| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006 Ülke / Şehir: Denizli
Mesajlar: 1,179
| Evet arkadaşlar,fikirlerinizi merak ediyorum... Din ile Bilim'in ortak noktası var mıdır? |
| #2 | |
Genel Moderatör ![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 5,451
| felsefe ''dogru bilgi varmıdır?'' sorusuna evet diyen bilimi de dogma olarak dini de dogma olarak açıklar.. yani ortak yanları bu soruya verdiklei cevapları.. ancak bunun dışında hiç bir ortak yanları yoktur.. bilim araştırır,sorgular,deney yapar,anlamaya calışır.. din her şeyi tanrıya baglar,sorgulamak ve araştırmak yoktur.. zaten din ile bilim arasında ki en büyük mücadeleyi ''dogmatizm cagı''da denilen ortacagı incelersek anlayabiliriz.. saygılarımla.. __________________
"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine." Nazım Hikmet İnsanların Kanatları Yüreklerinde.. |
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,833
| Sizin "ortaçağ" dediğiniz zaman dilimi Batı bilim ve felsefesine öncülük eden, Rönesansın doğmasına ciddi katkılar sağlayan İslam Biliminin altın çağıını yaşadığı bir dönemdir. Öyle ki, bir çok batılı düşünce adamı Yunan filozoflarını dahi İslami kaynaklardan öğrenmiştir. Batı Ortaçağ'da karanlıklar içinde çırpınırken, İslam dünyası Ortaçağ'da bilim ve düşüncenin zirvesine tırmanmıştır. Batı biliminin temelinde bu Ortaçağ aydınlığının önemli bir etkisi vardır. İnanmıyorsanız araşatırabilrisiniz! Bilmemek ayıp değil ![]() |
| #4 | ||
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 6
| Alıntı:
buradan şu çıkmasın; benimde bu şahısların peşinden gittiğim anlamına gelmesin. tabiki din bilimin bilimsel gelişmenin önünde bir engeldir. bunu ortaçağdan hırıstiyanlığın durumuna ilişkin müslümanlıktan birçok örnek verrek açıklamak mümkündür. ama onları din olarak ele alıp eleştirmek ama m. kemal ve onun ideolojisinide din gibi algılayıp savunanlara karşı durmak gerek. yani dini yalnızca allaha yada yaradana inanları algılayıp karşı çıkmak eksik kalır. m. kemal ideolojisini de din gibi algılayanlara karşı çıkmak gerek yada herhangi bir ideolojiyi. | |
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 656
| Türk dil kurumu din için ; "Tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum, diyanet" ve "Bu nitelikteki inançları kurallar, kurumlar, töreler ve semboller biçiminde toplayan, sağlayan düzen". tanımını yapmıştır.Geçmiştede günümüzdede din ile bilimin birbirini hiçbir zaman destekleyemediği görülmüştür.Çünkü din tamamen inanç meselesidir.Ancak ortak bir nokta aramak gerekirse dinde, bilimde insanların iyi yaşamaları için vardır ve ikisinin de kaynağı insandır. |
| #6 | ||
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225
| Alıntı:
Dahası, onların da yaptıkları, ele geçirilen mısır vs. gibi yerlerden devşirdikleri eski yunandan gelme felsefeyi hortlatmalarıdır. Bilim ise Newtonla başlar, Pasteur ile sürer. Bacon gibileriyle oturur, yerleşir.. Siz hala yok efenim, islam alimleri bilime öncülük etmişlerde.. Nerde etmişler? Da Vinci'yi yakalamaya çalışan Hazerfan'ı boğduran islam değil miydi? İslam dünyasında doğmuş her alim islam alimi değildir, müslüman olsa bile.. "İslam alimleri" nini bilime tek yaptıkları, onu iyice sık boğaz etmek olmuştur. | |
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,124
| Öncellikle az önce din ile bilimin uzlaştığına inandığım yaratılışçı evrim başlığını okumanı tavsiye ederim.Amacımız dini uzlaştırmak değil dinin zaten böyle olduğunu göstermektir. Eğer Allaha inanıyorsak o yeri ve göğü yaratmış o zaman bu evrensel yasalar da onundur.Neden kitaplarında koyduğu evren yasalarına ters bilgi soksun.Eğer çatışma halinde ise bu dinin yanlış yorumlanmasından kayanaklanmaktadır.Veya bilimsel veriler hep ilerleme halinde olduğundan bilimsel veride bir yanlışlık olacaktır. Üzülerek belirtmeliyim ki din ile bilimin çatışması veya örtüşmesi meselesi genel anlamda ideolojik bir yorumla yapılmaktadır. |
|
|
| #8 | ||
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 1,833
| Alıntı:
Bu yüzden Newton'la başlayan bilim modern bilimdir ve temelinde İslam biliminin etkileri varsa da bilimsel amaçları ve metodları farklıdır. Gelelim İslam bilginlerinin bilim dünyasına katkılarına: Sinüs: Arapça"daki cib terimi, Latinceye cep manasına gelen sinüs olarak tercüme edildi. Kimya: Cabir Bin Hayyan, kantitatif ve kalitatif prensiplere dayanan bir bilim olarak kimyayı kurdu. Batı, Hayyan"ın kurduğu seviyeye 900 ila bin sene sonra ulaştı. Cabir aynı zamanda bütün insani duyguların matematiksel olarak ölçülebileceğine inanıyor, bunu da ilmü"l mizan olarak adlandırıyordu. İlk rasathane: Bugünkü anlamıyla ilk uzay gözlemevi Halife Me"mun zamanında (Miladi 9. asırda) Bağdat ve Şam"da birer adet olmak üzere kuruldu. Ekvatorun uzunluğu: Yine Halife Me"mun zamanında ekvatorun uzunluğu ilk defa bugün de bildiğimiz şekliyle 40 bin kilometre olarak ölçüldü. İlk dünya haritası: Halife Me"mun döneminde 70 bilginden oluşan bir heyet Batlamyos"unkinden farkı olmayan enlem ve boylamları, karaları ve denizlere doğru bir dünya haritası çizdi. Matematik: 950 yılında Ebu Cafer el Hazin adlı matematikçi ve astronom parabol konstrüksiyonu kullanmak suretiyle üçüncü dereceden bir denklemi çözdü. 11. asrın ilk yarısında İbnü"l Heytem bir optik problemini dördüncü dereceden bir denklemle çözdü. Küçük bir yanlışlıkla Latinceye de çevrilen problem Avrupalıları "Problema Alhazeni" adı altında 13. asırdan 19. asra kadar uğraştırdı. Avrupalılar İbnü"l Heytem"in çözümünü ancak 19. yüzyılda kavrayabildi. 11. asrın sonlarında Ömer Hayyam"ın üçüncü dereceden denklemleri sisteme bağlayan kitabının benzeri, Avrupa"da 17. asırda Rene Descartes, Frans Van Schoooten ve Edmund Halley tarafından yazılabildi. Avrupalı matematik tarihçisi Johannes Tropfke, Descartes"lerin yeni bulduklarını zannettikleri konuları Hayyam"ın çok önceden yazdığını, aradan geçen zamanda Avrupalılar"ın boşuna çaba gösterdiğini yazdı. Astronomi: 9. asırda Güneş'le Dünya'nın yıllık en uzak mesafesinin sabit olmayıp değişken olduğunu fark eden Müslümanlar yörüngedeki ilerlemenin 12.09 saniye olduğunu saptadı. Günümüzde bu değer 11.46 saniye olarak biliniyor. Avrupa"da Jahonn Kepler, 17. yüzyılda henüz Müslümanların kitaplarında gördüğü bu sonuca nasıl ulaştıklarını anlayabilmek için çağdaşı bilimadamlarıyla yazışıyordu. Tahran"daki rasathanede 10 asırda tespit edilen Dünya'nın ekseninin sürekli azaldığı bilgisine Avrupalılar ancak 19. asırda gök mekaniği bilimiyle ulaşabildi. İslam astronomi bilginlerinin kitaplarının tercümesinin Kopernik"e ulaştığını bugünkü nesiller bundan henüz yarım asır önce öğrenebildi. Trigonometri: 15. asırda yaşayan Alman Johannes Regiomontanus"un adını taşıyan trigonometri ilminin kurucusunun, 13. asırda yaşayan Nasirüddin et Tusi olduğunu yine Alman matematik tarihçisi Anton von Braunmühl ortaya çıkardı. Coğrafya: El Biruni 11. asırda dünyanın enlem ve boylam derecelerini 6 ile 40 dakika arasında değişen küçük yanlışlıklarla hesapladı. Bu küçük yanlışlıklar ancak 20. asırda düzeltilebildi. Engin denizlerde koordinat hesaplama yöntemini Müslümanlar 15. asırda yapabilirken Batı bunu 20. asırda öğrenebildi. Tıp: 11. asırda Tunuslu bir tacir olarak İtalya"ya giden, sonradan Constantinus Africanus adını alan kişi, Monte Cassino manastırına kapandı. Bu zat Tunus"a gidip 3 yıl sonra İslam bilginlerine ait 25 tıp kitabıyla Salerno"ya dönmüştü. Monte Cassino Manastırına kapandıktan sonra kitapları Latinceye tercüme ettirdi. O kitaplar ya kendi veya eski Yunan otoritelerinin adıyla yayınlandı. İtalya, İslam medeniyeti ve biliminin Avrupa"ya aktarılmasında bir istasyon görevi gördü. Gelelim Da Vinci şifresinin sırrına: Leonardo"nun resimleri: Meşhur Leonardo da Vinci"nin resimlerini çizdiği aletler ve matematik hesapları, İslam alimlerinin buluşuydu. Da Vinci, bu bilgileri kullanarak devrine göre inanılmaz kabul edilen resimlerini çizebildi. Halbuki Leonardo"nun İslam bilginlerinin buluş ve bilgilerini kullandığı kabul edilse resimlerinin çözülemeyen sırları aydınlanmış olacak. Kim bilir belki de müslümanlar yalan söylemiş olabilirler. İsterseniz siz önce bu bilimsel buluşları kimlerin yaptığını bir araştırın.Ondan sonra tartışalım. | |
| #9 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225
| İdeolojik yorum, dinin ta kendisidir. Bilimin somut kanıtlarla gösterdiği şeye ideoloji uğruna itiraz etmiyor mu, din? Yanlış yorumlama? Yorumlama, varsa yanlışı doğruyu ayıracak bir yöntem olmalıdır. İşte bu yünetmin temel elemanı safsatayı farketmektir. Size kaç defa safsata nedir, nasıl bir şeydir öğreni diyoruz, neden? Safsata'dan kurtulamıyorsunuz, çünkü safsata nedir bilmiyorsunuz. Safsata nasıl olur, bilmiyorsunuz. Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp. Ayıp etmeyiniz, gidiniz öğreniniz.. |
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,124
| Bilginin safsatası vardır. Maalesef gördüğüm kadarıyla dini anlatanların çoğunda safsata hakimdir. Buda tatmin edilmediği için sorun devam etmektedir. O halde her iki tarafında hem ideolojik bakış hem de safsatalardan kendisini kurtarması gerekir ki sorun çözülsün. Aksi takdir de yazacaklarımızın hiç bir faydası olmayacaktır. |
|
|
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Sizce mutlak doğru var mıdır? | pernetya | Bilgi ve Ahlak felsefesi | 181 | 28-09-07 17:58 |