"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." Lütfen forum kurallarını okuyunuz. |
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Ondört Ekim / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Şiir denemeleriniz... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: Evrenin Merkezi
Mesajlar: 1,044
| Sen gittin ve tekrar bana kaldı ufkum, Dağılan bulutlar ve batan yıldızlar içinde. Bir yanım sorar bana: "Söyle, neden unuttun?" Aklımı bulurum sarı cübbe içinde, Akıl burada ama, söyleyin kara bulutlar, yürek nerede? Vicdanım oradan yoklar soğuk bedenimi: "Ruhunu mu kaybettn, neden böyle soğuksun?" Görüyorken kendimi buzlu aynalar önünde, "Bıktım!" derim, "Ey vicdan, defol, bırak beni, "Biliyorum çalan sensin, aynalarda kalbimi..." Yanık ellerini çeker vicdan, vedalaşırım melekle, Beni bulur tekrar, gecelerimdeki şeytan, "Bak." der, "Henüz gitmedim, seni gördüm, döndüm de; "Unutacak yer mi yoktu, bırakacak kalbini; "Sığ göllerdeki sergüzeştler içinde.." Sergüzeştler içinde Ekimden hikayeler, Hep böyle soluk mudur sonbahar, yaprak yaprak, Hep böyle kara mıdır Ekimler, hep.. Eylül artığı günlerden mürekkep; Soluğumu keser, anılarıyla boynuma dolanarak... Şeytanımla dolaştım, göller dibinde gölleri, Ondörtler vurur, oynak, kavisli suya, Saparak düş dünyamın sergüzeşt limanlarına; Sorarım kendime, kalbimin boş yerini yoklayarak, Ekimde; "Kaderin midir buralarda ayın ondördünde dolaşmak?.." Ay, mehtap, kamer, ne dersem diyeyim; işte, orada, Sözlerimle de gizlesem, gitmeyecek. Aksi gibi çıkar ismi bulutlara Yağmurlar yağar üzerime, ıslanırım, Kalbim ıslanır karşımda: Kuruyacak, fakat buruşacak... "Neredeydin?" derim, "Akıl bile sarardı seni aramaktan, "Hastalıklı artık o, izi kaldı gecelerin." "Suç benim mi?", der kalbim, kanayarak; "Utanmadın mı beni o gülün dikenine bırakmaktan, "Hatırlamaktan mecnunum, bir de yaralarımı sarmaktan..." Artık ne ondörtler gelecek, ne de yaprak dökümü, Vicdan bile üstümden ellerini çekecek; kalbimi gömdüm de; Ne yürk göreceğim, ne ay ne de şeytan, Her şey ekimle gelecek, Yemin olsun ki, ekinlerde bitecek... Bir elim kan, diğeriyse topraktan... __________________
SAYGILAR ------------ Yarın elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir! (NECİP FAZIL KISAKÜREK) 9mm Parabellum Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 17-06-07 15:00 . |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: Evrenin Merkezi
Mesajlar: 1,044
| Adımlar atacaksın, arkana bakmadan... Solgunluğa gömülmüş yığınlar arasından, Hayaletler yoklayacak ısınan bedenini, Adımlar atacaksın, arkana bakmadan... Adımlar atacaksın, arkana bakmadan... Kasların ısınacak, bedenin yorulacak, Işıklar kayacak dört bir tarafından, Adımlar atacaksın, arkana bakmadan... Adımlar atacaksın, arkana bakmadan... Bir dilber el edecek perdeler arasından, Şehir kırıntıları vücudunu yıkayacak, Adımlar atacaksın, arkana bakmadan... Adımlar atacaksın, arkana bakmadan... Yeryüzü, her ümitsizi sen sanacak, Son turunu atıyorsun, yolun topraktan; Adımlar atacaksın, arkana bakmadan... ---------------------------------------------------------------- __________________
SAYGILAR ------------ Yarın elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir! (NECİP FAZIL KISAKÜREK) 9mm Parabellum Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 17-06-07 14:54 . |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: Evrenin Merkezi
Mesajlar: 1,044
| Çitlembik Hep gidilecek yine o ağaç altına Çocukken de gidiyecek, büyüyünce de Ağaç büyüsede gideceksin, kökleri çürüse de İyisimi sen şimdi git, bekletme ağacı bastona Hep gittiğin gibi hani, çalılı yoldan çık tepeye Ne tepe kısalır, ne çalı azalır Ben bilirim, Çünküm oralar benden sorulur Ben değil miydim akşamları kafa çeken orada Gün ağarınca tövbe eden Ben, Ben değil miydim Yarı pak, yarı pis oldu ömrüm Arasata çıkacak ömrümün sonu O halde öldüm, arasattayım işte Bir elimde su, bir elimde kadehim Belki tepe üstünde değilim Tepe benim üstümde Bırak, gönül yorgunluğu tepelensin üstüme Yat, kalk, dahi sat dünyayı ki sen de ölmedesin Tepelenmesin başına kuruntu, tepelenmesin Sonunda, eninde sonunda sen de bir perdesin Varsın toprak seni örtmeye gelsin Sen toprağa git, toprak seni beğensin Baharda git, sonbaharda git Ağaç seni sevsin Kendi böğrüne, kendi kazısın senin ismini Baktığında ışısın, çekildiğinde gölgelensin Dendi ya, toprak seni beğensin Çünkü suyu emen de o, ağacı yetiştiren de Gafillik etme Toprağı sev ki, ağacın yeşersin Ağacın yeşersin ki, gönlüne su gelsin Gönlün suda şenlensin ki -hey!- meyven yetişsin Meyven yetişsin ki, yiyesin Yine şenlendin, çünkü insansın, çok yersin Ne deniz kodun yerde ne nehir, artık nasıl arınır, çimersin Gerisini getirmek zor... Eh, koyver gerisini Çocukluğumdaki gibi ağaç altına çök Açmadıysan azığını aç Çekmediysen bir of çek Of, dağlar debelensin Ye, vur soğana, varsa yarım ufağın, aç Çek ki kafayı, gözlerin buğulansın Bir yaramaz aklın var, o da sözde kalsın Yak bir cigara, az daha zehirlen Zehir anıldı mı beni an, malum sen de bendensin Ama kellen dumanlı, ben deyim ki pişman ol Utan aklını teslim ettiğin sudan Tövben kabul olunsun, kolayından Çıkardık tepeye ağaç altına Sen bir of çekerdin Ben bir türkü tuttururdum Sen açardın ben koyardım Kurulurdu soframız Eserdi rüzgar arkamdan, keyiflenirdim İlk günkü gibi kovaardın beni Babamın seni kovaladığı gibi Koşsak ne yazar, tutunduğumuz ağaç değil mi Tabutumuz da çitlembikten olsun Boşver derdini çitlembik yiyesin Yiyesin, içesin, yiyesin Kardaş bu çarpık deryada ne çitlembik var, ne tepe Beni dinle, şehre gelmeyesin Seni sarhoş gördü diye döven baban da yok Ne lezzeti kaldı işin, ne diye içesin Biz de mecburiyetten içiyoruz be can Yoktur bardağa sözümüz Lakin eritir bizi bizde özümüz Çanak tutar, takılır ona gözümüz İki mermi yemiş gibi tutuşur böğrümüz Tüm dertlere karşı çekilir süngümüz Orman yutmuş gibi alev alev Karışır, biter mezelerde ömrümüz İki dirhem bir çekirdek gidiyorum daireye, işe Çift tekme yemiş enik gibi çıkartıyorlar daireden, işten Ne geldiyse başıma bu bürokrat kardeşten Sözünden oldu, özünden oldu, bezinden, közünden oldu Acımadı karıma, kızıma, gençliğime Bir cigara içimlik ateş isteme kalleş bürokrat kardeşten Her yükselen memur bürokrat olmaz, bunu da bilesin Namus yürütmez seni mermer üstünden Söz bitti, göz buğulu, mürekkep soldu solacak Soluk mürekkep sanki dilimden konuşacak Anlayacağın şu kardaş; çık tepeye ağaç altına Yoksa tüm uktelerim ebedi ukte kalacak __________________
SAYGILAR ------------ Yarın elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir! (NECİP FAZIL KISAKÜREK) |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: Evrenin Merkezi
Mesajlar: 1,044
| KALEMKEŞ-------- Mavzer __________________
SAYGILAR ------------ Yarın elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir! (NECİP FAZIL KISAKÜREK) |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Türkiye'de bilim adamı neden zor yetişiyor. | Türesin | İnsan Bilimleri | 183 | 20-11-07 14:45 |
| Yazıyaz-dergi Ekim Sayısı... | melnur | Etkinlikler Arşiv | 1 | 06-10-06 17:29 |