| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Gündüz Düşleri ve Keşişler/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Öykü - Deneme Çalışmalarınız... |
| Anket Sonuçlarını Göster: Ayın Eseri - Kasım 2006 | |||
| Sn. Artena - Hiçlikten | 1 | 7.69% | |
| Sn. Artena - Bir Harabeden Arta Kalanlar | 2 | 15.38% | |
| Sn. Bekirsami - Kötü Şiirler | 0 | 0% | |
| Sn. Bigman - Klavyede Bırakılan İzler | 0 | 0% | |
| Sn. İl_bilge - Gölgeler | 0 | 0% | |
| Sn. Gökçeşair - Ellerinin Sıcaklığını Özlüyorum | 7 | 53.85% | |
| Sn. Kadri - Kadri'den Kısa Şiirler ve Denemeler | 0 | 0% | |
| Sn. Lamira - Lamira'dan Denemeler ve Öyküler | 3 | 23.08% | |
| Sn. Mderin - Umudu Soldurmadan | 0 | 0% | |
| Sn. Mderin - Şiir..se | 0 | 0% | |
| Sn. Merham Foral - Aynalı Denemeler | 1 | 7.69% | |
| Sn. Merham Foral - İçli Şarkılar, Ölümlü Ezgiler | 5 | 38.46% | |
| Sn. Norma - Güneşe Sitem | 1 | 7.69% | |
| Sn. Prenstenes - Aşk Arkadan Vuran Pabuç | 1 | 7.69% | |
| Sn. Sederim - Sederim'in Adsız Yazıları | 0 | 0% | |
| Sn. Sosyologgg - Aşklar ve Başkalaşımlar | 0 | 0% | |
| Hepsi | 2 | 15.38% | |
| Multiple Choice Poll. Oy Verenler: 13. Bu ankete oy veremezsiniz | |||
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 646
| Dört dişli çatal ete saplanıp öylece kalmıştı. Ucu kemiğe dayandığı için sapını zorlayan elin tavrından bağımsız sadece biraz esniyordu. Kadın elini çektiğinde çatal ve kol sessizleştiler, adam kafasını çevirip kasını kapatan deriden sızan kanı seyretti. Sadece seyretti... Çatal ile etin olağan sohbeti herekese tanıdık gelir. Bir araç olarak çatalın ete saplanma eylemi, bunu bir ele bağlı olarak gerçekleştirmesi, ete saplı kalması çok da insanları şaşırtan eylemler değildir. Ancak vücuduna bağlı canlı bir kola saplı olmak, dört delikten oluk gibi kan akıtmak, çatalın bile yadırgayacağı bir olaydır. Ama yine de nesnesi olduğu dğnyanın kurallarına uyup sessizce eti saran deride dimdik durmaya devam etti. Adamın kafasını kurcalayan şey şimdilik bu değildi, bu noktaya nasıl geldiğini merak ediyordu. Düşüncelerine bir başlangıç noktası koyabilse hikayeyi oradan itibaren toparlamak kolay ama çoğunlukla beklemedikleri hamlelerle başbaşa kalan erkekler bu yetenekten yoksundurlar. Sağ eli çatala doğru ilerlerken kolunun farklı yerlerinde bulunan çatal izlerini görmesi de bu durumda etkili, her zamn ki gibi, en iyi hatırlanan hep en son darbe! __________________
Av köpekleri henüz avluda oynaşıyor, ama avları, daha şimdiden ormanda ne kadar hızlı koşarlarsa koşsunlar, ellerinden kurtulamayacaklar. F. Kafka MeRHaM FoRaL Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 20-09-06 19:44 . |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 646
| Bölüm 1 Kafanı karıştırdığım için üzgünüm, bu kadar sorun çıkartmak da istemezdim... Ama seninle benim aramdaki bağın tüm bunlara yol açabileceğini bilsem belki biraz daha tedbirli olurdum. Yo, yo... Doğruyu söyleyeyim, bilsem bile olmazdım, daha tedbirli kavramı da komik zaten ben hiç tedbirli olmadım ki! Yalanımı yakalamandan da memnun değilim... Bilsem bile yine aynı şeyi yapacağımdan eminim çünkü önceleri böyle oldu... başkalarına da yaptım bunu, ama ilk kez sana bu kadar dürüstçe ifade ediyorum, bu da bir şey... yani başlangıç olarak... Daha fazla söylenme!.. Kişi kasları ile böyle konuşmaz.. nasıl oldu!.. __________________
Av köpekleri henüz avluda oynaşıyor, ama avları, daha şimdiden ormanda ne kadar hızlı koşarlarsa koşsunlar, ellerinden kurtulamayacaklar. F. Kafka |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 646
| Yolun hangi tarafından yürümesi gerektiğini çıkartamıyordu. Genelde yürüdüğü yolun en kısa uzunluğunu yürüyebilmek için yolun kavislerini izler, gerekli gördüğü durumlarda kaldırım değiştirirdi. Ama bu gece yetişmek zorunda olduğu tek yerin kendi sukuneti oduğunu kavrayıncaya kadar bu alışkanlığını sürdürmeye çalışıyor, ortada gerçek bir hedef olmadığı içinde hesaplamadan yoksun zihinle bocalayıp duruyordu. "yazık" diye geçirdi kafasından, "yazık, bunca zaman sonra, defalarca söyledim oysa kendime, yapma, düşme bu durumlara diye..." kafasından ağzının kenarına sızan kan, ter ile birleşiyordu. __________________
Av köpekleri henüz avluda oynaşıyor, ama avları, daha şimdiden ormanda ne kadar hızlı koşarlarsa koşsunlar, ellerinden kurtulamayacaklar. F. Kafka MeRHaM FoRaL Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 23-09-06 12:00 . |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 646
| İlk gençlik yıllarında pineklediği çocuk parkına geldiğinde duruverdi. Ne ilginç... Yolun karşı kenarından parka bakan ilk gençlik yıllarının tav delikanlıları elinde çatalla koşarak parka giren adamı seyrediyorlardı. Kenardaki banklardan birisine yığılırcasına oturan adam elindeki çatalı incelemkten vazgeçip sigarasını yaktığında sessizce kendisini seyredenleri farkedip, küçük çatalı gömleğinin cebine koydu. Eğildi. Çatalı yerden alıp üç tarafı dikili gömlek cebinin neden aşağı sarktığını ve sürekli cebinde gezdirdiği küçük takvimin nerede olduğunu anımsamaya çalıştı. "Kent ve kaderin tiz çığlığı orta yerde buluştular ansızın keşiş kenti kaderine bıraktı.." ... __________________
Av köpekleri henüz avluda oynaşıyor, ama avları, daha şimdiden ormanda ne kadar hızlı koşarlarsa koşsunlar, ellerinden kurtulamayacaklar. F. Kafka |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 646
| Bölüm -1 Ben aslında herkesin yanımda rahat etmesini isterim. NE bileyim, bir dolmuşa binsem kaplayacağım alanın yarısında oturmaya çalışmak, bacağımın, gövdemin yanımdakine temas etmesini engellemek olağan hareketlerim. bir gün bunun başıma bela olabileceğini düşünmemiştim. Kasım ayı, genelde yağmurlu havalarla aydınlanan günlerden birisinde iki durak mesafede bir yere minibüse binmek yaşamda olası bütün ihtimallerden en düşük nitelikli olanı seçmek demekmiş, bilemedim. Şöförle olağan alış verişten sonra yanımda oturan kız çocuğu, kısa eteğinden taşan kıllı kemiklerini bacağıma değdirdiğinde refleksim harekete geçti. Yapma yahu, otur işte, olmaz... Rahatsız etmemliyim insanları, koca götümü kenara kaydırıp cama yapışırken bunun birilerinin dikkatini çekeceği aklımın ucundan bile geçmemişti. Kasım ayı kenti telaşlı aylarından sayılmaz, aslında telaşta eksilen bir şey yoktur da, havaların malum etkisi herkesi biraz sakinleştirir. Bu nedenle ne camdan dışarıyı seyretmek ne de münübüs sohbetlerini dinlemek pek de keyifli değildir. Benim gibi malum yerinde fiğ biti taşıyanlar için mesafenin kısalığından bağımsız bir sabırszlığınız varsa hele. bu durum elbetteki beni başka şeylerle meşgul olmaya itti, gözümü kızın eteklerinden taşan kıllı dizlerine taktım. Diz kapakları genelde kılsızdır, pütür pütür bir deri ile örtülür, ilk kez kıllı bir diz kapağı görüyordum ve daha da ilginci bu kadar ortalıkta tutulan bir diz kapağı ile karşılaşmamıştım. Pileli gri eteği uzun bacakları katlandığında diz kapaklarının hemen üstüne kadar yetişebiliyordu. Diğer kızların aksine bacaklarını yapışık tutması gerektiği halde erkek çocukları gibi bacaklarını ayrık tutarak oturuyor, kulaklık yardımıyla dinlediği müziğin ritmine uygun bir şekilde elindeki cihaza parmak vuruşları yapıyordu. __________________
Av köpekleri henüz avluda oynaşıyor, ama avları, daha şimdiden ormanda ne kadar hızlı koşarlarsa koşsunlar, ellerinden kurtulamayacaklar. F. Kafka MeRHaM FoRaL Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 24-09-06 12:12 . |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 646
| Laneti olası yüzün ile lanetin kendisi yüzüm arasında bir seçim yapmak zorunda olsa idim, herkesin yüzüme tükürmesi için senin yüzünü iliklerime kadar işlerdim! Kan, kendi soyundan diğer sıvılardan bağımsızdır az buçuk. Yeryüzünde iki kanama durdurulamaz, birisi akmaya meyilli olan kanın yaptığı, diğer bir yazarın dilinden sızan... İkisinin bir arada olma ihtimali yok denecek kadar azdır, ben ise o yok denecek kadar azın temsilcisiyim. Birkaç zaman önce sabret demiştin bana, seni yosma! Kehanetlerin kadar soğuk bir akşamdı... Demlenmiş, köşemde sessizlik talimleri yapıyordum. Dantelli kenarınla kıyını okşarken sabret demiştin bana, ah dünya... senin yalanların benimkilerden nasıl da büyük! "Zaman" demiştin, "Zaman sadece bir hareket ve konum meselesidir. Durduğun yer değişirse, aynı nesneyi başka türlü seyredebilirsin. Bunu kazanmalı insan." Keyfin yerindeydi, dantelli kenarınla, seni işveli yosma, kıyını okşarken, deniz senin neren, sen denizin neresindensin bilememiştim. Oysa akşam akşam yüzüme değen meltemin, gömleğimi yalayan o narin nefesin, gelmiş geçmiş bütün yalanlarının ihtişamını taşıyordu, ben göremedim. Şimdi kentin kıyısında, cehennemin kıyısında, cennetin kıyısında, tanrının ve tanrısallığın kıyısında, hiçliğin kıyısında ve kendimin kıyasında en çok seni, sen ve senin demini dinliyorum. Laneti olası yüzün ile lanetin kendisi yüzüm arasında bir seçim yapmak zorunda olsa idim, herkesin yüzüne tükürmesi için kendi yüzümü iliklerime kadar işlerdim! __________________
Av köpekleri henüz avluda oynaşıyor, ama avları, daha şimdiden ormanda ne kadar hızlı koşarlarsa koşsunlar, ellerinden kurtulamayacaklar. F. Kafka |
|
| #7 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 458
| son bölüm özellikle güzel. Öfke, hayal kırıklığı güzel yansıyor okuyucuya. Tebrikler. |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 646
| Kulaklığı taktığımda gelen sesin ne olduğunu pek anlayamamıştım. İşin ilginci daha sonrada anlamadım. Bağırış ve çağırışlar, inlemeler, plastik bir kutudan geliiyormuş izleniimi veren vurma sesleri... dolmuştan beni indirdiğinde çoktan konuşma yeteneğimi kaybetmiştim, ağzımdan tek kelime dökülmüyor, utanmaz üslubu, kıllı diz kapakları dışında hakkında tek bir şey bilmediğim bu kız çocuğunun peşi sıra süsürkleniyordum. önüm sıra yürüyordu, bilincimi yitirmiş gibi, bir şey sormadan, adımlarını takip ediyordum. kıllı diz kapakları, oysa ne garip, hiç düşünmemiştim, diz kapakları kılsız olur diye bir kural yoktu, bilinçli değildim bu konuda... ama görünce bilincime düşen bir şeydi, lanet olsun... Sessiz sedasız, apartmanın katlarını çıkarken o hale kulaklıktaki anlamsız sesleri müzikmiş gibi dinliyordu. kapıyı açtı, beni bekledi, kırk yıldır gelip gittiğim bir yermiş gibi içeri girdim. mutfakta oturduk, kahve içtik, konuşmadık ta ki ben kendime gelip annen baban gelmez mi diye sorana kadar. işin aslı o zaman açığa çıktı, kahkaha atmak için açılan ağzı çok loştu. hayatta geçen 34 yılın şımarık bilgeliğiyle yüzüme bile bakmadan, "keşke" dedi, "keşke o kadar küçük olsaydım" __________________
Av köpekleri henüz avluda oynaşıyor, ama avları, daha şimdiden ormanda ne kadar hızlı koşarlarsa koşsunlar, ellerinden kurtulamayacaklar. F. Kafka |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 646
| bir kere olan olmuştu, yalnız ve sefil yaşamım yalnız ve sefil yaşamı ile kesişmiş, istisnai bir çarpışma olmuş, telafisi imkansız bir süreç başlamıştı. evden ayrıldığımda geceyarısını biraz geçiyordu. kendi evime doğru yola çıkarken bilemediğim şeylerden birisi ertesi gün n olacağıyı ve ben bunu pek düşünmemeye çalışyordum. __________________
Av köpekleri henüz avluda oynaşıyor, ama avları, daha şimdiden ormanda ne kadar hızlı koşarlarsa koşsunlar, ellerinden kurtulamayacaklar. F. Kafka |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 646
| 1986 yılının nisan ayında evimin bulunduğu sokakta yolumu kesen 8-9 kişilik grubun pek de iyi niyetli olmadığını biliyordum, ama bu kadarını beklememiştim. benim gibi küçük yerlerde çocukluğunu geçiren insanların herkesi tanıdıklarını ve dünyanın yaşadıklarından ibaret olduğunu sanır. Eğer bilseydim ki herhangi bir sebepten o dayağı yedim, bu yanlış düşünceyi taşımaya devam edebilirdim, ama ortada hiç bir sebep yokken kırılan kolum ve parçalanan yanaklarım kentin ve kenttaşlarımın içlerinde bambaşka yaratıklar taşıdığını öğretti bana. henüz on iki yaşında bir çocuk olmam mı yoksa ailelerimizin bizleri çok dövmesi mi bilmiyorum, dayak yemeden önce de yerken de korkmamı engelledi. dikkat ettiniz mi hiç bilmiyorum, afrika'nın düzlüklerinde bir aslan tarafından kovalanan her hayvan yüzünde büyük bir endişe taşır, ama aslanın pençeleri arasına girip kuvvetli çenesi ile tanıştığında yüzünü bir huzur ifadesi kaplar. o gün belki yüz metre ötedeki evime girerken kafamdaki tek şey neden bu dayağı yediğimdi, bir de kendime not düşmüştüm; hiçbir yer güvenli değil! iki saat sonra rahmetli annemin kuru ellerince sarılmış kolum ve ben bir çıkıkçının yolunu tuttuğumuzda yerdeki çakıllardaki kanımın kuruduğunu farkettim. kan kuruyordu, içerde ıslak dışarda kuru. kanı kurutmak için dıları çıkartmadıkları halde kan kuruyordu, ihtiyaç duymadıkları halde kanı dışarı çıkartıyor, çıktığı yerde bırakıyor, kurumasına izin veriyorlardı. merakımı babamla paylaşamadım ama acaba diyordum, acaba onların kanı da kurur mu? aynı kanı taşıyor olabilir miyiz? aynı görünüyoruz dışarıdan, aynı ihtiyaçlarımız var, aynı şeyleri yiyoruz, onlarında annesi yavrum diye sarılıyor, ama aynı kinle kucak kucağa değiliz. onlar başka gibi. bunu bilebilmenin tek yolu derilerin altına inebilmek. Vücutlarını gözlerimizden gizleyen o esmer derinin altına inebilmek... __________________
Av köpekleri henüz avluda oynaşıyor, ama avları, daha şimdiden ormanda ne kadar hızlı koşarlarsa koşsunlar, ellerinden kurtulamayacaklar. F. Kafka MeRHaM FoRaL Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 10-10-06 16:44 . |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|