| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
DNA’nın Karanlıkta Kalan İsmi/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Fizik, Kimya, Biyoloji, Astronomi, Jeoloji... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 2,240
| "Charles Darwin’in “survival of the fittest” (güçlü olanın hayatta kalması) kuramından, genetik tedavilere uzanan 94 yıllık bir bilim öyküsünün 1953 yılında DNA’nın bulunmasıyla sonuçlandı. 1950 Edwin Chargaff bir nükleik asit bazı olan cytosine’nin hücre içindeki miktarının, bir diğer nükleik asit bazı olan guanine’nin hücredeki miktarına eşit olduğunu kanıtladı. Yine thymine miktarının adenine miktarına eşit olduğunu gösterdi. Bu oranlar her hücre için aynı sonuçlar verdi. 1951 Rosalind Franklin DNA’nın heliksi yapı arzettiğini kanıtlayan X ışını resimlerini çekti." İşte merak ettiğim bu kadın, Rosalind Franklin. 37 yaşında hayata veda etti Franklin. DNA’nın çözümünde önemli bir rol oynayan bilim kadını Rosalind Franklin’in adı neden hep geri planda kaldı? Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/news/212554.asp |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 2,240
| DNA'nın kalıtımı sağlayan molekül olduğu 1944 yılında Oswald Avery'nin zatüre bakterileri üzerine çalışmalarıyla gösterildi. Avery, yaptığı deneyde kalıtımın proteinlerle değil DNA ile sağlandığını radyoaktif işaretleme ile kesin olarak gösterdi. Avery'nin bu çalışması Watson ve Crick de dahil bir çok bilim adamının dikkatini DNA'nın yapısına vermesini sağladı. Aynı yıllarda Erwin Chargaff tarafından yapılan bir çalışmada pürin bazlarla pirimidin bazların miktarlarının sürekli birbirlerine eşit çıkması da yapının ikili sarmal olduğu konusundaki ilk düşünceleri ortaya çıkardı. Watson ve Crick, bütün bu bilgileri ve Rosalind Franklin ile Maurice Wilkins tarafından çekilen DNA'nın x-ışının diyagramını kullanarak modellerini ortaya koydular ve Nature dergisinde yayınladılar. Yapı adeninlerle timinlerin, guaninlerle sitozinlerin bağ yaptığı bir ikili sarmaldı. Watson ve Crick, Wilkins ile birlikte 1962 yılında bu buluşları için Nobel aldılar. DNA'nın yapısı söz konusu olduğunda akla hep Rosalind Franklin gelir. Franklin'in önemi Watson ve Crick'in üzerinde çalıştığı X-ışını diyagramını çeken kişi olmasıdır. Ancak işin ilginç yanı, Franklin'in diyagramının, patronu ve partneri olan Wilkins tarafından Crick'e Franklin'den habersiz gösterilmesidir. Crick bu diyagramı görür görmez bunun helikal bir moleküle ait olabileceğini düşünmüş ve üzerinde çalışarak sonuçta yapıyı çözmüştür. Tamamı |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 187
| 1950 yılından itibaren DNA yapısının kısa süre içinde çözüleceği kuvvetle tahmin ediliyordu. Bilimle uğraşanlara göre bu işi başaracak kişi Linus Pauling’ten başkası olamazdı. Zira Pauling, moleküllerin birbirleriyle ilişkisi ve dizilişleri konusunda dünya çapında uzmandı. Ancak ününe ün katmasını önleyen şey,bilimsel yönden sabit fikirliliği oldu. DNA yapısının üçlü sarmal şeklinde olduğunu kabul etmişti ve bu noktada yoğunlaşmıştı. * Aslında DNA’nın bilim literatürüne girişi 1869 yılında başlar. İsviçre’li J.F.Miescher,mikroskopla yaptığı gözlemlerde,önceden bilmediği bir madde görmüştü. Bu madde hücrenin çekirdeğinde olduğu için ona nüklein adını verdi,ama daha öteye gidemedi. Sonraları bu maddenin kalıtımla olan ilgisi kabul edildi,ama tam anlamıyla fonksiyonu anlaşılmadı. 1900’lü yılların başında Morgan,meşhur sirkesineği deneyleri ile genlerin kalıtımdaki rolünü anladı. Daha sonra O.Avery, DNA’nın kalıtım olayında birinci derede rol oynadığını kesinlikle kanıtladı. Ancak yapısının ne şekilde olduğu 1953 yılına kadar bilinemeyecekti. * Maurice Wilkins,savaş sırasında atom bombasının tasarlanma aşamasında yardımcı olarak görev almıştı. Rosalind Franklin, kömür madenlerini inceleyerek hükümete yardım eden bayan bilimci idi. Francis Crick,savaş yıllarını mıknatıslı mayınlar konusundaki çalışmaları ile tamamladı. Biyokimya dalında resmi öğrenim görmemişti. James Watson ise doktorasını daha 22 yaşında iken almış bir kişiydi. Bir yıl sonra,yani 1951 ‘de Cavendish Laboratuvarı’nda işe başladı. Onun da biyokimya ile ilgili resmi öğrenimi yoktu. * Bir DNA molekülü yaptığı işleri nasıl yapar? Bu sorunun cevabını bulmak için gereken ilk şey,onun şeklini belirlemektir. Cevabını aradıkları konu hem kimya hem de biyoloji ile doğrudan doğruya ilişkili idi. Watson,kimyayı kapsamlı olarak bilmiyordu ama kristalografi ihtisası yapmaktaydı. Crick ise o sıralar X-ışınımı konusunu almış,tezini yazmakla meşguldü. Wilkins ve bayan Franklin bu proje üzerine çalışmakta idiler. Her ikisi de Watson ve Crick’in rakibi konumundaydılar. * Kristalografi,atom ve molekülleri üç boyutlu haliyle dizilişlerini inceler. X-ışını kullanılarak yapılan bu tekniği Pauling geliştirmişti. Ancak DNA yapısını ortaya çıkaracak görüntüleri bu teknikle elde eden kişi bayan Franklin oldu. Üstelik başardığı iş,mineral kristallerindeki atomların dizilişini görüntülemekten daha zordu. Ama elde ettiği sonuçları kimseye açıklamıyor,kendine saklıyordu. * Wilkins ,bayan Franklin’in bu tutumundan oldukça rahatsızdı. Onun bu ketumluğunu çalışmalarındaki ortaklık ilişkisi ile bağdaştıramıyordu. Diğer taraftan Watson ve Crick çalışmalarında daha uyumlu idiler. Ama onların da bayan Franklin’in bulgularına ihtiyaçları vardı,bu yüzden ona bir nevi baskı yapıyorlardı. Gelgelelim bayan Franklin’in bildiklerini paylaşmaya niyeti yoktu,üstelik DNA’nın sarmal olduğuna inanmıyordu. 1950’li yıllarda İngiltere’de kadın akademisyenler hala gelenekleşmiş şekilde hor görülürlerdi. Erkek akademisyenlerin odalarına giremezler,yemeklerini bile ayrı yerlerde yerlerdi. Belki de bayan Franklin yirminci yüzyılın ikinci yarısında bile terk edilmeyen bu geleneği protesto ediyordu. * Ama sonraları durum değişti.1953 yılının ocak ayında Wilkins DNA görüntülerini bayan Franklin’den alabildi. Ve bu görüntüleri Watson’a gösterdi.Tabii o da bu bilgileri hemen Crick ile paylaştı. Wilkins’in DNA görüntülerini bayan Franklin’in rızasını alarak mı Watson’a gösterdiği şüpheli kalmıştır. Artık Watson ile Crick’in DNA molekülünün temel biçimine ve boyutlarına ait önemli klavuzu olmuştu. Çalışmalarını yoğun bir tempo ile sürdürmeye başladılar. DNA’nın adenin,guanin,sitozin ve timin olarak adlandırılan 4 tane kimyasal bileşeni olduğu zaten biliniyordu. Bunlar da belirli çiftler halinde bir aradaydılar.Ama nasıl ve ne şekilde idiler? * Watson ile Crick molekül şekillerine göre kartonlar kestiler. Tıpkı yapboz oyununda olduğu gibi bu karton parçalarının hangisinin hangisine uygun olduğunu araştırdılar. Deneye deneye DNA’nın sarmal oluşturacak şekilde modelini yaptılar. Başlangıçtan o güne dek DNA hakkında bilinen herşey yaptıkları bu modele tıpatıp uygulanabiliyordu. Bu başarılarını bütün dünyaya ilan ettiler. * DNA’ya ait bilinmeyen özelliklerin ortaya çıkarılışı tümüyle Watson ile Crick’e mal edilmişti. Aslında yaptıkları buluş,rakipleri tarafından yapılan çalışmalar sayesinde olmuştu. Bilim dünyasında böyle olaylar sık sık görülür,başarı ödülü tümüyle bir veya iki kişiye verilir. Ancak Nobel Ödülü’nü düzenleyen yetkililer Wilkins’i ihmal etmediler. 1962 yılı Nobel Tıp Ödülü Watson, Crick ve Wilkins arasında paylaştırıldı. Bayan Franklin ortak edilmedi.1958 yılında ölmüştü. Kaynak: A Short History of Nearly Everything |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|