| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
| #1 | |
Mesajlar: n/a
| Yazimiza Hz. Ömer'den bir hatirayla girelim: Devlet reisi iken, her sabah "ÖLÜM VAR YA ÖMER" diye, seslenip ikaz eden ücretli bir memur tutuyor. Ancak bir gün âniden vazifesine son verilen bu memur sebebini sordugu zaman: "Bu sabah aynaya baktigimda, saçimda sakalimda beyaz killari gördüm. Onlar bu vazifeyi senden daha iyi yapiyorlar" cevabini aliyor. Evet dostlar. aynalar bizi bekliyor, bir görünelim ondan sonra karar verelim veya isterseniz birakalim da onunla otuzbes yas sâiri konussun: Benim mi Allah'im bu çizgili yüz? Ya gözler altinda mor halkalar ? Neden böyle düsman görünürsünüz, Yillar yili dost bildigim aynalar?" "Dost aci söyler" sözünün hikmetini anlar gibi oluyoruz degil mi? Ne yapalim kabahat aynalarda degil ki... Onlarin bir sey ilâve ettikleri yok... Biz nasilsak sadece aynen aksettiriyorlar. Hem dört mevsim bahar olmaz yâ... Hersey gibi, güzelliklerde solacak. Zira herseyin bir sabahi, bir de aksami var. Bursa'li sâir Cenâni'nin söyleyisiyle: "Dehr içinde hangi gün gördük ki, aksam olmaya". Aslinda aksamin olacagini, o kaçinilmaz saatin gelecegini hepimiz biliriz. Ama gene de gelip geçici seylerle avunur ve kendimizi aldatip, zihnimizi baska seylerle mesgul etmeye çalisiriz. Biz durmadan degisen, ama etrafindaki seylerin de durmadan degismesinden yakinan insanlar olarak kendi bencilligimiz içinde herseyi unutuveriyoruz. J.J. Rousseau'nun deyisiyle "Yeryüzünde hersey devamli bir akis halindedir. Hiç bir sey kararli ve kesin bir sekilde muhafaza edilemiyor ve disimizdaki seylere karsi duydugumuz sevgiler de, ister istemez onlar gibi geçiyor, degisiyor." Tiryakisi oldugu ve zararini bildigi halde elindeki sigarayi son dumanina kadar yudumlayan insan, hayrettir ki, ayni titizligi sayili nefeslerden örülü gençligine gösteremiyor. Herhalde gençligimizi parayla satin almadigimiz için kiymetini tam takdir edemiyoruz. Halbuki hayatta insanin basina bir defa gelen gençligin sihhat ve bos vakit gibi ne büyük bir nimet oldugu, ancak elden gidince anlasiliyor. Asrin doktorunun günümüz gençliginin hastaligina uzattigi reçetede: "Gençlik damari akildan ziyâde hissiyâti dinler. His ve heves ise kördür. Âkibeti görmez. Bir dirhem hazir lezzeti, ileride bir batman lezzete tercih eder" yazilidir. Bunu bilmezlikten gelmek, tedavi ve teshiste mutlaka yanlisliklara sebebiyet verecektir. Evet bu çagda, bu yasta, ugruna "ebedilik" yeminleri edilmis nice sevgiler ve sevgililer vardir ki, kisa bir müddet içinde arkasinda bir ümit isigi, hattâ titrek bir pirilti bile birakmadan sönüp tükenmistir. "Hakikî zevk ve elemsiz lezzet, yalniz îmanda ve îman ile olabilir" sirrinca, gençligini kiymetsiz seylerin pesinde harcamayanlar, yapraklar gibi rüzgârlara oyuncak olmaktan kendini koruyanlar ve gençlikten ihtiyarliga gün çalmis olan bahtiyârlar, Efendimizin (s.a.v) "Gençlerinizin en iyisi, temkinde ve sefahatlerden çekinmekte ihtiyarlara benzeyenlerinizdir." seklindeki mübârek sözlerine mazhar olmus demektirler. Hersey gibi, gençlik sermayesi de, sarfedildigi yere göre kiymet kazanacaktir. Çok kisa zaman misafirimiz olan gençlik nimetini iyi degerlendirebildigimiz takdirde, onunla ilerde ebedî bir gençlik kazanabilecegimizi bütün ilâhi fermanlar ve peygamberler haber vermektedir. Öyleyse yolun neresinde olup olmadigimizi anlamak için, yazimizin basindaki "SIMDI GENÇ MIYIZ?" sualine hemen cevap aramaya baslayabiliriz. Kaynak : Türkü Dostları |
| #2 | ||
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,341
| Alıntı:
Iste bu adam dahi, bu güzel düsüncelerinden dolayi yasami boyu öldürülmemek icin hem devletten hem de arkadaslarindan bucak bucak kacmak zorunda kalmistir. __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal | |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|