Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > İnançlar ve Dinler > Kitaplı Dinler - Tarikatlar > Arşiv

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

 
 
Konu Araçları
Eski03-11-06, 00:23  #1
analiz
 
analiz'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jul 2006
Ülke / Şehir: Denizli
Mesajlar: 1,179
Din ile Bilim'in ortak noktası var mıdır?



Evet arkadaşlar,fikirlerinizi merak ediyorum...

Din ile Bilim'in ortak noktası var mıdır?
analiz is offline  
Eski03-11-06, 00:31  #2
Elenorin
Genel Moderatör
 
Elenorin'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 5,451

felsefe ''dogru bilgi varmıdır?'' sorusuna evet diyen bilimi de dogma olarak dini de dogma olarak açıklar..
yani ortak yanları bu soruya verdiklei cevapları..
ancak bunun dışında hiç bir ortak yanları yoktur..
bilim araştırır,sorgular,deney yapar,anlamaya calışır..
din her şeyi tanrıya baglar,sorgulamak ve araştırmak yoktur..

zaten din ile bilim arasında ki en büyük mücadeleyi ''dogmatizm cagı''da denilen ortacagı incelersek anlayabiliriz..

saygılarımla..
__________________
"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine." Nazım Hikmet

İnsanların Kanatları Yüreklerinde..
Elenorin is offline  
Eski03-11-06, 00:37  #3
bekirsami
 
bekirsami'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,833

Sizin "ortaçağ" dediğiniz zaman dilimi Batı bilim ve felsefesine öncülük eden, Rönesansın doğmasına ciddi katkılar sağlayan İslam Biliminin altın çağıını yaşadığı bir dönemdir.

Öyle ki, bir çok batılı düşünce adamı Yunan filozoflarını dahi İslami kaynaklardan öğrenmiştir. Batı Ortaçağ'da karanlıklar içinde çırpınırken, İslam dünyası Ortaçağ'da bilim ve düşüncenin zirvesine tırmanmıştır.
Batı biliminin temelinde bu Ortaçağ aydınlığının önemli bir etkisi vardır.
İnanmıyorsanız araşatırabilrisiniz!
Bilmemek ayıp değil
bekirsami is offline  
Eski03-11-06, 00:46  #4
pegasus
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 6

Alıntı:
Sayın Elenorin şöyle demiş:

felsefe de''dogru bilgi varmıdır?'' sorusuna evet diyen bilimi de dogma olarak dini de dogma olarak açıklar..
yani ortak yanları bu soruya verdiklei cevapları..
ancak bunun dışında hiç bir ortak yanları yoktur..
bilim araştırır,sorgular,deney yapar,anlamaya calışır..
din her şeyi tanrıya baglar,sorgulamak ve araştırmak yoktur..

zaten din ile bilim arasında ki en büyük mücadeleyi ''dogmatizm cagı''da denilen ortacagı incelersek anlayabiliriz..

saygılarımla..
şimdi bu şahsın söylediklerine genelde karşı çıkacak değilim. ama alt yazısına işilkin yazdıkları, atatürke tapınarcasına methiyeler düzmesi bir bakıma atatürkü bir din yrine koymasına bağlı. kısacası arkadaşın fikirleri oturmamış diyebiliriz. yukaıdaki sözleri yazan birisinin birisinin yolundan düşünmeksizin gitmesi biraz düşündürücü. şahsında düşünmesini dilerim.. aksi taktrde isanın musanın muhammedin peşinden gidenlere laf söylemeye hakkı olmadığını düşünüyorum.
buradan şu çıkmasın; benimde bu şahısların peşinden gittiğim anlamına gelmesin. tabiki din bilimin bilimsel gelişmenin önünde bir engeldir. bunu ortaçağdan hırıstiyanlığın durumuna ilişkin müslümanlıktan birçok örnek verrek açıklamak mümkündür.
ama onları din olarak ele alıp eleştirmek ama m. kemal ve onun ideolojisinide din gibi algılayıp savunanlara karşı durmak gerek. yani dini yalnızca allaha yada yaradana inanları algılayıp karşı çıkmak eksik kalır. m. kemal ideolojisini de din gibi algılayanlara karşı çıkmak gerek yada herhangi bir ideolojiyi.
pegasus is offline  
Eski03-11-06, 01:15  #5
ursulamel
 
ursulamel'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 656

Türk dil kurumu din için ;

"Tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum, diyanet" ve "Bu nitelikteki inançları kurallar, kurumlar, töreler ve semboller biçiminde toplayan, sağlayan düzen".

tanımını yapmıştır.Geçmiştede günümüzdede din ile bilimin birbirini hiçbir zaman destekleyemediği görülmüştür.Çünkü din tamamen inanç meselesidir.Ancak ortak bir nokta aramak gerekirse dinde, bilimde insanların iyi yaşamaları için vardır ve ikisinin de kaynağı insandır.
ursulamel is offline  
Eski03-11-06, 21:31  #6
anibal
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225

Alıntı:
Batı bilim ve felsefesine öncülük eden....
Ne kompleksli adamlarsınız, anlamak zor. İslam alimlerinin hiç bir zaman, hiç bir şekilde, bilime öncülük ettikleri filan yoktur. İbni-i sina vs. isalm alimi değildir, kaldı ki, mürted ilan edilip katline fetva verilmiştir hepsinin.

Dahası, onların da yaptıkları, ele geçirilen mısır vs. gibi yerlerden devşirdikleri eski yunandan gelme felsefeyi hortlatmalarıdır. Bilim ise Newtonla başlar, Pasteur ile sürer. Bacon gibileriyle oturur, yerleşir.. Siz hala yok efenim, islam alimleri bilime öncülük etmişlerde.. Nerde etmişler? Da Vinci'yi yakalamaya çalışan Hazerfan'ı boğduran islam değil miydi?

İslam dünyasında doğmuş her alim islam alimi değildir, müslüman olsa bile.. "İslam alimleri" nini bilime tek yaptıkları, onu iyice sık boğaz etmek olmuştur.
anibal is offline  
Eski03-11-06, 21:49  #7
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,124

Öncellikle az önce din ile bilimin uzlaştığına inandığım yaratılışçı evrim başlığını okumanı tavsiye ederim.Amacımız dini uzlaştırmak değil dinin zaten böyle olduğunu göstermektir.

Eğer Allaha inanıyorsak o yeri ve göğü yaratmış o zaman bu evrensel yasalar da onundur.Neden kitaplarında koyduğu evren yasalarına ters bilgi soksun.Eğer çatışma halinde ise bu dinin yanlış yorumlanmasından kayanaklanmaktadır.Veya bilimsel veriler hep ilerleme halinde olduğundan bilimsel veride bir yanlışlık olacaktır.

Üzülerek belirtmeliyim ki din ile bilimin çatışması veya örtüşmesi meselesi genel anlamda ideolojik bir yorumla yapılmaktadır.
özedönüş is online now  
Eski03-11-06, 22:35  #8
bekirsami
 
bekirsami'nın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,833

Alıntı:
Sayın anibal şöyle demiş:


Dahası, onların da yaptıkları, ele geçirilen mısır vs. gibi yerlerden devşirdikleri eski yunandan gelme felsefeyi hortlatmalarıdır. Bilim ise Newtonla başlar, Pasteur ile sürer. Bacon gibileriyle oturur, yerleşir.. Siz hala yok efenim, islam alimleri bilime öncülük etmişlerde.. Nerde etmişler? Da Vinci'yi yakalamaya çalışan Hazerfan'ı boğduran islam değil miydi?

.
Elbette bugünkü Newton'la başlayan ve Bacon'la devam eden modern bilimi islam ile bağdaştırmak mümkün değildir. Bu bilimin temelinde Prometeci Yunan aklı vardır. Bacon kraliyet savcısıyken sanıklara uyguladığı işkenceyi tabiata uygulayaarak modern bilime ivme kazandırmıştır. Bugün dünyanın başına musaalt olan teknolojik gelişmelerin temelinde, dünyanın tabiat dengesini altüst eden, canlı varlıkların yokolmasına sebebp olan atom bombası, kimyasal ve nükleer silahlar gibi daha bir çok bilimsel! gelişme yatmaktadır. İslam bilimi elbette tabiatla ve bütün kainatla barışık bir bilimdi. Bu bilimin temelinde eşyanın ve maddenin sırrını çözerek bunu bütün insanlığın hizmetine sunabilme, böylece Allah'ın yarattığı evrende tabiatla ve maddyle uyumlu bir hayatı tesis edebilme gayreti vardı. İslam bilimi hikmeti ve hakikati esas alırken, batı bilimi bütün kainata egemen olmak ve boyunduruğu altına alabilmek için işkenceyi ve baskıyı esas aldı.

Bu yüzden Newton'la başlayan bilim modern bilimdir ve temelinde İslam biliminin etkileri varsa da bilimsel amaçları ve metodları farklıdır.

Gelelim İslam bilginlerinin bilim dünyasına katkılarına:

Sinüs: Arapça"daki cib terimi, Latinceye cep manasına gelen sinüs olarak tercüme edildi.

Kimya: Cabir Bin Hayyan, kantitatif ve kalitatif prensiplere dayanan bir bilim olarak kimyayı kurdu. Batı, Hayyan"ın kurduğu seviyeye 900 ila bin sene sonra ulaştı. Cabir aynı zamanda bütün insani duyguların matematiksel olarak ölçülebileceğine inanıyor, bunu da ilmü"l mizan olarak adlandırıyordu.

İlk rasathane: Bugünkü anlamıyla ilk uzay gözlemevi Halife Me"mun zamanında (Miladi 9. asırda) Bağdat ve Şam"da birer adet olmak üzere kuruldu.

Ekvatorun uzunluğu: Yine Halife Me"mun zamanında ekvatorun uzunluğu ilk defa bugün de bildiğimiz şekliyle 40 bin kilometre olarak ölçüldü.

İlk dünya haritası: Halife Me"mun döneminde 70 bilginden oluşan bir heyet Batlamyos"unkinden farkı olmayan enlem ve boylamları, karaları ve denizlere doğru bir dünya haritası çizdi.

Matematik: 950 yılında Ebu Cafer el Hazin adlı matematikçi ve astronom parabol konstrüksiyonu kullanmak suretiyle üçüncü dereceden bir denklemi çözdü. 11. asrın ilk yarısında İbnü"l Heytem bir optik problemini dördüncü dereceden bir denklemle çözdü. Küçük bir yanlışlıkla Latinceye de çevrilen problem Avrupalıları "Problema Alhazeni" adı altında 13. asırdan 19. asra kadar uğraştırdı. Avrupalılar İbnü"l Heytem"in çözümünü ancak 19. yüzyılda kavrayabildi. 11. asrın sonlarında Ömer Hayyam"ın üçüncü dereceden denklemleri sisteme bağlayan kitabının benzeri, Avrupa"da 17. asırda Rene Descartes, Frans Van Schoooten ve Edmund Halley tarafından yazılabildi. Avrupalı matematik tarihçisi Johannes Tropfke, Descartes"lerin yeni bulduklarını zannettikleri konuları Hayyam"ın çok önceden yazdığını, aradan geçen zamanda Avrupalılar"ın boşuna çaba gösterdiğini yazdı.

Astronomi: 9. asırda Güneş'le Dünya'nın yıllık en uzak mesafesinin sabit olmayıp değişken olduğunu fark eden Müslümanlar yörüngedeki ilerlemenin 12.09 saniye olduğunu saptadı. Günümüzde bu değer 11.46 saniye olarak biliniyor. Avrupa"da Jahonn Kepler, 17. yüzyılda henüz Müslümanların kitaplarında gördüğü bu sonuca nasıl ulaştıklarını anlayabilmek için çağdaşı bilimadamlarıyla yazışıyordu. Tahran"daki rasathanede 10 asırda tespit edilen Dünya'nın ekseninin sürekli azaldığı bilgisine Avrupalılar ancak 19. asırda gök mekaniği bilimiyle ulaşabildi. İslam astronomi bilginlerinin kitaplarının tercümesinin Kopernik"e ulaştığını bugünkü nesiller bundan henüz yarım asır önce öğrenebildi.

Trigonometri: 15. asırda yaşayan Alman Johannes Regiomontanus"un adını taşıyan trigonometri ilminin kurucusunun, 13. asırda yaşayan Nasirüddin et Tusi olduğunu yine Alman matematik tarihçisi Anton von Braunmühl ortaya çıkardı.

Coğrafya: El Biruni 11. asırda dünyanın enlem ve boylam derecelerini 6 ile 40 dakika arasında değişen küçük yanlışlıklarla hesapladı. Bu küçük yanlışlıklar ancak 20. asırda düzeltilebildi. Engin denizlerde koordinat hesaplama yöntemini Müslümanlar 15. asırda yapabilirken Batı bunu 20. asırda öğrenebildi.

Tıp: 11. asırda Tunuslu bir tacir olarak İtalya"ya giden, sonradan Constantinus Africanus adını alan kişi, Monte Cassino manastırına kapandı. Bu zat Tunus"a gidip 3 yıl sonra İslam bilginlerine ait 25 tıp kitabıyla Salerno"ya dönmüştü. Monte Cassino Manastırına kapandıktan sonra kitapları Latinceye tercüme ettirdi. O kitaplar ya kendi veya eski Yunan otoritelerinin adıyla yayınlandı. İtalya, İslam medeniyeti ve biliminin Avrupa"ya aktarılmasında bir istasyon görevi gördü.

Gelelim Da Vinci şifresinin sırrına:

Leonardo"nun resimleri: Meşhur Leonardo da Vinci"nin resimlerini çizdiği aletler ve matematik hesapları, İslam alimlerinin buluşuydu. Da Vinci, bu bilgileri kullanarak devrine göre inanılmaz kabul edilen resimlerini çizebildi. Halbuki Leonardo"nun İslam bilginlerinin buluş ve bilgilerini kullandığı kabul edilse resimlerinin çözülemeyen sırları aydınlanmış olacak.

Kim bilir belki de müslümanlar yalan söylemiş olabilirler.
İsterseniz siz önce bu bilimsel buluşları kimlerin yaptığını bir araştırın.Ondan sonra tartışalım.
bekirsami is offline  
Eski03-11-06, 22:58  #9
anibal
Uzaklaştırıldı
 
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225

İdeolojik yorum, dinin ta kendisidir. Bilimin somut kanıtlarla gösterdiği şeye ideoloji uğruna itiraz etmiyor mu, din?

Yanlış yorumlama? Yorumlama, varsa yanlışı doğruyu ayıracak bir yöntem olmalıdır. İşte bu yünetmin temel elemanı safsatayı farketmektir. Size kaç defa safsata nedir, nasıl bir şeydir öğreni diyoruz, neden?

Safsata'dan kurtulamıyorsunuz, çünkü safsata nedir bilmiyorsunuz. Safsata nasıl olur, bilmiyorsunuz. Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp. Ayıp etmeyiniz, gidiniz öğreniniz..
anibal is offline  
Eski04-11-06, 01:22  #10
özedönüş
 
Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,124

Bilginin safsatası vardır. Maalesef gördüğüm kadarıyla dini anlatanların çoğunda safsata hakimdir. Buda tatmin edilmediği için sorun devam etmektedir. O halde her iki tarafında hem ideolojik bakış hem de safsatalardan kendisini kurtarması gerekir ki sorun çözülsün. Aksi takdir de yazacaklarımızın hiç bir faydası olmayacaktır.
özedönüş is online now  
 


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Sizce mutlak doğru var mıdır? pernetya Bilgi ve Ahlak felsefesi 181 28-09-07 17:58


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 12:51.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz