| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
| #1 | |
Forum Kurucu Üyesi ![]() Giriş Tarihi: Mar 2005
Mesajlar: 1,650
| Dr. Ender Saraç’ın Doğan Yayınları’ndan çıkan Doğanın Şifalı Eli adlı çalışması birkaç haftadır en çok satan kitaplar arasında. Son yıllarda gazete sayfalarında, TV programlarında adlarını çok duyduğumuz antioksidanlar, oligoelementlerin yanı sıra, vitaminler, gıda destekleri, çaylar, baharatlarla ilgili anlaşılır dilde pratik bilgi sunuyor ve Türk insanının yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarını göz önüne alarak kabızlık, stres, uyku bozukluğu ve benzeri problemler için hatta sağlıklı oruç tutma konusunda evde uygulanabilecek pratik reçeteler öneriyor. Bu haliyle her eve lazım bir başucu kitabı, bir sözlük gibi. Kanser tedavisinde önerilen bitkisel desteklerin, kemoterapiden sağlanacak iyileşmeyi olumsuz yönde etkilediği görüşleri var. Siz kişisel deneyimlerinize dayanarak buna katılmıyorsunuz; ama karar verici için bu yeterli mi? Kanser tedavisinde bilinçli kullanılan doğal preparatların yanı sıra doğru beslenmenin, stresle başa çıkmanın, bitki çaylarının ve bazı baharatların gerçekten çok işe yaradığını ben bizzat yüzlerce hastamda gözlemledim. Bu destek tedaviler çoğu zaman onkoloji uzmanlarıyla haberleşerek yapıldı ve hastaların yaşam süresi ve kalitesi çok olumlu etkilendi. Bu hastalar daha az ağrıyla, kemoterapi-cerrahi-radyoterapi gibi yöntemlerin yan etkilerini daha az hissederek yaşıyorlar. Siz daha önce Hint inanışlarına göre biçimlenen bir tıbbi yaklaşımı benimsemiş ve insan bedenlerini tiplere ayırmıştınız. Eğer bu Türk insanı için de geçerli idiyse, neden bu yeni kitapta dikkate almadınız? Ayurveda evrensel bir bilgidir. Ben bu tıp yaklaşımını Türk insanının özelliklerine göre yorumlamıştım ve çok yararlı sonuçlar aldım. Ancak Uzakdoğu tıp sistemleri ve felsefesi içerisinde derinleştikçe bizim kendi öz kültürümüzdeki pek çok bilginin de işe yarayabileceğini anladım. Daha önceden Doğu’daki bilgilere toplum olarak burun kıvırıyorduk. Bu kadim bilgileri Batı keşfetti kendi bilimsel anlayışına göre denemelerden geçirdi ve biz Doğu’nun bilgisi üzerimizden Batı’ya geçip tekrar Batı’dan bize dönünce kabullendik. Tahminime göre teknoloji ince enerjileri saptayabilir duruma geldikçe beş duyu ile algılayamadığımız pek çok enerjinin de var olabileceğini ve insanı çok etkileyebileceğini öğreneceğiz. Nurlu insan, kasvetli ev, onun bana hep nazarı değiyor, yıldızım düşük, yıldızı parladı, kem gözlere kurşun gibi konuşmaların altında yatan ince enerjilerin zamanla saptanabildiğini göreceğiz. Kişinin içe dönüp manevi yanlarını keşfetmesinin bedenindeki bağışıklık sistemini güçlendirdiği biliniyor. Bu nasıl oluyor? Görünmeyen bir şey yani dua ve düşünce, görünen bir şeyi; fizik bedeni nasıl etkiliyor? Aslında görünmeyen diye bir şey yok, beş duyu ile algılanamayan diye bir şey var. Biz bu boyutta yaratılıp gönderildiğimizde beş duyu ile algılayabildiğimiz kadarına var diyoruz. Bizim duyamadığımız dalgalarla yarasa yön buluyor, bir böceği yiyebiliyor, arı renkleri göremediği halde sadece mor ötesi ile 17 km’ye kadar gidip yuvasına geri dönebiliyor. Köpek bizim duyamadığımız desibeldeki sesleri duyup çok ince titreşimlerle yer kabuğu hareketlerini, sahibinin 300 metre uzaktan arabayı park edip eve doğru yürümekte olduğunu hissediyor. Bunlar bize göre yok; ama köpeğe, yarasaya, arıya göre var. İçe dönüş teknikleriyle, beş duyumuzla algılayamadığımız kuantum düzeyinde enerjiler devreye giriyor. Kuanta adı verilen çok yüksek frekansta titreşimcikler olduğu, bunların enerji ile madde arasında geçiş yapacak şekilde sınırdaki maddeler olduğu tespit edildi. İşte bu maddelere herhangi çok ince enerji düzeyindeki bir uyaran geldi mi, kuantum düzeyinden kuantum taneciklerine, oradan atomlara, moleküllere, dokulara ve her türlü maddesel düzeye dönüşebiliyorlar. Yani madde ile zihin arasında, enerji ile maddesel evren arasında geçiş noktaları bunlar. Düşünce ya da dua uyaran oluyor yani Evet düşünce çok ince düzeyde bir enerji. Her şey özünde bu titreşimlerle başlıyor. İnsanın iç âleminden gelen ve maddeselleşme için gerekli olan ilk şeyler bunlar. Mesela ben kolumu kaldırmak istediğimi düşünüyorum ve kaldırıyorum. Elma ağacının küçücük tohumu var önce, içinde elmanın tüm arşiv bilgisini barındırıyor. Ona uygun şartlar sağlanınca DNA’larına yüklenmiş olan yazılım programı, hafıza enerjisi kocaman bir elma ağacı oluyor. İçimizdeki özel frekanstaki titreşimleri, Hindular bazı mantralarla mesela “om” sesiyle harekete geçiriyor. Siz sıkça meditasyon, reiki, pozitif enerji çalışmalarına yogaya değiniyorsunuz. Allah’ın adları ve sıfatları varken bir Müslüman neden “OM” sesiyle meditasyon yapsın? Namaz varken neden yoga yapsın? Çünkü her kültürün toplumsal hafızasında kendine özgü bir kayıt var. Ben düzenli uyguladığım dinî ritüellerimin kendi öz kültürüme ve yapıma daha uygun olduğunu düşünüyorum. Tabii ki Esmaül Hüsna veya bazı ayetlerin zikredilmesi de böyle bir etki yapıyor. Mesela Felak Sûresi belli sayıda okunduğunda oluşturduğu enerji kalkanıyla insanı dıştan gelen negatif enerjiye karşı koruyor. Bilim bunları çok net bir şekilde ortaya koyacak. Ama herkes kendini nasıl rahat hissediyorsa öyle yapsın. Belki de benim gibi sevgi dolu ve baskıcı olmayan kişilerin oranı arttıkça insanlar birbirlerine daha önyargısız ve rahat yaklaşacaklar ve yanlış anlamalar da ortadan kalkacak. Uzakdoğu kültürü ile ruhsal açılım yaşayan insanlardan pek çok kişi, zamanla kendi kültürümüz içinde göremedikleri değerleri de daha iyi algılar ve hisseder olmuşlardır. Bırakalım herkes kendi doğru bildiği eylemini uygulasın. Düzenli ibadet yapan insanlar için sağlık önerileriniz var mı? İnsanoğlu ilk doğduğu an mükemmeldir. Büyüdükçe, deneyim sayısı arttıkça kendini iyi korumazsa bozulmaya başlar. Tıpkı mükemmel bir bilgisayara zamanla virüs bulaşıp, yazılım programına zarar vermesi ve kapasitesini düşürmesi gibi insanoğlunda da olumsuz gelişmeler ve davranışlar başlar. Zamanla bu ruhsal ve zihinsel bozukluklar ve oluşan olumsuz enerjiler maddeselleşmeye başlayıp hastalık adını verdiğimiz fizyolojik durumları oluşturur. O halde dinleri bir virüs koruma programı olarak mı görmek lazım? Tabii. İnsanoğlunun sinir sistemi de bilgisayara virüs bulaşması gibi olumsuz enerjilere açıktır. Bu nedenle belli aralıklarla bilgisayarlarımızı yani kendimizi yeniden formatlamak yani temizlemek ve koruyucu anti-virüs programları koymak gerekir. Kur’an, insanoğluna gönderilmiş en gelişmiş anti-virüs programıdır. İçerisindeki pek çok bilgi ve bizzat enerjisi, birçok olumsuzluğa karşı koruyucu kalkanlarımızı kuvvetlendirir. Nasıl ki Windows 98-2000-2003 gibi sürekli gelişen modeller varsa insanoğluna da belli aralarda gelişmiş ruhsal yazılım programları gönderilmiştir. Bunlar da bilge kişiler veya bu yazılım programlarını uygulama ruhsatını elinde tutan operatörlerce yani peygamberlerce yürütülmüştür. Gelelim önerilerinize. Günde beş kez abdest alan bir kişi sağlık kurallarına dikkat etmezse ayaklarında mantar riski artabilir. Çoraplarını ters çevirip kurutmalarını öneririm ki mutlaka güneş ışığı görsün. Ayak parmak aralıklarını kendilerine ait bir havluyla veya kağıt havluyla kurulayabilirler. Hatta arada bir açıp güneşlendirmek, ayak parmak aralarını saç kurutma makinesi ile kurulamak gerekir. Bunun dışında özellikle koyu renk giyinen kapalı hanımları kemik erimesine karşı uyarmak isterim. Uzun süre güneş ışığı alınmazsa D-vitamini kolay kolay aktif hale dönemez, kemik ağrıları, kemik erimeleri olabilir. Bu nedenle her gün 10-15 dakika güneşlenmek önemlidir. Ancak dikkat, camdan geçen güneş olmaz. Cam ultra-viole ışınlarını emer ve D-vitamininin aktif hale gelmesine engel olur. Erken yaşlarda daha 35’li yaşlarda kadınların kalsiyum, magnezyum ve çinko desteği almaları, düzenli egzersiz ve yürüyüş yapmaları, bol süt ürünü tüketmeleri ileri yaşta kemik erimesi, kemik ağrıları, boy kısalması ve kamburluk gibi problemleri engeller. 26.06.2005 NURİYE AKMAN __________________
Beni öldürmeyen her şey, beni daha güçlü yapar. Beyin Fırtınası Geri Döndü |
| #2 | |
Mesajlar: n/a
| Bu güzel çalışma için kendi adıma teşekkür ederim İbra hocam. Ellerine sağlık. |
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005 Ülke / Şehir: manisa
Mesajlar: 921
| Olayı kavrama açısından bir çok örneklendirme yapılabilir sanırım Ama işin temeli ne, aslı fesli ne derseniz şu : Beynimiz mükemmel bir mekanizma gerçekten ve biz o muhteşem aletin % 5 civarında bir potansiyelini kullanıyoruz eeee % 95 laf olsun diye mi var ? Asla, sistemde hiç bir şeyde ve yerde gereksizlik gibi bir kavrama yer yoktur, gereksizlik izafidir çünkü. Bugün lazım olmayan bir şey yarın çok lazım olabilir. İşte bizim ibadetler genel adıyla bildiğimiz bütün o çalışmalar beyin potansiyelimizi üst sınırlara çıkartmak amaçlıdır. Şu an ki potansiyelimiz 5 duyu üzerinedir ya üst duyular ? 6., 7., 8., 9., duyular işte bu duyular beynimizde potansiyel olarak vardır ve bu ibadet dediğimiz çalışmalarla kazanılabilnir. |
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,341
| Kuranin bir anti-virüs programina benzetilmesi mantikli bence. simdi burada virüsler: ateisteler, kafirler, dinsiz imansizlar, yahudiler, hiristiyanlar, demokratlar, laik cumhuriyetciler, vb. olmali sanirim:-) Ama program bir türlü update yapilamadigi icin, virüsler hala calismaya devam ediyor nasilsa:-) __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal |
| #5 | |
Mesajlar: n/a
| hırsızlar, gaspçılar, ırz düşmanları, sahtekarlar, dolandırıcılar, zinakarlar, rüşvetçiler, sömürücüler... Vs de eklenmeli sayın Canuğur. Program kusursuz işliyor ve her insan sonunda upgrade ediliyor. |
| #6 | ||
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,341
| Alıntı:
__________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal | |
| #7 | ||
Mesajlar: n/a
| Alıntı:
| |
| #8 | |
Forum Kurucu Üyesi ![]() Giriş Tarihi: Mar 2005 Ülke / Şehir: 23185
Mesajlar: 3,827
| Sayın canugur, update etmeye kalkarsanız çarpılırsınız :-) __________________
En güzel besinler, içinde antioksidan barındıranlardır :) |
| #9 | ||
![]() Giriş Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 5,341
| Alıntı:
Turan Dursun....(espri bir yana, o da formatlamisti) __________________
"Tüm dönemlerde, toplumun kutsallastirdigi bos düsüncelerden tehlikesizce siyrilmak imkansizdir." M.Kemal | |
| #10 | ||
Mesajlar: n/a
| Alıntı:
| |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| En tehlikeli virüsler | petricli | Bilişim | 0 | 08-06-05 17:55 |