"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki taahütleri/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Dünya'daki gelişmeler, Dış ilişkiler, Avrupa Birliği |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Forum Kurucu Üyesi ![]() Giriş Tarihi: Mar 2005 Ülke / Şehir: 23185
Mesajlar: 3,834
| Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki taahütleri Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni kuran Londra ve Zürich antlaşmalarına göre adada barışı tesis edip adadan çekilmek dışında bir hakkı ya da yükümlülüğü yoktu. Ya da taksim veya ilhak isteme hakkı da yoktu. Bakın imzaladığımız antlaşma ne diyor: Article 2 Greece, the United Kingdom and Turkey, taking note of the undertakings by the Republic of Cyprus embodied in Article I, recognise and guarantee the independence, territorial integrity and security of the Republic of Cyprus and also the provisions of the basic articles of its Constitution. They likewise undertake to prohibit, as far as lies within their power, all activity having the object of promoting directly or indirectly either the union of the Republic of Cyprus with any other State, or the partition of the Island. Article 3 http://www.cyprus-conflict.net/Treaties%20-1959-60.htmIn the event of any breach of the provisions of the present Treaty, Greece, the United Kingdom, and Turkey undertake to consult together, with a view to making representations, or taking the necessary steps to ensure observance of those provisions. In so far as common or concerted action may prove impossible, each of the three guaranteeing Powers reserves the right to take action with the sole aim of re-establishing the state of affairs established by the present Treaty. Dilerseniz önemli yerleri çevireyim: Madde 2 özetle diyor ki, "Yunanistan, İngiltere ve Türkiye; Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını toprak bütünlüğünü ve güvenliğini tanır ve teminat altına alır. Aynı zamanda, doğrudan ya da dolaylı olarak Kıbrıs Cumhuriyeti'nin başka bir devletle birleşmesi ya da bölünmesi amacını güden eylemleri yasaklamayı taahüt eder. Madde 3 de özetle, "Her üç garantör devlet de yalnızca Kıbrıs'ın mevcut antlaşmayla kurulmuş düzenini yeniden tesis etmek amaçlı olarak müdehale hakkına sahiptir." *** Evet, ne dersiniz bu işe? |
|
| #2 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| sayın türker ! Alıntı:
Ancak bu üç garantör devletin dışında bütünlüğü bozan bir tehdide karşı bir müdahale olsaydı, anlaşma konusunda uzlaşı çok daha kolay olurdu diye düşünüyorum. Saygılarımla. | |
|
| #3 | ||
Forum Kurucu Üyesi ![]() Giriş Tarihi: Mar 2005 Ülke / Şehir: 23185
Mesajlar: 3,834
| Alıntı:
Enosis yapacak olan 30 yılda çoktan yapardı. Konjonktür değişmiştir. AB'ye girmiş bir Kıbrıs, Yunanistan ve girme sürecinde bir Türkiye var. Türkiye'nin yapması gerken barışı tesis etmektir ve bu da çok geç kalınmış bir adımdır. Saygılar. | |
|
| #4 | ||
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,807
| Alıntı:
Kıbrıs AB'ye girmiş olması rağmen, adada varolan türk varlığının rum eğemenliğine boyun eğmesi yönünde büyük çaba sarfetmekmektedir. İki toplumlu yaşam birlikteliğini ne rumlar nede Yunanlılar uygun görmektedir.Onların bu tutumu karşısında , haliyle adadaki türkler de T.C yanlısı tutumu onaylamak ve taraf olmak zorunluluğunda bırakılmaktadır. Saygılarımla. | |
|
| #5 | |
![]() Giriş Tarihi: Oct 2006 Ülke / Şehir: ankara
Mesajlar: 466
| adada iki devletli bir durum türkiyenin çıkarınadır... adada asker bulundurmalıdır... aksi halde adanın yunanistana ilhakı konusunda türkiyenin buna karşı çıkacak bir yaptırımı kalmaz... anlaşmanın varlığı bir yaptırım değildir... aynı anlaşmamı bilmiyorum ama yunanistanın ve türkiyenin üye olmadığı avrupa birliğine adanın üye olamayacağı yolunda bir maddesi olan bir anlaşma da vardı... ama uyulmadı... |
|
| #6 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 58
| 1974 de harekat yapıldığında yeşil hat denilen kuzey ile güney arasındaki sınır çekildiğinde herşey toz pembeydi..kıbrıs türk halkının yıllardır rumlardan cektiği zulüm artık sona ermişti...ama işte ne olduysa o harekattan sonraki yanlış politikalardan dolayı oldu...örnek verecek olursam kuzeyde kurulan türk devletinde rumlara yaşama hakkı verilmemeiştir...düşünün 1974den once kuzeyde yaşayan bir rumun evi ve işi alındı ve elinde hiçbirşey olmadan yıllardır biriktirdiğni kuzeyde bırakarak güneye göçe zorlandı...bunu yanlış anlamayın harekat olmamalıydı demiyorum ama harekattan sonra türkiyenin yanlış ve katı tutumu nedeniyle bugün kıbrıs cıkmaz bir durumdadır...şimdi ise 700,000 nüfuslu rum tarafı bu eski günlerdeki yanlışlıklardan yararlanarak türkiyenin önünde ab yolunda bir bariyer gibi durabiliyor |
|
| #7 | ||
Tarih ![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 5,091
| Alıntı:
Dediğiniz gibi adadan asker çekilmemeli.Bu sayede rumlar asla bir oldu bitti yapamıyor.Yıllaardır rum gençleri zehirleyip durdular.Bizimkilere ise barış şarkıları söylettiler.İki halkın bir arada yaşaması ne yazıkki papadopulos un ellerinde çoktan çürüdü.Türkiyenin yapacağı tek şey sıkı durmaktır.Artık başka seçeneği yok | |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Jul 2005
Mesajlar: 522
| slm. Bence ne yapıldıysa yanlış politikalar yüzünden yapıldı. Yanlış politika da Türkiye ve Bizim politikacılar tarafından yapıldı. Bunu bilir bunu söylerim. 1974 çıkarması Garantör ülke Türkiyenin hakkı olabilir. Buraya kadar herşey iyi. Adayı ikiye bölmesi ve iki toplumu birbirinden ayırmasını da güvenik olarak kabul edelim. Peki sonrası . Her birkaç yılda bir Türk devleti kuruldu Kuzey Kıbrısta. Kıbrıs Otonom devleti- Kıbrıs Türk Federe Devleti- KKTC . Bunlar hep Türkiye gdümlü devletler. Garantörlüğe ters düşen hareketler. İş bununla da kalmadı . Kurulan bu devletler kendi hallerine bırakılmadı. Emirler hep Ankaradan çıktı. Başta Ankaranın istediği adam. Kilit noktalarda Ankaranın gönderdiği Uzman memurlar la. Bir Türkiye ili gibi yönetildi. Dıştan yüzeysel bakanlar Bir devlet görüyorlardı. Derine inenler ise Türkiyeye bağlanmaya çalışılan bir bölge. Peki bunu yabancılar görmüyormuydu. Görüyorlardı ve hemde öyle bir görüyorlardı ki adamlar bizimle ilgili istatistik bile yapmışlar. Bizi bizden daha iyi biliyorlar. Bu yüzden suçluyu uzakta aramamak lazım. (Yanlışı yanlışla düzeltmek ne kadar doğru) Herşeyin yolu Tüm dünyanın tanıyacağı bir Kıbrıs Türk Devletinden geçer. O zaman ne bir oldu bitti nede aksi bir durum oluşur. Yoksa dediğiniz gibi tetikte durmak da işe yaramaz. Daha açık konuşayım isterseniz. Anadolu toprakları üzerinde yaşayan devlet tarafından üçüncü kez satılmaya tahammülümüz yok. Bu yüzden Bağımsız Kıbrıs Türk Devleti bizim tek çıkar yolumuz. (Kıbrısın Milli davanız olduğunu söylemeye kalkmayınız çünkü o hikaye bayatladı) kehleti Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 16-12-06 23:07 . |
|
| #9 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jul 2005
Mesajlar: 522
| slm. Aslında net bir plan var. Ama uygulamada yürümeyince iş karıştı. Türkiyeye ilhak . İşte yapmak istediği Türkiyenin. Ama olmuyor. Neden böyle konuşuyorsun diyorsan. Birçok Kilit noktada Türkiyeden gelen Uzman memurlar görevli. Yapılan birçok şey Kıbrısa uyumlu olup olmadığına bakılmaksızın sırf Türkiyede öyle diye uygulanmaya çalışılması. Satılmaya gelince. Osmanlı Kıbrıstaki halka sormadan bizi ingilizin kontroluna verdi. Lozanda resmen yine bize sorulmadan ingilize devrettiniz. Şimdi de inceleyin. Birçok konu olup bittikten sonra bilgimize geliyor. Bizim politikacılar da belli olmasın diye Türkiye ile birlikte karar aldık deyip işin içinden sıyrılıyor. Türkiyenin önünde Kıbrıs önemli bir engel AB yolunda. Peki bu aşamada Türkiye "Ben Adanın güvenliği ile ilgiliyim siyasi ve politik konuları gidin Kıbrısın kuzeyindeki devlet ile görüşün" diyormu. Hayır. demiyor. Çünkü hem kendisi hemde Tüm dünya biliyor ki Kıbrısın Kuzeyinde egemenlik ve kontrol ve tüm herşey Türkiyenin elinde. Türkiye de bunu pazarlık konusu yapıyor. Muhattabı değilsiniz. Direk olarak sorunun bir ayağısınız. , Alıntı:
| |
|
| #10 | ||
Tarih ![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: izmir
Mesajlar: 5,091
| Alıntı:
Osmanlı dönemindeki bir meseleyi bizdenbilmeniz ayrı bir dava.Ancak o konuyuda yanlış biliyorsunuz.Adanın İngilizlere verilmesi gibi bir durum yok.Adanın fiili bir işgali var.Osmanlı yazık güçsüz ne yapsın sesini çıkaramamış.Lozan olaydan onlarca yıl sonra yapıldı.Artık durum kemikleşmişti.Ne yapsaksaydık İngiliz donanmasına savaş mı açsaydık.Biz gücümüzü İzmirde tüketmiştik.Dedikleriniz çocukça şeyler. Belki beceriksizlik etmiş oluruz ama adadaki Türk varlığı ancak bu şekilde korunabildi.EOKA nın eline kalınsaydı ne olurdu.Adadaki sorunların bir kısmı türkiye ye ait olabilir ama dünya ambargosunu biz mi yapıyoruz. | |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|