|
|
||||||||||
![]() |
| |||||||
| Hangi yazın türü ve neden? / konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Edebi tartışmaların ve kitap tanıtımlarının yer aldığı bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 153
| Hangi yazın türü ve neden? Şair olunmuyor, şair doğuluyor sanki. Şiir bir beste, notaları dizeler olan. Şiir için yürek kulağın iyi olmalı. Şiir bir birikim. Birikimin şifrelenişi dizeler. Çok yazılıp çizilse de, şiirin “gerçeği yok sayma sanatı” oluşunu yazana hak veririm. Gerçekler elime yüzüme bulaşıyorken, onları yok sayma cesareti ve yetisi bende olamaz. Bu yüzden söz şairlerin derim. Roman uzun soluklu öykülerdir. Emek ister. Beslenip büyütülen, eğitilip mezun edilen öğrencidir roman. Her diplomayı alanın iş bulamayıp, kaldırım aşındırdığı gibi, roman da kaldırımlar aşındırır, ucuz kaldırım romanı yaftasını yiyerek. Kısaca araştırma, not alma, planlama gerektiren roman, biyografi, makale gibi türlerin okuyucusu olmak güzel...hazıra konmak, afiyetle yemek. Öykü...küçük roman. Romanın minyatürü. Bu denenebilir. Hatta yazacağım iyi bir öykü ile “ben istesem” başlangıç cümleli ego tedavisine bile gidebilirim. Üstünde durmam gereken tür olduğu bir tür. Denemeliyim. Denemeliyim dedim de; Denemenin zorluğu hiç ırgalamaz beni. Çünkü deneme türü hakkında bir yazı okumuştum. Deneme yazarının kaypaklığından bahsetmişti. Deneme yazan insanın bir gün ak dediğine, ertesi gün kara dediğini yazmıştı. Bu türle uğraşanlar için de epey şeyler yazmıştı. Kaypak demiş, daha ne desin derseniz, kaypaklık en erdemli yandı galiba. Kaypaklık dışında yazılanları önemsemedim. Çünkü her söylediği sözü, kaypaklık etrafında döndürdüğünü anlamıştım. Çünkü yazı bir denemeydi. Adam denemesinde, deneme yazanların kaypaklığından bahsediyordu. Dedim, deneme istediği kadar zor tür olsun, alt yapım sağlam...denemeliyim. Bence deneme... |
|
| #2 | |
Uzaklaştırıldı
Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 453
| Sederim biraz geç kalmış olmakla birlikte şimdi burdayım. Neyse dost hoşgörüne sığınarak. Şimdi ben biraz fikir jimnastiği yapsam daha doğrusu sesli düşünsem -yazarak- nasılsa dostlar arasındayız. Kimse bana saçmalamayın sayın Lamira demez. Olsa olsa sayın Lamira bu saaten sonra ne jimnastiği siz bizce tempolu yürüyün derler; bu da sanırım benim kaldıramayacağım bir şey olmaz. Hangi yazın türü? Hikaye, deneme, olabilse roman. Neden? Bir; hep hayalimdi.İki; beni çok mutlu ediyor. Kurgulamak o kurguyu geliştirmek bir piramit gibi yükseltmek, kahramanlarımla savaşmak onları yönetmeye çalışmak, çoğu zaman onlara ve hikaye ye yenilmek- bunun anlamı kendimi çok fazla kaptırıp- yazarken adeta yaşıyor gibi olmak. Bir de benim şairleri kıskanmak gibi bir durumum var. Şairleri ve şiirlerini. Bu haris ve kötü niyertli bir kıskançlık değil tabii. Her zaman romancıların şairlere göre kafalarının daha karışık olduğunu düşünmüşümdür. Her zaman ki tanımımla şiir iki dize de dünyalar kurup o dünyanın içine herkesi katabilmekse bu kıskanılası bir şey. Ama ne yazık ki bu yetenek bende yok. Onun için bu işi erbablarına bırakıp ben biraz daha düz yazının hikayenin dehlizlerinde koybolacağım ta ki kendime yeter artık ''deneme'' deyinceye kadar. Sederim bu topik senin, bana da senin olan her yerde uçmak serbest. Naçizane düşündüklerim. |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: yerküre
Mesajlar: 1,760
| Sn. edebiyatçılar yine geceler sizin bakıyorum.Mderin,sederim,lamira herkes buralarda.Aslında biraz bağlamdan kopuk ama madem uçuş serbest bende bir şeyler demek isterim Tabii yazan biri olarak değil çünkü çok başındayım bu işin okuyucu olarak.Deneme maalesef ülkemizde çoğunlukla yanlış algılanan bir tür.İnsanlar deneme yazdıklarında sn. sederimin söylediği gibi tutarlılık ölçütleri olmuyor.Çünkü ne de olsa tutarlılık yalnız bilimsel makalelerde aranan bir özellik.Hoş bu işin içinde biri olarak makalelerinde çok tutarlı nitelikte olduğunu söyleyemem açıkçası.İnsanların sınırları flu olmalıdır fakat bir insan bir fikrin en azından aynı anda hem savunucusu hem karşıtı olamaz.Evet diyalektik önemlidir.Fakat dengeyi iyi kurmak gerekir diye düşünüyorum.__________________
hiç birşey hissetmiyorum artık tüm duygularımı vestiyere bıraktım ruhsuz burjuvalar gibi et parçası gibi maskemi takıp dans ederim... |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2005 Ülke / Şehir: ankara
Mesajlar: 1,180
| deneme ve roman bence.. aslında şiir de güzeldir.. hem niye ayrım yapıyoruz ki.. hepsi güzel.. tabii ben yüzeysel düşünebiliyorum, edebiyat tutkunu değilim de.. ama montaigne'nin denemeleri, yaşar kemal'in romanları, nazım hikmet'in şiirleri aklıma gelince nasıl seçim yapılabilir ki diyorum.. unutmadan bir de çocukluğumuza damgasını vurmuş meşhur ömer seyfettin öyküleri vardır değil mi.. unutulur mu hiç.. __________________
öğrenci görünümlü müzik insanı |
|
| #5 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 208
| "Sn. edebiyatçılar yine geceler sizin bakıyorum.Mderin,sederim,lamira herkes buralarda."Geceler bizim de; uykusuz geceler sayın Sosyologgg. Hangi yazın türü ve neden? Zor bir soru. Edebiyat bizim için seçmeli ders değil ki! Bir tutku adeta. Yazıp yazmamak arasında istediği tercihi yapabilen var mı? Yazamamak kaygısını taşımayan varmı? İstersem şiir yazarım, istersem roman diyebilen var mı? Yeteneği olanlar için sorun olmaz da, benim gibi ne çıkarsa bahtıma diyenler için, biraz zorunluluk galiba. Tercih hakkım olsaydı, keyfime kalsaydı; Şiir yazardım sadece. Yalnızca....Şiir. "Çenebazlık!" yapmak zorunda kalmazdım. Kaptırırdım iki dörtlük...seyrederdim...... Sayın lamira, bana uçmak serbest demiş. İzin çıkarsa biz de uçarız. Ayağımızda prangalar yok ya!.............Uçtuk mu yoksa ? |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 153
| Konunun açılış neden aslında bir tercih zorunluluğu değildi. Yazmak tutku ise, tutkunu olanları peşinden sürükleyeceği açık. Tutku az şey değildir. Ama bir yazın türüne tutkumuz var mı, peşinden koştuğumuz. Sanki yazmanın kendisine olan tutku, yazın türlerinde farklılaşıyor. Naz ettiklerimiz oluyor. Şiir herkesin hem fikir olduğu bir tür,su götürmüyor. Çünkü sadece duygu yumağı ve sadece benden...ben..cil...herkes şiir dediği duygusunun sunumunu defalarca yapmıştır. Deniyorum dedim ya, en çok denediğim türdür laf aramızda. Kim istemez ki dünyayı bir cümleye sığdırmayı. Sığmıyor diye tabi ki yazmak ve yazmamak arasında tercih elimizde değil. Yaz-a-mamak kaygı değil. Tutkusu yazmak olanların... Şiir platonik aşkımız kalsa da , göz kırpan çenebazlıklar bizim. Mesela Sayın Lamira bildiğimiz kurgucu yanından bahsetmiş. Uzun soluklu bir kurgu olan roman ve Sayın Lamira'nın konuştuklarına tanık olmak isterdim. İstemez miydiniz? Tüm yazan arkadaşların türlerle bir kez konuştuklarını duymak istemez miydik? Ayrıca Sayın sosyologgga deneme hakkında yazdıklarından, Sayın Orkun'a da okuma açısından türleri değerlendirip, konuya farklı bakış açısı getirmesinden dolayı teşekkür ederim. Ayaklarımız varsın prangalı olsun. Ayaklarımızdaki prangalara bakmaya gerek bile yok. Uçmak ellerimizde. Ve Sayın mderin'in kendime hayli yakın bulduğum teşbihi çenemizde. Çenemizse ellerimizde... Sederim Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 21-11-06 10:19 . |
|
| #7 | |
Uzaklaştırıldı
Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 453
| Sayın Mderin çok güzel ve aynı zaman da acı bir noktaya temas etmişsiniz ki özellikle benim için bazı dönemlerde kabus. Yazamamak korkusu. İnsanı kemiren bir duygu. Kaybetme korkusu. Yazmadığım, karşıdan baktığım dönemlerde yazan dostlarımın yazamayan yazarlar sınıfına kendilerini dahil edip bunun için çektikleri acıyı gördüğüm de bunu bir abartı olarak algıladığım dönemler olmuştur açıkçası. Ama nasıl bir gafil olduğumun ayrımına ancak yazmaya başladığım da erince yazan her insanın bu korkuyla yaşamaya alışması hatta bunun gerekli bir duygu olduğunu bile düşünmeye başladım. Ne dersiniz mderin yanılıyormuyum? |
|
| #8 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 208
| Şiir dedim. Sayın Sederim olmaz diyor. "Şiir hepimizin platonik aşkı; sahiplenme" O halde roman diyorum bende. Ya dört cümle ile! "dünya" yı yazarım. Ya da dört cümle için! "dünyayı" İkisinin arasındakileri biliyorsunuz zaten. "yazan her insanın bu korkuyla yaşamaya alışması hatta bunun gerekli bir duygu olduğunu bile düşünmeye başladım.Nedersiniz mderin yanılıyormuyum?" Tamamıyla doğru sayın lamira Umursadıklarımızı, değer verdiklerimizi kaybetmekten korkarız. Sayın Sederimin, "yazma tutkusu olanlar için yazamamak kaygı değil" tespiti de doğru. Bir paradoks değil! Tutkunuzu kaybetmedikçe kaygı yok! Kaybetme korkusu, değer verdiğinizdendir. |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: yerküre
Mesajlar: 1,760
| Elif Şafak şöyle der ya da en azından buna benzer bir şeyler yazmak benim için süreklilik arz eden bir durumdu hayatımdaki kopuşlara tek tesellim ve hayatıma baktığımda tek süreklilik yazıydı.O kadar haklı ki.Düşünsenize hayatımızda kırılma noktaları,kesintiler o kadar çok ki.Böyle zamanlarda yaralanırız,tutuluruz ve kabuğumuza çekiliriz.Fakat yazı o çetin kabuğu deler ve yaralarımızı saramasa da hatta derinleştirse de onlarla yüzleştirir ve onlarla yaşamayı öğretir.En önemlisi de derdiniz varsa ve rahatsızsanız yazarsınız yoksa ne hacet... __________________
hiç birşey hissetmiyorum artık tüm duygularımı vestiyere bıraktım ruhsuz burjuvalar gibi et parçası gibi maskemi takıp dans ederim... |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 153
| Sayın mderin şiir dedi. Ben olmaz dedim. Olmaz desem de platonik aşklarımız çoktan vuslatına erdi. Sahiplenmek de cabası. Yaz-a-mamak kaygı değil, tutkusu yazmak olanların. Sayın mderin’in söylediği gibi bu bir paradoks değil. Dışarıdan bakana, paradoks değil. Sayın Lamira ben yazamazsam duygusunda istediği kadar yoğunlaşsın. Ben biliyorum ki yazacak. Bu duygunun gerekliliğini mutlaka sorgulayacak. Hem içinde yazamasam kaygısıyla yoğunlaşacak, hem yazacak. Bu onun bir paradoksu olsun. Yazmak tutkusu ise önemli mi? Yazmak haylice içerideki açmazlarımıza el atmak değil midir? Aslında Sayın Lamira’nın bu konudaki duygularının yabancısı değilim / değiliz. Sayın sosyologgg’un bitiş cümlesi özeti...yoksa ne hacet? |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|