Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > Diğer > Konu Dışı > Arşiv

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski10-10-06, 15:51  #1
bigman
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 76
Yastık altı hikayeleri



Beğenmiş oldugum yazıların oldugu bır yer olsun ve sızınle yaplasayım ıstedım.Sızlerınde begendıgınız yazılar varsa bunlarıda paylasmak ıstersenız beklerım.
bigman is offline  
Eski10-10-06, 15:53  #2
bigman
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 76

Ben cıs olmuşum. Artık yokmuşum. O kadar kötüymüşüm ki anneler çocuklarından uzak tutmuş beni. Pis o, kaka, demişler. Sınıfın ortasında tek ayaküstünde bekleyen biri varsa o benmişim. Kedileri kuyruklarından tutup havada savururmuşum, karıncaları ezmekten kaçınmazmışım.

Ona da söylemişler tabii bunları. Yasaklanmış benimle konuşması. Yoksa cadılar kaçırırmış onu bir gece, uykusunun ortasında. Belki yine rüyasında beni görürmüş; yan yana oturup konuşurmuşuz belki, ama tarantulalar kesermiş önümüzü, karabasana dönermiş mutluluğumuz. O artık beni sevmek ne kelime, benden uzaklaşmak istermiş. Benimle karşılaşmak fikri bile ürkütürmüş onu, kötü büyücüler gelirmiş aklına. O kadar korkarmış ki beni görmekten, gözlerini yumarmış sürekli. Kafasını kumlara daldırıp sürekli dua edermiş görünmez olmam için.

İşin kötüsü ben de görünmez olmak istermişim o benden kaçtıkça. Çirkin ördek yavrusuymuşum zaten ben. Vrak vrak yüzermişim derede. Bir zamanlar mutluymuşum, hem de ne mutlu. Her şey güzel olacak dermişim sürekli. Kimse tutamazmış artık beni. Ama sonra yanlış zamanda yanlış yerde bulunmuşum istemeden. Belki de çok istemişim, bir şeyi çok fazla istememek gerekmiş; ondan mahvolmuş her şey – ne bileyim.

Sanırım yine yapacağımı yapmış, her şeyi yerle bir etmişim. Ben oyunbozanmışım, kural tanımazmışım, olmayacak işlere kalkar, her şeye çok çabuk inanıverirmişim. Saklambaçta sobelenenmişim, yakalamaç oynarken düşüp dizimi kanatmışım. Yakar topta hep en zor renkler bana çıkarmış, hep küsermişim. Küs, dermişim.

Sonra büyümüşüm sanırım, farkına varmamışım. O kadar çok büyümüşüm ki kocaman kadın olmuşum. Yine de kötü çocukmuşum ben, beni gösterip “çocuğa bak” derlermiş, gülerlermiş uzun uzun. Utanırmışım. Ben kocaman kadın oldum, görmüyor musunuz, dermişim.

Geçermiş zaman, fikrini değiştirmezmiş. Çünkü ben artık cıs olmuşum. Benim dışımda her şey olurmuş ona. Tüm sesler, renkler, çiçekler ve sohbetler olurmuş da bir tek ben cısmışım.

Ben, masaldaki üvey anneymişim, filmlerdeki katil. Köşe bucak kaçması, saklanması bundanmış sanırım. Ona yakışmaz hesap soramazmışım ben. Rengim ona gitmezmiş; çevresindeki tavus kuşlarına benzemezmişim. Söyleyememiş hiçbir zaman söyleyemediği gibi; ama ben bilirmişim.

Korkaklıkmış belki de izlediğim bu oyun. Ama ben oyunlardan sıkılmışım. Anlamışım artık ve kabullenmişim.

Ben cısmışım.

yazar:?
bigman is offline  
Eski10-10-06, 15:54  #3
bigman
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 76

Rengarenk bir yalnızlığım var şimdi. Her giden, kendi rengiyle beraber yalnızlığını bıraktı bana.. En renkli, en çeşitli, ebrüli yalnızlıklarım boynumda... Bütün kaybedişlerimi, bütün yanlış tercihlerimi atıp yalnızlığımın içine, yeniden yeniden deniyorum.

Yalnızlığım bir atkıdır boynumda daha kaç çilesi vardır örülmesi gereken bilirim. Yalnızlığım, her rengini bilirim ben senin, ayrılıklarımın her rengini önceden tahmin edebildiğim gibi.

Her oyunda küçük görülenim, her kavgada dövülenim, hiç sözü dinlenmeyenim yalnızlığım benim.

Hep kaçan, hiç kovalanmayanım, hep saklanan ama hiç gizlenemeyenim, hep susup, hep suçlu bulunanım, yalnızlığım benim.

Dikkate alınmayan, hesaba katılmayanım, hiç çağrılmayanım, hep son anda unutulanım yalnızlığım.

İntikamı hiç sevmeyen ama başka çaresi de olmayan suskun yalnızlığım.

Yalnızlığım benim, söylemesi zor olsa da, insanın içine otursa da yani “bizati kendim”....

yazar:?
bigman is offline  
Eski10-10-06, 15:54  #4
bigman
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 76

Hiç bir ateş ısıtamız içimdeki soğuğu. Hiçbir ışık aydınlatamaz içimdeki karanlığı. Dünyanın bütün beyazlarının da şansı yok içimdeki siyahı temizlemeye. Hiç bir ses bitiremez içimdeki sessizliği.

Öyle bir şüpheki bu, aşktan üstün. Öyle bir şüphe ki bu aşkın katili. Bir şüphe ki bu güven duvarını kemire kemire yıkıyor. Artık hiçbir delil yenemez bu şüpheyi sanırım...

Şimdi ben aşk ve şüphenin savaşının ortasında kalmış bir çaresizim. Bir yanım aşktan yanar, bir yanım şüphenin ceseti. Bir yanım sonsuza kadar der, bir yanım artık bitti.

Ne şüpheyi haklı çıkaracak delilim var, ne aşkı sonsuz kılacak sevgim. Bir uçurumun kenarındayım ne düşmek kurtarıyor beni ne kalmak.

Her gidişim bir geri geliş, her bitirişim bir başlangıç oluyor. Bir yanım aşktan yanıyor, bir yanım şüphenin kurşunlarıyla ömrünü bitiriyor.

yazar:?
bigman is offline  
Eski10-10-06, 15:55  #5
bigman
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 76

Duvara karşı bir aşk bu. Yaşıyorum duvara karşı, yazıyorum duvarı karşı, seviyorum duvara karşı. Bir hissiyatsızlık denizinde, bir duygusuzluk yılında tek başıma duvara karşı bir yaşantı bu. Nasıl bir sessizliktir, nasıl bir anlamsızlıktır.

Taş olsa anlar diyorsun, duvar oluyor susuyor. Bağırsam duyar diyorum, duvar oluyor yutuyor bütün sesimi. Bir kere görsün, bir kere dokunsun, bir kere anlasın, küfretse de razıyım; bir kere konuşsun. Bu kadar seyden sonra, bu kadar yaşantıdan sonra bir duvar bırakmasın bana. Her şeyi bu kadar sessizlik için mi yaptım ben?

Taş duygulanır, söze gelirdi. Duvar oldu sustu.

Duvara karşı bir aşk bu. Ne yapsam duvara karşı.

yazar:?
bigman is offline  
Eski10-10-06, 15:56  #6
bigman
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 76

Hayat bana bir armağan verdi...

Gözlerin hala aklımdalar. Kocaman ve kahverengi... Ben ne zaman baksam gözlerine kendimi gördüm, kocaman ve kahverengi.. Koca bir dünyayı sığdırabiliyordun işte gözlerine ya, sığdırdın...



Yağmur damlaları yüreğime işlerken ve ben şemsiyelerimi, yağmurluklarımı sende unutmuşken ve sen de böyle bırakıp gitmişken beni, sırılsıklam bir sevdada, puşt bir gece vakti yapayalnız ıslandım...



Gidenlerin ardından bakabilmek sanırdım en büyük acıyı. Lakin gidenin ardına bakmaması koyuyordu adama. Sen ne kadar bakarsan bak, biri gider, ve senin gözlerini aradığın boşlukta siyah bir şehiri sana armağan eder. Sen kendini kocaman ve siyah görmen gerektiği yerde, bir simitçi simit satar, bir çocuk koşarak önünden geçer ya da işte neyse hayatın akışına dair, seni durdurur, kalakalırsın...



Anladım ki, gitmek ya da gitmemek değil mesele, iz bırakıp bırakmamakta bitiyor. Yaralarımızın üstüne, daha iyileşmeden yeni yaralar eklemek koyuyor bize. Üstelik ilacımızın gidişini çaresizlik içinde izliyoruz... Üstelik bir yağmur delice yağıyor, üstelik biz şemsiyemizi evde, sevgilimizi yolda unutmuşuz. Üstelik, işte nasıl anlatılır ya, ıslanıyoruz...



Islandıkça ve sırılsıklam kalakalınca bir süre bakıyoruz şehre, ışıklara ve yansımalara. Hiç bir yerde kendi yansımamızı göremiyoruz. Kendimizi başka sevdalara adamak istesek de, silüetimizi bir başkasında unutmuş oluyoruz. Her yeni gelen gözlerinde umutla gelse de bize, biz o gözlerde kendimizi göremiyoruz... Koca bir boşluk sadece. Tıpkı gidenin ardında bıraktığı gibi, bakmadığı gibi, siyah ve kocaman bir boşluk...



Bazen bir zaman geliyor ve insan anlayamıyor yüzündeki ıslaklığın sebebini. Yağmr bir yandan damlarken, bir yandan gözleri sancıyor insanın. Ağlasada ağlamasada, bir sızıyı gözlerine hapsediyor, ve bütün damlaları kendinin sanıyor. Bir yağmuru gözyaşlarından arta sanıp, bir boşluğa adıyor. Şemsiye açmıyor, çünkü şemsiyeler açılsada gözler hep ıslak kalıyor... Giden, hep gidiyor...



Hayat bana bir armağan verdi...

Gittiğinden beri her yer kocaman ve siyah...

Gittiğinden beri görebildiğim tek gerçek şeyi yitirdim, yani seni, yani seni sevmeyi...

İnsan böyle zamanlar anlıyor, gitmeyi, gidebilmeyi...



yazar.?
bigman is offline  
Eski10-10-06, 15:57  #7
bigman
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 76

Bir avuç insan kaldık şu dünyada

Hayvanların bitkilerin sayısı ne kadar da arttı. “Nerede kaldı o eski...” diye başlayan cümleler artalı gülmeyi bile unuttu insanlar. Kendilerini insan yapan, özlerini unuttular. Neyin insanca olacağını, nasıl davranacağını, neyin doğru olduğunu unuttu...



Bunca unutulmuşluk arasında bir de sevmeyi unuttu insanlar. En akıllı memeli hayvanlar ailesine giriyorken şimdi iyice bitkilere yanaşmışız aslında, farkında değiliz. Sevdiğimiz zaman adam gibi sevemiyoruz artık...



Bir mendile sildiğimiz gözyaşları bile gerçek değil. Gerçek nedir diye düşündüğümüzde bile zorlanıyoruz cevaplamaya. Sevgilerin pazarlandığı bir dünyada sevgi tüccarı olduk çıktık hepimiz. Ne bir şarkıda ağlayabiliyoruz, ne bir kadehte hüzünlenebiliyoruz, ne de sarılıp paylaşabiliyoruz sıkıntılarımızı.



Onca senelik aşkımız bile sadece bir kaç kelimeden ibaret artık. Sarılmayı, ağlamayı, gülmeyi unuttuğumuz bir dünya da hayvan nüfusunu artırıyoruz...



Atalarımızın kemikleri sızlarken mezarlarında biz çalışmak yerine uyumayı tercih ediyoruz. Uykudan uyandığımızda ise atom bombaları inşa ediyoruz...



Ölü gibi yaşıyoruz. Ne içtiğimizden tat alıyoruz ne yediğimizden ne de hayatımızdan...

Canlı olabildiğimiz tek şey dünyanın dört bir yanında rol aldığımız canlı bombalar... Artık evcilik oynamıyor canlı bombacılıkla vakit geçiriyoruz...



Çocuklarımız bizden saklambacı, körebeyi değil tabancacılığı askerciliği polisciliği öğreniyor. Ne öğrettiğimizin farkında bile olmadan övünebiliyoruz mahalle kahvelerinde.



Okuyandan çok sahtekarı seviyoruz. Öğretmenden çok karaborsacı itibar görüyor toplumda. Kim faydalı bir iş yapmaya çalışsa o kadar değersizleşiyor. İleride robotların esiri olacağımızı gösteren filmler çekilirken, biz asırlar önce yarattığımız adına para denen kölemizin kölesi olmuşuz şimdi, farkında değiliz. Para bizi “Para”mparçalıyor göz yumuyoruz...



Dertlerimizi yakınlarımızla paylaşmak varken bir kadehte buluyoruz teselliyi. “İçmek bahane amaç muhabbet” diyebildiğimiz yıllar çok geride kaldı. Birlikte olmaktan çok yalnızlığı tercih ediyoruz. Tek dostumuz kadahtir deyip sürekli ona fısıldıyoruz dertlerimizi. Daha sonra derman bulamayınca fırlatıp yere atıyoruz. Yani tek dostumuzu da sırtından vurabiliyoruz...



Aşkımız sadece üç günlük bir heyecana indirgenmişken nefretimiz bir ömür boyu sürüyor. Aynı yastığa baş koyduğumuz eşlerimizi bile bir kalemde silip atabiliyoruz. Her şey pamuk ipliğine bağlıyken biz hayatımızın da bağlı olduğu ipliği sürekli kemiriyoruz.



Artık kapısına kilit vurduğumuz o kadar duygumuz var ki. Sandıklarda saklıyoruz eski sevgilerimizi. Çıkarıp salıvermektense onları “nerede o eski günler” deyip yad etmeyi tecrübe sayıyoruz. Gururumuzu ayaklar altına almaktansa sevdiğimiz birçok şeyi atıyoruz kamyonun altına. Ezilmesi yüreğimizi burksa da onu da saklamayı biliyoruz...



Sevgilerimizin, sevdiklerimizin, aşklarımızın, gözyaşlarımızın katiliyiz hepimiz. İşlediğimiz suçu bilmeden sürekli içimizdeki temiz duyguları öldürüyoruz. Doğduğumuzda içimizde barınan saflıklar bir çöp kutusunun kenarında birer leş şimdi. Sevdiklerimiz yüreğimizde müebbet hapis... Aşklarımız idam edilmiş, sevgi ise intahar etmiş dayanamayıp...



Neydi bizi bunca körelten. Her daim aşkı sevgiyi yaşamak varken dünyada bu sahte göz parıltısıda ne gözümüze yerleşen. Artık kahkahalarımız dudağımızın kenarında bir tebessüm sadece...



Bir avuç insan kaldık şu dünyada...

Bir avuç sevgimiz kaldı.

Ne yazık...



yazar:?
bigman is offline  
Kapalı Konu


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
İstanbul'un Altı Suyla Doldurulacak Kitap Tozu Arşiv 1 31-08-06 13:30


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 12:33.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz