"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." Lütfen forum kurallarını okuyunuz. |
||||||||||
| #1 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 9
| Zaman kavramı eski Yunan'da da çok tartışılmış bir konudur. Hemen hemen tüm felsefecilerin düşündüğü ve bir görüş belirttiği bir konudur. Benim de bir dönemler iligimi çeken bu konuda yaptığım araştırmalarımın sonucunu sizlerle paylaşmak isterim. Zaman insanın kafasını karıştıran bir kavram, zaman ne kadar eski, nasıl bir kavram, gibi sorular çok sorulur. Zaman kavramı düşünüldüğünde çabuk anlaşılabilir olarak da karşımızı çıkar. Öncelikle hangi zamanın ne olduğunu tanımlayalım. Zaman şuurlu bir hareketin ölçümüdür. Şu an içinde bulunduğumuz boyutta, yani dünya'da zaman sadece yaşamımızın bir ölçümüdür. Biz yaşantımızı, şimdi, geçmiş ve gelecek diye üçe ana zamana ayırırarak ölçer ve bir durum değerlendirmesi yaparız. Yanlız unutmayalım ki geçmiş zaman olarak geride bıraktığımız zaman bizim için hiçbir ifadesi ve etkinliği olmayan bir durumdur. Bir bakıma gelecekte öyledir. Yaşanmamış olması, bizim için bir şey ifade etmez. Ancak geçmiş zaman yaşamımızdaki tecrübelerin oluştuğu, gelecek ise geçmiş zamandaki tecrübelerimizin gelecekteki planlarıdır. Ama temel olarak baktığımızda ne geçmiş nede gelecek aktif bir zaman dilimidir. O halde tek reel ve gerçek şimdiki zamandır, çünkü yaşadığımız an sayesinde bir ölçüm yaparak tecrübelerimizi yada yapacaklarımızı programlayarak sebep-sonuç ilişkisi çıkartarak zaman kavramını anlamlı bir hale getiririz. İşte bizim yaşadığımız bu üç boyutlu dünyada zaman kavramı budur. Ama mana alemi için durum daha farklı. Bizim yaşadığımız bir tür olan üç boyut da olmadıkları için onlarda geçmiş ve gelecek yoktur. Rab (tanrı) ise zamanın ve mekanın dışındadır. Rab (tanrı) için bir zaman yoktur çünkü bütün bu zaman kavramı bir yaratıktır, ve yaratılmış olan bir kavram yaratılmamış olan Rab'in (tanrı'nın) süresini veya durumunu ölçemez. Rab (tanrı) için sadece kendisi için olan an vardır ve bu bir zaman yada zaman kavramı değildir. armageddon Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 28-12-06 15:27 .Sebep: isteğe bağlı |
| #2 | ||
![]() Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 145
| Alıntı:
Paylaşımınız için teşekkürler.. Bilhassa kader konusunda aklı karşanların bu zaman mevhumunu iyi anlaması gerekir ve bu yazıdan yararlanacaklarına eminim. Yalnız alem-i gayb dediğimiz alem aslında bir şekilde bizim geçmiş ve geleceğimizin yansımasıdır,maddi manevi kendi alemimizi canlı kılan biziz,tıpkı şuanda bilgisayarımızda boş olan bazı dosyaları kendimiz doldurduğumuz gibi..Gerçek olan an'dır.Fakat bu "an"dan ne anlaşıldığıda önemlidir.Bu eğer zaman kaydından kurtulup ilahi tecellileri seyredebilme geçmiş ve geleceği bir görebilme konumunda olan bir "an "sa ,ona eyvallah.Ama gerçek olan "an"dır deyip anlık zevklerde boğulma durumu söz konusu olursa bende çok defa tekrar ettiğim ve ziyade hoşuma giden bir sözü paylaşmadan geçemem."Yaralarımız bize geçmişin gerçek olduğunu gösterir"Ve insanı hayvandan Âdem seviyesine çıkaran geçmiş gelecek arasında ilişki kurarak muhasebe ve muhakeme yapabilme yetisidir. Saygılar.. __________________
Beni bir ben bilirim ,birde yaradan Bana bir ben lazımım, birde anlayan... | |
| #3 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 9
| sayın enkas, bende yorumunuz için teşekkür ederim. Konuya biraz açıklama getirmek gerekirse kasıt ettiğim yaşamsal zamanın bir anlık süreç olduğunu ve Rab'in (tanrı) bize verdiği sürekli can edici, var edici gibi inayetleri sayesinde yaşayabiliyoruz. Sonsuz varlık karşısında bizim için var olan zaman kavramı ne kadar da izafi, değilmi. Bu yaşama gelip te zamanı sadece bir anlık keyif olarak düşünen insanlara doğrusu üzülmek gerek. Ama tabii söz konusu olan cüzi iradenin kendisini dev aynasında görerek yaşamı merkez tutması ve bu basit zaman hatasına düşerek varlığını ve varlığının amacı unutup, kendi nefsini sorgulamadan zamanı bu kadar hoyratça kullanması ve aynı zamanda sorgulaması ise ilginç bir yaklaşım oluyor. Gerçi şu boyutlu yaşam içinde zamana dayalı yaşamak bizim için bir avantajdır. Geçmişimizdeki zamanın getirdiği tecrübeleri şuan irdeleyerek gelecek zamana taşıyabilip yaşamımızı daha kaliteli ve daha sevgiye dayalı paylaşımcı bir hale getirebiliriz. Ama nefs işte, zamanla birleştiği zaman kokunç bir güç haline gelebiliyor. Dünya'ya yeni geldiğimizde, küçüklük ve gençlik çağımızda zamanın hiç geçmeyeceğini düşünürüz. Yaşlanmaya başladığımızda ise halen daha zamanın olduğunu düşünürüz. Yani zaman biz insanlar için o kadar göreceli bir kavramdır ki. Sanki bu zamanı bu kadar hoyratça kullanmamız yetmiyormuş gibi bir de oturur zaman kavramı hakkında uzun uzun düşüncelere dalarız. Oysa zamanı düşünmekten önce düzeltmemiz gereken koca bir dünya var. Dünya'yı ise sanırım fertler olarak kendimizi düzelterek başlıyabiliriz. Saygılarımla, armageddon Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 05-01-07 14:28 . |
| #4 | ||
![]() Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 145
| Alıntı:
__________________
Beni bir ben bilirim ,birde yaradan Bana bir ben lazımım, birde anlayan... | |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|