| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
| #1 | |
Kayıtlı Okur
Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 79
| Arkadaşlar son zamanlarda aşina olduğum bir konu olduğu için bende burda dile getirmek istedim sizce insan görmeden de aşık olabilir mi? yada hiç görmeden görmüş gibi sevebilirmi? Ben, seni; adını bilmeden sevdim. Ve, varlığınla gülüşünü... Ben seni, yaşını bilmeden, gözünü-kaşını bilmeden sevdim. Ve, yarlığa süzülüşünü. Ben seni, sesini duymadan sevdim... Ve duymadan nefesini. Ben seni adını bilmeden sevdim... Ama; sevdim!.. http://bulanikhaber.somee.com/detay.asp?hid=206 tuqu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 18-12-06 20:12 . |
| #2 | |
Genel Moderatör ![]() Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 5,454
| Aslında bu soruya en güzel cevabı degerli canugur bir hikaye ile vermişti.. saygıyla anıyorum.. http://www.yaziyaz.com/forum/post9225-1.html __________________
"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine." Nazım Hikmet İnsanların Kanatları Yüreklerinde.. |
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 535
| görmedende sever bir insan.yeterki kaşını gözünü görmediği bir insanın, yüreğini okuyabilsin.kalbini sevebildiyse eğer,görmek yada görmemek birşey değiştirmez zaten. __________________
insanlar anlayabildikleri kadar yaşar, ve anlayamadıkları şeyleri umursamadan ölüp gider... |
| #4 | |
Ayrıldı Giriş Tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1,522
| İnsanın kalıplaşmış düşüncelere aldırmadan,bunların dışına çıkabildiği ve farklı davranışlar sergilediği şeylerin başında galiba sevgi var.İnsanın kural tanımazlığı en fazla burada görülüyor.Bence iyi de yapıyorlar. |
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: DİYARBEKİR
Mesajlar: 718
| Galiba olabiliyor bazen ,aradığını bulmak sana çok yakın bazende çok uzak olabiliyor ,yani görmediğin biriyle konuşurken mutluysan ve onunla konuşmak onunla yazışmak seni heyecanlandırıyorsa aşıksın demektir.Yanında olsa ne değişirki en azından senin kokunu almadan nefesini hissetmeden seni sadece o samimi duygularla seviyor ve istiyorsa işte aşk tır .Sanırım yanılmıyorum evet canuğurun yazdığı hikaye buna en güzel örnek sanırım onu okuyunca daha inanmak istiyorsun... __________________
"""Ve Cellat Uyandı Yatağında Bir gece,Tanrım dedi !!! Bune Zor Bilmece ...Öldükçe Çoğalıyor Alanlar ...Ben Tükenmekteyin Öldürdükçe....""" |
| #6 | |
Yazıyaz Dergi Yazarı ![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,609
| Aşkın toplumsal bazda (sınıfsal-bireysel) çeşitli yapılandırılmaları vardır. Ortaçağ'da bir soylunun başka bir soylu kadınla "aşk" yaşaması belli mevcut kriterler üzerinden mümkündür. Bunlar, soylu kadının ailesinin toprak miktarı, köle miktarı olabileceği gibi onunla evlenmekle kazanacağı ilişki imkanları ve yüksek sınıflardaki ün de olabilir. Günümüzde ise bu tür "aşk" ilişkileri, benzer nitelikte mevcut toplumda da gözlenmektedir. Cadde (Tikky) kızlarının "seni seviyorum" deme kriterleri de günümüzde arabanın markası, tommy gömlek (...) olmaktadır. Ya da ihtişamlı bir konum iş dünyasında, dolgun bir maaş dolayısıyla sosyetik bir yaşam... Tabi bunun yanı sıra silikonları ve ağır makyajlarıyla kadının "meta" haline getirilmesi unutmamalıyız. O halde bu tip "aşkta", aşkın temelindeki koşullar ana hatlar olarak zenginlik, statü, ün, popülarite, yüzeysel fiziksel güzellik (...) olarak sayılabilir. Bu tür bir aşk için de bol dekolteli bir fotoğraf, "güzel(leştirilmiş)" bir vücut, barlarda sizle takılabilmesi için parasının belli meblağın üstünde olduğu gösteren noter belgesi (...) yeterlidir, karşı karşıya görmek mecburi değildir. Ah tabi bu ilk aşama için, daha sonra kız arkadaşını sosyetedeki diğer "şahsiyetlere" gösterip hava atmalı ve magazincilere yakalanmalıdır öznemiz, ya da duygusuzca düzüşmelidir. Özetle karşıdakini durumunu "yükseltecek" bir araç olarak görmektedir. Bir de yürekleri açmak vardır. Bu aşkın ve sevginin temeli karşınızdaki insanın karakteri, düşünceleri ve sözleridir. Sizi ona aşık eden, ne patlak silikon göğüsleri ne de kabarık cepleridir. Öyle ki görmeseniz de, karşınızdaki insanla her konuda uyuşabilir, on saat aralıksız konuşabilir, beraber gülüp beraber ağlayabilir ve onsuz geçen kısa bir zamandan sonra onu kimseyi özlemediğiniz kadar özleyebilirsiniz. Bu da genel kanının aksine mantıksız değil aksine çok mantıklıdır, rasyoneldir. Çünkü bu tür bir yapılanma üstünden gelişen aşkın temeli görmeden de sevebilmeyi mantıklı kılabilmektedir. Karşılıklı olarak uyuşmanız, eğlenmeniz, üzülmeniz, iyiyi kötüyü paylaşabilmeniz.. Öyle ki, onu fiziksel olarak kafanızda canladırdığınızda bin bir türlü kombinasyon yapabilirsiniz, ama hiçbiri onun sahip olduğu görünüşün güzelliğine yaklaşamaz. Çünkü onu ne olursa olsun güzel kılan bir öncülünüz vardır, duvarları yıkıp kalpleri açmak. O noktadan sonra güzellik kavramınız onu değil, o güzellik kavramını belirler. (mevzubahis kişinin genel kabüle göre güzel olup olmamasından bağımsızdır bu önerme.) Bu tabi ki fiziksel etkileşimi, dokunmayı, öpmeyi, sevişmeyi önemsiz saymak anlamına gelmemektedir. Yürekleri korkusuzca açan ve karakterde, düşüncede ve sözde uyuşan iki kişinin birbirine dokunmak, birbirini hissetme isteği maksimize olur. Seslerini duymak, ellerini hissetmek arzusu kaçınılmazdır ve bu aşkın tamamlayıcısıdır. Bu aşamada bu tip bir aşkın başlangıçtaki temeli karşılıklı uyuşmak, anlaşmak olsa da zamanla bu temel aşkla-sevgiyle harmanlanmış fiziksel etkileşimi de içine alacaktır ve çok sağlam bir temele oturacaktır. İki taraf da yüreklerine perde çekmediği, açık tutabildiği sürece her sorunun üstesinden gelebilecek ve aşklarını sonsuz kılabileceklerdir. Bu aşk sınıfsal-sosyal yönden konumlardan, zenginlikten, salt bir dış görünüşten (...) bağımsızdır. Elbette insanlar da sınıfsal yapının ürünü olduğundan bu tip bir aşkı bu düzenin (kapitalizmin) insanları tarafından tam anlamıyla yaşaması zordur, ama yüreklerini bir kere açabilmeyi başarabilirlerse bu potansiyel herkeste vardır. Vurgulamak istediğim bir nokta var. Her aşk-sevgi ilişkisinin ağırlıklı olarak yükseldiği bir temel vardır. Bu bahsedilen birinci tarzdaki gibi para, ün, statü olabileceği gibi ikinci tarzdaki gibi karşılıklı uyuşma, anlaşma, beraber üzülüp beraber sevinme, bir olma da olabilir. Hangisinin tercih edilebileceği iki tarafın da karakteriyle ilgilidir. Aslında çok daha dallandırılabilir ama özetle böyle. İlkinde statüler, zenginlikler, ün üzerinden yükselen bir ilişki var. Ya da sırf düzüşme üzerinden yükselen... Ve bana göre bu aşk değil. Daha tür bir "anlaşma" gibi. Uç bir örneği olmakla beraber, magazinde yaratılan suni "aşk"lar gibi... Karşılıklı çıkarlar uğruna yapılan anlaşmalar... İkincisi ise bana kalırsa gerçek aşktır, sevgidir. Karşınızdaki insanla bütünleşmektir, bir olmaktır. O olmadan yarım kalmış olduğunuzu hissetmektir. Onsuz yapamamak, onun sözüne hasret kalmaktır. Onu görmeden özleyebilmek ve hissedebilmektir. Bu toplumda konumların da zenginliğin de insanların bir parçası (insanların da bunların ürünü) olduğunu biliyorum ama işte bu aşk bu duvarları yıkmaktır, bunları aşmaktır. Kalbini size açabilmesi için ise onu yüz yüze görmeniz zaruriyet değildir(ilk aşamada...). Bunun yanı sıra bu aşkın (ikinci) gücü o kadar fazladır ki var olan rutinleşmiş ilişki yöntemlerini kökten sarsar. Kalplerini sonuna kadar açan iki kişi için, "dün ben aradım, bugün o arasın.", "ilişkiyi yöneten ben olayım", "üstüme çok düşüyor, şımarayım", "hep ben arıyorum, o hiç aramıyor" gibi düşünceler gereksizleşir. Çünkü bu tip sözler, rekabetçi ve sınıflı toplumun bireydeki yansımasıdır ( ilişki içinde egemenlik mücadelesi) ve bunun yanı sıra bir nevi ilişkideki "suni denge"'dir. Oysa bu iki kişi kalplerini açmış ve bir bütün olmuşlardır, ben ve ya sen ayrımı yoktur. Kazanılan zaferler de yapılan yanlışlar da ortaktır. Ne varsa o'na değil onlara aittir.. Bir mücadele yoktur, ilişki içinde üst konumda olmak gibi bir çaba da... Varsa beraber olmak için, bir olmak için, kalpleri açık tutmak için bir emek vardır. Yani devrim olmuşlardır... Mülksüzlerdir... Bu aşk güzelliktir.. Bu aşk özgürlüktür.. Bu aşk devrimdir.. Yani, evet görmeden de ikincisindeki gibi gerçekten ilk aşamada aşık olunabilir.. Not: Elbette mevcut toplumdaki ilişkiler, bu iki ilişki tarzına bakarak siyah beyaz olarak nitelendirelemez. Ama çan eğrisine vurursak, ortalama kesim bir ağırlıklı hafif iki içerir olacaktır... Özgürlük ise ikidedir.. __________________
küçük kara balık denizi düşünüyordu. bu düşünce onun zihninde birgün gerçekleştireceği bir amaçtı. ona göre hayat yalnızca yemek, uyumak, dünya sandığı küçücük bir gölde yaşamak değildi. küçükkarabalık Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 05-11-06 10:31 . |
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 21
| nç. tutku olur o, görmeden aşk mı olurmuş. dokunacaksın ki kocaman, o zaman işte anca. |
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 512
| Bizzat arkadaşlarımın başına geldiği için bu olaya inanırım... __________________
DEVRİM yok, DİRİLİŞ var. |
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006 Ülke / Şehir: istanbul
Mesajlar: 69
| :72 Görmeden birine aşık olmak bana biraz saçma geliyor! __________________
pek bir afillli yalnızlıkkkkkk.!!! |
| #10 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 472
| olur abi... harbiden olur.. ama ben olmadım |
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|