"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Şiir Eleştirileri/İncelemeleri / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Edebi tartışmaların ve kitap tanıtımlarının yer aldığı bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 60
| TANRI'NIN ANTONIUS'U BIRAKMASI / Konstantin KAVAFIS Gece yarısı ansızın duyarsan eşsiz ezgilerle, naralarla görünmeyen bir alayın geçtiğini boş yere ağlama talihin döndü, hiçbir iş başaramadın, her düşün boş çıktı diye. Nicedir hazırmış gibi, bir yiğit gibi, Hele kendini aldatmaya kalkma, deme ki bir düştü bu, belki yanlış duydum; böyle boş umutlara kapılacak kadar alçalma, Nicedir hazırmış gibi, bir yiğit gibi, böyle bir şehre layık olan sana yaraşırcasına, kararlı adımlarla yaklaş pencereye; duygulanarak dinle, ama korkakların yanıp yakılmalarıyla değil, son bir kez doya doya dinle o sesleri, o gizli alayın eşsiz çalgılarını, sonra veda et ona, yitirdiğin İskenderiye'ye. Çeviren: Cevat Çapan "Kavafis'ten Kırk Şiir" adlı kitabından... Şiir, sevdiğimiz coğrafyayı; iç hesaplaşmalarımızın, başarısızlıklarımızın, yalnızlıklarımızın artçılında , "bir yiğit" gibi terki-diyar ettiğimizde hepimizin yaşayabileceği duygulara dokunuyor...Bir kentten ayrılışımda aynı hisleri, hem de aynı pencerede yaşamıştım belki de...Evrelsel dil bu olsa gerek, yüzyıllarca sonraya kalabilcek nitelikte... Gelelim şiirdeki ANTONIUS'a...Bundan iki bin yıl evvel, Roma ve Mısır tarihinde şöhret olmuş karekterlere; Antonius Romalı bir komutan, Cesar bilindiği üzere son Mısır Kralı, Cleopatra Cesar'ın zevcezi, Octavius Antonius'un kayınbiraderi, ve Cesar'ın düşmanlarından...Yer M.Ö.30'da Roma egemenliğine geçen İskenderiye, Mısır eyaletinin merkezi... Cesar'ın ölümünden sonra Kilikia yöresi Antonius'un yönetimine veriliyor. O devirde dünyaya güzelliği ile ün salan Mısır Kraliçesi Cleopatra da bir Akdeniz turnesine çıkıyor, Antonius'la karşılaşıyor. Antonius Octavius'un kızkardeşi olan karısı Oktaria'yı boşuyor ve Cleopatra'yla evleniyor... Rivayete göre Cleopatra ve Antonius'un yaşantılarını çekemeyen Roma'daki rakibi Oktavius, "Senato"yu da kışkırtarak; varis olarak Kleopatra'nın oğullarının tanınmasını isteyen Antonius'un elinden bütün yetkilerini alıyor...Ardından da Cleopatra ve Antonius'a harp ilân ediyor. Bu sırada Cleopatra ve Antonius Yunanistan'dadırlar. Burada Oktavius'un büyük bir saldırısına uğrayan aşıklar, İskenderiye önlerine kadar kaçarlar. İlk önce yakalanacağını anlayan Antonius kendisini kılıcı üzerine atarak intihar etmiştir, daha sonra da Kleopatra intihar eder, şu meşhur yılan hikayesiyle... Şiir, işte tam da Antonius'un İskenderiye'deki bu "ölüm"e gidiş anını simgeler, kenti terketmek "ölüm"dür aslında, ve "bir yiğit gibi", kendini kandırmadan, "nicedir hazır gibi"... "Gece yarısı ansızın duyarsan eşsiz ezgilerle, naralarla" .... "son bir kez doya doya dinle o sesleri, o gizli alayın eşsiz çalgılarını," "Kommagene ordusunu askerleri ve atları kendileri adeta yenilmez kılan siyah çelikten zırlarını kuşandılar. Sayıları ancak bir kaç yüz kadardı ancak saldırılarına hiç bir düşman dayanamazdı. Bu çelik kuvvet ordunun gözbebeğiydi. Kommagene atlıları sabah sisinde Roma süvarilerini bekliyorlar. Atlar sinirli sinirli toprağı eşeliyor. Aniden yürek titreten bir trompet sesi sisi yırtıyor." / interpretatie Görüldüğü gibi, şiir oldukça yalın, sade sözlerle söylenegelmiş, yüzyıllar öncesinin durumsal bir anını, yüzyıllar sonra (1912'de) büyük ozan Kavafis, nasıl bir ustalıkla şiirleştiriyor...Çeviri şiirden tad alınamayacağı iddia edilir, ama şiire her ne dilde yazılırsa yazılsın sırt çevirmemek gerekliliği bir gerçektir, yine Kavafis'ten bir alıntıyla tadlandıralım; "Gövdemin ve yüzümün yaşlanması korkunç bir hançerin yarası. Dayanılır gibi değil. Sana dönüyorum, ey Şiir Sanatı, merhemlerden az çok anlayan, düşlerle, sözcüklerle avutmasını bilen." "TANRI'NIN ANTONIUS'U BIRAKMASI"nın Cevat Çapan çevirisini internette bulamadım, ama bulduklarımda aslında çeviriyi yapanın, hele ki şiir çevirisiyse, ozan kadar ozan olması gerekliliğini ispatlar cinsten... TANRININ ANTONIUS'U BIRAKMASIDIR Birdenbire duyarsan geceyarısı görünmeyen bir alayın geçtiğini eşsiz ezgilerle, seslerle- artık boyun eğen yazgına başarısız yapıtlarına, tasarladığın işlere hepsi aldanışlarla biten- ağlamayasın boş yere. Çoktan hazırmış gibi bir yiğit gibi hoşçakal de ona, giden İskenderiye'ye. Hele kendini aldatmayasın demeyesin: bu bir düştü, kulaklarım iyi duymadı; böyle boş umutlara eğilmeyesin. Çoktan hazırmış gibi bir yiğit gibi böyle bir kente erişmiş sana yaraşırcasına, kesin adımlarla yaklaş pencereye, dinle duygulanarak, ama yanıp yıkılmalarıyla değil korkakların- son bir kez, dinle doya doya ezgileri, o gizli alayın eşsiz çalgılarını, hoşçakal de ona, yitirdiğin İskenderiye'ye. Constantino KAVAFIS Çevirenler : Ionna KUÇURADİ ve A.Turan OFLAZOĞLU TANRI ANTONİUS’U BIRAKIYOR Birdenbire, gecenin yarısında canalıcı müziklerle, seslerle geçen görünmez çalgıcıları duyup da artık talihin bitti diye, yaptıkların çöküverdi; kanıtlandı diye hayatının sahteliği, sakın ağlama. Çok önceden hazır gibi, bir yiğit gibi, Vedalaş, uzaklaşan İskenderiye ile. Hele, hiç aldatma kendini bu bir düştü, yanlış işittim deme aşağılanma böyle boş umutlar içinde. Çok önceden hazır gibi, bir yiğit gibi böyle bir kente yaraştığını belli edercesine, güvenli adımlarla yaklaş pencereye ve coşkuyla dinle, ama korkakların yakınmaları, yakarmalarıyla değil, yüreğinin derinlerini açarak bu gizemli çalgılara dinle canalıcı sesleri Ve yitirdiğin İskenderiye’ye, elveda. Konstantin KAVAFIS Çeviren: İsmet Özel / Halkın Dostları/ Sayı: 4 / Haziran, 1970 |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 60
| MM Maria Magdelena Aynı çocuğu severiz düşer o yağmur şemsiyemiz her mevsime eşit açılır sabırda aynı diken kışları erken ölen babadan üçüz, üçümüz ayrı anneden Dalgın öykülere ne çok sevinciz bir saat sarkacı narsist ikonlar kızan akrepten sokmak öğrendiğimiz boğulmuş denizlerde hırçın yüzeriz yine de kuş seslerini süpürür rüzgâr Paletlerin altında adalet ilahisi kötü adamı kurşun dövmez her zaman o aşklar kaçık yortulara şair defteri içten açtık kapağı resimdi magdelena Uhrevî dört kitaba yanıt maria saçları ipek bağlı ayaklar parfümle yıkalı sanki taşlanacak o değil, taşlayacak günahı unutmuş isa’yı şeria’da vaftizci yahya herkes sevdiğini öldürür aşkı adına ZEYNEL ÇOK Çalı dergisi(2004) ve İmgenet seçkisinde yayınlanmıştır... Aslında çok karmaşık bir şiir,maria adına pek meraklı olduğumdan mıdır ne yoksa tesadüflerden mi,mariaları bilirim az çok,ama magdelana hakkında bilgim yine de sığ,bu şiiri okurken çözemeyecek kadar,deneyelim... "Aynı çocuk" ibaresi sanıyorum İsa olsa gerek,fakat Maria Magdelena ile İsa'nın evlenip bir "kız" çocuklarının olduğu da "aynı çocuğu severiz" de bir düşündürücülüğe itiyor,ve "üçümüz ayrı anneden": Protestanlıkta Meryem'in annesini kutsallaştırılma gereği duyulmaz(hoş kadın bile uzun süre incile dokunma ve ibadet yasağıyla protestanlıkta küçümsenmiştir ya),annesi Hannah'ın üç evlilik yaptığı ve üç Meryem doğurduğu kabul edilir,fakat şairin babadan aynı üç kardeşten söz edişi farklı bir yere götürüyor okuyanı,Maria İsa'nın mezarında olmadığını mezarın boş doluğunu gören üç kişiden/havarıden biridir,bir de üç gün sonra dönüş var karmaşıklaşıyor iş,bu "üçüz" ne anlama geliyor;üç ırtktan "sarı,siyah ve beyaz ırktan" mı söz ediliyor, işte şairin şifrelerinde saklı kalıyor,sığ sembol çözümlemeleriyle bunu başarabileceğimi sanmıyorum,derinliğiyse şairine aittir... İkinci "kıta",yine çözümü zor olanlardan,anladığım şairin bire bir kendi iç hesaplaşması,ağır ağır salınarak ki sarkaçlarla belirtilmiş,ve sevici resımlerle,/ikonlarlarla,boğucu denizlerde (gün ve beşerilik olsa gerek) yıne de "hırçınca yüzmek";reddetmek başkaldırmak,belki de Maria'nın yaptığı gibi,belki de "feminist" kilisenin resme iliştirdiği/da-vinci'ye/ gibi,asilik ve asalet,bir kadının o resimde olmasının aykırılığı gibi,bilmıyorum sürüklediklerindeyin,tıpkı "rüzgarın süpürük" götürdüğü yerlerdeki gibi,biriktirdiklerindeyim.. Şeriada unutulan İsa/israil'de, İsayı vaftiz eden Yahya, öğreticisi, onu ilk yıkayan "allah krallığına" taşıyan bu ilginçtir ki İslamıyette yoktur böyle bir şey,ama İsa vaftizle krallığa taşınmıştı,sonra dört kitaba verilen yanıt ; bir kadın ve final; Oscar Wilde'ın "Reading Zindanı Baladı"na metinlerarası bir geçiş de söz konusu: "Sevdiği bir kadını öldürmüştü bu adam Bu yüzden asılmıştı Ama herkes yine de sevdiğini öldürür, bu böylece biline" Oscar Wilde "herkes sevdiğini öldürür",/hem de /"aşkı uğruna"/sevgi ne kadar bencilce,işte sevgi kavramını sorgulayan ve aslında o hep söylediğim şeyle örtüşen yargı; sevgi sözlüklere kendimizi aklamak için iliştirdiğimiz çiçek resmi gibi,çiçeği hep sözde sevdiğimize/kınına kılıc yaptığımız... Saygılar... |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 2,237
| Sn Lakonia, büyük bir dikkatle okudum yazdıklarınızı, gerçekten teşekkür ederim, insanın bilgilerini sorgulatan, şiire farklı açılarla yaklaşan, -bilgi dolu-, güzel bir çalışma olmuş. Fırsatım oldukça ben de katkıda bulunacağım. İncelemelerinizin devamını bekliyorum. Oldukça hoş olmuş.. Saygılarımla __________________
Senden vazgeçmeden ölürüm belki... |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Şiir | yilmazramazan | Şiirleriniz | 120 | 10-08-08 20:16 |
| Atamızdan bir şiir | phidas | Ustalardan Seçkiler | 5 | 18-12-06 11:37 |
| Edebiyat Tartışmaları | melnur | Edebi tartışmalar ve kitap tanıtımları | 38 | 23-11-06 16:32 |
| 1. Geleneksel Yaziyaz Amatör Şiir Yarışması | ::anka:: | Şiirleriniz | 16 | 23-07-06 20:53 |