünya Futbol Kupasında Türkiye’nin maçları mesai saatine denk gelmesine rağmen bazı işyerlerinde işçilere dev ekranlarda izlettirilmişti. Hastalandığımızda tedavi olmamız için dahi izin vermeyen, her saniyenin hesabını yapan patronlar, nasıl oluyor da iki saat boyunca maç izlememize izin veriyorlardı? Boşuna olmasa gerek! devamı; http://marksist.com/GUN/Profesyonel%...n%20Afyonu.htm __________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. |
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|