| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 167
| Ömrünün 50 yılını komünist ideoloji yolunda harcayan Salih Gökkaya, daha sonra İslâm'la müşerref olarak vefât etmiştir. 'Türkiye Komünist Talebe Teşkilâtı Başkanı' sıfatıyla Yugoslavya Devlet Başkanı Mareşal Tito'nun şeref misafiri olarak Belgrad'a gitmiş ve ömrünün son günlerini geçirmekte olan Tito'yu ziyaret etmiştir. Josip Broz Tito (d.1892), 1945 yılından ölümüne, 1980’e kadar Yugoslavya’yı yönetmiş, katı ve kapalı bir rejimi sürdüren, yaygın adlandırmayla ‘diktatör’lerden biriydi. Onu, milyonlara hitap eden o dil ve çenesi düşmüş, eller ve bacakları tam bir değnek hâlini almış, gözleri yaşla dolmuş, dudakları titrer hâlde ve yüzündeki acı ifâdelerle görünce, teselli vermek için demiş ki: 'Efendim ölüm sizi korkutmasın. Belki maddeten aralarından ayrılacaksınız ama, yaptığınız inanılmaz hizmetinizle kalplerde ebediyyen yaşayacaksınız.' Tito, büyük bir pişmanlık içinde şu müthiş itirafta bulunur: ”Yoldaş, ben ölüyorum artık... Ölümün ne derece korkunç bir şey olduğunu size anlatamam. Anlatsam bile sıhhatli ve genç olan sizler, bu yaşta bunu anlayamazsınız. Düşünün; ölmek, yok olmak, toprağa karışmak ve dönmemek üzere gidiş... İşte bu çıldırtıyor beni. Dostlarımızdan, sevdiklerimizden, ünvan ve makamlardan ayrılmak. Dünyanın güzelliklerini bir daha görememek. Ne korkunç bişey, anlamıyor musunuz? Yoldaşlarım, sizlere açık bir kalple itirafta bulunmak istiyorum: Ben öldükten sonra, toprak olacaksam, diriliş, ceza veya mükâfat yoksa, benim yaptığım mücadelenin değeri nedir? Söyleyin bana? Ha yoldaşlarımın kalbine gömülecekmişim veya unutulmayacakmışım veya alkışlanacakmışım neye yarar? Ben mahvolduktan sonra, beni alkışlayanların takdir sesleri, kabirde vücudumu parçalayan yılan ve çıyanları insafa getirir mi? Söyleyin bu gidiş nereye? Bunun izahını Marks, Engels, Lenin yapamıyor. İtiraf etmek zorundayım. Ben Allah'a, peygambere ve âhirete inanıyorum artık. Dinsizlik bir çâre değil. Düşünün, şu kâinatın bir Yaratıcısı, şu muhteşem sistemin bir kanun koyucusu olmalıdır. Bence ölüm de son olmamalıdır. Mazlum gidenlerle, zâlimce ölenlerin bir hesaplaşma yeri olmalıdır. Hakkını almadan, cezâsını görmeden gidiyorlar. Böyle keşmekeş olamaz. Ben bunu vicdanen hissediyorum. (Öyle ki, milyonlarca suçsuz insana yaptığımız eza ve zulümler şu anda boğazıma düğümlenmiş bir vaziyette...) Onların ahlarına kulak verecek bir merci olmalı... Yoksa insan teselliyi nereden bulacak? Bunların bir açıklaması olmalı. (Marks bu mevzuda halt işlemiş. uyuşturmuş beynimizi.) Nedense ölüm kapıya dayanmadan bunu idrak edemiyoruz. Belki de göz kamaştırıcı makamlar buna engel oluyor. Ben bu inançtayım yoldaşlarım, sizler de ne derseniz deyin!” Halit Ertuğrul; Kendini Arayan Adam (s. 105) A.MELİK OZAN ---------- yazı genelinde kalın harf ve renk kullanılamaz.. forum yönetimi.. __________________
Gel...Gel... Ne olursan ol,gel. İster kâfir,ister mecûsi. İster puta tapan ol,gel... tuqu Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 08-11-06 14:07 . |
| #2 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: Oct 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 934
| sayın çağatay, nasıl etkilendik bilemezsiniz....ben hemen imana geldim. hayatın anlamı bu işte dedim. 20 küsür yıllık ateistim...bunu hiç düşünememiştim...Ama benim torbamda da önce allaha inanıp sonra bundan vazgeçen akıllı insanların hikayeleri var onu ne yapacağız... Benim torbamda bilim var...onu ne yapacağız... |
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 167
| Siz bilimden faydalanıyorsunuz, biz kuyuda mı yaşıyoruz syn Pan ?! Efendimiz; ''İlim Çin'de olsa dahi alınız'' buyurmuştur. Siz kendinizi seviye olarak üst bir konumda görüyorsunuz sanırım! Bu da sizin torbanızın deliğinin resmidir.Siz ve diğer Allah'I inkar edenler,ne kadar okuyup,yazsanız da torbanızın altı deliktir.İçini doldurmaya çalışırsınız ama siz kattıkça o boşalacaktır.İçinizde her zaman bir boşluk ve şüphe olacaktır. Allah hidayet nasip etsin. __________________
Gel...Gel... Ne olursan ol,gel. İster kâfir,ister mecûsi. İster puta tapan ol,gel... |
| #4 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225
| Cagatay, bu olayın "kaynakca" sını, gösterirmisin? Yani, Tito'nun böyle yaptığını kim görmüş, kim kayıt düşmüş? Tarifler bana hiç inandırıcı gelmedi. Mesela, "o dil ve çenesi düşmüş, eller ve bacakları tam bir değnek hâlini almış, gözleri yaşla dolmuş, dudakları titrer hâlde ve yüzündeki acı ifâdelerle" şeklinde betimlenebilecek bir tito olmadı hiç. Son bir kaç gününde çekilmiş bir resim: http://www.titoville.com/images/tito-s-sinovi.jpg Görüleceği üzere, son derece gürbüz biriydi ölürkende. Ve dahası, bunları söyleyecek kadar yalnız kalmadı hiç. Yugoslavya'da, haber duyulduğu anda, statlarda top oynayan futbolcular, yere yığılıp ağlamışlardı. O derece sevilen bir liderdi. İyi veya kötüdür ayrı bir tartışma. Ve son anında da halkı yanındaydı.. |
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 167
| Anibal, kaynak altında belirtilmiştir : Halit Ertuğrul; Kendini Arayan Adam (s. 105). Kitabı alı bakarsanız kaynakcasını da belirtecektir,ben yazarsam kaynakcanın da kaynakcasını soracağınıza eminim sizin bizzat bakmanız daha iyi olacaktır. Yukarıda verdiğiniz resimde de bayağı bir iyi durumdaymış (!) İnsanlar öldüğünde ilk 3 gün herkes iyilikle anar,düşmanları bile onu öve öve bitiremez.Üstünden biraz zaman geçince herkes normale döner...Ecevit vefat etti,zamanında birleşelim deyi kabul etmeyen adamlar şimdi O'nun devlet adamlığından ve dürüstlüğünden söz ede ede bitiremiyor. __________________
Gel...Gel... Ne olursan ol,gel. İster kâfir,ister mecûsi. İster puta tapan ol,gel... |
| #6 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225
| Halit ERTUĞRUL kimdir? Bir yugoslav tarihçi mi? Yoksa Tito'nun asker arkadaşı filan mı? Öldüğünde Tito'nun yaşını hesap ettiniz mi hiç? Ben gidip alıntı olan/olması şartı olan bir kuru laf için kitabını alacak değilim. Bende görüyorum o kaynağı ama, kabul etmiyorum. O kitap bende yok, yazın bakalım o kitap madem sizde varsa.. Nerden alınmış bu mevzu.. Müslümanların en büyük özellikleride, işte böyle aynada gözlerinin içine baka baka yalan söyleyip kendilerini kandırmalarıdır. Ct. Couestou, N.Armstrong vs. gibi adamları müslüman ilan etmeler, hiç alakası yokken Tito'ya "Allaha, peygamberine..." iman ettirmeler vs. vs.. İddia sahibi sizsiniz. Buyrun, konuyu ispat edin.. |
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 167
| Kaynak yazının altında,inanmıyorsanız alır okursunuz ve yanlış olduğunu delilleriyle sunarsınız! __________________
Gel...Gel... Ne olursan ol,gel. İster kâfir,ister mecûsi. İster puta tapan ol,gel... |
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 175
| SYN Çağatay, alıntınızı okudum nakledilenlerin gerçek olma olasılığı kadar olmama olasılığı da var, fakat insanın son anlarını hissetmesi ve bir bilinmeze gidiyor olduğunu farketmesi aslında her insanda olan inanma ihtiyacının ortaya çıkması için en canalıcı anlardan birini oluşturuyor. en azından ölmeden doğruyu kabul etmiş, darısı herkesin başına. saygılar __________________
ILIK VE SAKİN OLMALI TIPKI MEVLANA GİBİ... |
| #9 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 3,225
| Baki ben senin kaynağına bakıyorum ve diyorum ki, "Kimdir bu adam ki, Tito hakkında ahkam kesebiliyor.." Bak ben aksini iddia eddiyorum mesela.. O adamında Tito ile benden daha fazla alakası olduğunu sanmıyorum. Hadi size bir iyilik yapalım.. Bu konu buraya daha önce, elifcik tarafından taşınmıştı. Metin, sadece, İbrahim Refik tarafından, sözde Salih Gökkaya'ya izafen ortaya konmuştur. Denir ki, Salih Gökkaya, bir zaman gitmiş, Tito'nun konuğu olmuş, Tito'da bu lafları söylemiş. O da bir mektup yazmış. Ölümünden sonra oğlu bulup güya, bu mektubu yollamış... Rivayete göre bu Salih Gökkaya, "Türkiye Komünist Talebe Teşkilatı Başkanı" sıfatıyla, Tito'yu ziyaretinde bu vaka yaşanmış. Amma, Türkiye'deki komünistler nedense bu ismi hiç tanımazlar. Kimdir, nedir, necidir hakkında hiç bir bilgi yoktur. Tito'nun tüm yaşamı içinde de, böyle bir sıfatla veya isimle herhangi bir ziyaretçisi olduğuna dair herhangi bir kayıtta yok. Bu masal ve bahsedilen kişiler, sadece ibrahim refik'in hikayesinde mevcutturlar.. Bu hikaye, baştan sona düzmeceden ibarettir. Başka da bir şey yoktur. Safsata batağında batmış olduğunu farkeden biri, bunun gibi doğru-yanlış demez, her dala tutunmaya çalışır. Biraz seçici olun. Böyle mesnetsiz laflara filan hemen "ahha vallaha" diye itibar etmeyin.. Evet, siz kaynak gösteremezsiniz, çünkü kaynak filan yok aslında.. Sadece, çok kötü yapılmış ve bir kaç safdil nurcuyu tavlayacak seviyede bir hikaye var ortada.. |
| #10 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: Oct 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 934
| Türkiye Komünist Talebe Teşkilatı Başkanı salih gökkaya diye biri yoktur...20 yıllık solcuyum olsa bilirim...bu internette dolayan öyle bir hikayedir..her duyduğunuzun üstüne atlamayın....merak eden google baksın |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|