| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Güncelle kandırılırken, geleceğimizi yitiriyormuyuz??/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Türkiye gündemi, sorunları ve düşünceler |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 340
| "Türkiye'de petrol arama faaliyetleri Güneydoğu Anadolu ve Trakya'da yoğunlaşmış, bu bölgelerin dışında kalan sedimanter havzalar yeteri kadar aranmamıştır. Mevcut bilgiler ışığında Türkiye'deki bütün sedimanter havzaların petrol sistemini oluşturan parametreleri ortaya çıkarılmıştır. Gerek günümüzde petrol ve gaz üretiminin yapıldığı Güneydoğu Anadolu, Trakya ve Adana bölgelerinde gerekse Tuzgölü, Antalya ve diğer iç sedimanter havzalarda petrol potansiyeli mevcuttur" (1). " Uydu görüntülerinde petrol olduğu söylenen bölge Bartın, Daday, Hanönü, Azdavay, Ağlı, Tosya istikametinde uzanıyor. Özellikle Daday'ın Alipaşa köyü ile merkeze bağlı Karadere ve Boyalılar bölgeleri, petrol olduğu iddialarının yoğunlaştığı yerler." (2) "Türkiye’ de 57 yıllık bir süreyi kapsayan petrol aramacılığında açılabilen kuyu sayısı çok azdır. Bugün Türkiye’ nin petrol bulunabilecek sahaların ancak % 20 si aranmıştır. " (3) Ülkemizdeki petrol rezervlerinin değerlendirilmesi için derin kuyuların açılması gerektiği ve bulunan petrolünde ağır olduğu gerçeği, aklıma şunu getirdi.. Kadeh şeklinde bir kaba çeşitli sıvılardan oluşan bir karışım koyduğunuzda, bir pipet yardımıyla çektiğinizde, yüzeyden hemen en hafif sıvıya, derine indikçe daha koyulara ulaşırsınız. Ülkemiz sakın bir petrol kadehinin üstünde olmasın?? Kadehin kenarlarıda, kuzey afrika, arap yarımadası, hazar ve türkmenistan.. Ortada anadolu, en uzun pipetin gerektiği nokta, 2050 yıllarında da pipetin kolay girdiği noktalarda tatlı sıvı rezervinin biteceği bilinirken. Doğu anadolunun işbirlikçi kürt aşiret devletlerine abd tarafından peşkeş çekildiği haritaların uçuştuğu şu günlerde, bu aklıma geliverdi... Son günlerde inancı sağlam ama bilimsel bilgisi kıt bir toplum olmamız için kimi çevrelerin büyük uğraşları varken.. Aman yanlış anlaşılmasın inanç derken yalnızca din demiyorum. Din dahil tüm dogmalar.... Beyin cimnastiği yapmaya değer herhalde???? 1- Atalay M., 2001, Türkiye'de Petrol Aramacılığı ve Petrol Kanunu, Proceedings of 13th Petroleum Congress and Exhibition of Turkey, June 04-06, 2001, s 584, Ankara. 2- Aksiyon dergisi 16-6-2003 3- Prof. Dr. Ender Okandan. odtü "http://www.pal.metu.edu.tr/articles/petrol_nerede.htm " __________________
Bir sır daha var, çözdüklerimizden başka! Bir ışık daha var, ışıklardan başka. Hiç bir yaptığınla yetinme, geç öteye: Bir şey daha var bütün yapıtlardan başka. memetmex Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 13-10-06 09:01 . |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 278
| Sayın Mehmetmex, Sizi uzun zamandır aramızda göremiyorduk. Ama önemli bir konuya dikkat çektiniz. Konu dediginiz gibi Türkiye'nin gelecekteki yeri için önemlidir. Armes |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 118
| Güncelle kandırılamayız çünkü güncel diye bir şey var mı bu ülkede medya halkı uyutmuyor mu? keşke güncel olanla uyutulsak ama biz hülyayla gülbenle ya da diğer saçmalıklarla uyutuluyoruz medya bu ülkede bir gurup mutlu azınlığa(burjuvaya)hizmet etmekte sanki her şey bu ülkede çok iyiymiş gibi! ben geleceğimiz olduğuna ise hiç inanmıyorum......... __________________
Bir İsyancının İzlenimleri......... |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 340
| Güncelin bir aynasıda forumumuz gibi geliyor bana, bir bakıın bakalım en çok okunan ve yazılan yazılar hangi başlıklar? Sonuçta tartışılan düşünceler farklı bakışların dogmatik yaklaşımları ve hicivli alaylamalara, tartışmadan uzak tekrarlamalara dönmüyor mu? (Bknz. evrimle ilgili, dinsel ögeler içeren başlıklar...) Bu başlığı biraz uçta bir bakış açısıyla, birazda şimdilik ütopik bir durumu örnekliyerek açtım, belki ortak bir görüş yakalanabilir demiştim.. Emperyalistlerin bölgemiz ve ülkemiz hakkındaki planları çok kısa hedefleri içermiyor bence, belkide onlarca yıl ilerisini düşünüyorlar ve ülkemizin aydınlarını, aydın adaylarını ve düşünen beyinlerini son yıllarda, yalnızca günümüzü tartışıp, tarihimizi veya geleceğimizi düşünmeden bilimsel, kanıta dayalı, mantıksal çerçeveden uzak; yalnızca lafla, inança dayalı anlık zeka kıvılcımlarıyla sonuçsuz döngülere düşmüş görmek tek istekleri gibi görünüyor bence.. Farkedemediğimiz bir oyunun piyonlarıyız sanki... Saygılar. __________________
Bir sır daha var, çözdüklerimizden başka! Bir ışık daha var, ışıklardan başka. Hiç bir yaptığınla yetinme, geç öteye: Bir şey daha var bütün yapıtlardan başka. |
|
| #5 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 208
| Son günlerde inancı sağlam ama bilimsel bilgisi kıt bir toplum olmamız için kimi çevrelerin büyük uğraşları varken.. Aman yanlış anlaşılmasın inanç derken yalnızca din demiyorum. Din dahil tüm dogmalar.... ------------------------------------------------------ Sn. memetmex, keşke tartışmaya açtığınız bu önemli konuyu, önyargılarınızla yönlendirmeye kalkışmasaydınız! Bilimsellik iddiası, önyargılardan uzak bir objektif'lik gerektirir. Bütün insanlık tarihi boyunca, "Bilgisi çok! inancı kıt!" ve aynı zamanda, gelişip insanlığa medeniyet armağan etmiş bir toplum örneği var mı? İsterseniz buradan başlayalım ! Bilgilendirirseniz; Tartışmaya hazırım....Saygıyla. |
|
| #6 | ||
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 340
| 1- Önyargılımıyım, belkide evet.. Ama anladığım kadarıyla özellikle ortaya attığım nifak tohumunu hiç bir arkadaş yutmamaış. Belkide yalnızca siz anladınız yapmak istediğimi, forumda neredeyse tartışan ve belli bir düşünüşe sahip tüm arkadaşlların düşünsel yargı yerine inandıkları sabitlerin doğruluğunu ispatlamaya çalıştıklarını söylemeye çabaladığımı.. Belki de bu konuda önyargılıyım. Müslüman, yada başka bir dinsel öğretiye sahip arkadaşları anlıyor ve yargılamıyorum. İşleri kolay kendilerini zorlayan bir durumla karşılaştıklarında "tanrının işine karışılmaz" deyip, dualarına sığınırlar. Söylediklerinin tersinisöyleyenler kafirdirler, sözleri yalnızca onları kötülüğe yaklaştırmak için kaderlerinin karşılarına çıkarttığı ve sonsuz mutlu yaşamdan onları uzaklaştırmak için düzenlenmiş bir sınavdır. Milliyetçi arkadaşlar tartışırken ne yapıyorlar? Forumumuz özelini düşünürsek iki ulusun milliyetçisi olduğunu görürüz, bir grup için olay kolay,binlerce yıldır tüm dünya zaferlerimizi çekemiyorlar dıştan veiçten saldırıyorlar, soyubozuk iç düşmanlarımız, binlerce yıllık medeniyetimizi sarsmak için parayla satılarak yada bir şekilde kandırılarak içimize sokuldular, turan ülkümüz bundan zarar görmez diye inandıklarından tartşmak yerine daha aktif olmayı seçerler genellikle, diğerleri içinse olay daha da kolay, zaten yüzyıllarca yıldır onları sömüren bu sömürgenlere karşı serok ve kurtarıcı partileri her zaman haklıdır, gerilla dağda şehirde vuracak ve halkları elbette özgür olacaktır. Özgür olma inançları bunu öğütler onlara. Ya Atatürkçülerimiz? Mustaf Kemal ve halkımızın başardığı, kör topal yürüsede dünyada emperyalizme karşı verilmiş mücadelelerin yaşayan en eski örneği olmak gururu, mücadelenin ruhunu incelemek yerine bu devrimin inançlı çocukları olma kolaylığını hemen getirir. Cumhuriyeti yıkmak isteyen emperyalistler ve işbirlikçilerine karşı her zaman açıkgözlü bulunmak gerekir. Liberallerimiz, demokratlarımız; bu güzel öğretileri anlatmak kolay değildir, insanın öncelikle karşısındakine, bireyin özgürlüğüne, kısaca hümanizme inanması gerekir. Özgür ticaret, özgür seçim, özgür insan ilişkileri v.b. nin sınırları insan sevgisi ve bireyin haklarının tanımlanmasıdır. Sosyalistler, sosyalist komünistler, anarşistler, anarşist komünistler.... Daha bir sürü -izm ve -ist sayılabilir burda ama hepsi devrimcidirler, devrime inanırlar. Bu hakkaniyetsiz ve sömürüye dayalı düzen elbet bir gün devrimle yıkılacaktır. Tabii ki sapmalar olacatır, İnandıkları örgütler, mücadele liderleri, ideolojilerinin inançları gereği mantıksal açılımlar olayları çözer nasılsa.. Olmazsa bireysel süper kahramanların kendilerini halkları için feda öyküleri hazırdır nasılsa... Bunlar ve benzeri örnekler çoğltılabilir. Evet inançlar konusunda önyargılıyım. Önyargı değiştirilebilir bir olgudur, ben değiştirmeye hazırım.. 2- Alıntı:
![]() 3- Esasen bu başlığı açarken diğer bir amacım daha vardı, enerjinin (harekete dönüştürülebilir, üretilebilir) kaynağının son yüzyılda bitirilebilir olduğunun gösterilmiş olduğudur. Önümüzdeki yüzyıl ve sonrasında, tüm inançların ve hayallerin gerçekleşebilirliği için enerji paylaşım mücadeleleri olacağını, ülkemizin ise bu günkü konumunun çok ilginç olduğuna dikkat çekmek istemiştim. Saygılar. __________________
Bir sır daha var, çözdüklerimizden başka! Bir ışık daha var, ışıklardan başka. Hiç bir yaptığınla yetinme, geç öteye: Bir şey daha var bütün yapıtlardan başka. | |
|
| #7 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 208
| Sn memetmex "Emperyalizmin ortadoğudaki emelleri" başlıklı bir makalemde, hedefte Türkiyenin olduğunu gerkçeleri ile birlikte izah etmeye çalışmıştım. Gerekçelerimden biriside sizin tartışmaya açtığınız "Enerji" konusuydu. Bu konudaki duyarlılığınıza yürekten katılıyor, düşüncelerinizi paylaşıyorum. 2. Dünya savaşına Türkiye yi sokmayan güçlerin! ( 2.dünya savaşına Türkiyenin kendi iradedesiyle girmediği görüşüne asla katılmıyorum ) Savaş sonrası kurdukları yeni "dünya düzeninde" ki süreç incelendiğinde, Türkiyenin neden hedef olduğu açıkça görülecektir. A. Menderes döneminde, Doğu ve güneydoğu bölgelerinde petrol arama izni'nin yabancı şirketlere verilmiş olması, ve bu anlaşmanın o meşhur yardımların!!! ön şartlarından biri olması da yeterince açıklayıcıdır. İkinci olarak; Hangi konu tartışmaya açılırsa açılsın, herkesin kendi sloganını atıp, klişe'lerini tekrarlıyor olmasından rahatsızlık duymanızı ve serzenişlerinizi anlıyor ve size katılıyorum. ( neye inanıyorsa ) İnançlı olduğunu söyleyenlerin, bu manada ki bağnazlıkları, tutuculukları elbette tartışılır ve eleştirilir. Ancak... Benim özenle vurgulamaya çalıştığım huhus; 'İnanmak' 'inanç' kavramlarının her vesile ile, düşünmenin, sormanın, arştırmanın, sorgulamanın, tartışmanın öğrenmenin, gelişmenin önündeki tek ve büyük bir engel olarak görülmesidir. İnançlı olduğunu söyleyenlerin belirttiğim yanlış tavırlarından hareketle, 'inanmayı' 'inancı' küçümsemek ve toplumsal gelişmenin önündeki bir engel olarak görmek de çok sıkça karşılaştığımız yanlışlardan biridir. Sizin ifadelerinizden böyle bir anlam çıkardığımdan uyarma ihtiyacı hissetmiştim. Önyargıların değişebileceğini ve buna hazır olduğunuzu belirtmenizi takdirle karşılıyorum. Bendeniz, kimliği 'Müslüman' olan bir arkadaşınızım. Gündelik hayatınızda görüp eleştirdiğiniz ( haklı olarak) "müslümanların" davranışları, İslamın öğretisi değildir ! Bir "kültür melezi" haline getirilen toplumun, aidiyet sorgulaması bir başka tartışma konusudur, elbette. Yine de bütün içtenliğimle, kulakdan dolma bilgilerin sizi yanıltabileceğini vurgulamak isterim. Belki ileride, " İnsanlık tarihinin en büyük devrimcisi! Hz. Muhammed ( O'na Selam olsun )" başlıklı bir konu açar, bazı şeyleri daha kapsamlı tartışabiliriz. Son olarak; Mesajınızdaki ilk paragrafta "Önyargılımıyım, belkide evet.. Ama anladığım kadarıyla özellikle ortaya attığım nifak tohumunu hiç bir arkadaş yutmamaış. Belkide yalnızca siz anladınız yapmak istediğimi, forumda neredeyse tartışan ve belli bir düşünüşe sahip tüm arkadaşlların düşünsel yargı yerine inandıkları sabitlerin doğruluğunu ispatlamaya çalıştıklarını söylemeye çabaladığımı.. Belki de bu konuda önyargılıyım." şeklindeki ifadelerinizde bir anlam kırıklığı hissettim. Ortaya attığınız nifak tohumunu benim dışımda hiç bir arkadaş yutmadı mı?! Yada benden başka hiç bir arkadaş yapmak istediğinizi anlamadı mı?! Düzleltmek isteyeceğinizi düşünüyorum. Saygılarımla.. |
|
| #8 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 1,015
| Sayın Memetmex, Bu güzel çalışma için gönülden kutluyorum. Öte yandan sunuş ve kurgu başarısını da ayrıca alkışlıyorum. Ender Hoca'nın grafiklerinden rezerve ilişkin olanlar dikkatimi çekti; sizin de işaret ettiğiniz gibi, siyasal hareketlilikler de sanki bu rezervlerle doğrudan ilgili!? 57 yıldan beri işletilen ve Üretilebilir olan rezerv 153 milyon ton, Kalan rezerv 47 milyon ton.. 106 milyon tonu işlenmiş. Yani yılda ortalama yaklaşık 2 milyon ton işlenmiş ama 8 petrol bölgesi için yaklaşık rezerv 1 milyar ton. Tesislerin kurulu bulunduğu alanda (işletilenler) 47 milyon ton kaldığına ve geride yaklaşık 400 milyon ton da potansiyel bulunduğuna göre; bu bölgenin önümüzdeki 20 yıl içinde el değiştireceği hesaplarının yapıdığını söyleyebilir miyiz? Bunu söylersek, bazıları kızıp "paranoyak" der mi? |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 340
| Sn. mderin; "Benim özenle vurgulamaya çalıştığım huhus; 'İnanmak' 'inanç' kavramlarının her vesile ile, düşünmenin, sormanın, arştırmanın, sorgulamanın, tartışmanın öğrenmenin, gelişmenin önündeki tek ve büyük bir engel olarak görülmesidir. İnançlı olduğunu söyleyenlerin belirttiğim yanlış tavırlarından hareketle, 'inanmayı' 'inancı' küçümsemek ve toplumsal gelişmenin önündeki bir engel olarak görmek de çok sıkça karşılaştığımız yanlışlardan biridir. Sizin ifadelerinizden böyle bir anlam çıkardığımdan uyarma ihtiyacı hissetmiştim." demişsiniz. Yanlış olarak gördüğünüz bu durum, tam da benim vurguladığım ve benim doğru olarak gördüğüm noktadır. İnanmak, insanoğlunun doğasında açıklanamaz olan olgulara karşı sosyopsikolojik yani bireyin yaygın toplumsal görüşü paylaşarak ya da yatsıyarak verdiği ve açıklamaktansa içgüdüsel bir davranışla kabul ettiğidir. Sonuçta düşünme eylemi yerine, içgüdüsel "ben haklıyım" ortaya çıkar ki, sonuçta herkes kendi haklılığını haykırır.. Bu noktada da kollektif düşünme biter, inançların kavgası başlar. Güncel bir olayla örneklemeye çalışayım: Orhan Pamuk'un nobel edebiyat ödülü alması ve Fransa'nın çıkarmaya çalıştığı Ermeni soykırımını red etmeyi yasaklama yasası nedeniyle ön plana çıkan soykırım vakası; nedense kolay yolu seçtiğimizden, nedensellik düşüncesi yerine biz soykırım yaptık yada yapmadık tartışmasıyla birlikte ermenilere, fransaya ve yazarımızın hain olup olmadığına kitlenmiş durumdayız. Çünkü iki ana inanç bizi yönlendiriyor, atalarımız asla soykırım yapmadı, geçmişte vahşet uyguladık. Oysa 19. yüzyılda olmuş bir olayı, o günün nedenselliğinde görmeden yalnızca sonuçlara bakarak, bu günün anlık değer yargılarıyla değerlendiremeyiz. Bu nedenle tarihçilerin işi olan bir iş gündelik siyasetide inanç çerçevesine çekmeye çalışanlarca kullanılmakta. Tartışılması ilk gereken soykırımın ne olduğudur ilk olarak; benim tanımım şu: Herhangi bir topluluğun ırksal kökenine olan inancından dolayı diğer ırksal kökenden gelenlerin bir bölümünü herhangi bir nedenle suçlu ve aşağı görülüp yok edilmesi amaçlı toplu katliamdır. İkinci tartışılması gerekli konu, ermeni meselesi özelinde savaş tanımı olmalı bence.. Savaş, (ki buda bence) iki topluluğun herhangi bir nedenle (ırksal, dinsel, ekonomik veya daha farklı) kuralsız ve eylemde sınır tanımadan karşılıklı katliamıdır.. Almanlar ve yahudiler arasında bir savaş yoktu, yapılan soykırımdı.. Tanımlanması gereken ilan edilmiş olmasa bile söz konusu zaman diliminde türklerle ermeniler arasında savaş varmıydı?? Ancak farklı inançta olan ve her zaman ırksal düşünen kitleler çözüm yerine içgüdüsel davranıyorlar bu noktada da.. Eğer tarihe bakarsak, ilk soykırım tartışması Homo sapiens'in neonderthal topluluğuyla çatışmasıyla ilgili olabilir. Sn. mderin, "Bendeniz, kimliği 'Müslüman' olan bir arkadaşınızım. Gündelik hayatınızda görüp eleştirdiğiniz ( haklı olarak) "müslümanların" davranışları, İslamın öğretisi değildir ! Bir "kültür melezi" haline getirilen toplumun, aidiyet sorgulaması bir başka tartışma konusudur, elbette. Yine de bütün içtenliğimle, kulakdan dolma bilgilerin sizi yanıltabileceğini vurgulamak isterim. Belki ileride, " İnsanlık tarihinin en büyük devrimcisi! Hz. Muhammed ( O'na Selam olsun )" başlıklı bir konu açar, bazı şeyleri daha kapsamlı tartışabiliriz." demişsiniz.. Olayda aidiyet gibi bir saptama olduğu zaman, zaten inançların çekiciliğini kabul etmiş oluyorsunuz. Herhangi bir aidiyet, zaten içgüdüsel sürü mantığının ve lider kabullenmesinin, gelişmiş insanda ise psikolojik açmazların neden olduğu düşünsel, toplumsal dogmatizmin bir sonucudur. Sn mderin, "Yada benden başka hiç bir arkadaş yapmak istediğinizi anlamadı mı?!" demişsiniz. Bence çok kişi anladı da anlamamazlıktan geldi.. ![]() __________________
Bir sır daha var, çözdüklerimizden başka! Bir ışık daha var, ışıklardan başka. Hiç bir yaptığınla yetinme, geç öteye: Bir şey daha var bütün yapıtlardan başka. memetmex Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 17-10-06 11:24 . |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 340
| Sn. salah; Arada bir paranoyaya kapılıp ütopik komplo teorileri ürettiğimizde gerçeğin tam ortasında olduğumuzu görmezmiyiz zaten... ![]() __________________
Bir sır daha var, çözdüklerimizden başka! Bir ışık daha var, ışıklardan başka. Hiç bir yaptığınla yetinme, geç öteye: Bir şey daha var bütün yapıtlardan başka. |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|