| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Kemal Burkay/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Ustaların şiir, roman gibi edebi eserleri |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: DİYARBEKİR
Mesajlar: 718
| Kemal Burkay Tunceli toprağı kırmızıya, sarıya, mora çalan, yamaçları meşe ağaçlarıyla kaplı, iri yalçın dağlarla çevrelenmiş, içinde Munzur ve Harçik adında iki ırmak birleşen, altı bin nüfuslu, üç isimli bir kasabadır: Mameki, Kalan, Tunceli. Yani Mameki'den kalan Tunceli.. Halkı sakindir. "Kirve, hısım, aşiret çocuklarıdır". İçinde iki büyük kışla vardır, 38 yılından kalma.. İl oluşu daha sonraki bir tarihe rastlar. Tunceli bölgesinin eski ünlü adı "Dersim" dir. I. DERSİM Bir eski öyküdür bileceksiniz Masallardan kalmıştır Dersim Ülkemin ortasında gizli Yanık bir türküdür Dersim Yıl otuz sekizdi dağlarda İri ceviz ağaçları ve atım vardı Belki bir gökyüzü savaşçısıydım Bir arpa ekmeği kadar sıcaktı Toprağım, karım ve çocuklarım Oysa soğuk bir kuştur Parıldar süngü Bana niçin uzaksın düşündün mü Kurda kuşa dostluğumu düşündün mü? Bu sularda ölüm bile güzel Sen hiç kurşunların anlamını düşündün mü Yıl otuz sekizdi dağlarda İri ceviz ağaçları ve atım vardı Güneş ve sular ülkesinde orda Orda ki eski bir öyküdür Dersim II. HIZIR PAŞA "Hızır Paşa bizi berdar etmeden Açılın kapılar şaha gidelim." O ki Hızır Paşadır Berdar edecektir Berdar edecektir güneşleri Pir Sultansız bir evrendir onun evreni O ki Hızır Paşadır Hayatı yasaklar denizi bellemiştir Gayri özsu yürümesin dağlara Ve türkülere zincir vurulsun Bir kez yasak mıdır gülümsemeler Elin ele, dostun dosta varışı Bir kez yasak mıdır tohumun yarınlara varışı Umutlar, uykular, düşünceler Özgürlüğe zincir vurulsun III. ORDA VARDIR PİR SULTAN Bileğin nerde kelepçeli Orda vardır Pir Sultan Başlarsa yeni bir zindan Orda vardır Pir Sultan Eşkiyalar tutmuşsa su başlarını Ve bebeler açsa Orda vardır Pir Sultan İnsan duyarsa "Topraksız insanın "Ve insansız toprağın feryadını" Orda vardır Pir Sultan IV. TÜRKÜLER AŞIP GEÇER TAŞLARDAN "Kalenin kapısı taştan çıkılmaz" Amma Türküler aşıp geçer taşlardan Ve bir kerre daha Ölüp dirilir Pir Sultan Özgürlüğün şavkı vurur karanlığa bir kez Munzur çıkmıştır yatağından Sesi dağlarda taşlarda Ulu bir çağlayan Bu yolumuzdur yürüyeceğiz Tanyeri al olanadek Bu işimizdir öreceğiz Toprak elimizde güzelleşecek Kaçan kaçar Varan varır Bizim yüreğimiz pek V. NEO GESTAPO ADAM Neo Gestapo Adam Durup dinledi karanlıkta Durup dinledi ses çağlayanını Ses ormanını Ses katarını Adamın yüzü kindi Hayatında sevememişti hiç Karanlıkta bir sesin Bir şiirin Bir türkünün güzelliğini Adamın bakışları kindi Hiç dostça açılmamıştı bu gözler Bir meşe yaprağına bile Neo Gestapo Adam Yani aklı birtakım Dedektif Nik hikâyelerinde Yani kavgalıydı Şiirle Türküyle Ve gülümseyen herhangi bir yüzle VI. VE OL HİKÂYAT Koltuğunda asık yüzlü bir puttur o Tedirgindir Mutsuzdur Şaşkındır Penceresinde alev alev tutuşan Munzur vurur Öfkelidir Çılgındır Budaladır o Buyruk gelmiştir efendilerinden Bir aferin almak için Ol makamda kalmak için Köledir o Ve böylece dirilen Pir Sultan Alınıp tekrar zindana konacaktır Maksat Ve ol hikâyat budur VII. ÖZGÜRLÜĞÜ BİR SELVİ GİBİ DİKMEK İÇİN Gençtiler Ya da deli bir rüzgârda gencelmiştiler Dudaklarında bağımsızlık türküsü Sokaklardan bir kan gibi geçtiler Kimi on yaşında bebe Kimi yaşlı "Bı zone ğa gısekene"* Liseli, üniversiteli, mektepsiz İşçi, öğretmen, mühendis Terzi, berber, işsiz Tiyatro oyuncusu Ve köylü idiler Yürüdüler tanyeri al olsun diye Soğuk putların yerini güneşler alsın diye Yürüdüler Ak kağıt üstünden hayata geçirmek için Özgürlüğü bir selvi gibi dikmek için Yürüdüler binlercesi bircesine Bir barış imecesine Dudaklarında bağımsızlık türküsü Sokaklardan bir kan gibi geçtiler VIII. İLK KURŞUN Karakol önünde Neo Gestapo Adam Ve özgürlük ormanı göz göze geldiler bir an Birinin gözlerinde kin, ötekilerde inanç Bağımsızlık marşını okudular Sesleri bir ulu koroydu dağlarda yansıyan Ve uzun bir süre beklediler İçerde onlardan biri vardı Onu istediler Bir ölümü paylaşmaya gelmişlerdi Belki de Cevap ilk kurşundu Bir cam gibi parçalandı gece Böylece barış ormanı kurşunla taranacaktır Yüreği pek adamların bağrı kanlanacaktır Öyleki beklenen güneş kanlarımızda kızarsın Özgürlük gülü Kanımızla beslenip büyüsün Kaçan kaçar Varan varır Bizim yüreğimiz pek IX. İNSAN KANI BİTEKTİR İnsan kanı bitektir Tohumdur bir nice yaşamaya Şiire, aşka, öyküye İnsan kanı bitektir Emzirir toprağı annece Selviler, çamlar, çimenler Ve yediveren güller bitsin diye İnsan kanı bitektir Özüdür güneşin, denizin, yaprağın İnsandır o açar her yerde Umutta, hüzünde, özgürlükte Biz geleceğe kan verenleriz Onun için yaşarız gelecekte Gestapo adamsız ve putsuz Suyla, otla, böcekle kardeşçe X. BİR MEHMET KILAN'DI O, Dersim toprağının büyütmesi Bir Mehmet Kılan'dı Bıyıkları gibi yüreği kocamandı Eğilmeye alışamadı nedense Alçak sesle konuşmaya o Gözleri ışıl ışıl sevgi Ve zaman zaman öfke Saçları canlı bir isyandı Bundandı onun dağlara tutkusu Bundandı onun şaraplara tutkusu Basbariton bir Mehmet Kılan'dı Bıyıkları gibi yüreği koskocamandı Kurşunlardan da baskın Ordaydı, orda olacaktı, eylem içinde vardı Ve nice hileye, zulme, kalleşliğe Yumruğunu koyardı O bir Mehmet Kılan'dı Nice kahpe faklarından geçip gelmişti Ortaya bütün insanlığını koymuştu Bütün sevgisini yiğitliğini Ama aldandı Bir kin kıvılcımı sarstı onun Kıvırcık saçları altındaki başını Çevresine bir kan gölü yayıldı XI. VURMA KENDİ ELLERİNE Kiminin tabanı nasırlı Vur Mehmetçik vur Kiminin kağıt gibi Vur Mehmetçik vur Ama aynı yolun yolcularıyız Vur Mehmetçik vur Tezkerene altmış gün var öyle mi Biz komünistiz demek Kızılbaşız, Pis Kürdüz, n'apalım Vur Mehmetçik Vur Senin de bir köyün var değil mi Anan çapacı el işinde Nişanlının adı Fatma Vur Mehmetçik vur Saçlarım zaten dökülüyordu Bıyıklarım büyür yine Ben inançlıyım ağlamam Vur Mehmetçik vur Sen benim elimsin Mehmetçik Vurma kendi ellerine Sen benim gözümsün Mehmetçik Vurma kendi gözlerine XII. YÜZLER Kimi on yaşında bebe Kimi yaşlı, "bı zone ğa qısekene" Liseli, üniversiteli, mektepsiz İşçi, öğretmen, mühendis Terzi, berber, işsiz Tiyatro oyuncusu Ve köylü idiler Betonların üstüne boylu boyunca uzanmıştılar Gözlerinde kan gülleri Tenleri bir kez daha çelik Bir ateş çemberinden geçmiştiler Paraları, saatleri, bel kayışları alınmıştı Kimi ayakkabısız Kiminin gömleği kana bulanmıştı Ekmeklerini kardeşçe bölüşmüştüler Camlardan meraklı gözler süzüyordu onları Kafese konmuş azgın hayvanları Gökyüzü yaratıklarını, eşkiyaları Seyreder gibi... Küfürlerinde alabildiğine cömert Ve sanki sevgi denen şeyi hiç bilmemiş Seyircilerdi bunlar "Onları düşünmeye alıştırmamışlardı" Yüzler onurlu ve sakindiler Geçmişe karşı anlayışlı Geleceğe kararlıydılar Daha çok ateş çemberi bekliyordu onları Birşeyler bitmemişti daha Anlıyorlardı Garnizon nezarethanesinde Yüzler Betonlara boylu boyunca uzanmıştılar Ekmeklerini kardeşçe bölüşmüştüler *bı zone ğa qısekene: kendi diliyle konuşuyordu. __________________
"""Ve Cellat Uyandı Yatağında Bir gece,Tanrım dedi !!! Bune Zor Bilmece ...Öldükçe Çoğalıyor Alanlar ...Ben Tükenmekteyin Öldürdükçe....""" |
|
| #2 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,523
| Teşekkür ederim zoze21 paylaştıkların ve Kemal Burkay için. __________________
Umudun rengi mavi derler ya,ringlerde mavidir. |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: DİYARBEKİR
Mesajlar: 718
| Prangalar ![]() Ben ki yalnızca sevmek isterdim Sizi, kırları, yaz akşamlarını Bir kadın eli gibi geçsin İsterdim saçlarımdan rüzgâr Bir Hasan var orda dağ köylerinde Daha hiç okşanmamış Bir Elif var saçları taranmamış Trahomsuz büyüsünler isterdim Öyleyse nedir bu prangalar Ben kimin ağlamasını istedim ki Yok ki benim kurşunlarım Dikenli tellerim, taş duvarlarım yok ki Bir türkü söylerim güneş vardır içinde Alınteri, toprak ve hayat Beni elleriniz ilgilendirirdi Gözleriniz, o hilesiz ve dost Öyleyse nedir bu prangalar Çocukları kılıçlara büyütmeyelim Çocukları ağlamaya büyütmeyelim Ağaçları küstürmeyelim kendimizden Bombaları çoğaltmasak sevinçler çoğalırdı Kinleri bilemesek ne güzel gülümserdik İstesek bölüşürdük doğan günü Birleşirdi ellerimiz ve türkülerimiz İstesek bölüşürdük bir dilim ekmeği Ama ne çoğalırdı yaprakların sevinci Ne mutlu büyürdü çocuklar Ben sizden bir maviyi gizledim mi Hangi denizleri kaçırdım sizden Hangi yağmuru, çiğ tanelerini Size şiirler getirirdim, nisan aylarını Yalnızlığımı getirirdim ısınmanız için Öyleyse nedir bu prangalar Ben kimin ağlamasını istedim ki Yok ki benim kurşunlarım Dikenli tellerim, taş duvarlarım yok ki Ocak 1967 __________________
"""Ve Cellat Uyandı Yatağında Bir gece,Tanrım dedi !!! Bune Zor Bilmece ...Öldükçe Çoğalıyor Alanlar ...Ben Tükenmekteyin Öldürdükçe....""" |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 225
| Spartaküs Hayat bir türküdür Spartaküs Avutucudur geçicidir Güneş tepeler üstünde yükselirken Ve kıyıları döverken mor dalgalar Hayat bir türküdür Spartaküs Köylü kadınların küçük çocukların söylediği Orda Trakya ovalarında Özgürlük uçan kuşlara benzer Ağaç yaprağına yağmur damlasına benzer Varinia'nın gözyaşlarına Spartaküs O Britanyalı köle kadının, o kır çiçeğinin Bir gladiyatörün acı gülüşüne benzer Kanları toprağa belenirken Onlar dostluğu bilirler mi Kardeşliği bilirler mi Başkası için ölmeyi hiç Onlar bilirler mi Spartaküs Ayağa kalkınca Makedonya'nın Lombardiya'nın taşı toprağı Yaşlıları, hastaları, genç kızları Özgürlük için saçları bayraklaşan Onlar, Roma'nın uygar efendileri Dövüşken horoz yetiştirir gibi Avrupa'nın, Asya'nın, Afrika'nın O, kölelikten başka hakkı olmayan En güçlü insanlarını meydanlarda Birbirine öldürtüp kahkahalarla gülen Eğlenceye ve elmaslara çılgınca düşkün Onlar, Roma'nın uygar efendileri Frigya ovasında yetişen buğday Acem ipeği, Mısır pamuğu Besili sığırları Afrika'nın Finike'nin sedir ağaçları Ve genç kızları Normandiya'nın Herşey, hattâ dalgalar, gökyüzü Dağlar, esen yel ve gün ışığı Güya bu efendiler içindi. Köle doğmak boynunda bir zincirle Sırtında bir kamçıyla Yüreğinde bir damgayla Spartaküs Uşaklık edeceğin saraylar yapmak Geçemiyeceğin köprüler, sürüneceğin yollar Çürüyeceğin zindanlar yapmak Ve taşımak olmayan günahlarını sırtında Doğduğun günden öldüğün güne kadar Zincirleri kırmak güzeldir Spartaküs Gökyüzü gibidir, yaşamak gibidir Aşk gibidir Çıkmak geceden güne Zincirlerden öte uzundur dünya Duvarlardan öte yaşamak geniştir Besbelli sevginin en güzeli Zincirleri kırmaktır yeryüzünde Hiç unutabilir misin Spartaküs Yüzünü Afrika'lı zencinin Gözlerini unutabilir misin Ancak bu denli sevebilir insan Kılıç, kan ve Romalılar arasında bile Gönlü böylesine sevgiyle taşan Bu adam Seni öldürmemek için kendi öldü Sen o zaman vurulmuştun işte Ölüm güzeldir böyle yaşamaktan Bir Romalı yüreği gibi değil Ezik bir köle yüreği gibi çiçek yetiştiren Ak bulutların öptüğü Makedonya dağlarından Cins atlar büyüten, yapağı veren Macar ovalarından Çıkıp karlı Alp Dağlarını Köle toprakları bir boydan bir boya aşan Bir su gibi içip özgürlüğü Mızrağının ucunda Alınteri ve sevgi taşıyan Kölelerin bayrağı Spartaküs Sen ki o mermer saraylarda yaşıyan Kan ve kemikler üstüne şanları kurulu Parayla, döneklikle soylu olmuş kişilerin Bilmediği bunca şeyi bilirdin Sen ki bir çocuk için yaşamayı Bir kadına gönül vermeyi Eğilip toprağı öpmeyi bilirdin Spartaküs «Biz kölelerin de bir tanrısı vardır..» Bunu bilmiyordun işte Çünkü kölelerin tanrısı yoktur Yoksulluk kötüdür Spartaküs Bilgisizlik kötüdür Ama hiçbir şey boyun eğmekten Daha kötü değildir Sen de yenildin sonunda Bir çarmıhta can verdin Ama bir türkü gibi çağdan çağa Erkekçe savaşmayı öğrettin insanlara Adını öğrettin Spartaküs. 1964 Kemal Burkay __________________
Hepimiz Hrant Dink'iz Hepimiz Ermeniyiz. |
|
| #5 | |
Kayıtlı Okur
Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 79
| G U L U M S E Hadi gulumse bulutlar gitsin isciler iyi calissin, gulumse Yoksa ben nasil yenilenirim Belki sehre bir film gelir Bir guzel orman olur yazilarda iklim degisir, Akdeniz olur, gulumse. Sazlarim vardi, irmaklarim vardi cok Cakil taslarim vardi benim Ama sen baskasin anliyor musun Tut ki karnim acikti, anneme kustum Tum sehir bana kuskun Bir kedim bile yok anliyor musun iklim degisir, Akdeniz olur, gulumse KEMAL BURKAY |
|
| #6 | |
Dergi Felsefe Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: yerküre
Mesajlar: 1,781
| Bir yalnızlık böyle mi anlatılır. Bir kedim bile yok, anlıyor musun?Hadi gülümse... __________________
hiç birşey hissetmiyorum artık tüm duygularımı vestiyere bıraktım ruhsuz burjuvalar gibi et parçası gibi maskemi takıp dans ederim... |
|
| #7 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,040
| "Bir kedim bile yok." Evet; böylesine bir yalnızlığın tutsağı durumundayız. İşgücümüze yabancılaşıyoruz çünkü. Tüketim toplumunun çarkları işledikçe hiç farkında olmadan birbirimizden uzaklaşıyoruz. Dışa kapalı bir toplumun iç'e dönük bireyleri haline geliyoruz. Geleceğimize yönelik kaygılar bireyi öğüttükçe öğütüyor ve giderek kendimize de yabancılaşıyoruz. Ama herşey kendi içinde karşıtını da barındırır. Artan yalnızlık birliktelik düşüncesinin gerekliliğini de duyumsatır içten içe. Yeter ki kolaya kaçmayalım. Yeter ki, bizi kendimize bile yabancılaştıran, yaşamsal toplumsallığımızdan uzaklaştıran sistemin yine kendi varlığını sürdürebilmek için ileri sürdüğü, dayattığı aidiyetlere ve yalancı baharlara kanmayalım. İstesek bölüşürdük doğan günü Birleşirdi ellerimiz ve türkülerimiz İstesek bölüşürdük bir dilim ekmeği Ama ne çoğalırdı yaprakların sevinci Ne mutlu büyürdü çocuklar! Yüzlerce yıllık acılar, yüzlerce yıllık yalnızlık...gün gelir değişir. Gözyaşları çiçek olur çocukların yüzlerinde. Gün gelir herşey değişir. "İklim değişir, Akdeniz olur." "Gülümse!" |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Kemal Sunal-Şener Şen animasyonu | goodfather | Arşiv | 2 | 22-06-06 18:03 |
| çiftçi Kemal Öncel´e 2 yıl hapis istemi | cemuzan | Türkiye Siyaseti | 9 | 08-04-06 21:41 |
| 'Türkiyeli' Tayyip Erdoğan'ın ve 'Şerefli' Kemal Unakıtan'ın marifetleri | cemuzan | Türkiye Siyaseti | 3 | 23-03-06 00:16 |
| Bu kadarına da pes doğrusu Kemal Bey!!! | cemuzan | Türkiye Siyaseti | 6 | 18-03-06 15:12 |
| Kemal Derviş | ibra | Konu Dışı | 5 | 30-05-05 14:06 |