"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||||||
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 2,343
| Kiskancligi da kapsar sahiplenme. Ama bagimsiz bir konu oldugunu düsünüyorum. Yaklasimim söyle: Bir insani seviyoruz, o da bizi. Karsilikli olduguna inanarak sonunda evleniyoruz. Bir anlamda her ikimiz de biribirimizi sahipleniyoruz. simdi sorular; Insanlarin düsüncelerinin zaman icinde biribirine paralel gitmesi mümkün müdür. Zaman icinde duygu ve düsünceler degisemez mi? Degisen duygulara paralel, evli kisilerden birinin farkli uyumlar bulmasi yasak midir. Her iki taraf ta birlikte basladilar diye sonuna dek birlikte götürmek gibi bir zorunluluk nereden geliyor? Taraflarin biri, digerini seviyor; ama digeri dedigimiz birey bir süre sonra baska birini sevemez mi? Iste sahiplenme duygusu burada öne cikiyor ve; Hain alcak, bana söz vermistin, ihanet ettin, ben seni cok seviyorum, tüm söylediklerin yalanmis gibi öykünmeler.. Düsüncelerimiz nelerdir bu konuda? saygiyla __________________
"Milliyetcilik bizim igrenc günahimizdir." E.Fromm |
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 535
| Ben evliliğin ve sevginin kutsallığına inanırım...İnsanların hayatlarını paylaşmaları demek. Sahiplenme duygusuda burdan geliyor. Aile olmanın getirisidir bence. Nitekim insanlar sadece eşlerini değil, aile bireylerinin hepsi için sahiplenme duygusu barındırırlar. Ama burda baktığımız sahiplenme duygusu eşler arasında olan bir sahiplenme duygusudur. Şöyle söylemeliyim ki; Evlilikte sevginin ve saygının temelleri sağlam atılmışsa, o evlilik edbedi olabiliyor. Sağlam atılan temellerin çatırdaması çok zordur. Birden bire başka birini sevemez herhengi bir taraf. Eğer böyle bir durum söz konusuysa iki taraflı şuç aranmaktadır. Belkide sevgiye saygıya iyi sahip çıkılamadığından temelden bir yıkım yaşanır. O saatten sonrada, sahiplenmenin bi anlamı kalmaz zaten. __________________
insanlar anlayabildikleri kadar yaşar, ve anlayamadıkları şeyleri umursamadan ölüp gider... |
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 2,238
| Hayatımızın en özel sınırları içine aldığımız herşey "aidiyet" duygusunu da beraberinde getiriyor. Bazen "aidiyet", koruma, kollama, kıskanma..vb hareketleri de bilerek veya bilmeyerek doğurabiliyor. Kendinize ait ve en iyi sizin bildiğiniz bir dünyada yer almasına izin verdiğiniz herşey sizin dünyanıza aittir. Oradan birşeyleri çekip çıkarmak da yine size bağlı, size kalmış bir olaydır. Çemberin merkez noktasında yer alan tüm insanlar veya varlıklar Siz'inmiş gibi hissedersiniz. Yaptıkları her hareket sizi etkiler çünkü. Attıkları her adım hayatınızda değişimler yaratabilir. Sahip olduğu bakış açısı da hayatınızda farklılıklara yol açabilir. Bu kadar derinden bir etkiye sahip olan bir insana karşı sizin tutumunuzun sınırları da aidiyet ve akabinde sahiplenme, bazen de bunun sonucunda kıskanma olgusunu ortaya çıkarıyor. Öyle ya da böyle insanın doğasında bir yerlere, bir aileye ait olma, bir grubun üyesi olma dürtüsü vardır. Belki iç güdülerimiz yok ama dürtüler gerçekten hayat döngüsünde önemli bir yere sahip. İşte bu dürtülerin en güçlü olduğu alanlardan biri sevgi ve aşkla kesiştiği nokta. O noktada hiç özelliğimiz olmamasına rağmen olağandışı davranışlarda bulunabiliyoruz bile... Bu işin farklı bir boyutu tabi. Bu kadar derin ve yoğun bir yer verdiğimiz, içsel dünyamızda en fazla yer kaplayan insanların ihaneti karşısında dilden de her türlü söz varyasyonu duymak mümkün oluyor ki ben bunu fazlasıyla doğal karşılıyorum. İnsan eşine hayatını adıyor, yaşamının en önemli yerlerinden birini belki de en önemlisini veriyor. Elbette bir yerlerde aidiyet duygusu tepe noktasına tırmanacaktır. Tanıştırırken "Eşim" diyoruz. Tamlamanın tamlayanı düşse de biliyoruz; "benim eşim"... Sevgilerle |
| #4 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış
Giriş Tarihi: May 2006
Mesajlar: 458
| Bu konu sanırım aldatmanın değişik varyasyonu sayın aksana. Şimdilik olmasada ilerleyen zamanlarda kanımca oraya varacaktır. İlbilgenin saptamaları doğrudur ama son noktada ihanet noktasında insan en çok biten bir ilişkiyemi sevgiyemi ya da yaptığı fedakarlıklara mı yanıyor bunun feryadı mı oluyor bu sarfedilen sözler? Belki de en büyük yanlış kendini birine bir şeye adamak noktasında başlıyor kim bilir? |
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 44
| sayın aksana, çok güzel bir konu uzun uzun yazılıp tartışılabilir. nerde o eski günler dedirttiriyor insana ... düşünüyorum da BENİM demek bitirmiyor mu herşeyi aslında? "Bırak sana gelirse senindir" yazmaz mıydık öğrenciyken defter kenarlarına? bizler aslında yanlızca sevgiyi değil sahiplenmeyide beraberinde getiriyoruz galiba ...o kadar kronikleşmişiz ki Bir kadını sevdiğimizde "benim olsun" diyoruz. Bir erkeği sevdiğimizde "benim olsun" diyoruz. Yoksa bizim sevmek diye algıladığımız sahiplenmek ve sadece benim olsun egosu olmasın ?Sevmek dediğimiz şey korumak değildir ki asla! Sevmek asla "sahiplenmek" olmadı! Düşündüğümüz gibi değil, kimse sevince kısıtla demedi bize biz öyle algıladık...aslında biz başlatmadık mı bu kargaşayı; ya benim olursun, ya toprağın diyenler başlattı. İlginçtir ki Her şeyin başı sevgi diyenler yine onlardı! Sorsanız hep yanındalardı sevdiklerinin...Sorsanız..."O'nun mutluluğu benim mutluluğumdu, kendilerince... Ta ki "O", mutluluğu bir başka yerde bulana değin, tabi buda en doğal hak olan- bir başkasını ya da yeri tercih etme özgürlüğünü kullanana değin! Ben güzele güzel demem, güzel benim olmadıkça oldu bu defa!İşte böyle öğrettiler, böyle işlendi beynimize sevgi.İşte bu kadar uzağız gerçek sevgiye! Sevginin asla böyle "ikiyüzlü" olmadığını göremeyecek kadar uzak... sevgiler |
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 2,343
| arkadaslarin, kiskanclik ve aldatma ile genelde kurduklari iliskileri anliyorum. Ben de diyorum, sahip olma duygusu var oldukca bu iki kavramdan yakasini siyiramayacak belki de insanlar. Kiskanirken, ihanete ugrarken, gözden kacirilan en can alici nokta; "karsimdaki sevdigim insan nasil bana ait olur?" sorusunu hic kendisine sormus mudur? yok efendim biz biribirimize aitiz filan. Nasil? Iki insan nasil biribirilerine ait olur ki? Baslangic noktamiz burasi ![]() saygiyla __________________
"Milliyetcilik bizim igrenc günahimizdir." E.Fromm Hoca Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 07-12-06 19:05 . |
| #7 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: Ankara
Mesajlar: 1,188
| Sahiplenmek ile kıskanmak farklı şeyler olsa da bazen aynı noktadan geçebiliyorlar.Sahiplenmek bence çok farklı bir duygu...Bir şey,bir kişi sizin değildir.Bir konuşma,görüşme olay...dan sonra sizin olur ya da siz onu parçanız sayarsınız...Seviyoruz ve sahipleniyoruz.İhtiyacımız olduğunu düşünüyoruz,ihtiyacı olduğunu da ve yine sahipleniyoruz...Acıyoruz sahipleniyoruz...Böyle devam edilebilir fakat temelde sevgi yatar...Ben başka türlü düşünemiyorum...Saygılar.... __________________
sÜpÜrGeSiNi eLiNdEn dÜşÜrMeYeN BiR cAdInIn lAnEtİ oLmAlı bU...yA dA kOcA bİr şEhRe TanRıNıN iHaNeTi... |
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: İstanbul-Denizli
Mesajlar: 2,014
| Neden mi sahipleniyoruz; Eş-i-miz çünkü bizim eşimiz mesala evimiz ,arabamız,ülkemiz... iyelik eki var sonunda bunlar bizim... SAYGILAR... __________________
Herkes dünyaya mutluluk getirdi; kimi geldiğinde, kimi gittiğinde... |
| #9 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4,258
| Bence işin içinde karı koca olarak birbirine ait olmak da sevgi de yatmaktadır.Sözgelimi eşinizi sevmeseniz bile başkası ise flört yapmasını istemezsiniz.Bunun sebebi dedikodular da değil gerçekten de istemezsiniz. Diğer taraftan evli değilseniz bile sevdiğiniz birinin başkasını sevmesini vebaşkası tarafından sevilmesini de istemezsiniz.Burda da sevgiyi sadece kendisine ait kılma isteği vardır. Evliikler sağlam temeler üzerinde oluşturulursa kolay kolay yıkılmaz.Ancak modern hayatın bu temelleribirbir attığını da kabullenmek gerekir. |
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 632
| İnsanların düşünceleri zaman içinde değişebiliyor evet. Ne yazık ki bunu etrafta çok görüyoruz ve nedense bu değişim daha çok erkeklerde oluyor! Bu durumda insanların dememek gerek. Peki neden değişiyor? Bunun kadının sahiplenmesinden, kıskançlığından çok daha öte bir şey olduğunu düşünüyorum. Genelde erkekler kabul etmezler ama gerçek sebep çok daha başka bir şeydir. Bunu en çok onlar bilir. Sn.Aksana, hoca; keşke bunu da en gerçeğiyle açıklayabilseniz. Ne büyük bir iyilik olurdu bu özellikle kadınlar için. Biraz daha anlardık belki erkekleri. Alabildiğine özgür olan erkeklerin, kıskançlık duygusuyla boğulmayan, sevilen, güvenilen bir erkeğin neden tüm bunlar olmadığı halde gene de kendisini kısıtlanmış, iple bağlanmış gibi hissederek "özgürlük çığlıklarıyla ruhum kimseye ait değil gitmek istiyorum" diyerek, biz kavramından kendisini sıyırıp kendi mutluluğumu yaşamak istiyorum beni özgür bırak diyerek kaçma isteklerini? Gerçekten de tüm dedikleriniz olmadan da bunlar oluyor. Bunun nedenini bilmeyi çok isterdim, düşüncelerinize de hak verebilmeyi isterdim. Ama böyle bir durumda nasıl haklı görülebilir ki? Bunu açıklayabilirmisiniz? ve lütfen bu sorunu görme, anlama ve çözme adına soruyorum, yani özgürlük, kısıtlama, sahiplenme, güvensizlik yokken erkeğin böyle bir söylemi karşısında bir kadın ne yapmalı peki? __________________
"Dürüst insanların ceza görmeden ülkelerine hizmet edebilecekleri zaman henüz gelmedi" Isidore de ROBESPİERRE (1794'ten beri) mayıs Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 25-12-06 14:35 . |
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|