| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
The Times: Korkunç gerçek şu ki, Türkiye'yi kaybediyoruz/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye gündemi, sorunları ve düşünceler |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2005 Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 692
| The Times: Korkunç gerçek şu ki, Türkiye'yi kaybediyoruz The Times: Korkunç gerçek şu ki, Türkiye'yi kaybediyoruz İngiltere'nin en saygın gazetesi The Times, bugün yayınladığı Türkiye analizinde Erdoğan'ın ABD'de umduğunu bulamadığını belirterek, "dostane Müslüman demokrasisine en çok ihtiyaç duyulduğu sırada, Ankara başka yöne kayıyor. Korkunç gerçek şu ki, Türkiye'yi kaybediyoruz" diye yazdı. İngiliz The Times gazetesi, Türkiye için "Hasta Adam ayağa kalktı, sağlıklı olduğunu göstermek için akrobatik hareketler yapıyor" dedi. Türkiye’nin Batı’dan giderek uzaklaştığını, doğu ve güneye bakmaya başladığını savunan The Times AB’de Türkiye karşıtlarının arttığını, Bush Yönetinin Türkiye’ye kızgın olduğunu belirten gazete, "Türkiye kayıp değil. Henüz değil. Ancak, ülkenin jeopolitik pusulasının iğnesi son bir kaç yıl belirgin bir biçimde kaydı" yorumunu yaptı. The Times, Gerard Baker imzalı bir yazıda Batı’nın Ankara’nın "dost Müslüman demokrasi"sine ihtiyaç olduğu bu sıralarda Türkiye’nin Batı’dan uzaklaştığını öne sürdü. Erdoğan, odaya girdiğinde mekanın boşalmasına neden olan tiplerden Başkan Bush’un İngiltere Başbakanı Tony Blair ile görüştükten sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı ağırladığına dikkat çeken The Times, "Recep Tayyip Erdoğan Sayın Blair’in yıldız kalitesinden yoksun. Sadece bir odaya girerek mekanı boşaltabilecek tiplerden" gibi eleştirilere yer verdi. Gazete, Erdoğan’ın ziyaretinin pek farkedilmediğini iddia etti. Buna karşın gazete, Erdoğan’ın "liderlik noksanlarının Türkiye’nin önemini gölgelemesi gerektiğini de yazdı. Türkiye’nin soğuk savaş döneminde taşığı öneme dikkat çeken gazete, "Türkiye, 11 Eylül’den sonra Amerika ve Batı’nın hedefleri açısından daha da merkezi oldu" ifadesini kullandı. Gazete, Irak, Suriye, İran ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin, Türkiye siyasi sisteminin yarısı kadar demokratik ve çoğulcu siyasi sistemlerini kurmalarının sağlanabilmesi halinde Ortadoğu’da "nefret dolu" ideolojilerin silinmesi için önemli bir yol katedebileceğini savundu. İngiliz gazetesi, Türkiye’nin AB üyeliği vizyonu sonucunda AB’nin Türkiye’ye müzakere olanağı sağladığını, ABD’nin Türkiye’nin çağdaş dünya içerisinde kalması için çok çaba gösterdiğini belirterek şöyle devam etti: "Ancak korkunç gerçek budur ki muntazam bir biçimde Türkiye’yi kaybediyoruz. Amerika’nın Türkiye’ye yönelik kızgınlığı tehlikeli yeni düzeylere ulaşırken Fransa ve Avrupa’nın geri kalan bölümünde Türkiye karşıtları artıyor ve tüm bunlar, iç gelişmelerin 70 milyonluk bereketli bir ülke olan Türkiye’yi Batı’nın kucaklamasından uzaklaştırdığı bir dönemde meydana geliyor." Erdoğan hükümetinin hala AB üyeliği hedefini koruduğunu söylediğini ancak hevesin giderek azaldığını öne süren gazete, "Brüksel’de ve Washington’da sevilmediğini hisseden ve evinde İslam dayanışmasını Batı ittifaklarına tercih edenlerden gelen artan baskı altındaki (Türk) liderliği, başka yöne bakıyor" yorumunu yaptı. Hasta adam ayağa kalktı, akrobasi yapıyor The Times, Türkiye’nin AB yolunda çok çaba gösterdiğini, reformlar yaptığını, ekonomisinin yılda yüzde 9 civarında büyüdüğünü belirterek "Kısacası Avrupa’nın Hasta Adamı ayağa kalktı ve gerçek bir Avrupalı olmak için sağlıklı olduğunu kanıtlamak amacıyla akrobatik hareketler yapıyor" diye yazdı. Türkiye-ABD ilişkilerindeki sorunlara da değinen gazete, Bush Yönetiminin Erdoğan hükümetini tezkerenin reddedilmesi konusunda hala suçladığını belirterek Türkiye’nin PKK’nin Kuzey Irak’ta serbestçe faaliyet göstermesinden çok derin bir rahatsızlık duyduklarını belirtti. The Times, Türkiye’nin giderek Doğu’ya ve Güney’e baktığını, Erdoğan’ın Suriye’yi ziyaret ettiğini ve Türkiye’nin İran ile sıcak ilişkilerini sürdürdüğünü kaydetti. Gazete şöyle dedi: "Türkiye kayıp değil. Henüz değil. Ancak, ülkenin jeopolitik pusulasının iğnesi son bir kaç yıl belirgin bir biçimde kaydı. Dış politika uzmanları, ülkenin stratejik öneminin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonrasına göre daha az olmadığının farkında. Bunun yarattığı fırsatların bazılarını araştırmaya başladı. Bu, soğuk savaş boyunca Türkiye’yi doğru tarafta tutmak için çok çaba gösteren Avrupa ve Amerika için kaygı verici bir haber olmalı." Kaynak: milliyet Bu konudaki düşünceleriniz nedir? |
|
| #2 | |
Mesajlar: n/a
| Öncelikle hasta adam tabiri çok canımı sıkıyor. Neyseki şimdiki durumumuz onların iddia ettikleri gibi hasta adamlık değil, tembel adamlık bir durum... Yani Türkiye insanı tembel... Bu tembelliğimiz yüzünden "Dünya liderliğinden, ABD uşaklığına, AB uşaklığına düştük. Kendimiz düştüğümüz gibi, soydaşlarımıza da yardım edemez olduk. Neyse bırakalım bunları. Bunlar ayrıca irdelenecek, nedeni, nasılı araştırılacak bir konu... Bundan bir kaç sene öncesini hatırlayalım. Ekonomik kriz ve askeri darbeler ülkesi Türkiye'deyiz. 10 yılda bir darbe olur, 10 - 20 yılda bir ekonomik kriz olur... Acaba neden? Tamam biz tembel ve beceriksiz olduk. Bunun etkisi var ama hem bizi bu hale getiren, hem yapay olarak başımıza bu belaları saranlar yok mu? Türkiye, küçük Asya adıyla da anılan Anadolu topraklarında bulunduğu için başına bunlar gelmektedir. Dünyanın kilit noktasındayız. Coğrafik konumumuz öyle bir yerde ki, bilinen tarih boyunca daima Dünya'nın merkezi olmuş topraklardayız. Dünyayı yönetmek için ya bu topraklara sahip olacaksınız, ya da bir şekilde hakim olacaksınız. ABD, Avrupa ve Rusya'nın burada hep gözü olmuştur. Fakat hangisi buraları almak için bir hareket yapsa diğerleri dur bakalım demiştir. Çünkü güçlü bir devletin buralara sahip olması hiç birinin işine gelmemektedir. Geriye tek seçenek kalıyor!.. Sahip olamıyorsan hakim ol!.. Bunu uygulayanlar içinde Rusya başarısız olmuş, Avrupa ve özellikle de ABD başarılı olmuştur. Stratejik ortaklı adı altında bize hükmetmektedir. Oysa ortaklık diye bir şey söz konusu değildir. ABD ne derse o olur. Bizim söz hakkımız bile yoktur. Hani ortaktık? Türkiye ne zaman güçlenmeye başlasa, ne zaman yıldızı parlasa, hemen ya bir darbe olur (Buradan ordumuzun onlara hizmet ettiği anlaşılmasın. Darbe yapılması için ne gerekiyorsa yapılır, ortam gerilir, iç savaş çıkarılır, ülke yönetimi iş yapamaz hale getirilir. Böylece orduya başka seçenek bırakılmaz. Ordu dur demek zorunda kalır.), ya da ekonomik bir kriz... Bunlar olmazsa başka problemler çıkarılır. Mesela; asala, pkk, laik-anti laik, sağ-sol, sünni-alevi ve bunlar gibi problemlerle Türkiyenin ilerlemesine izin verilmez. Önce sanayisi durdurulur. Kayseri uçak fabrikasını İsmet İnönü'nün kapatması kadar büyük kötülüğü pkk bile yapmamıştır. ABD daha ucuz uçak veriyor diye fabrika kapatılmıştır. Onlar zararına (maliyetinden daha ucuza) uçakları bize neden vermişlerdir? Teknolojilerini geliştirmesinler diye... Teknolojik olarak onlara bağımlı olalım diye... Bunda da başarılı olduklarını söylemeye bilmem gerek var mı? Sonra kredi adı altında borç para verilerek iktisatlı olmak, elinde olanla yetinmek unutturulur. Bu yüzden yapay bir ekonomik rahatlama yaşayan Türkiye nerede hata yaptığını araştırma zahmetine bile girmez. Nasıl olsa para bir şekilde gelmektedir... Böylece ekonomik olarak ta bağımlı hale geldik. Bir ülkeyi en kolay yönetme şekli ekonomik bağımlılıktır. Daha sonra dini duyguları zayıflatılır. Türkleri yenememelerinin en önemli sebebinin bizlerin dinimize olan bağlılığımız olduğunun farkındadırlar. Bunun için dini duygularımızı zayıflatmak için boyalı basın ve televizyonları kullanmaktadırlar. Geleneklerimizi unutturmaya çalışmaktadırlar. Çünkü geçmişine ve geleneklerine bağlı olan bir millete hükmetmek imkansızdır. Önce utanmayı unutturdular. Utanmaz bir toplum olduk. (Bir ata sözü var: "Utanmazsan dilediğini yapabilirsin" diye.) Sonra bananeci bir toplum olduk. En sonunda tembelliğe de alıştık. Kültürümüzü de yozlaştırdılar. ... Derinden bakıca gözlerinize, Neden başınızı öne eğdiniz. ... şeklinde konuşan şairde bu milletin çocuğudur. Kız hepsi senin mi? yada Şappur şuppur ye beni!.. diyen şairde... Bu küçük örnek bile kültür yozlaşmasında hangi seviyede olduğumuzu göstermeye yeter. Kısacası; Teknolojisi olmayan, ekonomisi zayıf, dini duyguları zayıf, gelenekleriyle bağını koparmış, kültür diye bir şeyi kalmamış, tarihi ile bağları kopmuş ucube bir toplum olduk. Tabi buna toplum denebilirse... Çünkü toplum olmanın şartlarını kaybettik. Bize olsa olsa kalabalık denilebilir. İşte bu ortamda son darbeyi de vurmak için harekete geçen Avrupa, "elma şekeri" ile çocuk kandırır gibi bizi üyeliğe alacağını söyleyerek kalan kırıntılarıda yok etmeye çalışmaktadır. Oysa müzakereler sonunda üyeliğe girme garantimiz yoktur. Kumar oynar gibi ,ya alırlarsa diye elimizde kalanı da vermeye başladık. Ama en son gelişmeler gözümüzü biraz açmaya başladı. Ben bile bir yıl önce Avrupa birliği taraftarı iken, şu anda tamamen karşıyım. Yaklaşık 4 aydır bunu dile getiriyorum. bu forumda çeşitli konularda bunu dile getirdim. ABD'nin de ortağı değil, uşağı konumunda olduğumuzu göremeyenlerin gözünü açması lazım. Artık uyuyan dev uyanmalı!.. Sadece AB veya ABD olmadığını görme vaktimiz geldi de geçiyor. Onlarda zaten bunu fark etmemizden korkuyorlar. Saygılarımla, |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2005 Ülke / Şehir: İzmir
Mesajlar: 692
| AKP'nin ABD ile olan sıcak ilişkileri tezkere krizinden beri bir türlü çözülemedi. Diğer taraftan geçtiğimiz aralık ayından beri AB ile ilişkiler ister istemez bir soğuma dönemine girdi. Ancak bence şu anda diğer ülkelerle de yeterli bir işbirliği çabasında değiliz. Sizin de yukarıda belirttiğiniz gibi aslında oldukça önemli bir yerdeyiz ancak biz bizim üzerimize düşen görevleri tam olarak yerine getiremiyoruz. Gerekli konularda göstermemiz gereken performansı bir türlü sergiliyemiyoruz. Dış politikamızı sürekli olarak başkaları ne der kaygıları içinde üretiyoruz. Kendi içimizdeki boş çekişmeler sadece enerjimizi, paramızı, umutlarımızı tüketmeye yarıyor. Bu durumun bir süre daha böyle devam edeceğini düşünüyorum AKP iktidar da olsa da olmasa da, ama daha sonra gerekli sıçramayı yapabileceğiz diye düşünüyorum. Çünkü dediğiniz gibi pek çok konuda tembelleştik, ancak işler tehlikeye girdiği zaman tepki koyar hale geldik. |
|
| #4 | |
Kayıtlı Okur Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 38
| Bu adamlar kötü diyorsa bilinki saygıdeğer kardeşlerim yolumuz doğru ilerlemeliyiz |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|