"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
![]() |
| |||||||
Sonsuz boyutun kapısı açılıyor mu?/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Fizik, Kimya, Biyoloji, Astronomi, Jeoloji... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 20
| Sonsuz boyutun kapısı açılıyor mu? küpün n boyuttaki modellerinin içinde bulunan n sayıdaki geometrik parametreyi birbiriyle ilişkilendiren ve n boyutta işlem yapmamızı sağlayan formül bulundu formülün ismi VAHDETİN FORMÜLÜ formül n=n için bire eşit içinden n tane formül çıkıyor hepsi yine kendi boyutundaki boyut değeri için bire eşit geometrik parametrenin formüldeki n değerini üst boyut değerine eşitlediğinizde o geometrik parametrenin üst boyuttaki modelde kaç tane olduğunu kolayca hesaplabiliyorsunuz ayrıca geliştirdiğim çizim yöntemiyle küpün n boyuttaki bütün modellerini çizebiliyor ve o modellerdeki n tane geometrik parametreyi formülle kolayca hesaplayıp sonuçları n boyutta yaptığınız çizimlerle kıyaslayabiliyorsunuz bu konuyla ilgili bütün çalışmalarımı (VAHDETİN FORMÜLÜ BİZBİZE YAYINLARI ağustos 2006 tlf:0312 483 48 48) VAHDETİN FORMÜLÜ isimli kitabımda topladım saygılarımla Can pekmez beyefendi bidefa kitabımın ismini yanlış anlamışsın ve de yazmışsın VAHDETTİN değil dikkat et hem bu kadar saldırgan ve peşin fikirli olmak yanlış kitabım sonsuz boyutta cebir ile geometriyi birleştiriyor dinle bilim arasında bağlantı kurmaya çalışıyor bu kitabı akşam oturup sabah çıkarmadım hayatımın 20 senesini harcadım sizce böyle bir yaklaşımı hak ediyormuyum lütfen vicdanınıza sorun o doğru cevabı biliyor adem dudu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 05-11-06 23:34 . |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 93
| Tam olarak anlayamadım fakat, istenilen herhangi bir boyutta matematiksel olarak işlem yapmak zâten mümkün ve bilinen bir şey. Bunu sağlayacak formülün adının vahdettin formülü olduğunu sanmıyorum, zîrâ Google Dede bile "vahdettin formülü"nden bîhaber. __________________
Bilinmeyen bir güç bizi kendine çekiyor. Dünya'dan çok uzaklaştık. Göstergeler çalışmıyor. |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 20
| Can pekmez Beyefendi ; Bir kitabın ismini bile doğru okuyamacak kadar sabit inanç ve fikirlerinizle , daha kitabın ne olup ne olmadığını bilmeden , cahilin cesaretiyle saldırırıp acayip laflar ediyorsunuz. İnsanlar ; çok kültürlü , bilgili olsalar da , bazen hata yapabilirler. Bir meseleyi yanlış anlayıp , haksız yere olumsuz reaksiyon gösterebilirler. Ama , bu insanlardan erdem sahibi olanlar hata yaptıklarında , özür dilemesini de bilirler. Maalesef , siz de bu erdemi de göremiyorum. Size , içine düştüğünüz kör kuyuda , eğer mümkünse mutluluklar diliyorum... |
|
| #4 | ||
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 2,344
| Alıntı:
![]() Formülü tanitlayan paragraftan ise hic bir sey anlasilmiyor. Ya bulusunuzu formüle edip ortaya koyun ve kanitlayin, ya da kör kuyulara düsen kisilere mutluluk dilemeyi birakin ![]() saygiyla Hoca Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 19-11-06 12:12 . | |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 20
| Ben bu kulakların ağzı değilim. Bu kulakları önce parçalamalı ki gözleriyle duymayı öğrenebilsinler Sayın AKSANA Yukarıdaki sözler Can PEKMEZ beyfendinin "v a h d e t i n formülü" isimli kitabımı "V a h d e t t i n i n formülü" olarak algılayıp beni ne sanıyorsa nasıl algılıyorsa sözle bile olsa bana vahşice saldırmasının kanıtıdır. siz de kalkmış üslubunuz bir yazara hiç yakışmıyor diyorsunuz burada mağdur olan kim haksızlığa uğrayan bir kim hele bir düşünün 20 yıllık düşünce üretimimi de size bir paragrafta anlatmam mümkün değil size bu bilgiyi bilgisayar ortamında da gönderemem kusura bakmayın çünkü gerçekten bilginin peşinden koşan TÜRK halkı bu kitaba itibar ederek ve ceplerinden de 8.5 YTL ödeyerek DOST KİTABEVİ gibi büyük kitapçılarda en çok okunanların listesine yükselttiler bu hayat pahalılığında gerçek bilgi avcıları bir bedel ödeyerek bu kitaba sahip oluyorlarsa sizinde bilgiye ulaşmak için bir bedel ödemeniz gerekir yoksa diğer türlü okuyucularıma haksızlık etmiş olurum saygılarımla |
|
| #6 | |||||
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 93
| "Vahdetin formülü"nü "vahdettin formülü" diye okumuşum, yanlış okumuşum. Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Şimdi, doğru okunuşunun belirtilmesi üzerine bir kez daha sordum Google Dede'ye ve birkaç linki tâkip ettim. Bilimsel hiçbir dergi yâhut herhangi bir üniversitenin sayfasında ve sâirede bu isimle anılan bir formüle rastlamadım. Eğer fikirlerinizi bilimsel düzlemde ortaya koymuş iseniz, doğrulamak/yanlışlamak amacıyla yapılmış deneylere, gözlemlere âit bilgilere erişebileceğimiz link verebilirseniz sevinirim. Bunun dışında, kitabı okumamama rağmen, bilimle dîni, aynı zamanda da sonsuz boyutta cebirle geometriyi birleştirmek gibi bir iddiası olan kitaba bilimsel gözüyle bakmamam için bir önyargı taşıyorum. Kaç senede yazılmış olursa olsun, bu çeşit kitaplar piyasada bolca var ve hepsi bilimsellikten yoksun. Gene de bunun böyle olmadığı gösterilebilir, ve o zaman böyle olmadığına inanırım, bu kadar basit. Konudışı: "Ben bu kulakların ağzı değilim. Bu kulakları önce parçalamalı ki gözleriyle duymayı öğrenebilsinler." cümleleri benim imzâmdır. İmzânın ne olduğunu öğrenmek için Kontrol Paneliniz kısmından İmza Düzenleme'ye bakmanız tavsiye olunur. __________________
Bilinmeyen bir güç bizi kendine çekiyor. Dünya'dan çok uzaklaştık. Göstergeler çalışmıyor. Can Pekmez Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 18-11-06 20:17 . | ||||
|
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 20
| Sayın Can PEKMEZ beyfendi tüyler ürpertici derecede tuhaf imzanızı ben şahsıma karşı yapılan bir saldırı olarak algıladım. O yönden hatalıyım. Ama bu siteye daha yeni dahil olduğum için, bu şekilde düşünmem de çok normal. Aslında anormal olan GOGLE dedenin her zaman her şeyi bileceğini düşünmek. Çünkü bilimsel gelişme artık logaritmik bir hızla ilerlediği için çoğu zaman gogle dede bile bu hızın gerisinde kalabiliyor. piyasada lütfettiğiniz gibi çok kitap var. Çoğu da internetin başında derleme toplama sonucu oluşturulan kitaplar... Bir de VAHDETİN FORMÜLÜ gibi içinde orjinal bilgiler, sentezler bulunan kitaplar var. Merak ettiğimiz konuyla ilgili olan kitap derleme,toplama bile olsa yine de içinde bilgi vardır diğer türlü orjinal fikirlerin olduğu bir kitapsa, kitap boyunca saçmalamak çok zordur. Bu zorluk aşılmışsa bile bu saçmalıkların arkasında duracak. Onu VAHDETİN FORMÜLÜ nde olduğu gibi 50 000 basıp sermaye bağlayacak, böyle bir riske girecek yayınevi bulmak neredeyse imkansızdır. Yazar adayı saçmalıklarla 330 sayfalık koca bir kitabı doldurabiliyor bir de bunu bastırıyorsa halk da buna beklenmeyecek ölçüde itibar ediyorsa yine de bu kitap incelemeye değer hani yazar bu çetrefilli işi nasıl başarmış diye... siz en iyisi atalarımızın sözlerine kulak verin. Ne demişler; "Ateş olmayan yerden duman çıkmaz." işte bu kadar basit __________________
su gerçektir buharı da ayna gerçektir yansıyanı da insan gerçektir öyleyse hayali de... |
|
| #8 | |
Yazıyaz Grup Genel Koordinatörü Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,431
| Bilimle dini, idealizm ile materyalizmi..."birleştirmek", her ikisinin de "doğru" yanlarını bir araya getirmek çoğu kişiye oldukça çekici geldiği gibi, böyle bir çabanın içinde olmak oldukça heyecan verici ve özgün bir düşünce gibi de gelebilir. Bunun sağlıklı bir yöntem olduğunu da düşünmüyorum.Bu tür davranışlar sadece iyiniyetli girişimler olarak değerlendirilebilir. Zaman zaman bu tür yöntemi, kendi kişisel dünyasına uygulamış insanlarla bir araya geldiğimiz de oluyor. İlk göze çarpan özellik, konuşmalarda rastlanılan birtakım özgün kavramların fazlalığı oluyor. Kötü bir şey değil tabii. Ama sanıldığı gibi bir "derinlik" oluşturduğu anlamına da gelmiyor.Din ve idealizm'in mistik anlamlar çağrıştıran ve bilimsel hiç bir değeri olmayan bir takım kavramlarının doğruluğu kanıtlanmış bilimsel bilgilerle yoğrulması bir sentez oluşturmaktan öte anlamsız sözcükler yığını oluşturmaktan başka bir işe yaramıyor.Biraz tartışıldığı zaman söylenen de "amacımız bilim yapmak değil ki!" oluyor. Benim de anlamadığım bu : Amaç ne o zaman? |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 20
| <H1 style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 35.4pt; TEXT-INDENT: 70.8pt"> VAR OLAN HER ŞEY SEVGİ ÜZERİNE YARATILMIŞTIR MİKRO KOZMOSTA UMUTSUZ AŞK Elektron ve Proton Var mı Kainatta Sizinkinin üstüne aşk? Elektron narin sevgili... Dönerken kendisinden Bin defa büyük Sevdiğinin etrafında Saniyede; Yüzbin kilometreyle Kıskanç habis Nötron Her an sevdiğine dokunup Tebessüm etmekte O gizli güç her neyse? Peşkeş çekerken Nötronu Elektronun Bastığı yeri çökerten sevdiğine Narin güzeli acımasızca Deliler gibi döndürmekte. Bu şiiri ne zaman okusam hep duygulanır içimde bir şeylerin burkulduğunu hissederim. Hani şiire biraz adapte olacak vakti bulsam neredeyse oturup ağlayacakmışım gibi hüzne kapılırken diğer yandan mıknatısın aynı kutuplarının birbirini itip, farklı kutuplarının birbirini çektiği halde Elektronla Protonun neden birleşmediklerini hep merak ederim. Gerçekten de Proton artı elektrik yüküne sahipken Elektron eksi yükle yüklüdür Buna rağmen bu ikisi bir türlü birleşemezler ya Nötronun yüksüz olmasına rağmen çekirdekte, protonun hemen yanı başında olmasına ne demeli? Bu çelişkinin bilimsel açıklamasını bilenlere göre içinde bulunduğumuz ruh durumunun beyanı cehaletimizin kendi elimizden ilanı olarak düşünülebilir. Yine de şiirde bahsi geçen konunun felsefi ve tasavvufi bir derinliğinin olduğuna, bu derinliğin insanı cezbeden bir gizemle kuşatıldığına inanıyorum. Bu öyle bir gizemdir ki o gizemle tanışabilmek, hele o gizemi insan bilincinin aydınlığında eritmek ancak yüreğiyle düşünebilenlere layık görülür. Onun için Fuzuli bir şiirinde; İlm-i kisbiyle paye-yi rifat Arzu-yı muhal imiş ancak Aşk imiş her ne var alemde İlm bir kıyl-u kal imiş ancak (Sonradan kazanılmış ilimlerle yüksek dereceler elde etmek Boş bir arzu imiş ancak. Aşk imiş her ne var alemde İlim bir dedikodudan ibaretmiş ancak.) Dediğinde belki de felsefi ve tasavvufi düşünce derinliğine sahip olarak, konusu ne olursa olsun bilimi bir sanatçı gibi yorumlamanın ne kadar önemli olduğunu vurgulamaya çalışmıştır. Gerçektende makro ve mikro kozmosda Insan bilincinin algıladığı her nesne, her cisim, her aktivite zirvedeki bilincin yüksek seviyeli sanatsal çalışmasının ulaşabildiğimiz küçük yansımalarıdır. Bu, bir ressamın hayalindeki soyut görüntüyü tuvale işlerken salladığı her fırça darbesinde, atan nabzının yapıtındaki başarısına bağlı olarak hızını ve şiddetini değiştirmesine, bir anlamda hayalindeki görüntüyü tuvale işlerken titrek çizgilerle kendisini de çizdiği resme yüklemesine benzer. Fırçayı tutan ellerin maksadını ancak resme derinlemesine bakanlar anlayabildiği gibi bilimcide, resmi oluşturan fırça darbelerinin zaman ekseni üzerindeki sıralanışını, her fırça darbesinin boya karışımını ve bu darbelerin birbirlerine olan konumlarını bırakıp, resmin bütününe bakmalıdır. Bunu yapabilmek içinde yanına felsefi ve tasavvufi düşünceyi ve bir sanatkarın heyecanını klavuz olarak almalıdır. Birkaç şiir yazmış atom çekirdeğinin bilinen yasalarını henüz tam olarak öğrenememiş bir şiir sevdalısı olarak bu şiirle Tanrı’nın bütün Kainatı umutsuz bir aşk temeli üzerine kurduğunu düşünüyorum. Bu düşünce bir iddia değildir. Hayata farklı pencerelerden bakarak veya başkalarının da bakmasını sağlayarak bu sayede bulunması muhtemel gerçeklere bir esin kaynağı olmak. Şiirde bahsi geçen aşkta öyle bir aşk ki bütün kainatta bir benzeri dahi yok aralarındaki zıtlıklara rağmen elektronun, kendisinden 1640 defa büyük, protona karşı duyduğu sevgi dünyadaki aşıkların ürettiği sevginin toplamından bile daha büyük çünkü bu sevgi Tanrı’ya rağmen ve Tanrı müsaade ettiği sürece devam edecek olan büyük bir sevgi. Sevgilileri birbirinden ayıran o gizli gücün yani Tanrı’nın bu ayrılığı yaratmasının sebebi ise; Kainattaki her varlığın her zerresine artarak devam eden bu sevgiyi işlemek. Gerçekten de elektron ve protonun ürettiği sevginin dozu gittikçe artmakta, sevgililerin hasreti her geçen saniye daha da büyümekte büyüyen hasret harlanan bir ateş gibi sevgi kazanını fokurdatmaktadır. Proton merkeze kilitlenmişken ölümcül hızlardaki aşk dönüsü ile Mevlanayı bile kıskandıran elektronu çaresizce izlemekte, hemen yanıbaşında duran nötronun varlığını hiç hissetmemektedir. Elektron ise sevdiğiyle her an beraber olan nötrona karşı hiçbir olumsuz düşünceye sahip değildir. Protona olan hasreti, ona olan sevgisi bütün benliğini işgal etmiş o ben de sadece sevgi barınabilmektedir. Bu varoluşun tersi yokoluşla bitecek büyük bir sevgidir. “Karadeliklerin sırrı çözülüyor mu?” Bölümünde çekim gücünün baskısı ile elektronlar çekirdeğe girdiklerinde protonla birleşip yeni nötronları oluşturduğu, bir sonraki aşamada oluşan karadelikte her şeyin anlamını yitirdiği anlatılıyordu. Sevgililerin birleşmesiyle sevginin yok olması günlük hayatımızda da çokça karşılaştığımız gönül ilişkilerine benziyor. Bir zamanlar birbirlerini deliler gibi sevdiğini söyleyenler kısa bir beraberlikten sonra birbirlerine duydukları sevgiyi aynı bir nötron gibi nötralize ediyorlar. Onun için belkide Mecnun Leyla’sına kavuşunca onu redderek; Sen benim istediğim Leyla değilsin diyor. Bunu söylerken belki de bilmeden bir nötrleşme korkusu yaşıyor. Sevgiliye kavuşamadan ölmek ölene kadar hep sevgiliyle geçirilecek güzel günlerin hayalini kurmak sevgiyi daha da yüceltiyor. Aynı proton ve elektron örneğinde olduğu gibi... Sayın Melnur hanım; sizinde bildiğiniz gibi hayvanlarla insanların bazı ortak hazları vardır. Yemek, içmek ve çiftleşmek gibi. Birde insanı insan yapan özellikler vardır; sevgi,düşünebilmek ve okuduğu bir yazıdan veya şirden entellektüel bir zevk almak gibi yukarıdaki yazıyı VAHDETİN FORMÜLÜ isimli kitabımdan aldım. Bu yazıyı okuttuğum herkesle bu insani hazzı beraberce yaşadım. Okuyan herkes şapkalarını çıkarıp ustasın, üstatsın dediler. dileğim aynı mutluluğu sizinle de yaşamak, kalemimin gücüne sizi de inandırabilmek aksi takdirde en az bütün bir evreni kaybetmiş kadar mutsuz olacağım ve düşüncelerimden ve kitabımdan şüphe duyacağım. Korktuğum şey olmazsa sırf bu orjinal yazı için bile VAHDETİN FORMÜLÜ alıp okunmaya kütüphanemizde saklanmaya değer... SAYGILARIMLA </H1> __________________
su gerçektir buharı da ayna gerçektir yansıyanı da insan gerçektir öyleyse hayali de... |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 20
| Küpün n boyuttaki modelinin formülü: N küp: (n-(n-1)). (n-(n-2)). (n-(n-3))...................(n-3).(n-2).(n-1).n.2n = 1 1.2.4.6.8.10..............n……..2n kesir çizgisinin üzerindeki (2n) değeri 2 üzeri n olacak teknik bazı engeller sebiyle yanlış aktarılmış özür dilerim __________________
su gerçektir buharı da ayna gerçektir yansıyanı da insan gerçektir öyleyse hayali de... adem dudu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 26-11-06 23:31 . |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|