"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: Şiir Diyarı'ndan
Mesajlar: 4
| Büyüklerimizden duyduğumuz yada tanık olduğumuz ibret verici öyküleri burada paylaşalım. Eminim aynı hataları yapmamamız için faydalı olacaktır... Teşekkürler __________________
Yaşam ayrıntılarda gizlidir.... |
| #2 | ||
Genel Moderatör ![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 5,316
| Alıntı:
cok teşekkür ederim sayın acasia... __________________
"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine." Nazım Hikmet İnsanların Kanatları Yüreklerinde.. | |
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 235
| Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli herşeyden şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Yaşamındaki herşeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı. - "Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle: - "Acı" diye cevap verdi. Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu: - "Tadı nasıl?" "Ferahlatıcı" diye cevap verdi genç çırak. - "Tuzun tadını aldın mı?" diye sordu yaşlı adam, "Hayır" diye cevapladı çırağı. Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi: - "Yaşamdaki ıstıraplar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Istırabın miktarı hep aynıdır. Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Istırabın olduğunda yapman gereken tek şey ıstırap veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış." |
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 235
| Savaşın en kanlı günlerinden birinde asker, en iyi arkadaşının az ileride, kanlar içinde yere düştüğünü gördü. Başını dahi siperden çıkaramayacağı ciddi bir ateş altındaydılar. Asker teğmenine koştu hemen: - Komutanım, bir koşu arkadaşımı alıp geleyim mi? "Delirdin mi?" der gibi baktı teğmen... - Gitmeye değmez, arkadaşın büyük olasılıkla ölmüştür. Kendi hayatını da tehlikeye atmaya değmez! Ama asker o kadar ısrar etti ki, teğmen izin vermek zorunda kaldı. - Peki, dene bakalim! Asker yoğun ateş altında fırladı siperden ve mucize eseri, arkadaşının yanına kadar gitti, yaralı arkadaşını sırtlandığı gibi taşıdı. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen koşup yaralıya bir göz attı ve nefes nefese kalan askere döndü: - Sana hayatını tehlikeye atmaya değmez, arkadaşın ölmüştür dememiş miydim? - Değdi Komutanım, değdi! dedi asker. - Nasıl değdi, arkadaşın ölmüş, görmüyor musun? - Gene de değdi komutanım, çünkü yanına vardığımda henüz yaşıyordu... Ve onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim için... Ve, hıçkırarak, arkadaşının son sözlerini tekrarladı; "Geleceğini biliyordum!" |
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Forumda yazaken en çok hangi hisse kapılıyorsunuz? | hancı | Arşiv | 6 | 09-09-06 23:30 |